Dünyanın en çok ziyaretçi ağırlayan ülkesi Fransa, bu unvanı fazlasıyla hak ediyor. Ülkenin ‘Aşıklar Şehri’ olarak da anılan başkenti Paris, Alp Dağları’ndaki kayak merkezleri, Akdeniz kıyısı boyunca uzanan muhteşem koy ve kumsallar, Orta Çağ izlerini taşıyan katedraller ve şatolarıyla Fransa keşfe doyum olmaz bir destinasyon. Zengin tarihi ve kültürel geçmişinin yanı sıra zengin yemek kültürü ile ünlü bir marka olan Fransa, şarap, ekmek ve peynir çeşitleriyle de dünyaca tanınıyor.

Dünya modasının kalbinin attığı Fransa, birçok stilist ve markanın da çıkış noktası. Hem Orta Avrupa hem de klasik bir Akdeniz ülkesi özelliğini gösteren Fransa’da coğrafi çeşitlilik hoşgörü ikliminin temelini oluşturuyor. Siyasi ve kültürel geçmişi ile tüm dünyaya yön veren Fransa, müze, sergi salonları ve tarihi yapılarıyla köklü geçmişini yansıtıyor.

fransa hakkında bilgiler
Gordes Bölgesi, Cote d’Azure, Fransa

Fransa Hakkında Bilgiler

Fransa, yıllık 89 milyon turist sayısıyla dünyanın en çok yabancı turist ağırlayan ülkesi. Fransa’nın başkenti Paris ise son 20 yılda en fazla turist çeken şehirler arasında ilk ondaki yerini koruyor. Batı Avrupa’nın en büyük ve en zengin ülkesi olan Fransa’nın metropollerinden uzaklaştıkça Fransız kültürü daha kolay hissediliyor.

Fransa tarihi

Günümüz Fransa sınırları, Antik Galya sınırlarıyla benzerlik gösteriyor. MÖ 1. yüzyılda Roma İmparatoru Julius Caesar tarafından ele geçirilen bölge topraklarında Roma kültürü ve Roma dilinin yaygınlaşması çağdaş Fransızcanın da temellerini oluşturdu. Hristiyanlığın ilk kabul gördüğü yer olan bölge topraklarının Ren Nehri kıyısındaki doğu sınırları Germen boyları tarafından yönetiliyordu. Bu topluluklar içinde en etkili olanı, Fransa’ya antik Francie adını da veren Franklardı. Günümüzde kullanılan Fransa adıysa Paris dolaylarında bulunan Capet krallarının yönettiği derebeyliğin bulunduğu bölgenin adından geliyor.



Bağımsız bir Fransa devletinin başlangıcı ise 843 tarihli Verdun Antlaşması’nın ardından Karolenj İmparatorluğu’nun Doğu, Batı ve Orta Frank Krallığı olarak üçe ayrılmasıyla başladı. Hemen hemen bugünkü Fransa topraklarını kapsayan Batı Frank Krallığı, çağdaş Fransa’nın temellerini atan krallık olarak kabul ediliyor.

Fransa Dükü ve Paris Kontunun Fransa Kralı olarak taç giydiği 987’den sonra başlayan krallık yönetimi ise 17. yüzyılda, Kral XIV. Louis‘nin döneminde doruğa ulaştı. Bu süreçte Fransa, Avrupa kıtasının en kalabalık ülkesi haline gelerek Avrupa kültürü, politikaları ve ekonomisi üzerinde en etkili güçlerden biri oldu.

Aynı dönemde dünya genelinde diplomasi dilinin Fransızcaya dönüşmesi, Aydınlanma Çağı’nın Fransız entelektüel çevrede gerçekleşmesi, 18. yüzyılda Fransız bilim insanlarının buluşları ve ülkenin Asya, Amerika ve Afrika’da denizaşırı topraklar edinmesiyle Fransız Krallık sistemi 1789 Fransız Devrimi’ne dek devam etti.

fransa hakkında bilgi
Kral XIV. Louis

Kıta Avrupasında büyük etkileri olan Fransız Devrimi’nin ardından Fransa’da cumhuriyet yönetimini kontrol altına alan Napolyon Bonapart, Birinci İmparatorluk dönemini başlattı. Bu süreçte ülkede Napolyon ve Waterloo savaşları yaşandı. Krallık yönetimine geri dönen Fransa’da kralın yetkilerine anayasal kısıtlamalar getirilse de 1830 Temmuz Devrimi ile Temmuz Monarşisi, onun ardından da kısa bir süre İkinci Cumhuriyet dönemi yaşandı. 1870’de başlayan Fransa-Prusya Savaşı’yla Üçüncü Cumhuriyet kuruldu.

17. yüzyıldan başlayarak 1960’lara dek bir sömürge devleti kimliğiyle var olan ülkenin 19. ve 20. yüzyıllardaki toprakları ülkeyi, İngiltere’den sonra dünyanın ikinci büyük sömürge imparatorluğu haline getirdi. Her iki dünya savaşından da galip taraf olarak çıkmasına karşın büyük bir insan kaybına ve maddi zarara uğrayan Fransa’nın Avrupa toprakları savaşlar sırasında Alman güçlerince işgal edilmişti.

II. Dünya Savaşı’nın ardından Dördüncü Cumhuriyet’ini kuran Fransa’nın dünya siyasi ve ekonomik politikalarında etkili bir güç olarak kalabilmesi için ülkenin mevcut durumunun korunmasına çalışıldı. Ancak, sömürge topraklarında sorunlar çıkmaya başladı. 1946’da Birinci Çinhindi Savaşı, 1954’te Dien Bien Phu Çarpışması, birkaç ay sonra çıkan Cezayir’in başlattığı bağımsızlık savaşı, farklı görüşlere sahip Fransızları iç savaşın eşiğine getirdi.

1958’de halkın taleplerine yanıt veremeyen, istikrarsız ve zayıf bir görünümde olan cumhuriyetin yerine, yeni bir anayasa oluşturulması öngörülerek cumhurbaşkanının yetkilerini artıran ve günümüzde de devam eden Beşinci Cumhuriyet’in kurulması kararına varıldı. Kurulan bu son cumhuriyetin başkanı olan Charles de Gaulle ile Cezayir arasında yapılan anlaşmayla 1962’de Cezayir bağımsızlığını kazandı.

Geçen yarım yüzyıl içerisinde tüm acı tarihi geçmişe rağmen Fransa’nın Almanya’ya karşı yürüttüğü barışçıl tutum ve işbirliği adımları Avrupa Birliği’nin (AB) kıta genelinde bütünleşmesinin temelini oluşturdu. 1999’da Euro, birlik üyesi ülkeler arasında ortak para birimi olarak kabul edildi.

Fransa, tarihi geçmişi boyunca ‘güç’ kelimesini her dönem kendi çıkarları doğrultusunda kullanan bir ülke olarak tanındı. Dünya siyasi tarihinde güçlü ülke konumunu koruyan ve imajın her şey olduğu keşfeden ve buna göre hareket eden Fransızlar, zanaatkarlarını, entelektüellerini ve kısaca yasalara uygun şekilde ülkenin prestijini yükseltebilecek herkesi koruma altına aldılar.

Fransızlar tarafından çok ciddiye alınan bu tarihi doku ve gelenek göreneklerin korunup yeni nesillere aktarılabilmesi için, Fransız devleti belki de dünyadaki tüm ülkelerden daha fazla çalışıyor. Kurulan özel şirketler dahi Fransa’nın bu değerlerini korumak ve yaşatmak için ciddi çaba sarf ediyor. Geleneksel çömlek yapımı, moda tasarımı ve Fransız mutfağı koruma altına alınan başlıca değerler.

Bu uğraşların meyveleri pek çok farklı sanat akımında kendini gösteriyor. Film endüstrisi başta olmak üzere, müze ve galerilerde de bu çabayı görmek gerçekten mutluluk verici. Sömürgecilik tarihinden balıkçılık tekniklerine, uçak tasarımından tekstile ve göçmen çobanlardan maniküre kadar çok geniş bir yelpazede sahip olunan kültür ülkenin her noktasına yayılmış. Bu kadar yoğun bir kültürel zenginlikte birincilik elbette Paris’in muhteşem galerilerine gidiyor. Yüz elli yılı aşkın süredir sanatın kalbi olan başkent Monet, Matisse gibi Fransız sanatçıların yanında Picasso ve Van Gogh gibi yabancı sanatçıların eserlerini de tüm dünyaya tanıtıyor.

Sanayileşmenin Fransa’ya göreceli olarak geç gelmesiyle tarım, ülkenin kültürüne önemli şekilde yansımış. Hükümetin yerel lezzetlerin ve tarımsal kaynakların korunması için verdiği yardımlar, devletin bu konuda ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Fransa’nın kırsal bölgelerindeki boşluk hissi, görünürde tek bir evin bile olmadığı uçsuz bucaksız ormanlık alanlar, yemyeşil çimenlikler insana huzur veriyor.

Ana şehir meydanlarından uzaklaştıkça karşınıza çıkan ve zamana kafa tutan küçük kasabaların bozulmamış organik yapıları, muhteşem bir uyum içinde modern hayat arasındaki geçişi sağlıyor. Bulundukları bölgenin doğal ortamı olan dağlar, nehirler, tepeler ve eski evler tabiatla içe içe geçen, şahane bir bütün oluşturuyor.

Fransa politik haritası

fransa haritası

Avrupa’nın batısında yer alan Fransa, batıda Atlas Okyanusu, kuzeybatıda İngiliz kanalı, kuzeyde Kuzey denizi, kuzeydoğuda Belçika ve Lüksemburg, doğuda Almanya, İsviçre ve İtalya ve güneyde Akdeniz tarafında Monako, İspanya ve Andorra ile çevrili. İngiltere ile deniz sınırlarını paylaşan ülke, 1994’den bu yana İngiltere ile 51 kilometrekarelik bir denizaltı tüneliyle birbirine bağlı.

551 bin 500 km²’lik yüzölçümüyle metropolitan bir yapıya sahip olan ülke, İngiltere’den ve Amerika’nın eyaleti Colorado’dan iki kat daha büyük yüzölçümüne sahip. 2019 verilerine göre yaklaşık 67 milyon kişinin yaşadığı Fransa’nın yurt dışında da yaklaşık 2 milyon vatandaşı bulunuyor. Resmi dili Fransızca olan ülkenin, en büyük şehri başkenti olan Paris. Ülkenin Guyana, Guadeloupe, Martinique, Mayotte ve Reunion olmak üzere beş denizaşırı sömürgesi bulunuyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin değişmez üyesi olarak da oldukça önemli bir rol oynayan Fransa, NATO, G-8, G-20, AB ve daha birçok organizasyona da üyeliği bulunuyor. De Gaulle, 1966’da Fransız güçlerini NATO’dan çıkarmışsa da ülke 2009’da NATO’ya tekrar katıldı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden biri olan ülke, yaklaşık altmış nükleer santraliyle de önemli bir nükleer güç.

Dünya sıralamasında yer alan gayrisafi yurtiçi hasılası ve satın alma gücüne göre ileri bir ekonomiye sahip olan Fransa, gelişmiş ülkeler sınıfında yer aldığı gibi Avrupa ülkelerinin de lideri konumunda. Yönetimde yarı-başkanlık sisteminin uygulandığı üniter bir devlet olan Fransa, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi‘nde açıklanan ilkelere göre yönetiliyor. Avrupa ile ekonomik bağları hayli sağlam olan ülke, bir yandan da Avrupa kıta ekonomisinin daha güvenli ve güçlü olması adına mücadele veren ülkelerin en başında geliyor.

Fransa coğrafyası

Biri Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde diğeri de Akdeniz’in batısında olmak üzere iki sahil şeridi bulunan Fransa’nın, toplam sahil uzunluğu 3 bin 427 kilometre. Fransa’nın iç kısımlarının üçte ikisi ovalar ve ufak tepelerden oluşuyor. Kuzeybatıda Seine Nehri’ne bağlı Paris Havzası ve Garonne’e bağlı Aquitaine Havzası olmak üzere iki büyük havzası bulunan ülke, yüksek tepelerin bulunduğu kırsal bölgelere sahip. Bu tepelikler güneyde Fransa ve İspanya arasında doğal bir sınır oluşturan Pyrenees Dağlarına kadar uzanıyor. İspanya ve Fransa arasında bulunan dağlar üç bin metre yüksekliğe kadar çıkabiliyor.

Alplerin içinde bulunan Mont Blanc 4 bin 807 metrelik yüksekliğiyle Fransa’nın en yüksek dağı unvanına sahip. Aynı zamanda Mont Blanc, İtalya’nın da en yüksek tepesi, zira bu ‘Beyaz Dağ’ iki ülkenin tam ortasında bulunuyor. Ülke sınırları içinde bulunan en uzun nehirler Loire, Seine, Garonne ve Rhone. Rhone Nehri doğuda Almanya ile yüz altmış kilometrelik bir sınır oluşturuyor. Seine ve Garonne nehirleri ise ülkenin ulaşım için kullandığı iki ana nehir.

Ülkenin en büyük ve uluslararası havalimanı olan Paris-Charles de Gaulle Havalimanı (IATA kodu: CDG), Fransa’nın en çok turist ağırlatan kenti Paris’te yer alıyor. Aynı zamanda Rossy olarak da bilinen bu havalimanının haricinde kentin güneyinde bulunan ve çoğunlukla iç hat uçuşlarının gerçekleştirildiği Orly Havalimanı ise, Paris’in ikinci büyük havalimanı. Ülke, büyüklük sırasına göre Marsilya, Le Havre, Dunkirk ve Nantes/Saint-Nazaire deniz limanlarına ve daha pek çok limana sahip.

Fransa nerede

Fransa yeme-içme kültürü

Fransa, dünyada gastronomi kültürü ile öne çıkan en önemli ülkelerden biri. Dünyaca ünlü Fransız yemekleri, birçok ülkenin mutfağını etkilemiş. Fransız mutfağının belli başlı yemekleri başlangıçlar, çorbalar, balık ya da et yemekleri, peynir ve şarap şeklinde sınıflandırılıyor.

Ülkede kafe ve restoranda yemek yeme kültürü gündelik hayatın bir parçası olarak görülüyor. Çay ve kahve eşliğinde kruvasanla güne başlayan Fransızlar, beş çayında çayın yanında kek ya da turta tüketiyor. Akşam yemekleri ise saat 8’den sonra yeniliyor.

Fransa’da alışveriş

Fransa, Avrupa’nın önde gelen moda ve alışveriş merkezlerinden. Tasarım ve marka yaratma konusunda bir hayli başarılı olan Fransızlar, özel tasarım ürünleriyle alışveriş tutkunlarını ağırlamaktan keyif alıyor. Giyim ve parfümeri alanında dünyanın zirvesinde yer alan Fransa’da hardal, peynir, şarap, porselen ve antika ürünlerini satın alabilirsiniz.

Fransızca hassasiyeti

Fransa’da bulunduğunuz süre içinde Fransızlara ve geleneksel dillerine olabildiğince saygı göstermeniz bekleniyor. Çok iyi Fransızca bilmeseniz de elinizden geldiği kadar çaba sarf etmeniz, özellikle halka açık yerlerde yüksek sesle konuşmamanız ve insanların rahatsız olacağı konulardan bahsetmemeniz yeterli. Birçok Fransız İngilizce bilse de İngilizce konuşmak konusunda istekli değil. Bu yüzden siz İngilizce bile konuşsanız karşınızdaki Fransızdan Fransızca yanıt alabiliyorsunuz.

Fransa iklimi

Fransa, Avrupa’nın en büyük yüzölçümüne sahip ülkelerinden biri. Büyüklüğü nedeniyle ülkede 3 farklı iklim tipi bir arada görülüyor. Ülkenin batısında okyanusal iklim (ılık, nemli, çoğunlukla bulutlu ve yağışlı), doğusunda kurak ve karasal iklim (kışlar soğuk, yazlar sıcak), ülkenin güneydoğusunda ise Akdeniz iklimi (yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı) görülüyor.

Ülkede en yoğun turist hareketliliği yaz aylarında görülüyor. Temmuz ayının başından ağustos ayının sonuna dek olan dönemde Fransa’nın dört bir yanı turistlerle doluyor. Ülkenin dağlık bölümlerinde ise kayak merkezlerinin varlığı ile kış döneminde de ziyaretçi trafiğinde artış yaşanıyor.

2 YORUM

  1. Sorularınızı Instagram @yoldaolmak hesabımdan sorabilirsiniz

    145,8k Takipçiler
    Takip et

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın