Budapeşte, Avrupa’da en köklü tarihi geçmişe sahip kentlerden biri. Kentin dört bir yanında farklı uygarlıkların izlerine rastlanıyor. Sanatçıların ve düşünürlerin ilham aldığı Budapeşte, Avrupa’nın en çok ziyaret edilen şehirleri arasında. Geniş bulvarları ve zarif neo-rönesans binaları ile övgüyü hak eden mimarisinden uzun süre gözünüzü alamıyorsunuz.

Macaristan’ın başkenti Budapeşte en sevdiğim şehirlerden. Orta Avrupa şehirlerinin büyük bir bölümünde bulundum, ama bu şehir beni kendisine diğerlerinden daha çok bağladı. Gezilecek ve görülecek yerleri öyle abartılı değil ama her biri insanın gönlünü almasını biliyor. 15 günden fazla kaldığım bu şehre doyamadım ben.

Demir perdenin düşmesinden bu yana geçen yirmi beş yıllık süreçte inanılmaz bir gelişim gösteren Budapeşte’de şöyle bir etrafınıza baktığınızda bundan çok daha fazlasının geleceğini görmeniz mümkün. Dört bir yanda devam eden yapılanma, yeni açılan oteller, restoran ve butikler şehrin sürekli artmakta olan turist sayısını karşılamaya çalışıyor.

Malta

Avrupa Birliğine katılmasını ardından kendine özgü mimarisini her zamankinden daha çok öne çıkarmaya başlayan Budapeşte, özellikle dağlık Buda yakasından kenti izlediğinizde büyüleyici görünüyor.

Orta ve Doğu Avrupa’nın kültür başkentleri arasındaki şehrin tarihi Roma Dönemine kadar uzanıyor. Çalkantılı tarihi ve çok fazla farklı kültürlerin baskısı altında kalmasının sonucu inanılmaz çeşitli mimarisinden, yemeklerinden ve kültüründen çok açık ve net bir şekilde anlaşılabiliyor.

Uzun süre gözlerden uzak kalmışsa da geri dönüşü hem daha güzel hem de daha heyecanlı oldu. Efsanevi, büyük ve zarif bulvarları, her akşamı ayrı bir aktiviteyle geçiren, cıvıl cıvıl geceleri size baştan çıkarmaya yetecek kadar dolu. Diğer turistik yerlere dikkat etmekten gözden kaçan o kadar çok güzel şey var ki bu şehirde.

Budapeşte şehir merkezinde gezilecek yerleri gördükten sonra hala vaktin varsa aşağıdaki listedeki yerleri de gezi rotanıza alabilirsiniz. Gül Baba Türbesi, Kerpesi Mezarlığı, Margit ve Obudai adaları zaten Budapeşte merkezde yer alıyor. Szentendre, merkeze yaklaşık 1 saat uzaklıkta nefis bir köy. Estergon Kalesi gezinizle birleştirebilirsiniz.

Budapeşte Yakınlarında Görülecek Yerler

1. Gül Baba Türbesi

Gül Baba Türbesi (Rózsadomb), Kanuni Sultan Süleyman’ı etkileyen ve onun daveti üzerine Avrupa taarruzlarına katılan Bektaşi bir dervişin mezarı. Savaşların ardından ömrünün sonuna kadar Budapeşte’de yaşayan Gül Baba’nın mezarının olduğu yerde bir türbe yaptırılarak önüne de büyük bir heykeli dikilmiş.

Kanuni Sultan Süleyman’ın arkadaşı olan Gül Baba, II. Beyazıt’a gül bahçesindeki sarı ve kırmızı güllerden sunmasıyla da biliniyor. Kentin Buda yakasında Mescit Sokak’ta bulunan türbeye Budapeşte turları büyük ilgi gösterse de zamanınız azsa atlayabilirsiniz bence burayı.

2. Kerepesi Mezarlığı

Kerepesi Mezarlığı, Avrupa’daki en etkileyici mezarlıklardan biri. 1847’de Budapeşte’nin dışında yapılan mezarlık o günden beri Macaristan’ın en önemli kişilerinin ebedi uykuya yattığı yer. Adeta bir açıkhava müzesini andıran mezarlıkta tüm kabirleri keşfetmek için çok fazla vakit harcayabilirsiniz. Şehrin gizli mücevherlerinden biri.

Kerepesi Mezarlığında yatanlar arasında Macaristan’ın en yetenekli heykeltraşları, ressamları, bilim adamları, yazarları, politikacıları ve geçmişten gelen diğer önemli kişileri bulunuyor. devasa boyutlarıyla bir çok lahit ve görkemli kabirlere ev sahipliği yapıyor. Mezarlık East Station’dan sadece beş dakikalık mesafede bulunuyor.

3. Obudai Adası

Obudai Adası, Tuna Nehrinin ortasında yer alan diğer bir ada. Avrupa’nın en ünlü müzik organizasyonlarından Sziget Festivali burada düzenleniyor. Avrupa’nın dört bir yanından gelen insanların katıldığı ve yaklaşık bir hafta kadar süren festival, organizasyon bakımından da dünyanın en iyi müzik festivallerinden biri

Macarca ‘ada’ anlamına gelen szigest ismiyle düzenlenen festivalin Türk müzisyenler de katılıyor. Ada ‘island of freedom’ sloganıyla biliniyor. 2014’te katıldığım festival efsane sanatçılar ağırlamıştı.

4. Margit Adası

Margit Adası (Margitsziget), parkları ve tarihi yapılarıyla öne çıkan iki buçuk kilometrelik uzunluğa sahip bir ada. Budapeşte şehir merkezine yaklaşık 15 dakika uzaklıkta olan ada, iki ayrı köprü ile Budapeşte’ye bağlanıyor. Tuna Nehri ortasında, Arpad ve Margit Köprüleri arasında yer alıyor.

Adını Kral 4. Bela’nın kızı Prenses Margit’ten alan ve 12 yüzyılda Aziz John şövalyelerinin buraya yerleşerek günümüzdeki birçok önemli yapıyı inşa ettiği adada Orta çağ kalıntıları haricinde küçük bir hayvanat bahçesi, çeşme ve havuzlar ile bahçeler yer alıyor. 1908’de halk parkına dönüştürülen Margaret Adası, yüzme havuzları, Japon bahçeleri ve Art Nouveau tarzı bir su kulesine sahip.

Nehrin ortasındaki bu yemyeşil adada etrafı seyrede seyrede gezebileceğiniz nefis bir doğa var. Bisiklet kiralayabileceğiniz, açık, kapalı havuzlar ve oyun alanlarıyla dolu bu ada aileler için ideal bir yer.

5. Komünizmin Çöküşünün Hafızası Memento Park

Memento Park, Budapeşte’de Komünizmin çöküşünü ibretlik şekilde gözler önüne seren bir açık hava müzesi. Macaristan Hükümeti, 1947 ve 1989 arasında süregelmiş komünist rejim döneminde rejimi kutsamak için dikilen dev heykel ve anıtları yok etmek yerine onları bir Momento Park’ta teşhir ediyor.

Park’ın orijinal ismi Heykel Parkı (Szoborpark) ancak artık Memento Park olarak biliniyor. Eskinin sembol anıtlarını yok etmek yerine onları muhafaza ederek unutma stratejisi uygulamayı tercih ettiler. Bu şekilde Macaristan’ın komünist geçmişi her zaman hatırlanacak ve ondan kurtuluşunun kutlamaları yapılacaktı. Bu yüzden parkı adı da Memento, yanı Hafıza Parkı adını koydular.

Memento Park, 1993 yılında halka açılmış. Yıllar boyunca parça parça genişleyerek Soğuk Savaş döneminde Macaristan’daki yaşamı anlatan sergilerin düzenlendiği bir açık hava müzesi haline gelmiş. Park, Komünist dönem heykellerini nötr bir şekilde sergiliyor, yani ne alay ediyor, ne de onurlandırıyor.

Parkta en merak edilen heykel, Stalin’in dev botlarının birebir kopyası olan anıt. 8 metrelik Stalin heykeli bir zamanlar Budapeşte’nin merkezindeki komünist rejim için bir toplanma noktası ve geçit yolu olarak hizmet veren Felvonulási tér’de duruyordu. Macaristan Devletinin malı olan parkın giriş ücreti ve hediyelik eşya dükkanından gelen gelirlerle desteklenen özel bir girişim tarafından işletiliyor.

