Gellert Tepesi (Gellért-hegy), Macaristan‘ın başkenti Budapeşte‘de eşsiz Tuna Nehri ve panoramik şehir manzarasıyla şehrin turistik cazibe merkezlerinden biri. Eşsiz manzarasının yanı sıra şehrin tarihi geçmişi ve kent hafızasında önemli bir yere sahip. Tepenin eteklerinde Gellért’in bir anıtı bulunuyor. Anıtın kaidesinden aşağı kat kat yapılmış yapay bir şelale var.

Göz alıcı yeşillikler içerisinde Elizabeth Köprüsünün karşısında bulunan tepe, Macaristan’da Hristiyanlığın yayılmasında büyük emeği olan ve Hristiyanlığa karşı çıkanların piskopos Aziz Gellert’i varilin içine koyup tepeden aşağıya atıp öldürdüğü yer olarak biliniyor. Gellért Tepesi, 1987 yılından bu yana ‘Tuna Nehrinin Zenginlikleri’ adıyla UNESCO Dünya Kültürel Mirası Listesinde yer alıyor.

Gellert Tepesi

Gellert Tepesi, Budapeşte’nin en iyi panoramik manzarasını görmek için gidilecek yer. Tepeden, Tuna nehrinin ve şehrin her iki yakasının, Buda ve Peşte’nin rakipsiz manzaralarını görüyorsunuz. Adını, Budapeşte’de piskoposluk yaparken çıkan büyük pagan isyanda öldürülen St. Gellert’ten almış.

Budapeşte’nin en eski yerleşim yerlerinden biri olan tepede iki dev anıt ve bir mağara kilisesi bulunuyor. Tepenin Elisabeth Köprüsünün yanında piskopos Gellert’ın dev bronz bir heykeli gözünüzden kaçmasın. Anıt 1904 yılında Psikopos Gellert’in öldürüldüğü düşünülen yere dikilmiş. Budapeşte’nin tarihinde önemli bir rol oynamış.

Gellert Tepesi, Budapeşte

Gellert Tepesi (Gellért Hill), deniz seviyesinden 235 metre yükseklikte, Tuna Nehri’ne bakan panoramik manzarası ve tarihi yapılarıyla şehirde ziyaret etmekten pişman olmayacağınız bir seyir tepesi. Roma döneminde Keltler, Roma şehri Aquincum‘dan sadece 2 kilometre uzaklıktaki bu bölgede yaşıyordu.

Orta çağda Kelen-hegy, Pesti-hegy ve Blocksberg gibi isimlerle anılan tepe, 15. yüzyıldan itibaren St. Gellert’in ölümü ile ilgili efsaneye dayanarak St. Gellert olarak adlandırılmış. Hristiyanlığın bölgede yayılmasında büyük emeği olan St. Gellert Sagredo, 1046’da çıkan büyük Pagan isyanında din karşıtları tarafından tepeden bir varil içerisinde aşağıya atılarak öldürülmüş.

Yamaçta yer alan mağara da yine piskoposun ismi verilmiş. Osmanlının Budapeşte’ye hakim olduğu dönemde Osmanlı tepeye Gürz Elyas Bayırı ismini vermiş. Bektaşi geleneğinden gelen Gürz Elyas, tepede türbesi olan ve 17. yüzyılda Müslümanlar tarafından sıklıkla ziyaret edilen bir isim.

Günümüzde Gellért Tepesi, ağaçlıklı park alanı ve tarihi anıtlarıyla varlıklı bir yerleşim bölgesi. Gellert Tepesinde bir kaya kilisesi, Gellért Oteli ve Gellért Kaplıcası, Sokullu Mustafa Paşa tarafından genişletilmiş Rudas Kaplıcası ve yine Osmanlı döneminden kalma Rac Hamamı gezilecek yerler arasında.

Tepenin zirve ise Budapeşte’nin 1945’te Rus ordusu tarafından kurtarılışının anısına yapılan ve Tuna Nehri boyunca hemen her yerden görülen devasa Özgürlük Anıtı yer alıyor.

