Azerbaycan
Azerbaycan

Azerbaycan Cumhuriyeti, Hazar Denizi kıyısında yer alan bir Kafkas ülkesi. Odlar Diyarı yani Ateşler Ülkesi olarak da bilinen ülke bizim gözümüzde ise kardeş ülke. Aynı dili konuştuğumuz, aynı etnik gruptan olduğumuz, aynı şeylere sevindiğimiz aynı şeylere üzüldüğümüz bir millet. Biz güzel günlerde de kötü günlerde de hep birlikteyiz.

Adının Farsçada ateş anlamına gelen ‘Azer’ ile muhafız/koruyucu anlamına gelen ‘Pāyegān’ kelimelerinden geldiği söylenen Azerbaycan, yani Ateş Ülkesinde 2 hafta boyunca seyahat ettim. Hem coğrafyasını hem bir yanı geleneksel bir yanı modern karakterini hem de insanını sevdim. Hem kültürünü hem de geçmişinden süzülüp gelen maddi ve manevi değerleri ile görmeye değer bir ülke benim gözümde.

Azerbaycan Gezi Rehberi

Azerbaycan gezimi Eylül 2021’de gerçekleştirdim. 11 günlük araç kiralayıp ülkeyi gezdim. İzmir’den direkt uçakla Bakü’ye gittim. Yine aynı şekilde İzmir’e döndüm. Hiç aceleye getirmeden, ülkenin ve Bakü’nün belli başlı önemli yerlerini rotama aldım. Yollar güzel, seyahat etmesi keyifli ve güvenli.

Sadece Bakü ve Kuzey Doğu rotasının bir bölümünü ziyaret edebildim. Tüm ülkeyi gezmek için ise benim seyahat tarzımla birkaç defa daha gitmem gerekecek. Azerbaycan tatili planlayanlar için en az 1 haftalık zaman dilimini ayırmanızı öneriyorum. Ülkede gezilecek yerleri aşağıda bulabilirsiniz. Öncesinde biraz Azerbaycan’ı tanımak iyi fikir. Çünkü hem Azerbaycan ülkesi hem de halkı Türkiye’de de olması gerektiği gibi tanınmıyor.

Azerbaycan Gezi Rehberi

Azerbaycan, antik çağlardan beri Doğu ve Batı ülkeleri arasında bir bağlantıyı temsil eden Kafkas coğrafyasında yer alıyor. Azerbaycan’ın Türkiye, İran, Rusya, Gürcistan ve Ermenistan ile sınırı var. Doğusunda ise Hazar Denizi uzanıyor.

Kafkasya’nın engin topraklarında birçok krallık hakimiyet kurmuş. Ülke toprakları tarih sahnesinde birçok kavmin mesken yeri olmuş ve devamlı istilalara uğrayarak birçok devletin hakimiyeti altında kalmış. Coğrafyanın esas olarak Türk yurdu olması Selçuklular zamanına rastlıyor.

Karakoyunlular ve Akkoyunlular 1400’lü yıllarda Azerbaycan’a hükmetmiş. Bu dönemlerde burada Türk nüfusu artmış. 1500’lü yıllarda ise Moskova Knezliği bölgenin siyasi dengesini değiştirebilecek yeni bir siyası güç olarak ortaya çıkmış. 18. yüzyılda Azerbaycan üzerinde hâkim olma mücadelesi Osmanlı Devleti, Safevî Devleti ve Rusya arasında geçmiş.

19. yüzyılda Çarlık Rusya’sına bağlı olan Azerbaycan, yüzyılın ilk çeyreğinde ikiye ayrılmış ve Aras nehrinin kuzeyinde kalan 6 milyon nüfuslu bölümü, Rus, Aras’ın güneyinde kalan 14 milyon nüfuslu kısmı da İran idaresinde kalmış.


Uzun yıllar Rus baskısı altında ezilen ülke, 28 Mayıs 1918’de Mehmet Emin Resulzade ve arkadaşları tarafından Milli Azerbaycan Cumhuriyeti adıyla Müslüman dünyasının demokratik ve laik yapılı ilk devleti kurulmuş. Lakin bu devletin ömrü maalesef uzun olmamış, ancak iki yıl sonra tekrar Sovyet istilasına uğramış 1920’de Sovyetler Birliği’ne dâhil edilmiş.

Ülkenin tekrar bağımsızlığına kavuşması 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması ile gerçekleşebilmiş. Yaklaşık 70 yıl boyunca Rusların baskısına ve şiddet yöntemlerine maruz kalan Azerbaycan Türkleri, 18 Ekim 1991’de bağımsızlığını ilan etmiş. Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke de Türkiye olmuş.

azerbaycan hakkında bilgi
Bakü

Kendilerini Azerbaycanlı veya zaman zaman Azerbaycan Türkleri olarak adlandırıyorlar. Altay halkları Türk grubunun Oğuz koluna mensup Azerbaycanlılar, Anadolu coğrafyasındaki Türkler’den sonra dünyanın ikinci büyük Türk halkı. Dünyada Azerbaycan dili konuşan 65 milyon insanın yalnızca 10 milyonu bugünkü Azerbaycan toprakları içerisinde yaşıyor.

Türk Cumhuriyeti içerisinde Türkiye ile bağları en kuvvetli olan ülke Azerbaycan, bugün sosyal ve ekonomik gelişme ile okuryazarlık oranı açısından benzer coğrafyadaki ülkelere göre çok yüksek seviyelere gelmiş bir ülke. Ülkede eğitime büyük özen gösteriliyor. Nüfusun okuryazarlık oranı %99,5 civarında.

Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası’nda resmî din yok ve ülkedeki tüm ana siyasi güçler laik milliyetçi çizgiyi benimsemiş. Azerbaycan’da %96 oranında halk Müslüman ve genel olarak Şiilik mezhebine bağlı. Bunun dışında Sünni, Zerdüşt, Hıristiyan ve Bahailer dinlerine mensuplar da var.

Azerbaycan Türkçesi Oğuz grubu Türk lehçelerinin merkezî bir dalı. Azerbaycan dışında İran’ın pek çok bölgesinde, Irak’ta ve Doğu Anadolu’da konuşuluyor. Bayrağında yer alan üç renk; Türklüğü, İslamiyeti ve uygarlığı yansıtıyor.

Yaklaşık 10 milyon nüfusun 4 milyona yakını başkent Bakü’de yaşıyor. Azerbaycan’ın ekonomik büyümesine en büyük katkı petrol ve doğal gaz ihracatıyla sağlanıyor. Yine maden ve tarım ürünleri yönünden de iddialı. Azerbaycan’da mevcut 11 iklim bölgesinden dokuzu mevcut.

Ülkenin para birimi Manat, Euro ve Amerikan dolarından oluşan bir sepete bağlı. Kasım 2017’de yaklaşık 2,2 TL ediyordu, 2019 nisan ayında 3,3 TL olmuş. Benim seyahatim esnasında ise 1 Manat 5 TL idi. Hemen her şey Türkiye’ye göre kurdan dolayı pahalı olsa da yeme içme ve yakıt hala ucuz.

Azerbaycan’da eğer 15 günden fazla kalacaksanız her girişten sonra 15 gün içerisinde (hafta sonu dahil) pasaport fotokopisi ile birlikte internetten, postayla ya da bizzat gidip Miqrasiya’ya (Göçmenlik Bürosuna) veya “Asan Xidmət” bürolarına başvurup adres kaydı yaptırmanız gerekiyor. Kaldığınız otelden bu konuda yardım alabilirsiniz.

Azerbaycan Gezilecek Yerler

Türkiye’de Azerbaycan dendiğinde akla ilk ve tek gelen şehir Bakü oluyor. Oysaki ‘iki devlet tek millet dediğimiz’ Azerbaycan’ın pek çok şehri ziyaret edilebilir. Ülkenin kuzey coğrafyası bizim Karadeniz gibi. Zirvesi karla kaplı dağlar, meşe ile kaplı ormanlıklar, derin vadiler ve nehirlerden oluşuyor.

Eylül’de Bakü’den Şeki’ye giderken geçtiğim yollar şahaneydi! Çoğu yerde yolu bir çadır gibi kaplamış ağaçların arasında aracımı sürdüm. Dağcılık, trekking severler için nefis bir coğrafya.

Gidilen şehirler henüz büyük çaplı turist kitlesini kaldıracak kadar organize olamamış. Diğer yandan bu da hala bölgenin bakirliğini korumuş anlamına geliyor.

Tarih ve kültürel miras açısından tatmin edici miraslara sahip. Sadece müzelerdeki sergiler ve müze tasarımı konusunda bana oldukça yetersiz geldi. Bir de pek çok müzede fotoğraf çekilmesinin yasak olduğunu anımsatayım.

1. Bakü

Bakü, Azerbaycan’ın başkenti ve en büyük şehir. Resmi verilere göre yaklaşık 2,5 milyonluk bir nüfusa sahip. Sabaha doğru 4 sularından havalimanında teslim aldığım araçla şehre girdim. Oldukça geniş yollar, yollar boyu dizili Avrupai mimariye sahip binalar ve ışıl ışıl parıldayan gecesiyle ilk izlenimleriyle gönlümü almıştı.

Yaşadığım İzmir ile kardeş şehir olan Bakü, Hazar denizi kıyısına kurulu. Devasa çınar ağaçlarının süslediği oldukça düzgün sokakları, şehrin her bir köşesinde ortaya çıkan geniş meydan ve parklarıyla insanın kolayca alışacağı ve seveceği bir şehir.

Şehrin merkez denilen bölgesi modern sokaklar, lüks mağazalar ve meydanlardan oluşuyor. Bu sokakları rastgele gezmesi bile keyifliydi benim için. Sahil boyu upuzun parklar, yürüyüş yolları ve AVM var. Bakü Bulvarı, akşam saatleri çok canlı ve keyifli. Tarihi bölge olan İçerişehir ise her köşesi görmeye değer güzellikte.

İçerişehir, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle zamana meydan okuyan, Bakü’nün en eski bölümü. Ayrıca bana göre de en çekici ve şahane bölümü. Labirent gibi uzayan dar sokaklar boyunca uzanan 2 katlı özgün mimariye sahip evler, insana sanki geçmiş bir yüzyıla ışınlanmış hissi veriyor.

Yüksekliği 8-12 metre olan, orta çağ döneminde 5 büyük giriş kapısından girilebilen bölge ‘Eski Bakü’ olarak da biliniyor. İçerişehir, Hazar denizi kıyısında, oldukça geniş bir alana yayılıyor. Kız Kalesi ve Şirvanşahlar Sarayı gibi çok sayıda tarihi anıta ev sahipliği yapan bölge UNESCO Dünya Mirası Listesine dahil edilmiş.

12. yüzyıl yapısı surlarla çevrili İçerişehir, labirenti andıran dar, taş sokakları ve eski binaları ile çok güzel. Evlerin pek çoğu restore edilmiş. Kabartmalar, kemerler ve süslemelerle göz alan evlerin ustalık ürünü balkonları, kapı bezemeleri, sıra dışı pencereleri de bir o kadar etkileyici.

Şirvanşahlar Sarayı
Şirvanşahlar Sarayı

Şirvanşahlar Sarayı, İçerişehir’in en görkemli yapısı, UNESCO Listesinde. 15. yüzyıldan kalma bir saray Külliyesi. 13. yüzyıldan 16. yüzyıla uzanan süre boyunca yapılan ek binalarla oldukça genişletilmiş saray, ana saray binası dışında, divan haneden (ziyafet salonu), mezar tonozları, minareli bir cami ve hamam kalıntılarından oluşuyor. Odalarda sergilenen dönem eserleri biraz yetersiz olsa da gerek mimarisini görmek gerekse de tarihsel önemi için Azerbaycan’da gezilecek yerler listesinde üst sıralara koymak gerek.

Kız Kulesi, Bakü’nün en önemli simge yapılarından biri. Bir zamanlar Hazar Denizinin dalgalarının dibine kadar ulaştığı 29 metre yükseklikteki kule yapı ‘Qız Qalası’ yani ‘Kız Kulesi’ 12. yüzyılda inşa edildiği tahmin ediliyor. Kaidesinin tarihinin Sümerlere kadar uzadığını iddia eden tarihçiler var.

Hangi amaçla yapıldığı bilinmeyen kulenin yapısına dayanarak kulenin Zerdüşt dаhmаsı, аteşperestlik tapınağı, Mitra ve Аnаhitа ilаhileri ile ilgili yapı olduğu düşünülüyor. Geceleri ışıl ışıl, çevresinde çok sayıda hediyelik eşya dükkanları ve cafeler sıralanıyor. Kız Kulesi, 1964 yılından bu yana müze olarak faaliyet gösteriyor.

Haydar Aliyev Kültür Merkezi, Azerbaycan’ın en önemli modern zamanların yapılarından biri. 2007’de düzenlenen bir yarışmanın sonucunda Irak asıllı İngiliz mimar Zaha Hadid tarafından tasarlanmış. Modern, sıradışı ve futuristik mimariye sahip kültür merkezi adını 1969-2003 arasında aralıklarla Azerbaycan’a liderlik yapmış olan Haydar Aliyev’den almış. 2013’te hizmete giren merkez, Azerbaycanlıların hem kendi kültürlerini sunabildikleri hem de kullanmaları için tasarlanmış güzel bir yer olmuş.

Hazar denizinin yükselişini sembolize eden ve sınırsızlık hissi uyandıran yapı, dışardan oldukça karmaşık gibi görünse de içerisi inanılmaz sade ve ferah. İçeride konser ve konferans salonu, sanat galerileri, kütüphane, yerel kültürün zenginliğini anlatan konsept müzeler, yapay göl ve kafeterya var.

Metroyla gidecekseniz Neriman Nerimanov metro durağına yakın. Haydar Aliyev Kültür Merkezi giriş ücreti 15 AZN (75TL). Ben gittiğimde bakımda olan Classic Car exhibition bölümüne girmek istiyorsanız ise ek olarak 10 AZN ödemek gerekiyor.

Azerbaycan Halı Müzesi, Bakü merkezde, İçeri Şehir yakınlarında yer alan ve dünyaca ünlü Azerbaycan halılarının en büyük koleksiyonuna ev sahipliği yapan bir müze. Katlanmış bir halı şeklinde tasarlanan müze binasında asırlık kilim ve halı dokumaları sergileniyor.

UNESCO’nun somut olmayan kültürel miras listesinde yer alan Azerbaycan halı sanatı, bütün dünyada yakından tanınıyor. Dünyanın ilk halı müzesi de zaten Bakü’de açılmış, 1967’lere dayanan köklü bir geçmişe sahip. Yüzyıllar öncesine dayanan Azerbaycan’ın halı dokuma geleneği, Herodot’tan, Ksenofon’a kadar pek çok antik yazarın eserlerinde kendisine yer bulmuş.

2019’dan bu yana ise bu modern ama ilginç binada 10 binden fazla seramik, 14. yüzyıla ait metal eserler, Tunç Çağına ait mücevherler, 17. ve 20. yüzyıllardan dokuma sıklığı, desen, kompozisyon, renk uyumu ve bölgeleri gibi özelliklere göre halı ve kilimler, ipekli işlemeler, ulusal giysiler ve nakışlar sergileniyor. Hemen yanıbaşında da kanallardan oluşan ve içerisinde sandal ile gezebileceğiniz Little Venice yer alıyor.

Bakü Türk Şehitliği, başkentin en güzel manzaralı yerine kurulmuş, körfeze bakan bir şehitlik. Bakü Muharebesi’nde ölen Osmanlı askerlerini anmak için inşa edilmiş. Azerbaycan, Bolşevik birlikleri ve Ermeni çeteleri işgaline karşı Osmanlı hükümetinden yardım istemiş. Bakü ve Azerbaycan’ın diğer illerinin bu işgalden kurtarılması için 10 binin üzerinde asker gönderilmiş.

Eylül 1918’de 30 saat süren şiddetli muharebeler sonrasında Bakü kurtarılmış. Bakü’nün kurtuluşu için yaptığı mücadelede 1130 şehit verilmiş. Bakü Türk Şehitliği, 1990 Ocağında 19’unu 20’sine bağlayan gece Sovyet Ordusu’nun başkent Bakü’ye girmesiyle gerçekleştirilen katliamın kurbanlarının yattığı Şehitler Hıyabanında yer alıyor. İçerişehir’den yürüyerek de gidilebilen ama yolu oldukça yokuş olan şehitliğe de uğrayın.

Yanardağ, Azerbaycan’ın Ateş Ülkesi diye adlandırılmasına sebep, bizim Yanartaş‘ı andıran; yerden alevlerin gökyüzüne fışkırdığı dünyada sadece birkaç tane olan bir ateş dağı. Hazar Denizi’ndeki Abşeron Yarımadası’ndaki bir yamaçta devamlı olarak yanan doğal gaz ateşi Yanardağ’da, gaz kaynağındaki basıncın etkisiyle alevlerin yüksekliği kimi zaman 3 metreyi buluyor.

Yanartaş’taki gibi birçok farklı noktada değil, genişliği 10 metre kadar olan bir alanda hiç sönmeyen ve yanına yaklaştıkça sizi yakacak kadar güçlü yanan alevler yamacın altındaki bir açıklıktan yükseliyor. Doğal gazın gözenekli tabakalardan sızması nedeniyle yakındaki derelerin yüzeylerinin de bir kibritle kolayca tutuşturulduğu söyleniyor.

Geçmişte İran, Hindistan ve Pakistan’dan gelen Ateşperest Zerdüştlerin ibadet yeri olmuş Yanardağ’ın tam karşısında açık hava konserleri için yaklaşık 500 kişilik bir amfitiyatro yer alıyor. Ayrıca yine yukarıda manzarayı izleyebileceğiniz bir cafe yer alıyor. Koruma alanında Yanardağ’da bölge hakkında bilgi veren bir müze ve Yanardağ Dolmen Taş Sergisi var.

Ateşgah, Bakü merkeze 30 kilometre uzaklıkta Suraxanı köyünde yer alan, dünyadaki 3 Zerdüşt tapınağından biri. Ortadoğu’nun köklü inanç sistemlerinden olan Zerdüştlüğün kadim tapınaklarından biri, onlara göre Mekke kadar kutsal. İslamiyet öncesi, Zerdüşt tapınağı olarak kullanılan Ateşgah bir Orta çağ mabedi olmakla birlikte şu an göreceğiniz binalar 1600 ve 1700’lü yıllarda yapılmaya başlanmış.

Ateşgah, keşiş hücreleri bulunan odalarla çevrili bir avlusu ve ortada dört sütunlu sunağı bulunan beşgen kompleks yapısıyla medrese benzeri bir mimariye sahip. Ortada hiç sönmeyen kutsal ateşin bulunduğu bir yapı var. Kervansaray boyunca sıra sıra döneminde dini amaçlarla kullanılmış hücreler günümüzde Zerdüştlük inancını ve döneminde buranın nasıl kullanıldığını anlatan müze odalarına dönüştürülmüş.

Buraya gelen Zerdüştler, çilehane olarak adlandırılan odalarda bedenlerine eziyet vererek günahlarından arınacaklarına inanırlarmış. Bugün bile İran ve Hindistan’dan Zerdüşt ziyaretçiler tarafından kutsal kabul edilip hacı olmak için ziyaret ediliyor. Giriş ücreti 5 Manat. Uber ile giderseniz yaklaşık 10 Manat tutuyor.

Kobustan Millî Parkı, Taş Devri ve sonraki dönemlerdeki insanların yaşamına dair kanıtların yoğunlaştığı, Azerbaycan’ın en önemli ve en eski yerleşim alanı. Bakü’ye yaklaşık bir saat mesafede yer alan ve Bakü gezilecek yerler listenizde mutlaka yer alması gerektiğini düşünüyorum. 2007 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine dahil edilmiş yerleşim yeri Üst Paleolitik (MÖ 5 bin ile 10 bin) döneme tarihleniyor. O kadar eski yani!

Azerbaycanlı arkeolog İshaq Caferzade tarafından 1939’da bulunan tarih öncesi yerleşim yerinde, 6 binden fazla petroglif olarak isimlendirilen kaya resimleri yer alıyor. İlginç kaya oluşumları arasında da 20’ye kadar yaşam alanı ve buradaki kayalarda betimlenmiş av hayvanları ve av sahneleri çizimleri görülebiliyor.

Taş Devri ve daha sonraki dönemlerde yaşayanların tanıklıklarına şahit olabileceğiniz Kobustan Millî Parkı ve müzesinin birlikte giriş ücreti 8 AZN (40 TL). Ben araç kiralayıp gitmiştim. Toplu taşıma ile Gobustan’a gidip oradan taksi ile gidilebilir. Petrogliflerin olduğu kayalık bölge ile müze arasında da yaklaşık 2 km uzaklık var.

Bakü Çamur Volkanları
Bakü Çamur Volkanları

Gobustan Çamur Volkanları, Bakü’nün yaklaşık 60 km güneybatısında, petroglif müzesine 13 kilometre uzaklıkta, Gobustan köyünün sırtlarında yer alan ilginç bir jeolojik oluşum. Hazar Denizine nazır kıraç bir tepede yer alan irili ufaklı çamur volkanları, dünyadaki en büyük çamur volkanları oluşumlarından biri. Gezegenimiz üzerinde tahmini 700 çamur volkanının yaklaşık 400’ünün Gobustan, Azerbaycan ve Hazar Denizi’nde olduğu tahmin ediliyor.

Kimileri burada çamur banyosu yapıyor, tüm vücudu çamurla sıvayıp daha sonra hemen aşağıda yer alan gölde temizleniyor. Çamur volkanlarına ulaşmak için araç şart. Hatta 4×4 araçlar daha iyi olsa da sabırlı ve yavaş giderim derseniz normal araçlarla da gidilebilir. Herhangi bir kontrol veya kapı yok, giriş ücretsiz.

Sanat olmadan olmaz derseniz Azerbaycan Ulusal Güzel Sanatlar Merkezi ve Azerbaycan Edebiyatı Müzesi gibi noktalar ilginizi çekebilir. Azerbaycan’ın ilk gökdelenleri olma özelliğini de taşıyan Ateş Kuleleri geceleri ışıl ışıl. İçinde dönen bir restoranın bulunduğu Azeri TV Kulesi, şehir manzarasını izlemek için ilginç bir yer olabilir.

2. Şeki

Şeki, tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan, hem kalbinizi hem de midenizi büyüleyecek küçük ama güzel bir tarihi kasaba. TÜRKSOY tarafından 2016 Yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilen şehir Azerbaycan’ın çok sayıda tarihi ve kültürel anıta sahip en eski şehirlerinden. Azerbaycan’ın Kuzey Batısında yer alan Şeki Rayonu’nun da merkezi olan Şeki, hem tarihi hem de doğal güzellikleri bir arada barındıran nezih bir kent.

1968’e kadar Nuxa olarak adlandırılmış Şeki’nin tarihsel hikayesine Araplardan Şirvanşahlar’a, İldenizler’den Gürcü Krallığına ve son olarak da Safeviler’den Osmanlı’ya kadar birçok farklı devlet izler bırakmış. 1745’te Nadir Şah öldürülünce Hacı Çelebi tarafından Şeki Hanlığı kurulmuş ancak onun da ömrü çok uzun sürmemiş. 1805’te Rus egemenliğine girmiş ve hanlık 1819’da lağvedilmiş.

Bizim Karadeniz yöresini aratmayan, meşe ormanlarla kaplı 2 bin metrelik Kafkasya dağlarının eteğinde yeşillikler içerisindeki Şeki, Bakü’den yaklaşık 370 km uzaklıkta yer alıyor. Kiş nehrine komşu olan, şifalı mineral suları ve ipekçiliğiyle ünlü şehirde, tarihi yüzyıllara dayanan çok sayıda cami, kervansaray, kale, hamam ve diğer anıtlar var. Kiş köyü hariç her yeri yürüme mesafesinde.

Şeki Han Sarayı, Azerbaycan’ın Orta çağ dönemi mimarisinin en önemli eserleri arasında gösterilen, görenleri kendine hayran bırakan bir saray. Şeki Hanlığının kurucusu Hacı Çelebi Hanın torunu Muhammed Hüseyin Han Müştag tarafından 1762’e yazlık ikametgah olarak inşa edilmiş. İki kat, altı oda ve iki aynalı balkondan oluşan saray küçük bir yapı olsa da çok ilginç ve büyüleyici.

UNESCO tarafından 2019’da Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan Şeki Han Sarayı’nın önemli özelliklerinden biri de yapımında çivi veya herhangi bir yapıştırıcı madde kullanılmamış olması. Pencerelerdeki şebekelerin her metrekaresi, birbirine geçmiş 5 bin çıta ve cam parçasından oluşuyor. Salon ve odalarının duvarları renkli işlemeler, motifler ve savaş sahnelerinin yansıtıldığı duvar resimleriyle süslü.

Odalarda bulunan savaş ve av tasvirleri mekana farklı bir güzellik katıyor. ‘Şebeke’ adı verilen, ahşap çıtalar arasına çeşitli renklerde cam monte edilerek yapılan geometrik desenli el sanatının en nadir örnekleri Saray pencerelerini süslemiş.

Saray önünde ise ‘Han Bağı’ adı verilen bahçede bir havuz var. Havuzun iki yanında, yaşı saraydan da eski olan, 1530’da dikilmiş ve halk tarafından ‘Han Çınarı’ diye isimlendirilen biri 34, diğeri 42 metre yüksekliğinde iki çınar ağacı yükseliyor. Saray tamamen surlarla çevrili ve sur duvarlarının arkasında ise ormanla kaplı dağlar uzanıyor. Han Sarayı, Kışlık Saray ve Uygulamalı Halk Sanatlar Müzesi ile birlikte giriş ücreti 5 Manat.

Kervansaray, hediyelik eşya dükkanları, Şeki’ye özgü tatlıcılar, çay evi ve diğer mekanların yer aldığı,Güney Kafkasya’nın günümüze kadar varlığını korumuş iki kervansarayından biri. Şeki’de gördüğüm en canlı yer de bu civar.

Şeki’ye özgü mimari üslupla tuğla ve çay taşıyla 18. asırda inşa edilen Kervansaray, bir katı bodrum olan üç kattan ve 3 yüzden fazla odadan oluşuyor. Şeki mimarisine has iki kapısı bulunuyor. İç tarafta kalan geniş avlusunu gezmeyi unutmayın.

Kiş Alban Kilisesi
Kiş Alban Kilisesi

Kiş Tapınağı (Mukaddes Yenisey Kilisesi), Şeki’nin 5 km kuzeyindeki Kiş köyünde yer alan bir Alban kilisesi. Albanya Krallığı, günümüz Azerbaycan ve Dağıstan’ın coğrafyasıyla Çeçen/İnguşya topraklarının güney yarısını kapsayan geniş bir alan içinde hüküm sürmüş. MS 3. yüzyıldaHristiyanlık dinine geçmiş Albanlar Kiş Kilisesini 12. yüzyılda yapmışlar.

Geçmişte kaidesinde eski bir Pagan tapınağı yer alıyordu. Kilisenin sunağının altında bulunan kült alanının tarihi yaklaşık MÖ 3000’e kadar uzanıyor. Geçmiş dönemlerden kalan, boyu 2 metre civarında insanların olduğu birkaç mezar üzeri camla kapatılmış zeminden görülebiliyor. Norveçlilerin ve diğer İskandinavların köklerinin kısmen Azerbaycan’a kadar uzandığının kanıtlarının bir kısmının bu tapınakla ilgili olduğu ileri sürülüyor. Giriş ücreti 4 Manat.

Şeki’de görülecek çok sayıda tarihi miras var. Şeki Hanı’nın Kışlık Sarayı, Mirza Fatali Ahundov’un ev müzesi, Raşid Bey Efendiyev’in ev müzesi ve Sabit Rahman’ın Evi Müzesi de görülecek yerler arasında. 18. yüzyıldan miras Cuma Camii’ni de görün.

Şeki’yi en güzel izleyebileceğiniz noktalardan yamaçta yer alan Savaş Anıtına da yürüyerek çıkın. Vakti olanlar ormanlarla kaplı dağlar ve vadiler arasına kurulmuş Kiş köyü ve onun cazibe merkezi yemyeşil Cennet Bağını da Şeki gezilecek yerler listesine ekleyebilir.

4. Lahic

Lahic, hala eski tarihi görünümünü korumayı başarmış, sokaklarında dolaştığınızda el sanatları ürünleri üreten eski atölyelerden yükselen sesleri duyabileceğiniz kendine münhasır bir köy. Şeki’den İsmaillı’ya oradan da Lahıc’a geçim, iyi ettim. Taş evleri ve sokakları, düzgün mimarisi, kibar ve arkadaş canlısı insanları ile Azerbaycan gezilecek yerler listesinde mutlaka olması gereken bir köy burası.

Büyük Kafkas sıra dağlarının güney yamacında deniz seviyesinden 1505 metre yükseklikteki Lahıc, hünerli zanaatkarların şaheserleri sayesinde birkaç yüzyıl içinde ün kazanmış bir kasaba. 19. yüzyıla kadar dünyanın pek çok yerinden tüccarlar Lahıclı ustaların yaptığı gözalıcı bakır ürünlerini almak için bu köyü ziyaret edermiş. Ta ki modern seri üretim ortaya çıkana kadar. Hayatını kazanmak için büyük şehirlere göçen ustalardan sonra bu sanat burada nerdeyse unutulmaya yüz tutmuş.

Azerbaycan’ın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Lahic, 1980’den bu yana tarihi ve kültürel rezervini yeniden canlandırmaya çabalıyor. Yapılan çalışmalarla zanaatkarlık yeniden canlandı, tabii ki henüz eskisi gibi değil ama önemli olan, yerlilerin eski el sanatlarının tüm sırlarını ve inceliklerini korumayı başarması zaten. Hala babadan oğula bu geleneği sürdüren aileler var.

Geçtiğimiz yüzyıllarda olduğu gibi değişmeden kalmayı başarabilmiş köy, yaşayan açık hava müzesi gibi. Köyde bakır, deri ve halı gibi el sanatları gelişiyor, tek bir farkla bugün ana müşterin tüccarlar değil de turistler. Arnavut kaldırımlı sokaklardaki küçük dükkanlarında yöre halkı çok çeşitli baharatlar ve otlar satıyor. Birçok yönden bu benzersiz dağ köyünde en az 1 gece kalmayı tercih ederdim ama maalesef kalma fırsatım olmadı, bir başka ziyaretime artık.

5. Kebele

Kebele (veya Gebele), Bakü’nün kuzeybatısında, başkente 3 saat uzaklıkta, 6 yüzyıl boyunca eski Kafkas Albanyası devletinin başkenti olarak hizmet etmiş bir şehir. Antik dönem başkentinin kalıntılarından çok az şey geriye kalmış olsa da 2500 yıllık İpek Yolu’nun tam ortasında olması, şehri Avrupa ile Asya arasında popüler ve önemli bir merkez haline getirmiş.

Geçmişte olduğu gibi bugün de Kebele, uluslararası ve yerel etkinlikler için bir mıknatıs. Bakü’den sonra Azerbaycan’ın en popüler ikinci destinasyonu olduğu söylenebilir. Şehrin 5 yıldızlı otelleri çok sayıda politikacı toplantıları ve zirveler misafir ediyor. Önünden nehir geçen şehrin çevresini sarmalamış sık ormanlı dağları ile nefis manzaraya sahip. Dünya standartlarında birçok otel ve tatil köyü var.

Nic Köyü, Şeki’den gelirken Kebele’ye varmadan uğradığım küçük bir köy. Şeki’deki Kiş köyündeki Alban Kilise müzesini ziyaret ettiğimde oranın müdürü bu köye uğramamı tavsiye etmişti. Fındık ağaçlarıyla dolu köyün herhangi bir merkezini görmedim. Köyde yer alan iki Alban kilisesini ziyaret ettim. Her iki kilise de Nic köyüne giden yol üzerinde. Tarihi yerler ilginizi çekiyorsa gidin ama benim çok ilgimi çeken yer Azerbaycan Udi Ocağı oldu.

Azerbaycan Udi Ocağı, Kafkasya’nın yerli halkı olan Udilerin mirasını ve geleneklerini sergileyen bir müze, restoran ve otel kompleksi. Udiler şu anda Azerbaycan, Rusya, Gürcistan, Ermenistan, Kazakistan, Ukrayna gibi ülkelere dağılmış nüfusu yaklaşık 10 bini bulan bir halk. Tarihi Albanya devletini oluşturan 26 etnik topluluktan biriydiler.

Udi dilini konuşuyorlar ve Hristiyan dinine mensuplar. Dillerini ve geleneklerini koruyan bu halk çok köklü bir geçmişe sahip. Udilerin sadece 4 bini Nic köyünde yaşıyor. Udi Ocağında yeralan, eski bir Udilinin pek çok eşyası olduğu gibi korunmuş 250 yıllık bir ev görmeye değer. Bir berber ve terzi olan kız kardeşin yaşadığı ev etnografik olarak çok değerli.

Udi Ocağında çok farklı konseptlerde otel odaları var. Kimisi küçük bungalow, kimisi 10-15 kişiyi alan bir ev gibi tasarlanmıştı. Ben konaklamadım ama nefis bir konaklama seçeneği olarak da not edebilirsiniz. Çocuklu aileleri için doğayla içi içe nefis bir tercih olur.

Çukur Gebele, modern Gebele bölgesinin 15 km güneybatısında, Karaçay ve Covurluçay nehirleri arasındaki bölgede yer alıyor. Burada tarihi Albanya devletinden geriye kalmış antik yerleşim yerlerini ve kale duvarlarını görebilirsiniz. 2 farklı höyük ve yakınındaki 2 kale burcundan ibaret. Kazılardan çıkarılan kazılar yakındaki arkeoloji müzesinde sergileniyor.

Gabala Shootting Center, Şeki’ye giderken veya dönerken uğrayabileceğiniz bir atış poligonu. Hayatınızda hiç tabanca, tüfek sıkmadıysanız veya ok atmadıysanız burası bir ilki gerçekleştirebileceğiniz bir yer olabilir. Profesyonel bir tesis burası.

Dünyanın pek çok yerinde Kafkasların bu en modern ve büyük poligonuna gelip atıcılık sporuna hazırlanıyor sporcular. Yine her yıl geleneksel atıcılık spor karşılaşmaları burada yapılıyor. Konaklayabileceğiniz bir oteli ve ayrıca bir de restoranı var. Ok atma 1 Manat, 16 mermili tüfek ise 5 Manat.

Tufandağ, 4.191 metre yüksekliği ile Azerbaycan’ın en yüksek dağlarından biri.Tufandağ’da yer alan Tufandağ Kayak Kompleksi, Kafkasya’nın en önde gelen kayak yerlerinden. Günde 3.000 kişiye kadar hizmet veriyor. Azerbaycan’da kış turizm kalbi burası. Uzunluğu 17 kilometreyi bulan kayak pistine sahip. Tufandag Mountain Resort Hotel yörenin en iyi otellerinden biri. Kış mevsiminde gidip görmeli. Benim vaktim yetmediğinden gidemedim.

Gabaland, kaldığım Qafqaz Riverside Resort Hotel‘e ait bir tesis. Azerbaycan’ın açık hava altındaki en büyük eğlence parkı. Çocuklu aileler için hoşça vakit geçirilecek lunapark benzeri eğlenceli bir yer. İçerisinde Caspian Balıq Evi adlı bir deniz ürünleri ve et yemekleri restoranı var.

6. Şamahı

Şamahı, birkaç yüzyıl boyunca Şirvanşahlar devletine başkentlik yapmış bir Azerbaycan şehri. Zengin doğaya sahip Şamahı’nın tarihi geçmişi çok eski. Kafkasya’nın ilk camilerinden çifte minareli Cuma Camii (743 yılı), Şahi Handan türbesi (15. yüzyıl), Pirmerdekan türbesi (13-14. yüzyıl) Gülüstan kalesi (11-12. yüzyıl) harabeleri gezilecek yerler arasında.

Meysari Köyü, Şamahı’nın en ilgi çekici yerlerinden. Bakü’den 2 saat uzaklıktaki üzüm bağları ile ünlü köyün adı Selçuklularda ordunun en güçlü sol kanadına verilen isimden geliyor. Selçuklu ordusundan askerler bu bölgeye yerleştiğinden köyün adının buradan geldiği düşünülüyor.

Köyde yer alan Şirvan Şarapları, Azerbaycan’ın en yeni şarap üreticilerinden biri. Şimdilik, sadece Fransız üzüm çeşitlerinin karışımından yapılan sadece üç şarap çeşidi var, ancak yeni dikilmiş Kafkas fidelerinden oluşan bağlar olgunlaştığında ürün yelpazesi genişleyeceği bilgisini aldım. Bağlarında yer alan üzümler elle toplanıyor ve yüzde yüz organik şarap üretimi yapılıyor. 3 kırmızı, 2 beyaz ve 1 de rose şarap üretiliyor.

Abqora Restoran, Toskana’yı anımsatan Akdeniz mimarisindeki binası ile Şirvan Şaraplarının misafirlerine en seçkin lezzetleri ve şarapları sunduğu 200 kişilik bir restoran. Bakü’den İsmayilli, Gebele, Şeki veya Ağsu’ya doğru gidiyorsanız yol üstündeki Meysari’yi bir durak olarak rotaya ekleyebilirsiniz.

Sakitgöl, yörenin gözde sayfiye yerlerinden. Gölde, İtalyan mimarların yaptığı doğa ile uyumlu bir otel de var. Benim uğrama fırsatım ne yazık ki olmadı. Belki siz gitmek isteyebilirsiniz.

Azerbaycan’da ne yenir

Azerbaycan oldukça zengin ve leziz bir mutfağa sahip. Azerbaycan’da aç kalmazsınız! Yeme-,çmeye çok düşkün olmayan benim bile iştahımı kabarttı Azerbaycan yemekleri. Özellikler etleri zaten çok meşhur, çünkü o unuttuğumuz gerçek leziz et tadını damağınızda hissediyorsunuz. Dolması, sarması, pilavı da miss gibi.

Azerbaycan mutfağında et yemekleri önemli bir yere sahip. Yine Hazar Denizinden çıkan balıklar da ilgi görüyor. Et genellikle kebap şeklinde tüketiliyor. En ünlüsü Piti çorbası ve Lüle kebabı. Meşhur Piti çorbasını Şeki’de yedim. Nohut ve kuyruk yağlı etten yapılıyor. Kuyruk yağını hayatımda hiç tüketmem ama Şeki’de yedim ve denedim.

Azerbaycan’ın en meşhur yemeklerinden biri ise Şah Pilavı. Pirinç, kuzu eti, kuru kayısı, kuru erik, kestane ve kuru üzümden yapılan bu yemek Azerbaycan mutfağının baştacı. Park Inn By Radisson Baku Hotel yöneticilerinden Şems Hanım benim için özel hazırlatmıştı. Kendisine ne kadar teşekkür etsem az. Azerbaycan gezimin daha ilk gününde ülke mutfağının en lezzetli olanlarını tanıma ve tatma fırsatım oldu.

Dana veya kuzu etiyle doldurulmuş minik mantılardan yapılan Düşbere ise Azerbaycan mutfağının diğer sevilen lezzeti. Sarımsaklı sos ve sirkeyle birlikte yeniliyor. Diğer en sevilen yemeklerden biri de üzüm yaprağı yerine fıstık ağacının yaprağının kullanıldığı fıstık yaprağı sarması.

Azerbaycan gözlemesi Kutab; bizdeki ayran aşını anımsatan, yoğurt, pirinç, nohut ve sebzelerle yapılan her fırsatta yediğim Dovğa çorbası; ince kıyılmış soğan ile birlikte kıyılmış kuzu etinden yapılan Lüle kebabı tatmanız gereken lezzetler olarak aklınızda bulunsun.

Azerbaycan’da da çay sıklıkla içiliyor. Çoğu yerde çay istendiğinde keklik otlu siyah çay geliyor. Mutlaka çayın yanında tatlandırıcı olarak ikram edile mürebbe adında reçel var. Çay servisi demlikle yapılıyor ve birlikte masaya çeşit çeşit reçel konuyor. Yanında da vişneli ve armutlu mürebbe alın ama benden söylemesi aşırı şekerli geliyor. Masaya getirilen 2 bardak atlığından biri mürebbeyi tabağınıza almanız için.

Fransız orijinli düşeş armudundan yapılan Armut gazozunu da yemeklerde tercih edebilirsiniz.

Azerbaycan’da nerede kalınır

Park Inn by Radisson Baku Hotel (★★), şehrin en iyi otellerinden biri, otelde 3 gece kaldım. Merkezi konumda, Bakü İçerişehir’e yürüyerek 10 dakika. Otelin karşısında büyük bir alışveriş merkezi var. Otelin önündeki sahil boyunca uzanan, 100 yıllık bir mesire alanı akşam yürüyüşleri için şahane. Odalar ferah ve modern.

Resepsiyondan tutun da cafedeki ve restoranındaki tüm personeli çok samimi ve profesyonel. Otel restoranı şahane yerel Azerbaycan yemekleri yapıyor, hepsi de inanılmazdı! Oda temizliği mükemmel, özellikle dikkat ettim. Hem kalmak hem de yemek için iyi bir seçim.

Four Seasons Hotel Baku(★★), İçeri Şehir’in sadece birkaç adım ötedesinde, Gotik ve Rönesans unsurları da taşıyan ayrıntılı süslemeyle karakterize Fransız esintisi görkemli bir binada hizmet veriyor. 2 gün konaklama fırsatım oldu. Bakü’nün en iyi otellerinden biri. Kaldığım Deluxe Caspian Sea-View odamın fransız balkonu sonsuz gibi uzayan Hazar Denizine bakıyordu.

Odanın banyosu gördüğüm en mükemmel otel banyolarından biri. Butik tasarımında tuvalet, duş ve küvet ayrı ayrı yerlerde. Banyo camın içinde TV var, ışıkları loş olarak ayarlayıp küvetten TV izleyebiliyorsunuz. Her zamanki Four Season konforunu sunan muhteşem yatağı inanılmaz rahat ve konforlu. Harika bir kapalı havuzu var, SPA çok iyi.

Kahvaltı gayet çeşitli ve şıktı, alacarte olarak veriliyor. Otel personeli Tam bir Four Season klasiği olarak son derce nazik ve yardımsever.

Hilton Bakü Otel(★★), şehrin tam ortasında, popüler mekanların olduğu sokaklara yürüme mesafesinde temiz ve konforlu bir otel. Bakü’ye ilk geldiğimde 2 gece burada kaldım. Geceyarısından sonra giriş yaptığım 20. kattaki odamın perdelerini açtığımda karşıda Bakü’nün ışıl ışıl görüntüsü muhteşemdi.

Odalar çok temiz ve konforlu. Odada Wi-Fi hizmeti kesintisiz ve muhteşem hızlıydı. Otelde kalsanız da kalmasanız da mutlaka terasta yer alan roof bara çıkın. Panoramik olarak tüm Bakü ayaklarınızın altında. Bakü’nün güçlü rüzgarlarını kesen cam panellerle ayrılmış döner mekanizmalı oturma alanları var.

Qafqaz Riverside Resort Hotel(★★), Şeki’den dönerken Gebele’de kaldığım yörenin ünlü otellerinden biri. Harika orman ve dağ manzarasına sahip bir odada kaldım. Eylül sonu ve pandemi süreci nedeniyle otel çok sakindi. 5 yıldızlı büyük otellerin tüm inkanlarına sahip. Tüm çalışanlar en iyi hizmet için adeta yarışıyorlar. Kahvaltısı çok iyi ve çeşitli. Akşam canlı müzik eşliğinde akşam yemeği varmış ama ben coğrafyayı keşfetmekle meşgul olduğumdan göremedim. Hemen yanındaki Gabaland tema parkı da otelin, çocukla seyahat edenler için pek çok aktiviteye sahip.

Old Town Sheki Butik Otel, Şeki’de nerede kalacağım derken pek çok yere bakarken, kendiliğinde arabamı otelin otoparkında buldum desem yeridir, iyi de yapmışım. Çok keyifle 2 gece konakladım. Oldum olası butik otel konseptlerini severim zaten, burası da huzurla kalınacak bir yer oldu.

Eski tarihi bir taş bina, içerisi müze gibi, yapının ruhunu hissediyorsunuz. Odalar ferah ve çok yüksek tavanlı. Dekorasyonu sade. Otelin en güzel yeri çok keyifli olan avlusu. Kaldığım her akşam canlı müzik vardı. Çoğunlukla Türkçe şarkılar seslendirildi. Kahvaltısı güzeldi. Akşam yemeklerini de burada yedim. Yemekler leziz, fiyatlar uygundu. Şeki’ye bir daha gidersem yine burada kalırım.

Azerbaycan nerede

Azerbaycan, Türkiye’nin doğu sınırlarına komşu bir Kafkas ülkesi. Anadolu ve Kafkasya dağ sistemleri arasında bir geçiş alanı meydana getiren Azerbaycan’ın %50’sinden fazlası dağlıktır. Azerbaycan’ın batısında, Azerbaycan’a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ni kama gibi kesen Ermenistan yer alıyor.

Azerbaycan’ın doğusunda Azerbaycan’a can veren Hazar Denizi uzanıyor. Güneybatıda Türkiye ile kısa bir sınırı var. Güneyde ise İran Azerbaycanı ile sınırdaş. İranla olan sınırını Aras nehri belirliyor. Kuzeyde Rusya Federasyonu’na bağlı Dağıstan ve Kuzeybatıda Gürcistan ile komşu.

Azerbaycan’a nasıl gidilir

Azerbaycan eskiden vize istiyordu, kapıda vize alınıyordu. Şimdilerde yapılan ikili anlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları pasaporta ihtiyaç duymadan, yeni tip çipli kimlik kartlarını kullanarak Azerbaycan’a 90 gün kalış süreli vizesiz turistik seyahat gerçekleştirebiliyor. Yurtdışı çıkış harcı olarak 50 TL ödemeyi unutmayın.

Ülkeye giriş için hem negatif sonuçlu PCR hem de aşı kartı isteniyor. Türkiye’den çıkarken iki dilli “Giriş-Çıkış Formu” üzerine giriş ve dönüşte de çıkış damgaları basılıyor. Bu kartı sakın kaybetmeyin. Ülkeye kimlikle gidiyorsanız, yanınızda üzerinde fotoğrafınızın olduğu başka bir kimlik gösteren kartınız daha olsun. Kimliğinizi kaybederseniz gerekebilir.

Azerbaycan’da 15 günden fazla kalmayı düşünüyorsanız adres beyanı şartını zamanında yerine getirmeniz gerekiyor. Azerbaycan Devlet Göç İdaresine adres beyanı yapmanız şart. Kaldığınız otelden bu konuda bilgi alabilirsiniz.

Türkiye’den Bakü’ye Türk Hava Yolları, Pegasus, Azerbaycan Havayolları (Azal) ve Buta direkt uçuyor. Ben İzmir’den Pegasus ile Bakü’ye gittim, dönüşte ise Azerbaycan’ın düşük bütçeli havayolu firması Buta ile döndüm. İzmir-Bakü uçuşu 2,5 saat sürdü.

Erken zamanlarda bilet alırsanız Buta’dan makul ücretli bilet alma şansınız var, ancak el bagajına bile para istiyor. Bu nedenle benim yaptığım gibi 10 kg hak veren bileti tercih edebilirsiniz.

⇦ Önceki blog yazısıAzerbaycan Vizesi Hakkında Bilgiler
Sonraki blog yazısı ⇨Bakü Gezi Rehberi

💬 DÜŞÜNCELERİNİZİ BENİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın