Hierapolis Antik Kenti, Denizli‘de, İç Anadolu’yu Akdeniz ile birleştiren yol boyunda yer alan Lykos Nehri Vadisinde kurulmuş görkemli bir antik kent. Büyük Konstantin döneminde Frigya bölgesinin başkentliğini yapmış, Bizans döneminde Piskoposluk merkezi olmuş. Antik çağlardan bugüne kadar ulaşan en çarpıcı merkezlerden biri.

UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alan Hierapolis arkeolojik kenti, ayrıca çok çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğine inanılan şifalı suları ile de ünlü. Denizli merkezin 18 km. kuzeyinde yer alan antik şehir merkezi kalıntıları Roma dönemindeki yapılaşmaya ait.

Hierapolis Antik Kenti

Hierapolis Antik Kenti, Denizli

Hierapolis Antik Kenti, Denizli Çaldağı’nın güney eteklerinde yer alan görkemli beyaz travertenler ve geç Helenistik ve erken Hıristiyanlık dönemlerine ait kalıntılar içeren çok değerli bir antik kent. Aslında Seleukoslar tarafından kurulmuş olan kent MÖ. 190 yılında Pergamon Krallığı’nın eline geçmiş.

Şehrin adının, Bergama Antik Kenti‘nin mitolojik kurucu kralı Telephos’un eşi Amazonlar kraliçesi Heira’dan aldığı sanılıyor. Antik coğrafyacı Strabon ile Ptolemaios verdikleri bilgilerde, Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile Hierapolisin bir Frigya kenti olduğunu ileri sürmüşler.

Malta

Hierapolis Antik Kenti, Helenistik kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür. Eski kaynaklara göre metal ve taş işlemeciliği, dokuma kumaşları ile ünlü olan kent, Roma İmparatoru Neron dönemindeki (MS 60) büyük bir depremin yıkıcı etkilerine maruz kalmış, ancak tamamen yenilenmiş.

Deprem kuşağı üzerinde bulunan kent, üst üste yaşadığı bu depremlerden sonra tüm Helenistik niteliğini kaybederek tipik bir Roma kenti görünümünü almış. Roma döneminden sonra Bizans döneminde de çok önemli bir merkez olmuş.

Hierapolis, Hıristiyanlar için ayrı bir öneme sahip. Hristiyanlığın Anadoluda yayılmasında en önemli rollerden birini üstlenen, aynı zamanda İsa’nın on iki havarisinden olan Aziz Philip, MS 80 Heirapolis’te öldürülmüş. Yıllar sonra öldürüldüğü ve gömüldüğü yere önce bir kilise, sonra da anısına bir tapınak inşaa edilmiş.

Doğu Roma döneminde MS 4. yüzyıldan itibaren piskoposluk merkezi ilan edilen şehir, Hıristiyanlar için bir hac yolu olmuş. Doğa ile tarihin nefis bir buluşması olan Pamukkale ve Hierapolis, antik dönemde hem şifalı suları hem de Aziz Philip’ten derman arayanların akınına uğramış.

O dönemin zenginleri yaşamlarının sonlarına doğru gelip buraya yerleşmiş ve burada ölmüş. Şehrin nekropolü bu yüzden oldukça görkemli anıt mezarlarla dolu.

Doğu Roma döneminde MS 4. yüzyıldan itibaren piskoposluk merkezi ilan edilen şehir, Hıristiyanlar için bir hac yolu olmuş. Hierapolis MS 7. yüzyıldaki büyük depremde büyük ölçüde tahrip olarak kent kimliğini kaybetmiş.

Çoğunlukla gecekonduların egemen olduğu kent yavaş yavaş tarım kentine dönüşerek MS 12. yüzyılda küçük bir kasaba haline almış. MS 12. yüzyıl sonlarına doğru Selçukluların egemenliğine giren kent, 14. yüzyıldaki depremden sonra tamamen terk edilmiş.

Hierapolis
Hierapolis

Hierapolis Frontinus Caddesi

Hierapolis Frontinus Caddesi, şehrin giriş kapısı ile birlikte yapıldığı düşünülen 14 metre genişliğindeki bu cadde. Kentin ana caddesini oluşturan, 8 metre genişliğindeki caddenin, toplam uzunluğu 170 m olan her iki cephesinde dükkan, depo ve evler sıralanıyordu. Caddenin yüzeyi (platea), kaynak sularından dolayı günümüzde 2 m yükseklikte kalker tabakası ile kaplı.

Agora

Agora, MS 60 yılında meydana gelen depremden sonra Frontinus Caddesi ile doğudaki tepenin yamaçları arasına kurulmuş. Geniş bir alana yayılan Hierapolis Ticaret Agorası, depremden önce yerleşim dışında, nekropolis ve atölye olarak kullanılıyormuş.

Hierapolis Antik Kenti’nin Arkeoloji literatüründe ‘Holy City’, yani ‘Kutsal Kent’ olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanıyordu.

Hierapolis Bizans Kilisesi

Hierapolis Kilise
Hierapolis Bizans Kilisesi

Hierapolis Bizans Kilisesi, antik kentin ana caddelerinden olan Sütunlu Cadde ve Erken Bizans Sur Duvarının kuzeyinde yer alıyor. Hierapolis Caddesi üzerine inşa edilmiş. Oldukça görkemli duruyor.

İlk inşası MS 5. ve 6. yüzyıla ait olan kilise, çeşitli düzenlemelerle MS 10. yüzyıla kadar kullanılmış. Kuzey duvarı üzerinde iki azizin betimlendiği bir fresk var. Azizlerin, sağ elleri göğüslerinde duruyor, baş kısımları korunamamış.

2010-2013 arasında St. Philippus Kilisesinde yapılan kazı çalışmalarında St. Philippus’a ait mezar ortaya çıkarılmış.

Cehennem Kapısı

Hierapolis Kenti
Cehennem Kapısı ‘Pluto’s Gate’

Cehennem Kapısı ‘Pluto’s Gate’ veya ‘Ploutonion’ adıyla tanınan mağara Hierapolis’te yer alıyor. Burası Tanrı Plouton ve eşi Persophone’nin hüküm sürdüğü yeraltı dünyasının giriş kapısı olarak kabul ediliyordu. Rivayetlerde Hades’in bu ölüm kapısından geçip sağ çıkanların suçlarının affolduğu anlatılıyor.

Mağaradan sızan karbondioksit gazıyla boğulan hayvanlar rahipler tarafından kurban ediliyordu. İçeri girenlerin kısa sürede ölümüne yol açacak kadar yoğun olan bu gazdan korunmak için bu kapı günümüzde kapalı.

Apollon Tapınağı

Hierapolis Kenti Apollon
Apollon Tapınağı, Hierapolis Kenti

Cehennem Kapısı Plutonium’un yanında büyük bir kutsal alan var, Apollon Tapınağı. Tapınak, eski ve dini mağara olarak bilinen Plutonion üzerinde kurulmuş. Mitolojik hikayelerede Apollon’un bölgenin ana Tanrıçası Kybele ile tapınakta buluştuğu geçiyor. Eski kaynaklar, Ana Tanrıca Kybele rahibinin bu mağaraya indiğini ve zehirli gazdan etkilenmediğini bildiriyor.

Mermer giriş basamaklarından tanınan 70 metre uzunluğundaki Tapınak, temenos duvarı ile çevrili kutsal alan içinde yer alıyor. Tapınağın arkasındaki merdivende, Apollon Tapınağından alınan parçalar, sütun gövdeleri, başlıklar, kaideler ile doldurulan bir alan var. Apollon Tapınağı’nda restorasyon çalışmasını sürdüren İtalyan kazı heyeti, tapınaktaki sütunları yerleştirerek tekrar tapınağı ayağa kaldırmayı planlıyor.

Hierapolis Anfitiyatro

Hierapolis Antik Kenti içerisinde bulunan bir diğer önemli yapı Hierapolis Antik Tiyatro. MS 60 yılında meydana gelen büyük depremden sonra MS 62 yılında yapımına başlanan tiyatronun inşası MS 206 yılında tamamlanmış.

Hierapolis Antik Tiyatro’da bulunan sütunların arasında dönemin estetiğini yansıtan heykeller var. Kentin antik tiyatrosunun sahnesinin önemli kısmının hâlâ ayakta. Tiyatro sahnesinde ve çevresinde bulunan kabartma frizlerde ise Apollon ve Artemis’in doğuşundan tutun, tanrılar ve devler arasındaki savaşlara kadar bir çok mitolojik olayın tasviri yer alıyor.

Grek tarzında yapılan Hierapolis Antik Tiyatro’nun manzarası da en az Antik Havuz’un hissettirdikleri kadar eşsiz ve güzel. Pamukkale’ye ve Hierapolis Antik Kenti’ne hakim bir tepeye yapılan tiyatronun basamaklarında otururken bir yandan manzarayı izleyip bir yandan da o dönemlerde burada ne tür etkinlikler yapıldığını hayal etmek gizli bir hazine bulmak gibi.

Kleopatra Havuzu

Hierapolis antik havuz

Romalı komutan Marcus Antonius’un Mısır Kraliçesi Kleopatra için yaptırdığı iddia edilen Kleopatra Havuzu 7. yüzyılda yaşanan depremle harabe haline gelmiş. Deprem sonrası oluşan ve içinde tarihi sütun başlıkları ve mermer parçalarıyla inanılmaz etkileyici bir görünüme sahip.

Havuzun içinde yer alan 2 bin yıllık tarihi eserlerin arasında yüzüyorsunuz. Günde yaklaşık 2 bin kişinin girdiği antik havuzun suyu her mevsim 36 derece.

Antik Havuz, suyun sıcaklığı nedeni ile rahatlatıcı bir etkiye sahip, birçok hastalığın tedavisi konusunda da faydalı olduğu söyleniyor. Pamukkale Travertenler ve Hierapolis Antik kenti için ödenen giriş ücreti ile antik havuz bölgesine girebiliyor, ancak havuza girebilmek için 35TL ödenmesi gerekiyor.

Burada Müze Kart geçmiyor. Havuza girmeseniz de izlemesi bile keyifli. Hemen yanıbaşında kafede bir şeyler yiyip içebiliyorsunuz. 0-6 yaş arası ücretsiz; 7-12 yaşındakilerden 13TL alınıyor.

Hierapolis Antik Kenti‘nde 1957’de İtalyan kazı heyeti tarafından başlanan kazı ve restorasyon çalışmaları 60. yılında devam ediyor. Denizli gezilecek yerler listesinde Pamukkale Travertenleri ile birlikte Hierapolis ilk sırada yer almalı.

5 Yorumlar

  1. Cok guzel bir yazi olmus, eline yuregine kalemine sağlik, tesekkurler. Eger Marmaris bölgesini ziyaret ederseniz yardimci olmaktan onur duyarim.

Yanıt yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz