Batı Karadeniz’in kalbinde, Karabük’e bağlı bir mücevher gibi parlayan Safranbolu, benim için sadece bir durak değil; zamanın nazlı bir nehir gibi aktığı bir sığınak. Dar sokaklarda yürürken Osmanlı’nın ahşap hafızasını tazeleyen o cumbalı evler, sadece birer fotoğraf karesi değil; yaşayan bir tarihin ta kendisi. Safranbolu’yu sadece mimarisiyle değil, geleneklerini yaşatan o vakur duruşuyla da sevdim. Her köşe başında kentin kültürünü ve günlük yaşamın nahifliğini iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz.
Bu bölgeye gelip de Safranbolu’nun kardeşi, bana göre ülkemizin en güzel köylerinden biri olan Yörük Köyü’ne uğramamak büyük eksiklik olur. Bahçeleri saran ahşap çitleri ve dar sokaklarıyla Yörük Köyü, Safranbolu’yu aratmayacak kadar zarif ve derin bir mimari mirasa sahip. Eğer bu kadim topraklarda bir masal yazmak isterseniz; rotanız belli, haritanız açık olsun.

Yörük Köyü benim için tam bir “duygu karmaşası”; bir yanıyla Safranbolu’nun o turistik kalabalığından kaçıp sığınılacak, bahçelerinden sarkan asmaları ve ahşap çitleriyle insanı içine çeken bir masal platosu, diğer yanıyla ise hak ettiği özeni tam alamamış, yorgun bir ihtiyar gibi. Köyün dar sokaklarında yürürken o muazzam Osmanlı konaklarının zarafetine hayran kalmamak elde değil, ancak bazı yapıların zamana yenik düşüp kaderine terk edilmiş hali insanın içini biraz sızlatıyor.
Yörük Köyü Katmanlı Tarihi – Kayı Boyu’ndan Günümüze 📜
Safranbolu’nun taş konakları ne kadar meşhursa, köyleri de o kadar saklı hazineler barındırıyor. Yörük Köyü, Osmanlı kayıtlarında “Devlethanı Be Kazaı Yörükanı Taraklı Borlu” olarak geçiyor ve Anadolu’daki yedi Yörük yerleşiminden biri olarak kurulmuş. Malazgirt Zaferi’nden sonra, 11. ve 15. yüzyıllar arasında Kayı Boyu’nun yüz bin çadırlık göçü bu topraklara ulaşmış; köyün temelleri o dönemde atılmış.
Köylülerin anlattığına göre köy, Kayı Boyu’nun Karakeçili aşiretinden Hüseyin, Davut ve Hacı adındaki üç kardeş tarafından kurulmuş. Davut ve Hacı, sonradan ayrılarak şimdiki Davutobası ve Hacılarobası Köylerini kurarken, Hüseyin obasıyla köyde kalmış.
Bugün Yörük Köyü, araç trafiğine kapalı, Safranbolu’nun diğer mahallelerinden farklı olarak evlerin neredeyse tamamı bitisik nizamda inşa edilmiş. Sokak boyunca sıralanan taş ve ahşap evler, Anadolu’nun geleneksel köy mimarisi ile Safranbolu’nun zarif estetiğini bir araya getiriyor. Bazı evler restore edilerek ilk günkü ihtişamına kavuşmuş; bazıları ise virane, zamana yenik düşmüş durumda. Yine de her adımda geçmişin dokusu hissediliyor.
Köyün ana meydanı ve buradan açılan sokaklar arasında yürürken, geleneksel yaşamı sürdürmeye devam eden köylülerle karşılaşıyorsunuz. Küçük aile işletmeleri, köy kahvesi ve lokantalar samimi sohbetler ve güleryüz sunuyor. Yörük Köyü’nü gezerken sadece taş ve ahşap görmekle kalmıyor, aynı zamanda yüzyılların birikmiş hikâyesini, Kayı Boyu’nun izlerini ve Safranbolu ruhunu birlikte yaşıyorsunuz.
Safranbolu Yörük Köyü – Mutlaka Görülmesi Gereken Noktalar 🏡
Safranbolu Yörük Köyü, dar sokaklarında kaybolurken her adımda tarih ve kültürle karşılaştığınız, hem mimari hem de doğal güzellikleriyle büyüleyen bir köy. İlkbahar ve sonbahar aylarında özellikle canlı olan köy, kısa yürüyüşlerle keşfedilebilecek noktalarla dolu. Burada zaman, adeta yavaşlıyor; taş evlerin arasından geçerken, ahşap oymalar ve geleneksel yaşamın izleri sizi geçmişe taşıyor.
Mutlaka Görülmesi Gereken Noktalar:
- Onbaşıgil Evi ve Sipahioğlu Evi – Yörük Köyü’nün en eski ve anıtsal konakları, iç mekan oymalarıyla dikkat çekiyor.
- Köy Meydanı ve Yörük Sofrası – Yerel lezzetler ve samimi sohbetler için ideal durak.
- Çamaşırhane – Geleneksel yaşamın izlerini görebileceğiniz köyün tarihî ortak kullanım alanı.
- Hıdırlık Tepesi – Köye giderken veya dönerken panoramik Safranbolu manzarası için mola verebileceğiniz nokta.
- Yörük Kileri – Pekmez, reçel, turşu ve el yapımı ürünleri almak için köyün yerel marketi.
Bu rotayla, köyün hem tarihini hem de günlük yaşamını deneyimleyebilir, Safranbolu’nun farklı bir yüzünü keşfedebilirsiniz.

