Ana Sayfa Ürdün Petra The Siq: Dünyanın En Güzel Antik Yollarından Biri

The Siq: Dünyanın En Güzel Antik Yollarından Biri

35631

Petra, dünyanın en ünlü antik kentlerinden biri. Ama bu ünü sadece kartpostallara, Instagram karelerine borçlu değil. Buraya gelince anlıyorsunuz; mesele taş değil, mesele atmosfer. Gül-kırmızısı kayalara oyulmuş bu şehir, ilk adımdan itibaren insanın içine sızan bir ağırlığa ve meraka sahip. “Ölmeden önce görülmesi gereken yerler” listelerinde neden hep üst sıralarda olduğunu, daha girişte fark ediyorsunuz.

Ürdün’ün Lut Gölü ile Akabe Körfezi arasındaki dağlık bölgede yer alan Petra, Seir Dağları’nın vadilerine gizlenmiş devasa bir açık hava müzesi. Kumtaşı kayalıkların oyularak şekillendirilmesiyle kurulmuş bu şehir, MÖ 400 ile MS 106 yılları arasında Nebatilere başkentlik yapmış. Bugün baktığınızda sadece kaya mezarları, süslü cepheler ve anıtsal yapılar görüyorsunuz ama biraz durup düşündüğünüzde, buranın bir zamanlar yaşayan, ticaret yapan, dua eden, susuzlukla boğuşan insanların kenti olduğunu hissediyorsunuz.

The Sig, Petra, Ürdün
The Sig, Petra, Ürdün

Petra’nın asıl büyüsü, şehre yaklaşırken başlıyor. Nebatilerin mühendislik zekâsı The Siq boyunca yürürken kendini gösteriyor. Antik dönemde kente ulaşmak için yaklaşık 1,2 kilometre uzunluğundaki dar bir kanyondan yürümek gerekiyordu. Bugün hâlâ aynı yolu kullanıyoruz. Duvarlara baktığınızda renkler birbirine karışıyor; sanki biri kayaların üzerine ebru çalışmış gibi.

The Siq: Petra’ya Açılan Taş Koridor

Petra’yı anlatmaya El-Hazne’den başlamak kolaycılık olur. Çünkü asıl hazırlık, asıl yükselme The Siq’te yaşanıyor. Petra’ya giden herkes, önce bu dar kaya geçidinden yürümek zorunda. Ve iyi ki zorunda. Çünkü The Siq, bir girişten çok daha fazlası: bir bekleme odası, bir eşik, bir zaman tüneli. Geçit, yer yer sadece birkaç metre genişliğinde, ama duvarları 90 metreyi aşan yükseklikte.

Petra’ya Giden Yolun Kendisi

Antik dönemde Petra’ya ulaşmak için yaklaşık 1,2 kilometre uzunluğunda, yer yer sadece 3 metre genişliğinde bir kanyonun içinden yürünüyordu. The Siq adı verilen bu geçit, iki dev kaya kütlesinin tektonik hareketlerle ayrılmasıyla oluşmuş doğal bir fay hattı.

Yani burası Antilop Kanyonu gibi tamamen suyun oyduğu bir yer değil. Önce yer kabuğu yarılmış, sonra zaman, rüzgâr ve su devreye girmiş. Sonuç? Duvarları ebru gibi desenli, renkleri gün ışığına göre sürekli değişen bir taş koridor.

Petra Nebatian Show
Petra Nebatian Show

İlk Adımlar: Sessiz Ama Merak Uyandıran

Petra’nın bilet gişesinden The Siq’in ana girişine ulaşmak için yaklaşık 600 metre yürüyorsunuz. Bu kısım biraz sıradan gelebilir ama asıl geçide girdiğiniz anda ortam değişiyor. Sesler kısılıyor, kayalar yükseliyor, adımlar yavaşlıyor.

İnsan farkında olmadan daha az konuşmaya başlıyor.
Çünkü burası “hızlı geçilecek” bir yer değil.

Nebati Askerleri ve Küçük Bir Gösteri

The Siq’in ana girişinde, günün belli saatlerinde Nebati askerlerini betimleyen kısa bir gösteri yapılıyor. Koreografi çok iddialı değil, beklentiyi yüksek tutmamak lazım ama ücretsiz olduğu için izlenebilir. Yaklaşık 15 dakika sürüyor.

Tarihi birebir anlatmıyor belki ama “buraya giriyorsun” hissini veriyor.

Suya Hükmeden Bir Medeniyet

The Siq’in hemen girişinde, Nebatilerin MÖ 1. yüzyılın sonlarında inşa ettiği bir baraj bulunuyor. Çünkü Petra’ya yerleşen Nebatiler çok geçmeden şunu fark etmiş:
Bu vadide asıl mesele düşman değil, su.

Ani yağmurlar ve sel suları, kayalara oyulmuş şehri tehdit ediyordu. Bunun üzerine Nebatiler, kayaları oyarak 82 metre uzunluğunda bir tünel açmış ve Wadi Musa’dan gelen sel sularını Wadi Mudhlim’e yönlendirmiş.

1964’te aslına uygun şekilde yeniden inşa edilen bu baraj ve tünel sistemi, bugün bile “bu insanlar işini biliyormuş” dedirtiyor. Vakti olanlar tünel boyunca yürüyebiliyor; ilginç ve serin bir deneyim.

Kayaların İçindeki Su Kanalları

The Siq’te yürürken gözünüzü biraz yukarı kaldırın. Kanyon duvarlarında uzanan antik su kanalları, Petra’da beni en çok etkileyen detaylardan biri oldu.

2000 yıl önce, Wadi Musa’daki temiz kaynak suları, bu kanallar sayesinde şehre taşınıyordu. Kumtaşı suyu emdiği için, kanallar seramikle kaplanmış. Yani sadece oymakla kalmamışlar, mühendislik de yapmışlar.

Bugün hâlâ izlerini görmek mümkün.

Taşlara Kazınmış İzler

The Siq boyunca, çoğu erozyonla aşınmış olsa da çeşitli oymalar ve kabartmalar görülebiliyor. En dikkat çekeni, sol tarafta yer alan iki tüccar ve onları izleyen iki deve figürü: Camel Caravan Relief.

Zarar görmüş ama hâlâ seçiliyor. Bu yolun altında yer yer mezar odaları da var. Kimler için, neden yapıldığı hâlâ tam bilinmiyor.

Son Viraj: El-Hazne’ye Açılan An

The Siq boyunca yürüdükçe geçit yavaş yavaş daralıyor, sonra hafifçe kıvrılıyor. Ve bir anda…
Işık değişiyor.

Kaya duvarlarının arasından, Petra’nın en değerli yapısı El-Hazne kendini gösteriyor. The Siq’in bütün olayı da bu zaten: Sizi yorması, meraklandırması ve finali saklaması.

Yürüyerek gitmek en güzeli. Fayton, at, eşek var ama açık söyleyeyim: Bu geçidi yürüyerek geçmezseniz, yarısını kaçırırsınız.