Gellert Tepesinde son heyecan verici keşif Ocak 2007’de yaşandı. Devam eden inşaat sırasında tepenin altında keşfedilen 3 odalı, 60 metre uzunluk ve 18 metre derinlikteki mağaranın içi alçı, kalsit ve aragonitten oluşan göz kamaştırıcı beyaz kristallerle kaplı.

GELLERT TEPESİNE NASIL GİDİLİR
Tepeye en yakın metro istasyonu Szent Gellért tér. Otobüsler de Gellért Tepesi’ni şehrin geri kalanına bağlasa da bu bölgeyi deneyimlemenin en iyi yolu yürüyerek çıkmak. Tepeye tırmanmaya başlayabileceğiniz iki yer var. Ya Gellért Hotel’den ya da Elisabeth Köprüsü’nün sonundaki patikadan yürüyerek çıkın.

Gellért Hotel’den çıkan patika daha dik. Elisabeth Köprüsünden çıkıp Gellért Hotel’den inin veya Szent Gellért tér metrosuyla Kale Bölgesine geçin. Köprüden çıkarken, Aziz Gellért’in heykelini gördükten sonra ormanlık alandan geçen dolambaçlı patikayı takip ederek zirveye ulaşana kadar yolunuza devam edin. Yarım saat sürmez.

Patika boyunca hemen şehrin ve Buda Kalesi’nin harika manzarası önünüze seriliyor. Sadece patikanın atmosfer ve manzarası için dahi tepeye çıkılır. Gellért Tepesinde muhteşem manzaraların yanı sıra tadını çıkarabileceğiniz birkaç şey var. Başlıca turistik yerler Citadella, Özgürlük Anıtı, Mağara Kilisesi ve Gellért Anıtı.

BUDAPEŞTE’DE NEREDE KALINIR
🏨 Peşte’nin kalbi Vaci Utca Caddesinde yer alan Mercure City Center ve Estilo Fashion Hotel ✔︎ şehrin kalabalığına hemen karışmak isteyenler için enfes konuma sahip. Danubius Hotel Arena ise şehrin dışında yer alıyordu, metro ile gidip geldim. Buda bölümünde, Tuna Nehri kıyısında kaldığım art’otel en sevdiğim otel oldu ✔︎

Makedonya
Flyista

Gellert Tepesinde Gezilecek Yerler

1. Gellert Sagredo Anıtı

Gellert Sagredo, 11. yüzyılda Macarları Hristiyanlığa yönelten piskopos ve ülkenin en önemli dini figürlerinden biri. Filistin’e hacca giderken dönemin kralı Stephen tarafından himaye altına alınan Gellert, kralın oğlu Imre’nin eğitmenliği ve Pagan olan Macar halkına Hristiyanlığa yöneltmekle görevlendirilmiş.

Bu misyonu ile kralın koruması altında Budapeşte’de yıllarca yaşayan Gellert, Kral Stephen’in ölümünden yıllar sonra Paganizme dönmek isteyen asilerin hedefi olmuş. Efsaneye göre paganlar tarafından çivili bir varilin içine koyularak Gellert Tepesinden aşağıya yuvarlanarak ölüme gönderilen Gellert’in tepenin eteğinde düştüğü kabul edilen yere 1904’te Gellert Anıtı dikilmiş.

Erszebet Köprüsü‘nün aşağı yukarı tam da karşısına den geliyor bu yamaç. Heykelinin tasarımı Gyula Jankovits tarafından yapılmış ve yarım daire şeklinde neoklasik demir kolonlarla çevrelenmiş. 20 metre yüksekliktek heykelde Gellert’in elinde bir haçı zaferle yukarıda tutuyor, ayaklarında ise vahşi görünümlü Macarlar korkuyla piskoposa bakıyor.

Hemen heykelin dibinde ise çok güzel bir yapay şelale bulunuyor. Gellert Anıtı (St. Gerard Sagredo Statue), Budapeşte’nin neredeyse her yerinden görülebiliyor. Heykeli en güzel şekilde görebileceğiniz yer ise Elizabeth Köprüsü. Özellikle gece olduğunda, aydınlatmaları açılınca oldukça etkileyici görünüyor.

2. Özgürlük Anıtı

Özgürlük Anıtı (Liberty Statue), Macar heykeltıraş Kisfaludi Strobl tarafından 1947’de yapılmış. Sovyet güçlerinin şehri Nazi işgalinden kurtarmasının simgesi olarak dikilmiş. 14 metrelik anıt eliyle zafer işareti yapan bir kadını tasvir ediyor. Heykelin sağ tarafı ilerlemeyi mecazi olarak ifade ederken, sol tarafı da şeytanı simgeliyor.

Komünizmin yok olmasından sonra normalde tam heykelin önünde duran bir Sovyet askeri heykeli, şehrin dışında bulunan dönem heykellerinin şehirden kaldırılıp sergilendiği Memento Park’a taşınmış. Budapeşte Yakınlarında Görülecek Yerler yazıma göz atarsanız Memento Park hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

3. Citadella

Citadella (Kale), Avusturyalı Habsburg Hanedanlığı tarafından 1850-1854 yılları arasında Macar Kurtuluş Savaşından sonra şehri daha iyi kontrol edebilmek için yapılmış. Tepeye konuşlandırılmış bu kale orijinalinde 200 metre uzunluğunda, 6 metre yüksekliğinde surlara sahipti ve bu surlar 3 metre kalınlığındaydı.

Habsburg Hanedanının Avusturya-Macaristan anlaşmasının ardından Budapeşte’yi terk etmesiyle kalenin mülkiyeti de şehre geçti. Kalenin duvarlarının bir kısmı Avusturya’ya karşı kazanılan zaferin sembolü olarak yıkıldı, bir bölümü ise güvenlik amacıyla kullanılmaya devam edildi.

Kale, II. Dünya Savaşında da önemli bir yere sahip olmuş. Nazi güçlerinin Budapeşte’yi işgal ettiği dönemde Alman askerleri tarafından garnizon olarak kullanılan kale, günümüzde turistik otellerle çevrili. Tuna Nehrinin muhteşem manzarasını sunan kale günün her saati ücretsiz bir şekilde ziyaret edilebiliyor.

4. Mağara Kilisesi

Mağara Kilisesi, Gellért Tepesinin dibinde, Gellért Hotel’in karşısında yer alıyor. Kilise 1926’da Gellért Tepesindeki doğal mağara sisteminden birine kurulmuş. Bizdeki Kapadokya Kaya kiliselerine benziyor.

Komünistlerin kiliseyi kapattığı 1951 yılına kadar Pauline tarikatı tarafından kullanılan kilise, 1989’a kadar yeniden açılmadı. Kiliseye girmedim ama girişe yakın Macaristan’ın ilk Hıristiyan kralı Aziz Stephen’ın heykelinin fotoğrafını çekmek için durdum. Heykelin arkasında Özgürlük Köprüsünün güzel bir manzarası var.

Gellert Tepesi, Budapeşte’nin Tuna Nehri tarafından ikiye ayrılan Buda ve Peşte kentlerinden Buda (Budin) kesiminde yer alıyor. Macaristan’ın başkenti Budapeşte’nin en gözde cazibe merkezlerinden olan Gellert Tepesi, enfes manzarası ve dramatik öyküsüyle kentin belleğinde önemli bir yere sahip.

Önceki blog yazısıBalıkçı Tabyası: Fisherman’s Bastion
Sonraki blog yazısıBudapeşte Aziz Stefan Bazilikası: Szent István Bazilika
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşığım Aslında veteriner hekimim, ayrıca bilgi yönetimi okudum, marka yönetimi üzerine MBA yaptım. 14 yıl çalıştığım şirketimle yolum 2009'da ayrılınca, tekrar bir işe girmek yerine hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gittim. 22 ay boyunca ülkeye dönmeden Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat ettim. O zamandan bu yana tam zamanlı seyahat edip gezi rehberleri hazırlıyorum.

1 YORUM

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın