Ana Sayfa Tayland Bangkok Dipnot Tablet – Yol Hikâyesinin Başlangıcı: Melekler Şehri Bangkok

Dipnot Tablet – Yol Hikâyesinin Başlangıcı: Melekler Şehri Bangkok

12767

dipnot tablet’in bu ayki sayısında bangkok yazımla konuk oldum. güney asya’nın kalbi bu şehre dair ilk izlenimlerimi, pratik ipuçlarımı ve o meşhur bangkok kaosuna nasıl ayak uyduracağınızı anlattım.

ama dergi sayfaları sınırlı, bangkok ise sınırsız.

o yüzden burada, o yazıda sığdıramadığım detayları, hisleri ve “bunu da bileyim” dedirtecek pratikleri burada paylaşmak istedim.

bangkok, tayland’ın orta kesiminde, chao phraya nehri’nin tayland körfezi’ne döküldüğü delta bölgesinde. şehir düz bir arazi üzerine yayılmış, deniz seviyesinden sadece 1.5 metre yüksekte. kuzeydeki dağlık bölgelere de, güneydeki plajlara da eşit mesafede.

canlı şehri bangkok, güney asya’nın aynı zamanda kalbi sayılır. geleneksel yaşamın batı modernizmiyle harmanlandığı şehir nemli, sıcak, kalabalık ve gürültülü. backpacker gezginlerin asya seyahatlerine başladıkları ilk destinasyon olarak oldukça da gözde bir yer. bangkok, renklerin, kokuların ve tatların içine doğru egzotik bir yolculuk sunuyor.

ilk adımımı attığımda, “burada ne arıyorum?” diye sordum kendime. cevap basitti: hiçbir şey. sadece akışa bırakmak, şehrin ritmine kapılmak. bangkok bunu size kolayca verir. çünkü burası, plan yapmayı sevenleri bile plansızlığa ikna eden bir şehir.

bangkok’a indiğinizde ilk karşılayan şey nem. havlu gibi bir hava, terliyorsunuz ama alışılıyor. insan kalabalığı, motor sesleri, sokak satıcılarının bağırışları… ilk gün kafanız karışabilir. “bu kadar kaos normal mi?” diye sorabilirsiniz.

cevap: evet, normal. ve birkaç gün sonra bu kaos, sizin için bir melodiye dönüşüyor.

grand palace, wat pho, wat arun gibi ikonik tapınakları mutlaka görün. ama sadece turist kalabalığıyla değil, sabah erken saatlerde gidin. o zaman bangkok’un ruhunu hissedersiniz.

ulaşımdan devam edersek, tuktuk’a binmek eğlenceli olsa da, taksiler çok daha ucuz. mutlaka taksimetreyi açtırın. ayrıca ünlü tapınaklar ya da khao san gibi herkesin ismini bildiği yerlerden başka bir yere gitmek istiyorsanız allah kolaylık versin. taksi ve otobüs şoförleriyle anlaşmak ayrı bir macera çünkü.

benim için bangkok, asya’ya açılan kapı oldu. 2010’da ilk geldiğimde 1 ay vakit geçirdim ülkede. sonra yeni zelanda’ya gittim. dil okulundan sonra dünya turuma başlayıp dönüp dolaşıp tekrar bangkok’a geldim. komşu ülkelere seyahatten sonra defalarca bangok’a döndüm. her seferinde yeni bir yüzünü keşfettim.


yol hikâyesinin başlangıcı: melekler şehri bangkok

ülkemden yaklaşık 9.000 kilometre uzaktaydım ve yeni bir sayfa açıyordum. evim, ailem, kedim, ödemeler, faturalar ve bildik sesler geride kalmıştı. yeni renklerin, yeni kokuların ve tatların içinde geçmişe yabancılaşmayı seçmiştim.

bu kayboluş için ilk durağım, 1970’lerden bu yana sırt çantalı gezginlerin uzakdoğu’daki başlangıç noktası olan tayland’ın başkenti bangkok oldu.

asya’nın en hızlı gelişen ve değişen şehirlerinden biri. 1782’den beri tayland’ın başkenti. rama tarafından şehrin ortasından geçen ve kanallar oluşturan chao phraya nehri deltası üzerine kurulmuş.

tayca adı krung thep — yani melekler şehri.
şehrin tam adı ise guinness rekorlar kitabı’na girecek kadar uzun:

krungthep mahanakhon boworn rattanakosin mahinthara ayutthaya mahadilokpop noparat ratchathani burirom udomratchaniwet mahasathan amornpiman avatarnsathit sakkathattiyawitsanukamprasit.

anlamı da bir o kadar görkemli:
kutsal mucizelerin kaynağı, yüce topraklar, büyük ve önemli âlem, dokuz değerli cevherle dolu kraliyet başkenti, büyük saray’ın şehri ve kralların evi, ilahi sığınak ve yeniden beden bulan ruhların mekânı.

bangkok, güneydoğu asya’nın kalbinin attığı yer.
hong kong’a 3, bali’ye 4, singapur’a 2 saat uzaklıkta. istanbul ise yaklaşık 9 saat.



siyam’dan tayland’a

1932 yılında monarşik düzen kansız bir ihtilalle değişmiş.
1941’de japon işgali.
1976’da yine kanlı bir ihtilal.

asya, çin ve hint kültürünün harmanlandığı tayland krallığı, eski adıyla siyam.

67 milyonluk nüfusun yaklaşık 9 milyonu bangkok’ta yaşıyor. resmî dil tayca, para birimi thai bahtı. okuryazarlık oranı %93.

nüfusun %90’ı budist.
havalimanında cübbeleriyle cep telefonuyla konuşan budist rahipleri görünce tuhaf bir ikilem yaşamıştım. turuncu kıyafetler içindeki başı tıraşlı figürler sanki nirvana’ya ulaşmış gibi hayal edilir; ama yanılıyoruz.

budist kültüründe baş en kutsal bölge. dokunmak hoş karşılanmıyor.
ayaklar ise bedenin en alt ve en değersiz kısmı. ayak tabanını birine doğru uzatmak hakaret sayılıyor.

giyim serbest gibi görünse de, kamusal alanda aşırı yakın davranışlar hoş karşılanmıyor.
sinirlenmek ayıp, hatta günah.

krala ise ayrı bir saygı var. tayland anayasal monarşiyle yönetiliyor ama halk kralına neredeyse ruhani bir lider gibi bağlı.



bangkok’un sokakları ve masaj salonu gerçeği

bangkok’ta tapınak çok. şehirde 400 budist tapınağı, 55 cami, 10 kilise, 2 hindu tapınağı ve 2 sinagog var.

ama bangkok deyince birçok insanın aklına ilk gelen şey: masaj.

şehrin her köşesinde masaj salonları var. kapı önlerinde güler yüzlü kadınlar, ellerinde fiyat panoları. ilk başta sadece meraktan giriyorsunuz. içeride ise dışarıdaki kaotik sokakların tam tersi bir atmosfer: tütsü kokuları, yumuşak ışıklar, sakin bir müzik.

masaj benim için bir alışkanlığa dönüştü. uzun yürüyüşlerden sonra neredeyse saplantı gibi her gün uğradım.


ucuzluk cenneti

günün her saati sokaklarda farklı tatlar bulmak mümkün.
deniz ürünleri sevenler için tam bir cennet.

pad thai denilen erişte 1 tl.
yanında buzlu kahve 1 tl.
mango 1 tl.

bangkok ucuz bir şehir. 35 tl’ye harcama yapıp 3 öğün yemek, konaklama ve masaj dahil günü kapatabiliyorsunuz.


bangkok’un eski şehri

eski şehir bölgesinde kalıyorum. 20 yıl öncesinin pirinç pazarı olan yerler şimdi gezginlerin mabedi.

khao san road, bangkok’taki mekke.
rengârenk tişörtler, şortlar, takılar, böcek kızartmaları, dövmeciler, seyyar satıcılar…
her 10 metrede bir 7 eleven.
her milletten insan.

yeni zelandalılar, avustralyalılar, almanlar…
şehrin dörtte biri expat.

bangkok’u sevmek kolay değil.
kirli diyebilirsiniz.
kokuyor diyebilirsiniz.

ama şehirlerin ruhu vardır.
bangkok bir günde ruhunu açmaz. biraz kalmanız gerekir.



turist değilim

2009 yazında ilk kez gelmiştim.
belki görülecek en güzel şehir değil.
ama bir şey var bu şehirde.

benim için bu yolculuk turist olmak değildi.
yabancılaşmak istiyordum.
dile, insanlara, alışkanlıklara…

bir çeşit rutin iş ve ev hayatını geride bırakıp yeni deneyimlere kapı açmak.

turist olarak kalırsanız şehir size açılmaz.
yerelleşmeye başladığınızda gerçek yüzünü gösterir.


ve yolda olmak

trafikten, bir yere yetişme telaşından, takvimden, sekiz-beş mesaisinden, “haftanın hangi günü” olduğunu bilme zorunluluğundan uzaktım artık.

işsizdim belki. güçsüzdüm.
ama özgürdüm.

yolda olmak için önce yoldan çıkmak gerekir.
kendi belirlediğiniz bir yolda olmak.


kısacası, herkese göre bir şeyler var bu ülkede. tayland bize çok iyi geldi her anlamda. yumuşacık, sakin, telaşsız, rengârenk, capcanlı, güler yüzlü bu küçük ama büyük insanlar ve doğa kime iyi gelmez ki?

bangkok’a gidin. kaybolun. ve kendinizi bulun.