Ana Sayfa Tayland Chiang Mai Fiji’den Chiang Mai’ye: Yollar Yine Kesişti

Fiji’den Chiang Mai’ye: Yollar Yine Kesişti

5508

Chiang Mai’de Bai Orchid and Butterfly Garden’da dolaşıyordum. Tropikal nem yaprakların üzerinde ağır ağır birikmişti. İçerisi sessizdi; sadece kanat çırpışlarının hafif sesi. Bir köşede eğilmiş bir kız, bir kelebeği fotoğraflamaya çalışıyordu. Ben de diz çöktüm, aynı sabırla odaklanmaya başladım.

Kelebekleri fark etmek sandığın kadar kolay değil. Renkleri göz alıcı ama doğa onları saklamayı iyi biliyor. Birkaç kare çektim. Tam çıkışa yönelmişken, az önce gördüğüm kıza dönüp bir kelebeği işaret ettim; “Bunu da çekebilirsin” dedim. Sonra yürüdüm.

Arkamdan bir ses geldi:
Kemal!

Döndüm. Karşımda Fiji’de, bir yıl önce couchsurfing evinde tanıştığım Belçikalı Aline duruyordu. Okyanusya’nın küçücük ada ülkesi Fiji’de yollarımız kesişmişti. Şimdi ise Güneydoğu Asya’da, Tayland’ın kuzeyinde, bir kelebek bahçesinde yeniden karşı karşıyaydık.

Başında şapka, gözünde gözlük, yüzünü kapatan kamerasıyla az önce gördüğüm o kıza hiçbir şey demeden geçip gitseydim, aynı anda aynı yerde olduğumuzu belki de hiç bilmeyecektik.

Evet, dünya küçük.
Ama asıl küçük olan dünya değil; yola çıkanların oluşturduğu görünmez ağ.

Belçikalı Aline
Belçikalı Aline, Bai Orchid and Butterfly Garden, Chiang Mai

Seyahat Ettikçe Dünya Küçülür

Seyahat ettiğinde şunu fark ediyorsun: Aynı ruh hâlini taşıyan insanlar bir şekilde birbirini buluyor. Fiji’deki bir evin salonunda başlayan bir sohbet, Tayland’daki bir bahçede devam edebiliyor. Kıtalar arası mesafeler var ama merak duygusu ortak. Keşfetme arzusu ortak. Yolda olma hâli ortak.

Seyahat, insanın dünyasını büyütüyor. Sadece haritadaki boşlukları doldurmuyorsun; kendi zihnindeki sınırları da genişletiyorsun. Farklı diller, farklı sofralar, farklı bakış açıları… Bunlar kitap bilgisiyle olmuyor. Yaşamak gerekiyor.

Keşfetme arzusuyla yanıp tutuşanlar bir noktada kendilerini yola atıyor. Çünkü merak bastırılamıyor. “Acaba orada hayat nasıl?” sorusu rahat bırakmıyor. Ve yola çıktığında görüyorsun ki yalnız değilsin. Aynı soruların peşinden giden binlerce insan var. Kimi 20’sinde, kimi 30’unda, kimi benim gibi 40’ında.

Ben 40’ımdan sonra uzun yola çıktım. Gençken gezmek bir avantaj; enerji var, zaman daha esnek. Ama şunu net söyleyeyim: Yola çıkmak için “doğru yaş” diye bir şey yok. Doğru an var. O an da genellikle cesaret ettiğin gün başlıyor.

Gençler neden gezmeli? Çünkü dünyayı erken tanımak insanı daha esnek, daha anlayışlı, daha özgüvenli yapıyor. Önyargılar azalıyor. Kendi ülkeni de daha iyi anlıyorsun. Kariyer planı yaparken, hayat yönü seçerken elin daha güçlü oluyor. Ama geç kaldığını düşünenler için de bir haberim var: Hayatın ikinci perdesi bazen daha bilinçli oynanıyor.

Chiang Mai’de bir kelebek bahçesinde karşılaştığım Aline bana bir şeyi daha hatırlattı: Yolda kurulan bağlar kalıcıdır. Belki her gün görüşmezsin, ama dünyanın bir yerinde aynı gökyüzüne bakıyor olduğunu bilirsin.

Seyahat et.
Çünkü dünya gerçekten küçük değil; sen yola çıktığında küçülüyor.
Ve bir gün, hiç beklemediğin bir ülkede, adını duyduğunda dönüp gülümseyeceksin.


Yolların Hafızası Vardır: Dünya Küçük!

Evet, Dünya küçük!

Chiang Mai’deki o kelebek bahçesinde Aline’le karşılaştığım anı düşündükçe şunu anlıyorum: Yol, sadece gidilen yer değil; karşılaşılan insan demek. Fiji’de bir salonda başlayan tanışıklık, Tayland’ın kuzeyinde tropikal bir bahçede devam edebiliyor. Eğer o gün başımı kaldırmasaydım, bir kelebeği işaret etmeseydim, o ses “Kemal!” diye arkamdan gelmeyecekti.

Seyahat bana şunu öğretti: Dünya küçük değil, yolda olanların dünyası küçük. Aynı merakla yola çıkanlar, farklı ülkelerde, farklı kıtalarda bir şekilde yeniden kesişiyor. Chiang Mai’deki o karşılaşma, bana sadece eski bir dostu değil, yolda olmanın anlamını da hatırlattı.

Belki bir gün yine başka bir ülkede, başka bir bahçede yollarımız kesişir.

Çünkü yola çıkanlar bilir; hikâye hiçbir zaman tek bir şehirde bitmez.

Day 640: Tayland:7 Chiang Mai, 4 Mayıs 2012 🌍