Krabi sadece tatilcileri için değil, macera tutkunu gezginler için de özel bir yer. Buradaki kuşkusuz en popüler aktivite olan kaya tırmanışı için her yıl çok sayıda gezgin, dünyaca ünlü tırmanış bölgesinin olduğu Railay’e akın ediyorlar. Dün bir acenteye uğramış ve kaya tırmanışı turu için biletlerimizi almıştık (110THB, 64TL).  Sabah 7.30’da acentenin taksisi gelip bizi aldı. Otel otel dolaşıp diğer turistleri alıp da iskeleye vardığımızda belki bir saate yakın bir süre geçmişti. Krabi merkeze 20km uzaklıktaki Ao Nang Kasabasını da böylece görmüş olduk. Burası Otel, shop, bar ve restoranlardan oluşan tamamen turistik bir bölge. Krabi merkezde bulamayacağınız dünya fast food markaları burada her yerde karşınıza çıkıyor.

Ao Nang iskelesinde bota atladıktan kısa bir süre sonra, tırmanış okullarının bulunduğu Ton Sai Adası’ndaydık. Adanın teknemizin demir attığı Railay East bölümündeki resortlar daha makul fiyatlı. Railay West’in ise harika bir plajı ve manzarası olduğundan buradaki fiyatlar abartılı. Gerek ada üzerinden gerekse denizden yükselen kireçtaşı kayalıkları dikkate değer bir manzara sunuyor. Kıyıya demirlemiş Tayland’a özgü uzun kuyruklu, rengârenk kuşaklarla süslenmiş çok sayıda tekne var. Plajın keyfini çıkaran çok sayıda da tatilci vardı. Kafa dinlemek, eğlenmek, beyaz kumların ve türkuaz suların tadını çıkarmak için harika bir yer.

Uzun kuyruklu teknemiz tırmanış yapacağımız kayalıkların yakınında demirledi. Tırmanmak isteyenler birer ikişer kanoyla tırmanışın başlayacağı halatlara ulaştırılıyor ve dileyen de dilediğince yeteneği ve cesareti ölçüsünde tırmanmaya başladı. İyi bir yüzücü olmadığımdan can yeleğimi takıp halatlara tırmanmaya başladım. Daha ilk aşama bile enerjinizi yitirmenize sebep. Elleriniz kaymasın diye tebeşir tozu bulunuyor, ancak ıslak kayalarda bu tutunmanıza yardım etmesi yerine kayganlaşarak daha zorlaştırıyor. Tepeden akan sularla elimi yıkayıp devam ettim.

Kayalıklarda tutunmayı kolaylaştıracak hiçbir işlem yapılmamış. Tamamen doğal oluşmuş kayalara tırmanıyorsunuz. Öyle bir noktaya geldim ki oradan öteye ilerleyemedim. Zaten çok da yorulmuştum. Ben de kendimi 4 metre kadar yükseklikten aşağı sulara bıraktım. 47 metreden bungee jumping yapmıştım ama bu kısacık yükseklikten atlama anı bile bana o bungee jumping anını hatırlattı. Tekneye varıp da, oradan atladığım yere bakınca çok basit görünüyor, ancak o yükseklikte aşağı bakınca nedense insan çok daha yüksekmiş gibi hissediyor. Bir apartmanın 2. Katından suya atlamak işte.

Birer birer teknedekiler tırmanmaya başladılar. Birçoğu deneyimli olmalı ki benim o kadar zorlandığım yerleri o kadar kolay geçtiler ki! Kimisinin tırmandığı nokta 20 metreyi buluyordu. 10-12 katlı bina hani.

Öğle yemeğimizi tırmandığımız kayanın hemen yakınındaki, kayalıkların arasında beyaz kumlara sahip bir küçük koyda aldıktan sonra diğer bir tırmanma noktasına geçtik. Burası tırmanmak için daha kolay bir yer. Kolay olmasına kolay da tırmanılan o kadar yükseklikten sonra aşağı bakmak nasıl bir his acaba. Ben bunu biliyordum. Buradaki tırmanmayı çok kolay yaptım ve daha da yukarı kolaylıkla çıkabileceğimi bilmeme rağmen daha da yukarı çıkmaya cesaret edemedim.

Burası tam ekstrem olarak adlandırabileceğimiz bir yer oldu. Hele birkaç kişi öyle yüksek noktalara çıktılar ki ağzımız açık izledik. Onlar kadar biz izleyiciler de heyecanlıydık. Saniyeler süren serbest düşme sonrasında suya çakılan tırmanıcılar ve yüzlerindeki başarı gülümsemesi.

Hem Railay’te, hem de Ton Sai de sürekli olarak kalker tepelerine tırmanan birilerini görmek mümkün. Tekneyle geri dönerken yüksek bir Ton Sai mağarasının ağzına yakın küçücük görünen tırmanıcıları gördük. Bizim yaptığımız tırmanışa “Deep Water Soloing” deniyor. Bizde tırmanmayı kolaylaştırmak için sadece özel ayakkabılar vardı. Bu kaya tırmanıcılarında ise profesyonel tırmanışta kullanılabilecek tüm araç gereç ve halatlar bulunuyor. Buradaki tırmanış okullarında gönlünüze ve bütçenize göre birçok seçenekler bulunuyor. Günlük veya haftalık kurslar, kılavuzla grup olarak veya birebir tırmanışlar gibi.

Otelimize dönüp dinlendikten sonra kendimizi yine gece marketine attık. Tayland’da yılbaşı ve sonrasındaki bir hafta tatil olarak kutlanıyor. Festivaller, konserler, gösteriler düzenleniyor. Sırf bunun için kurulmuş bu markette ne ararsanız bulabilirdiniz. Ahşap, el oyması mobilyalardan tutun, süs ve kıyafet satan stantlara, elektrik-elektronikten, evcil hayvan ve çiçek satan 1001 türlü mağaza var. Stant stant gezerek gönlümüze ve zevkimize göre akşam yemeğimizi alıp, bir yandan yiyip bir yandan da marketi dolaştık.

Bulduğumuz bir stantta yeni bir şeyi denemenin zamanı gelmişti. Borneo Adası’nda popüler olan Sago adlı kurtçuğu canlı olarak yemeyi denemeyi çok istemiştim, ancak bulunduğum yerlerde karşıma çıkmamıştı. Kısmet Krabi’de pişmişine demekti. Küçük tabağı alıp kurtçuklardan ve çekirgelerden ortaya bir karışık yaptım. Bekran ile birlikte tatlarına baktık böylece. Bekran daha önce Kamboçya’da denemişti. Herhangi bir sos ve baharat kullanmamamıza rağmen beklediğimden daha da güzeldi. Çerez niyetine atıştırarak marketi dolaşmaya devam ettik 🙂

Day 518: Tayland:7, Krabi, 3 Ocak 2012

2 YORUMLAR

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!