Mimari – Bitişik Nizam ve Yaşayan Harabeler 🏠
Yörük Köyü, 140 hanelik küçük bir köy; içinde yaşayan 240 kişi, belli aralıklarla köyüne uğrayan 180 kişi ve bayramda dönen 35 ev sahibi ile hâlâ hayat dolu. En eski konak Onbaşıgil Evi tam 450 yaşında, en yenisi ise 90 yaşında; her biri ayrı bir hikâyeyi fısıldıyor. Dışarıdan birbirine benzeyen taş ve ahşap evler, içine adım attığınız anda sanatın yalnızca süsleme olmadığını, her bir figürün bir anlam taşıdığını gösteriyor. Ahşap duvar süslemeleri, el işi raf ve dolaplar, kimi evlerde özel banyo alanlarıyla geçmişten günümüze yaşayan bir yaşamı saklıyor.
Sipahioğlu Evi gibi anıtsal evler ise sadece gezi amaçlı açılmış; içeriye adım attığınızda köyün mimari zekâsını, işlevsel tasarımını ve estetiğini bir arada görebiliyorsunuz. Eskiden çamaşırlar köyde ayrı bir çamaşırhanede yıkanırmış; ortasında büyük bir taş, köşelerde su ısıtmak için ocaklar ve her boydan insana uygun çamaşır yıkama yerleri ile zamanın pratik zekâsını hissediyorsunuz. Ortadaki deliği, kirli suyun dışarı akması için düşünmüşler; küçük detaylar bile köydeki günlük yaşamın ne kadar özenli kurgulandığını gösteriyor.

Köy Lezzetleri – Samimi Sofralar 🥖
Yörük Köyü, sadece taş ve ahşapla değil, tat ve kokularla da kendini hissettiriyor. Nar ve dut ağaçlarının gölgesinde yürürken, herkesin güler yüzle selam verdiği bu köyde, tadına bakmadan ayrılmamanız gereken lezzetler var. Yörük Sofrası köy meydanında hem dekorasyonu hem de otlu, ıspanaklı ve peynirli gözlemeleriyle öne çıkıyor; yanında ayranınızı alıp keyfinizi katlayın. Etli ekmek ve çıtır baklava ise köyün klasikleri arasında, es geçmek mümkün değil.
Daha sokak aralarına girip keşfedeceğiniz bir diğer durak Gözde Aile Bahçesi; mantarlı, kıymalı ve peynirli gözleme çeşitleri ile küçük ama samimi bir ziyafet sunuyor. Dönüş yoluna hazırlanırken, köylülerin bir araya gelerek oluşturduğu Yörük Kileri’nden ev yapımı pekmez, reçel, turşu, salça, tarhana, bulgur, erişte, nane, kekik ve ıhlamur alabilirsiniz; üstelik hafta sonu da açık. Bu küçük alışveriş, Yörük Köyü deneyimini eve taşımanın en güzel yolu.

Yörük Köyüne Nasıl Gidilir – Ulaşım ve Pratik Bilgiler 🚐
Yörük Köyü, Safranbolu ilçe merkezine sadece 6 km, Karabük’e ise 14 km uzaklıkta, hem doğa hem de tarih tutkunları için ideal bir kaçış noktası. Köye özel araçla geliyorsanız İstanbul veya Ankara’dan yola çıkıp Gerede Kavşağı’ndan Samsun Yolu’na bağlanmak gerekiyor. Karabük yönüne devam ettikten sonra Safranbolu tabelalarını takip edin; Kastamonu’ya giden yoldan ayrılarak 1,5 km kadar ilerlediğinizde köyün otantik taş duvarları ve dar patikaları sizi karşılıyor.
Toplu taşıma kullanmayı tercih edenler için de seçenekler var: Sabahları Yörük Köyü’nden, akşamları ise Karabük’ten minibüs seferleri düzenleniyor. Köy oldukça küçük ve araçla giriş kısıtlı; bu nedenle minibüs ya da kısa taksi yolculuğu köyün içine ulaşmanın en pratik yolu. Tavsiyem, eğer mümkünse özel araçla gelin ve köy yollarında kendi temponuzda yürüyerek keşfe çıkın; her köşe fotoğraf, her taş ev bir hikâye anlatıyor.
Safranbolu Yörük Köyü, sadece mimarisiyle değil, yerel yemekleri, el sanatları ve doğal dokusuyla da öne çıkıyor. Köyü gezdikten sonra rotanızı Safranbolu’nun diğer ikonik noktalarına da çevirebilirsiniz: Bulak Mağarası, İncekaya Su Kemeri, Tokatlı Kanyonu ve Cam Teras, Safranbolu’nun tarih, kültür ve doğayı bir arada sunan eşsiz deneyimlerine kapı aralıyor. Yörük Köyü ve çevresindeki bu rotalar, Batı Karadeniz’in en otantik ve Instagram’lık duraklarını keşfetmek isteyenler için ideal bir plan sunuyor.




