Underground River, Filipinler’in Palawan Adasında, Puerto Princesa şehrinin 50 km kuzeyinde yer alıyor. Kireçtaşından oluşan dağın içerisinde 8 kmden fazla uzunluğa sahip bir doğa harikası. Dağın içerisinde tünel gibi uzanan bir otoban olduğunu düşünün, öyle bir şey işte.

Meksika Yucatan Yarımadası’ndaki yer altı nehri 2007’de keşfedilinceye kadar, dünyanın en uzun yer altı nehri ünvanını elinde bulunduruyordu. Amazon, Halong Bay, Iguazu Falls, Jeju Island, Komodo Island, ve Table Mountain ile birlikte dünyanın yeni 7 harikası listesinde ilk yedide yer alıyor.

Sabah Rizal Avenue’den jeepneye atlayıp (20Peso) ana otobüs terminaline ulaştım. Buradan yeraltı nehrine ulaşacağım Sabang kasabasına giden klimalı minibüse son dakikada yetiştim (200P). Ben bindikten hemen sonra hareket etti, oysa diğeri öğleden sonraydı ve onla gitseydim orada kalmak zorunda olacaktım. Gerçi buna hazırlıklı olarak yanıma küçük sırt çantamı almıştım ama benim planım geri dönmekti. Klimalı minibüsle 2,5 saat süren bir yolculuktan sonra Sabang’taydım.

Sabang oldukça küçük bir kasaba, P.Princesa gibi Sabang’da nedense beklentilerimi karşılamadı. Belli bir çarşısı yok. Yer altı nehrine seferlerin düzenlendiği iskelenin etrafında birkaç dükkandan oluşuyor.

El Nido’dan sonra bana diğer yerler sıradan mı gelmeye başladı ne? İlk işim yer altı nehrine gidiş izni almak için turizm ofisine uğramak oldu. Listeye ismim hemen yazıldı. Oysa dün P.Princesa’daki ofislerindeki görevli kadın bana yer olmadığını, tur satın almamı şiddetle önermişti.

Benden önce listeye ismini yazdıran 2 Filipinli gençle tanıştım. Sizi 20 dakika uzaklıktaki yeraltı nehrinin bulunduğu milli parka götürecek teknenin ücreti 700P. Tekneyi ben tek başıma kiralasam bile acentelerin verdiği her şey dahil ücretten ucuza geliyor.

İskelede onlarca turist grupları teknelere doluşup parka gidiyorlar. Biz 3 kişi olduğumuzdan biraz beklemek zorunda kaldık. Beklemek işimize de yaradı. Teknemiz hareket etmeye yakın bize Filipinli bir çift daha katıldı.

Dolayısı ile tekne ücretini paylaştığımızda kişi başı 140P tuttu. 20 dakika sonra The Puerto Princesa Subterranean River National Park’taydık. Yosun kokan, yüzlerce yıllık ağaçların arasından giden ahşap yoldan yürüdük. Kaydımızı yaptıktan sonra kasklarımızı ve can yeleklerimizi giyinip diğer gruplarla birlikte tekneye doluştuk.

Her teknede elinde bir fener olan kılavuz var. Uzun sırıklarla tekneyi yönlendiriyor. Dünyanın bu en uzun ikinci yer altı nehrinden mağara içerisine girdiğinizde buranın neden dünyanın yeni 7 harikasın listesinde yer aldığını anlıyorsunuz.

Dünyada başka büyük yer altı nehirleri de var ama hiçbiri bunun kadar içlerine kadar ulaşım imkanı vermiyor. Dediğim gibi aynen uzun ve neredeyse düz bir otoban gibi uzanıyor dağın içerisinde. 8.2 kmlik nehrin 4.3 km’si rahatlıkla gidilebiliyor. Tur ise yalnıza 1.5 kmsini kapsıyor.

45 dakikalık tur içerisinde mağara içerisini gözlemlemek fırsatı bulduk, ilginç. Bazı yerlerde başınızı çarpmamak için eğerken bazı yerlerin yüksekliği 20 metreyi buluyor. Geri döndüğümüz nokta ise tam bir metro tüneli gibi uzanan düzgün dik duvarlı, oldukça yüksek bir boşluktu. Başımızın üzerinde metrelerce uzanan tonlarca kaya öylece asılı duruyor. Çift şeritli bir yolu andırıyordu, bir sıra kahverengi iken diğer griydi.

İçeride aydınlatma yok, rehber elindeki fener ile aydınlatırken teknenin önünde de bir fener var, ancak yetersiz, büyük yerlerde gösterdiği yeri seçmek zor. İçerideki kaya formasyonları etkileyici. Rehberin de anlatımlarıyla her formasyonu bir şeylere benzetebiliyorsunuz. Mağara sunumunda 2 temel konu var.

Kaya formasyonları gidiş yönünde sebze ve meyve bölümü olarak tanıtılıyor. Mısır, kakao, muz, mantar, sarımsak ve çiçekler. Geliş yönünde ise kutsal şeylere atıfta bulunarak tanıtılıyor. Katedral, Meryem Ana, İsa’nın yüzü, erimiş mumlar gibi. Doğrusu binlerce kaya formasyonu üzerinde düşünürseniz neye benzetmek isterseniz bir şeyler bulabileceğiniz kesin.

Çektiğim fotoğraflar bu gerçek üstü güzelliği aktarmakta yetersiz. Elinizde güçlü flaşlı bir kamera bulundurmanız gerekiyor. Çoğu yerde tavandan damlayan sular var. Yağmurluk ve kamera koruyucu şeylere ihtiyaç duyulabiliyor. Rehberin dediği gibi bir de etrafı seyrederken ağzı kapalı tutmak gerekiyor, yoksa herhangi bir yarasanın dışkısını tatma durumunda kalabilirsiniz.

Harika bir tekne turu sonrası gerçek üstü bir güzellikten gerçekliğe döndüğümüzde garip hissetmedim değil. Keşfedilmeyi bekleyen daha ne çok yer vardır aslında. Düşünsenize daha henüz, dünyanın en büyük mağaralarından biri Vietnam’da keşfedilirken, dünyanın en büyük yer altı nehri yakın zamanda Meksika’da keşfedildi.

The Puerto Princesa Subterranean River National Park sadece bu popüler yer altı nehri ve mağarası ile değil aynı zamanda doğal florası ve canlıları ile de görülesi bir yer. 800 bitki, 290 ağaç türü bulunuyor. 165 kuş türünün 15 tanesi endemik. 30 memeli, 19 sürüngen, 10 amfibin  türü yanında 23.779 çeşit böcek yaşıyor. 41 kelebek türü de yine bu civarlarda yaşıyor. Çok sayıda trekking rotası bulunuyor. Buradan Sabang’a kadar orman içerisinden geçen 5 kmlik bir rotaya sahip.

Artık geri dönmek zamanıydı. Saat öğleden sonrası 4 için rezervasyon yaptırmıştım. Planladığımdan önce tur bitince erkenden dönmek için minibüs şoförüne sorunca yer olmadığını söyledi. Diğer minibüs şirketini işaret etti bana. Onlar da bana 300P fiyat verince biraz pazarlık yaptım ama işe yaramadı. Ben de inadına beklememeye karar verdim. Bir şey atıştırırken minibüs şoförü beni arayıp buldu ve atla gidiyoruz dedi.

Ben ağzım dolu konuşmadan parmaklarımla sadece 2’yi gösterdiğimde, olur diyip minibüsün arkasında diğer yolcular görmeden ödenme işini yaptım. 1500 Peso (64TL) olarak satılan turu 580P (25TL)’ye mal etmiştim. Gecelik otel konaklamamın 350P olduğunu, 1 lt şişe su 25P, bir paket sigaranın 35P olduğunu düşünüp karşılaştırırsak epece bir fark var arada.

Puerto Princesa’ya döndüğümde cebimde kalan parayla kendime, Shakey’s Pizza’da güzel bir pizza ve salata ziyafeti çektim. Shakey’s Pizza  Filipinler’de Pizza Hut’tan daha popüler bir restoran zinciri. Salataları gerçekten harika. Ama hiçbir zaman Amasra salatası tadını veremeyecektir.