Memento Park’a ulaşımın en kolay yolu Kosztolanyi Dezso ter’den (Kosztolanyi Dezso Meydanı) kalkan 150 numaralı Campona otobüsüne binmek. 9 Nolu binanın önünden, pazartesinden cumaya her 20 dakikada bir (10, 30, 50 geçe), haftasonları ise 30 dakikada bir (00, 30) kalkıyor. Budapeşte’nin şehir merkezinden ulaşım yaklaşık yarım saat sürüyor.

6. Estergon Kalesi

estergon kalesi macaristan

Estergon Kalesi (Esztergomi Vár), Budapeşte’nin altmış kilometre kuzey batısında ve Tuna Nehri kıyısında, Estergon sınırları içerisinde yer alıyor. Estergon, Macaristan’ın yalnızca eski başkenti olmakla kalmayıp dini merkez görevini de yapmış bir yer. Kentte yer alan pek çok müze ve yapının en ünlüleri elbette Estergon Kalesi ve Estergon Bazilikası.

7. Szentendre

Budapeşte’nin yaklaşık yirmi kilometre kuzeyinde yer alan, yemyeşil, huzurlu, sakin ve şirin güzeller güzeli bir kasaba Szentendre. Tuna Nehrinin bir parçası üzerinde yer alan Szentendre, Osmanlıdan kaçan Sırpların yerleştiği bir bölge olarak da biliniyor. İki kilisesi bulunan kasaba, Ortodoks kültürünün izlerini taşıyor.

Batthyány Meydanı’ndan ortalama her yarım saatte bir hareket eden banliyö trenleri veya yine Árpád Köprüsü’nden kalkan otobüsler, yaklaşık 30 dakikada Szentendre’ye ulaşmanın en kolay yolu.

8. Aquincum Arkeoloji Parkı

aquincum ancient city

Budapeşte’nin en eski yerleşim yerlerinden olan Aquincum, Roma İmparatorluğu şehri. MS ilk yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun askerlerinin (lejyonerler) konaklama ihtiyacı için inşa edilen kent, günümüzde Aquincum Arkeoloji Parkı adıyla Roma dönemi kalıntıları ve kazılardan çıkartılmış eserlerin sergilendiği müzeye ev sahipliği yapıyor.

Budapeşte’nin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Aquincum, Roma İmparatorluğu’nun Budapeşte’ye hakim olduğu dönemde, MS ilk yüzyılda Romalı askerlerin imparatorluğun sınırlarını koruması ve bölgede konaklamaları için inşa edilmiş. Tarihteki ilk adı Pannonia olan Budapeşte’de zamanda yolculuğa davet eden Aquincum Antik Kenti, Tuna Nehri’nin batısındaki Buda bölgesinde, Macaristan’daki en büyük Roma arkeolojik parkı olarak biliniyor.

Roma döneminin en karakteristik kamu binaları ve düzinelerce özel ev de dahil olmak üzere Aquincum şehrinin üçte birinin kalıntılarını görebileceğiniz antik kent, MS 2. ve 3. yüzyıllara ait kent düzenini yansıtıyor. Şehrin kalıntıları Aquincum Arkeoloji Parkı olarak koruma altında. Alanda yapılan kazılarda elde edilen buluntular ise yine antik kentin içerisinde bulunan Aquincum Müzesi‘nde sergileniyor.

Aquincum’un ilk yerlileri aslında Kelt kökenli Eravisci adındaki bir kavime mensup grup insandan oluşuyordu. 124 yılında Roma İmparatoru Hadrian kente geldiğinde buradaki inanların statülerini o dönem için çok önemli bir itibar sayılan ‘Romalı’ olarak yükseltmiş ve tüm halkı Romalı ilan etmiş. Aquincum sonraları bir koloniye dönüştürülerek Roma İmparatorluğu eyaleti Pannonia’nın başkenti olmuş.

Pannonia, Macaristan’ın batı kesimleri, Avusturya, Hırvatistan, Sırbistan ve Slovenya’nın bir bölümünü içine alan Roma eyaletiydi. Bölgedeki yerleşik nüfusunun büyük bir kısmı İlirya kökenliydi, ancak az miktarda Kelt de burada yaşıyordu.

Malta

Budapeşte’deki Aquincum antik kenti en parlak dönemini MS 3. yüzyılda yaşamış ve 10 binden fazla bir nüfusa ulaşmış. İki arenası ve çevredeki askerlerin gelip dinlenebilecekleri bir yer olması ile oldukça büyümüş. Roma İmparatorluğunun çöküşü ile birlikte barbarların istilası kaçınılmaz olmuş ve 4. yüzyılın sonlarında harabeye dönüşmüş.

19. yüzyılda başlatılan kazı çalışmalarıyla açığa çıkarılan Aquincum’un kapladığı alan ve şehir planı hakkında çok net bilgiler bulunuyor. Aquincum, sokakları 500 metreye 400 metre büyüklüğünde dikdörtgen şekilde planlı ve tam ortada bir forumun yer aldığı tarzıyla tipik bir Roma şehriydi. Çevresi surlarla örülmüş ve 4 kapısı bulunuyordu.

Tapınakların, bazilikanın, hamamların, marketlerin, devlet binalarının, dükkanların ve evlerin temelleri Aquincum’u en görünür kılan özellikti. Merkezi ısıtma sistemleri ve hatta kiraç taşından yapılmış kanalizasyon sistemleri de şu anda görülebilecekler arasında yer alıyor. Şehrin yüzde 25’lik bölümü günümüzde ziyarete açık.

Şehrin açık kemer altı bölgelerinde lahitler, altarlar ve sütunlar gibi bir çok kazılarda bulunmuş eserler sergileniyor. En ilginç ve değerli objeler ise arkeoloji parkının hemen köşesinde bulunan neoklasik bir bina olan müzede sergileniyor. Müzenin başyapıtı ise restore edilmiş olan Aquincum kilise piyanosu. Antik olarak en iyi şekilde muhafaza edilmiş olan piyano daha çok kavala benzer bir sese sahip.

🗺 Adres: Budapest, Szentendrei út 135, 1031 Budapeşte, Macaristan
📲 www.aquincum.hu ☎️ +36-1-250-16-50
🕘 Ziyaret saatleri: Aquincum Antik Kenti ve Müzesi ziyaret saatleri 1 Nisan – 31 Ekim 09.00-18.00, 1 Kasım – 31 Mart 10.00-16.00. Antik kent ve müze, pazartesi günleri ziyarete kapalı.
💶 Aquincum Antik Kenti ve Müzesi giriş ücreti: Aquincum Antik Kenti ve Müzesi giriş ücreti yetişkinler için yaz döneminde 1,900HUF, kış döneminde 1,300HUF; öğrenciler için yaz döneminde 950HUF, kış döneminde 650HUF.
🚌 Ulaşım: Aquincum Antik Kenti ve Müzesi’ne tramvayla G72 ve S72, belediye otobüsü ile ise 106 ve 934 numaralı hatları kullanarak Aquincum durağında inerek ulaşabilirsiniz.

9. Füvészkert Botanik Bahçesi, Budapeşte 🌿

Füveszkert Botanik Bahçesi (The ELTE Botanical Gardens), Budapeşte’nin en eski botanik bahçesi. 3 hektarlık alanda bonzailerden orkidelere ve palmiyelere kadar çok geniş bir çeşitliliğe sahip. Şehrin koşturması ve turistik mekanların kalabalığından bir an için kurtulup nefes almak için harika bir yer.

Avrupa’nın bitki türleri açısından sayılı botanik bahçelerinden biri olan Füveszkert Botanik Bahçesi, ilk kez 1771’de dönemin kardinali Peter Pazmany’nin girişimiyle Trnava Üniversitesinde açılmış. 1847’ye kadar birkaç kez mekan değiştiren botanik bahçesi, 1847’den beri günümüzdeki yeri olan Festetics Ailesinin arazinde ziyaretçilerini ağırlıyor.

Botanik bahçesinin içerisinde bulunan en meşhur bina 19. yüzyılda palmiye ağaçlarından yapılmış ve etrafı palmiye ile Ekvator bölgesinden gelmiş diğer bitkilerler sarılmış olan Palmahaz binası. Binanın yanı başında ise tropikal iklimden gelen kaktüs, orkide, bromlit gibi bitkilerin sergilendiği özel bir bölüm bulunuyor.

Sekizgen biçiminde yapılmış olan Victoria House ise havuz ve göletleriyle dev Amazon su zambaklarına ev sahipliği yapıyor. Yine en ilginç bitkilerden biri olan dev etobur bitkiler de gölün etrafında sıralanıyor. Botanik bahçesinin kuzeyinde yer alan diktörken bir havuzda zambaklar ve etrafında ise Asya bahçeleri var. Bahçelerde Japon kiraz ağaçları, bambular ve harika bir bonsai ağacı koleksiyonu bulunuyor.

Füveszkert’de bulunan diğer dikkat çekici yerler arasında şifalı bitkiler ve baharat bahçeleri bulunuyor. Palmiye evinin hemen yanındaki girişte bitkilerin çeşitlerine göre sıralamasını ve bahçenin hangi bölümünde olduklarını görebiliyorsunuz. Botanik bahçesinin tam ortasında bulunan, bilimsel amaçlar için kullanılan yeşil alanda tam 800 farklı ağaç türü yer alıyor.

🗺 Adres: Budapest, Illés u. 25, 1083 Macaristan. 📲 www.fuveszkert.org
🕘 Ziyaret saatleri: Füvészkert Botanik Bahçesi ziyaret saatleri haftanın 7 günü 09.00-17.00.
💶 Füvészkert Botanik Bahçesi giriş ücreti: Yetişkinler 1,200HUF, öğrenciler 600HUF. Aile bileti ise (2 yetişkin+14 yaşın altında 2 çocuk) 3,500HUF.
🚌 Ulaşım: Füvészkert Botanik Bahçesi’ne 3 nolu metro hattının Semmelweis Klinikák ya da Nagyvárad tér istasyonları, 9 numaralı otobüs ya da 83 numaralı tramvayla Kálvária tér durağında inerek ulaşabilirsiniz.

Türkiye’den Budapeşte’ye Türk Hava Yolları, Wizz Air veya Norwegian Airways’in 2 saatlik direkt uçuş seferleri ile ulaşabilirsiniz. Şehir merkezine 16 km mesafede, kentin güneydoğusunda bulunan Budapeşte Franz Liszt Uluslararası Havalimanı’ndan merkeze ulaşım banliyö trenleri, ücretli havalimanı servisi, ticari taksi veya araç kiralayarak sağlanıyor.

Havalimanından Budapeşte şehir merkezine gitmek için, Terminal 1’in yanında bulunan Ferihegy Tren İstasyonundan, MÁV firması tarafından işletilen ve ‘személy’ adı verilen banliyö trenlerine binebilirsiniz. Yolculuk yaklaşık 25 dakika sürüyor.

Terminal 2’den ise her 10 dakikada bir merkeze hareket eden 200E No’lu otobüse binerek 10 dakikada tren istasyonuna gelebilir ve yine buradan şehir merkezine giden banliyö trenlerine binebilirsiniz.

Macaristan’ın başkenti Budapeşte, Doğu Avrupalı kimliği ile Batı modernizmini birleştiren, köklü kültürel hayatı, zengin mimari yapısı ve bu dönemlerden günümüze ulaşan eşsiz tarihi bölgeleri ve mimari yapılarıyla Avrupa’nın en önemli turizm destinasyonlarından.

Önceki blog yazısıAmalfi Gezi Rehberi
Sonraki blog yazısıMacaristan Parlamento Binası, Budapeşte
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşığım Aslında veteriner hekimim, ayrıca bilgi yönetimi okudum, marka yönetimi üzerine MBA yaptım. 14 yıl çalıştığım şirketimle yolum 2009'da ayrılınca, tekrar bir işe girmek yerine hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gittim. 22 ay boyunca ülkeye dönmeden Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat ettim. O zamandan bu yana tam zamanlı seyahat edip gezi rehberleri hazırlıyorum.

3 YORUM

  1. Budapeste cazip bir sehir. Gecesiyle ve gunduzuyle iyi vakit gecirdik. Gitmeden yazilarinizdan calistik. Orada yerel rehber Cem beyi bulduk hem ailecek tranferleri yapti hemde sehri Turkce dinlemenin tadini cikardik budapestetur.com bakinca cikiyor internetten. Estergon’a gidemedik ama onun yerine szentendre kasabasinu gezdik. Siz de Budapesteyi seversiniz biz cok sevdik.

  2. Gerçekten Budapeşte harika ve sakin bir şehir. Estergon’a da gidin derim. Çigan gecesinde yer bulamadık bir dahaki sefere dedik…

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın