Sabah kahvaltısına Sonia’yı da davet ettim. Bugünkü gezimize o da katılacaktı ancak ertesi gün gelmesi gereken patronu bir gün önceden gelemeye karar verdiğinden Java adasına bugün geçmesi gerektiğinden bize eşlik edemeyecek. 8:45’te gelip sizi alacağım diyen Haidir kırmızı gözleriyle ancak 9:15’te geldi. Hiç de acele etmeden 10’da trekkinge başladık. Önce köyün içerisinde tepedeki otele çıkan basmakları geçip ormana sonra da Gunung Leuser National Park’a giriş yaptık. Yarım saat bir yürüyüşle ormanın derinliklerine doğru yürürken diğer grup da bize katıldı. Geceyi birlikte ormanda konaklayarak geçireceğimiz 3 Macar erkek, 2 İsviçreli Kız ve sadece günlük trekking alan 5 kişi daha vardı.

Haidir bize ormanlardaki ağaçları ver bazı meyve ve bitkileri tanıttı. Ormanda yer alan büyük ağaçlardan birine vardığımızda orada mola verdik. Kendisi ağaca tırmanıp bizim de dilersek aynısını yapıp fotoğraf çektirebileceğini söyledi. Farid ile ben ağaca tırmanıp anı görüntüledik. Bu ağacın meyve verme zamanında bazı maymun grupları gelip buraya yerleşip uzunca süre buradan besleniyorlarmış.

Yürüyüşümüze devam edip bir yerde maymunlarını izledik.  Sonrasında yavrusu ile gezen bir Orang-utanı izlerken o da bizi izliyordu. Yakınıma kadar gelip ağacın dalında oturup tek tek hepimizi süzüyordu. Yavrusu olan Orang-utanlar daha hassaslar ve agresif davrandığınızda veya çok yakınına gittiğinizde size saldırabiliyorlar. Nitekim ormanın agresif Orang-utanlarından meşhur Sandra, bundan birkaç yıl önce kılavuzlardan birine saldırmış. Kılavuzda elindeki sopayla orang-utanın kafasına vurmuş. O günden bu yana bu orang-utan ziyaretçilere karşı oldukça saldırgan ve agresif. Onun bölgesinde konuşulmadan ve sessizce geçtik ancak kendisini göremedik.

Öğlen yemeği için mola verdiğimizde yanımıza bir Orang-utan geldi. Niyeti bir şeyler kapmak. Gunung Leuser National Park’ta kurallar, Endonezya’nın gezdiğimiz diğer yerlerinde gördüğümüzden daha sıkı bir şekilde uygulanıyor. Mount Rinjani National Parkı çer-çöp içerisinde iken burası temiz ve trekking patikalarında herhangi bir atığa rastlamadık. Aynı şekilde orman canlıları ile olan kurallar da sıkı uygulanıyor. Yiyecek için yanımıza gelen Orang-utan bir şey elde edemedi. Kılavuzlardan biri ormanda gördüğü kaplumbağayı bizlere tanıttı. Kaplumbağanın ayaklarındaki tırnakları zarar verici olduğundan kılavuz arkadaş kaplumbağayı orang-utana gösterip onu bizden uzaklaştırmaya çalıştı, ancak biz orada olduğumuz müddetçe hayvan etrafımızda daireler çizip durdu.

Havada siyah bulutların belirmesiyle kamp alanımıza doğru yürüdük. Birkaç tepeyi inip çıktıktan sonra nehir yatağını izleyerek kamp alanına geldik. Orman sıcak ve nemli. Hemen şortlarımızı giyinip kendimizi temiz ve soğuk nehre bıraktık. Kamp alanımızın hemen dibinde bulunan nehirdeki küçük şelalede duş alarak eğlendik. Beklenen yağmur o anda geldi. Gök yırtılmışçasına yağmur yağarken kendimizi gece uyuyacağımız tentenin altına attık.

Biz yağmuru izlerken diğer yandan kılavuzlar yemek hazırlıyorlardı. Monitör Lizard olarak bilinen iri boyuttaki Komodo Ejderinin küçüğü yapıdaki iri kertenkeleler nehrin sularında ve otların arasında avlanmaya çıkmışlardı. Hayatımda ilk defa bu doğal ortamda Monitör Lizard’ları görmeye şahit oldum. Önce çaylarımız ikram edildi. Daha sonra yağmur dindi ve tentemizin önüne büyükçe bir plastik çarşaf serilip hazırlanmış yemeklerimizi yedik. Nerdeyse iki aydır seyahat ettiğim Endonezya’da yediğim en güzel yemek bu yemekti. Çok zorlu yürüyüş trekking yaptığımız Mount Rinjani’de bize verilen basit pilav ile birkaç parça tavuk iken burada biri patates ve sebzelerle pişirilmiş biri sulu olmak üzere 2 çeşit tavuk, pirinç pilavı, haşlama sebze vardı. Yanında Ginseng çayı ve süt kreması ile güzel bir içecekti.

Yemekten sonra Haidir bize birkaç hileli kart oyunu shovu yaparak bizi eğlendirdi. Yine çöplerle yapılan sayı oyunlarında bir çöpün yerini değiştirerek sonucu elde etme oyunuyla devam ettik. Hava serinlemişti. Bize verilen herhangi bir uyku tulumu yoktu. Matlara uzanıp saronguma sarıldım. Çadırın etrafını plastik çarşaflarla kapadılar. Ormanın o derin sessizliğinde uyuduğumuzda saat 10’u gösteriyordu.

Day 398, ID:55, Bukit Lawang Jungle, Camping. 6 Eylül 2011, Salı

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!