Day 486: Filipinler:33, Puerto Princesa Palawan, 02 Eylül 2011

12 YORUMLAR

  1. Kemal hocam, parka giriş parası almadılar mı. Bugün benden kayıt sırasında 250+40p=290p aldılar. Sıradaki herkes de ödedi. Ayrıca tekneye gidince bir gruba kattılar, tek olduğun için 200p ödeyeceksin, ya da 700p öde dediler. Sonuç olarak 400 minibüs+ 290 park + 200p tekne+ 30 jeepney (13p ödedim), 920p’ye mal oluyor. Kaldığım otelde her şey dahil 1350’ye satılıyordu. İçinde yemek olduğunu da düşünürsen, hemen hemen aynı hesaba geliyor. Shakey’s’de bir çorba, pizza, bira nerden baksan 500p’yi geçiyor. Bir de artık burası turist kaynıyor, az kalsın sıra vermiyorlardı. Eleman önce saat bir de gel bakalım dedi. Puerto’ya döneceğm, yarın uçuyorum deyince insafına geldi de saat 11’e sıra verdi, gişedeki kızlar yer yok, yarın gelsin, niye listeye alıyon diye çocuğa çemkirdiler.

    • Asya’da bazı aktiviteleri turdan almak daha ekonomik olabiliyor bu arada. Ben yukarıda durumu açıklamışım, ancak benimkisi turdan daha ekonomik oldu. Bu tekneye kaç kişi bineceğinizle ilgili bir şey.

      Aynı şekilde Puerto Princesa’dakiler bana yer yok demişlerdi. Sabang’daki gişedekiler de yer yok dediler. Öncesinde hangi turla geldiğimi sormuşlardı. Ben de yalnız gezdiğimi, durumu anlatınca bana beklememi söylemişlerdi. Başka gelenler de olunca niletimi verdiler. Yoksa ben de belki daha çok ödemek durumunda kalabilirdim.

      Palawan Adası hakkında çok ciddi promosyon yapılıyor. Uluslararası dergileride, ünlü gazetelerin sayfalarında sık sık görüyorum. Benim favori yerim El Nido orada.

      • Aslında merak ettiğim park giriş ücreti 250p+40p alıyorlar, o zaman yok muydu? yazmamışsınsınız. Resmi siteye baktım, var böyle bir ücret.

        Tekne ise 700p, en fazla 6 kişi alıyorlar. Adam başı 116p eder, 200p fazla fark değil.

        Sonuç da turdan her şekilde ucuza geliyor. Bazı yerler turu 1800p’ye satıyor, bazısı bu fiyata yemek vermiyor.

        Evet burada en güzel yer El Nido, size katılıyorum, bir de plajı olsa günlerce kalınır.

        • Sanırım benim kayıt ücretini gençler ödemişti başta, sonra hesaplaştık. O nedenle arada kaynamış olabilir.

          El Nido merkezde zaten plaj var biliyorsun, tekneler var, ben yüzmedim. Yine yürüme mesafesi çok hoç bir plaj daha var, sakin, kimsecikler yok. kamp yapmak için ideal.

        • Evet ama El Nido’nun kendi plajı bayağı kirli. Ben üşengeç biriyim. O yüzden yakın plajlara gitmedim. Yoksa yürüyerek ya da tricycle ile beş on dakika mesafede güzel plajlar var. Ben hala Koh Tao, Goa gibi kulübeden çıkayım denize gireyim derdindeyim 🙂

  2. Evet gezmedim, vaktim de vardı ama bana enteresan gelmiyor açıkçası. Oradayken tanıştığım diğer gezginler de gitmediğime inanamıyordu. Hatta bayağı şaşırıyorlardı. Vvar bende biraz gariplik galiba 🙂 Sen mangrove ormanlarını gezdin mi? 🙂

      • Gezilerinizi okudum. Amasra salatasını beğenmişsiniz. Ben Bartın’da yaşıyorum.
        Filipinleri gezmişsiniz, orada yaşamak ucuzmu, Restaurant işleri iyi olur mu?

        • Salatayı severim, Amasra salatasını daha da severim. Filipinler gayet güzel, yaşanılır elbette. Restoran işleri de olur, neden olmasın. Asya’da Türk mutfağı Avrupa’daki gibi popüler değil. Kendine has bir damak tadı var Asyalıların. Deniz ürünleri, körü sosu çok yaygın. O nedenle restoran işlerini büyük şehirlerde yapmalı.

  3. Ben jeepney tavanında yapmıştım Puerta Princesa-Sabang yolculuğunu, doğrusu çok keyifliydi. Yer altı nehri yerine mangrove ormanlarını gezmiştim. Sen yer altını daha çok seviyorsun gibi 🙂 Gerçi çoğu gezgin Sabang’ı yer altı nehri için ziyaret ediliyor.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!