Wadi Rum Gezi Rehberi: Bedevi Kampları, Kanyonlar ve Çöl Macerası

13320

Wadi Rum, dünyanın en etkileyici çöllerinden biri. Kızıl kumlarla yükselen kayalar, demir oksit yüklü toprakların güneşte parlayan tonları ve uçsuz bucaksız düzlükleriyle burası sadece bir coğrafya değil, insan ruhunu saran bir deneyim alanı. Ay Vadisi olarak da bilinen ve 74.000 hektara yayılan bu devasa çölü bir günde keşfetmek mümkün değil; ama ilk adımı atmak, güneşin kum ve kayalara vurduğu renk cümbüşünü izlemek bile insanı büyülüyor.

Güneşin açısına göre sarıdan kahverengiye, turuncudan derin kırmızıya dönüşen kumlar, kayaların dramatik silüetleriyle birleşince zaman ve mekan algısını unutturuyor. Sessizlik burada gerçek anlamını buluyor; şehirlerin uğultusu, modern hayatın karmaşası bir anda siliniyor, sadece rüzgarın kum üzerindeki fısıltısı ve kendi nefesiniz kalıyor. Wadi Rum, görülecek bir manzara değil; yaşanacak bir deneyim.

Red Sand Dunes, Wadi Rum, Aqaba, Jordan
Red Sand Dunes, Wadi Rum, Aqaba, Jordan

Wadi Rum’a ilk adımımı attığımda, çölün büyüklüğü ve yalnızlığı karşısında sessizlik kapladı her yanımı. Şehir hayatında sürekli bir koşuşturma içinde olan biri olarak, burada sadece rüzgarın kum tepelerini okşayan sesini duymak bile insanı dinlendiriyor. Güneş kayalara vurdukça kırmızı, turuncu ve kahverengi tonlar sürekli değişiyor; her adımda çölün kendi ritmini, zamanını hatırlatması inanılmaz.

İlk ziyaretimde yürüyerek keşfettim; ikinci gidişimde ise balon turuna katıldım. İkisi de farklı deneyimler sundu: yürüyüşte çölün sessizliğini ve kayaların detaylarını yakalayabiliyorsunuz, balonda ise geniş çöl manzarasını ve uzak noktaları görmek mümkün. Modern hayatın karmaşası burada tamamen kayboluyor; kendi düşüncelerinizle baş başa kalıyorsunuz.

Wadi Rum, “sadece bir manzara” değil. Bedevilerin binlerce yıldır yaşadığı bu topraklar, insanın ne kadar küçük olduğunu, mutluluğun karmaşık sistemlerde değil, sade ve doğal düzenin içinde saklı olduğunu gösteriyor. Burada beklediğiniz şey, devasa kayalar, kum tepeleri ve çölün renkleri değil sadece; beklediğiniz şey aynı zamanda kendi başına kalıp, gözlemleyip hissetmek.

Wadi Rum Gezi Rehberi 🏜️

Wadi Rum (Vadi Ram diye telaffuz ediliyor), Petra ve Akabe ile birlikte Ürdün’ün üç ana turist çekim noktasından biri. Ülkenin en büyük vadisi. “Ay Vadisi” olarak da anılıyor; adının kökeni “Roman Vadisi”. Akabe ve Petra gibi Ürdün’ün başlıca turistik noktalarına yakın olduğu için yıl boyunca kısa süreli ziyaretler için gelen turist sayısı giderek artıyor. Kızıl kumullar arasından yükselen dağlara sahip bu çöl, turistik öneminin yanında tarihsel katmanları da barındırıyor.

Birinci Dünya Savaşında Osmanlı’ya karşı başlayan Arap isyanı sırasında Prens Faysal bin El-Hüseyin’in karargahı burası. Arabistanlı Lawrence diye bilinen İngiliz Thomas Edward Lawrence’ın yardımıyla şekillenen isyan, Arap dünyası için büyük dönüşümün başlangıcı. Lawrence of Arabia filminin bazı sahneleri de vadide çekildi – bir dönem Türkiye’de yasaklanan o film.

Vadinin adı Aramicede “yüksek” anlamındaki Rum kelimesinden geliyor. Lawrence’ın bölgedeki gezileriyle dünyaca tanınan vadi, sonradan birçok Hollywood prodüksiyonuna da ev sahipliği yaptı.

Bugün at, deve ve 4X4 safarilerinin düzenlendiği, balon turları, doğa yürüyüşü, dağcılık ve kamp imkanları sunan bir alan. Güneşin konumuna göre kum renkleri sürekli değişiyor – kızıldan altın rengine, kahverengiden turuncuya geçişler yapıyor. Görsel olarak etkileyici ama öngörülebilir bir deneyim.

Ama kısa zamanınız varsa, en azından Visitor Center’a uğrayıp kısa bir yürüyüş yapmak, burayı tamamen atlamaktan iyidir.

Wadi Rum’da Ne Yapılır, Nasıl Yapılır 📌

Visitor Center & Rehber Seçimi: Burası birkaç hediyelik eşya dükkanı, atıştırmalık, tuvalet ve giriş bileti alabileceğiniz merkezden oluşuyor (5 JD kişi başı). Rehber ve kamp seçimi için çoğunlukla önceden plan yapmak yerine, Visitor Center önünde pazarlık yapabileceğiniz Bedevi rehberlerle anlaşmak daha pratik. Ben Ahmed Ogla al Zalabeyh ile pazarlık yapıp, Wadi Rum Discovery Camp’ta iki gece konaklama ve jeep turu ayarladım. Kamp seçenekleri birbirinden çok farklı değil; aynı Bedevi kabilesi tarafından işletiliyorlar ve kalite benzer. Tabii isterseniz Booking.com veya Tripadvisor üzerinden önceden rezervasyon da yapabilirsiniz, ama pazarlık şansı kaybolur.

Wadi Rum Village 🏜️🛒: Biletinizi aldıktan ve mümkünse bir veya iki gece için (ben iki gece kalmayı şiddetle öneriyorum) çöl kampında yerinizi ayarladıktan sonra, yola devam edip yaklaşık 8 km ilerideki Wadi Rum Village’a ulaşabilirsiniz. Burada atıştırmalıklar ve içecekler alabilirsiniz. İlginç bir şekilde fiyatlar çok yüksek değil. Ama bira veya alkol bulamayacağınızı unutmayın; bunu Akabe’de halletmek gerekiyor.

Çöl Kampı Deneyimi 🏜️⛺: Eğer çöl kampında kalmayı ayarladıysanız, sizi bir Bedevi rehber alacak ve 4WD ile Wadi Rum’un kırmızı kumlarına götürecek. Çoğu kamp, Wadi Rum Village’dan yaklaşık 20 dakikalık sürüş mesafesinde. Kilometre olarak kısa görünse de, aslında zaman içinde geriye yolculuk yapmak gibi bir his veriyor.

Kamplar genellikle 8–10 çadırın etrafında bir topluluk çadırı olacak şekilde düzenlenmiş. Siyah-beyaz çizgili keçi kılı çadırlar, ahşap platformların üzerine kurulmuş ve direkler üzerinde yükseliyor. Lüks veya konfor beklemeyin; içinde sadece bir yatak var. Ama dürüst olmak gerekirse, ihtiyacınız olan da bu. Çadırda akan su veya ısıtma yok, ama soğuksa birkaç kalın battaniye sizi rahat ettiriyor.

Kamplar genellikle kahvaltı ve akşam yemeği sunuyor. Kahvaltıda haşlanmış yumurta, taze ekmek, humus, labne, peynir, helva ve çay bulmak mümkün. Akşam yemeğinde ise “zarb” denilen çöl yemeğini deneyin: Tavuk veya kuzu, patates ve sebzelerle birlikte demir bir kapta, kumun içinde saatlerce pişiyor. Kap açıldığında et kemikten düşecek kadar yumuşak oluyor; kokusu ise unutulmaz.

Jeep Turları & Deve/At Gezileri 🐪: Jeep turu fiyatları rota ve süreye göre değişiyor; biletler araç başına satılıyor, kişi başı değil. Bütçeniz kısıtlıysa diğer turistlerle gruplaşmak mantıklı. Deve turu kulağa eğlenceli geliyor ama uzun süreler boyunca konforlu değil; önce kısa bir turla denemek iyi olur. Ben tavsiye etmiyorum.

Jeep Turları: Çölün derinliklerini keşfetmenin en rahat yolu. Turlar genellikle şunları kapsıyor:

  • Seven Pillars of Wisdom: Ziyaretçi merkezine sadece birkaç yüz metre. 2–3 saatte çevresinde yürüyüş yapılabilir.
  • Kırmızı Kum Tepeleri (Umm Ishrin): Tırmanması zor ama tepeye çıkıp koşmak ve kaymak ayrı bir keyif.
  • Lawrence’s Spring: Küçük ama manzarası için tırmanmaya değer.
  • Khaz’ali Kanyonu: Nabatean dönemine ait kaya oymalarıyla dar bir kanyon.
  • Taş Köprüler: Burdah, Um Fruth ve isimsiz bir köprü. 1–2 saatlik yürüyüşle ulaşılır, fotoğraf ve manzara için mükemmel.

Gece Yıldızları İzleme: Wadi Rum’un ışık kirliliği neredeyse yok. Çöl sessizliği ve temiz hava, yıldızları izlemek için harika. Yeni ay geceleri ise adeta büyülü bir manzara sunuyor.


Wadi Rum Gezilecek Yerler 📌

1. The Seven Pillars of Wisdom

Prens Faysal bin El-Hüseyin 1917-1918 yıllarında Osmanlı’ya karşı Arap ayaklanmasının karargahını burada kurmuştu. O dönem ona yardım eden efsanevi figür Thomas Edward LawrenceArabistanlı Lawrence – bu vadilerde kalmış, çelişkili bir miras bırakmıştı. Tarih bitmiş değil burada; hâlâ her yıl Lawrence’ın izini sürmek isteyen binlerce kişi geliyor, ama asıl hikaye çok daha karmaşık.

Bu çelişkili İngiliz subayı T.E Lawrence, 1915‘te Mısır’da görevliyken Arap kültürüne olan tutkusu sayesinde bölgeye gönderilmiş bir ajandı. Burada İngilizlerin Osmanlı’ya karşı mücadelesinde yerel liderleri desteklerken, kendi kimliğiyle de boğuşuyordu. Wadi Rum’daki kayalarda yankılanan ses, sadece çöl rüzgarı değil; geçmişin çözülmemiş hesapları da.

Bir dönem Türkiye’de yasaklanan Lawrence of Arabia (1962) filminin bazı sahneleri burada çekildi. Film kadar gerçek hikaye de dramatik, ama çok daha belirsiz. Lawrence’ın burada ne kadar kahraman, ne kadar manipülatör olduğu hâlâ tartışılıyor.

Wadi Rum‘da en çok fotoğraflanan kaya formasyonlarından birine The Seven Pillars of Wisdom adı verilmiş. Bilgeliğin Yedi Sütunu, aynı zamanda Lawrence’ın otobiyografik kitabının adı. Oldukça karmaşık kurguyla yazılmış bu eserde I. Dünya Savaşı sırasındaki Arap ayaklanması ve İngiliz rolü anlatılıyor. İlginç detay: Lawrence notlarını kaybettiği için kitabı üç kez yazmak zorunda kalmış.

2. Rakabet Kanyonu – Sessizliğin İçinde

Wadi Rum Köyü’nün sadece 3 km doğusunda, Jebel Um Ishrin ile Jebel Ansrineh arasında sıkışmış dar bir geçit: Rakabet Kanyonu. İlk kez buraya adım attığımda, gözümü kamaştıran bir manzara beklerken, çölün sakin ve sade güzelliği karşıma çıktı.

Kanyonun dar duvarları arasında yürürken ayak sesleriniz yankılanıyor, sıcak çöl güneşinden kaçan serin hava teninize dokunuyor. Burada zaman farklı akıyor; adımlarınızı aceleye getirmeyin. Yerel rehberler 2 saatlik turlar düzenliyor, ama kendi ritminizde yürümek, taş duvarlar arasında sessizliği hissetmek çok daha etkileyici. Küçük, ama unutulmaz bir deneyim; çölün gücünü ve sabırlı sessizliğini bir arada hissetmek isteyenler için ideal.

3. Jebel Burdah Dağı (Burdah Arch) – Doğanın İhtişamı

Burdah Arch’i ilk gördüğünüzde yerden bakınca “küçük” görünüyor; uzakta, gökyüzüne uzanan koca bir kemer var ama mesafeden dolayı boyunu tam kestiremiyorsunuz. Yine de etkileyici olduğunu bilmek insanı heyecanlandırıyor: bu, hiçbir insan müdahalesi olmadan şekillenmiş bir doğa harikası.

Sadece 4X4 araçlarla ulaşılan Jebel Burdah, Wadi Rum’ın en zorlu ama en doyurucu tırmanışlarından. Rehbersiz gitmeyi düşünmeyin bile – bu arazi aldatıcı. 3 saatlik tırmanışta bacaklarınız yanacak, ama zirveye vardığınızda Wadi Rum’ın tüm katmanları ayağınızın altında serilecek. Burdah Kaya Köprüsü Kapadokya benzetmelerinden daha karmaşık; doğanın milyonlarca yıllık sabırlı işçiliğinin sonucu. Gün ilerledikçe kayaların rengi değişiyor – sabah pembe, öğlen altın sarısı, akşam kızıl kahverengi.

Eğer zirveye tırmanmayı göze alırsanız, 2–3 saatlik bir yürüyüş sizi bekliyor. Yol zorlu, kum taşlı ve kimi yerlerde kayalar kaygan, ama zirveye vardığınızda tüm Wadi Rum’un kırmızı ve turuncu çöl manzarası ayaklarınızın altına seriliyor. İşte o an, neden herkesin çölün büyüsüne kapıldığını anlıyorsunuz: sessizlik, renkler, boşluk… hepsi bir arada.

Burdah Arch ve Khazali Canyon, Wadi Rum’un iki farklı yüzü: biri göğe uzanan devasa bir taş yapısı, diğeri ise insan eli değmemiş dar bir kanyon, ama ikisi de aynı çölün parçası. Her adımda hem doğanın gücünü hem de tarihin derinliğini hissediyorsunuz. Bu yüzden Wadi Rum’a gelip sadece jeep turu yapmak yetmez; yürüyün, tırmanın, duvarlara bakın ve çölün sessizliğini içinize çekin.

4. Khazali Kanyonu (Khazali Canyon) – Tarihin Duvarları

Khazali Kanyonu bambaşka bir deneyim sunuyor. Jeep’ten iner inmez, dar ve dik bir kanyon sizi içine alıyor; duvarlar binlerce yıl öncesinden gelen Nabatean yazıları ve çizimleriyle dolu. Her taş sanki geçmişten fısıldıyor. Fotoğraflarda gözükenden çok daha etkileyici çünkü her bir yazıya, her bir çizime dokunabilecekmiş gibi yakınsınız.

Kanyon 100 metreden kısa, ama her adımınız sizi farklı bir çağa taşıyor. Duvarlarda Nebati, Kufi ve Thamudik yazıtları sessizce bekliyor; bazıları Kuran’dan ayetler, bazıları Allah sevgisini anlatıyor. Petroglifler arasında deve, at ve dağ keçisi figürleri var ama en çarpıcı olanlar ruhani simgeler. İçeride yürürken taş duvarlar sizi çepeçevre sarıyor; yukarıdan gelen ince ışık şeridiyle dar alanda zaman sanki duruyor.

Dürüst olayım: tırmanmak neredeyse imkansız, profesyonel ekipman olmadan yukarı çıkmak mümkün değil. Ama yürüyerek kanyon boyunca ilerlemek, duvarlardaki hikâyeleri okumak bile başlı başına büyüleyici. Rehberiniz her çizimin ve yazının anlamını anlatıyor; kısa süre içinde kendinizi 2000 yıl öncesinde, Nabateanların arasında hayal ediyorsunuz.

5. Jebel Al Hash Dağı – Sessizliğin Zirvesi

Al Forah Bölgesi’nde, Ürdün’ün Suudi Arabistan sınırına yakın duran Jebel Al Hash, ilk bakışta iddiasız görünebilir ama çölün içine girdiğinizde derinliğiyle sizi yakalıyor. 5 saatlik tırmanışla 1.700 metreye ulaşıyorsunuz; profesyonel dağcı olmanıza gerek yok, sabır ve kararlılık yeterli.

Rota, Um Snenah Vadisi’nden başlayıp Nuqra Vadisi’nde son buluyor ve yürüdükçe çölün sessizliği içinize işliyor. Her adımda kum tepelerinin, kayaların ve gölgelerin ritmiyle baş başa kalıyorsunuz. Zirveye vardığınızda ise vadinin tüm renk paleti bir anda karşınızda: kızıl, turuncu, sarı ve kahverenginin tonları; fotoğraflar sizi kandırıyor çünkü gerçek deneyim çok daha güçlü ve büyüleyici. İşte o an, Wadi Rum’un neden milyonlarca yıldır keşfedilmeyi beklediğini hissediyorsunuz.

6. Jebel Um Adami Dağı – Ürdün’ün Zirvesi

Ürdün’ün en yüksek noktası olan Jebel Um Adami, 1.800 metreyle Wadi Rum’un gerçek devlerinden. Suudi Arabistan sınırına yakın konumu, zirveye çıktığınızda sanki iki ülkeye birden bakıyormuşsunuz hissi veriyor. Ama dürüst olayım: burası şaka kaldırmıyor. Profesyonel bir rehberle gitmek şart; kendi başınıza denemek hem riskli hem de yorucu olur.

Zirveye tırmanırken karşınıza tilki, ceylan ve tavşanlar çıkabilir, ama göz göze gelmeniz neredeyse imkansız; çölün yabanıl ritmi içinde onlar çoktan kaybolmuş oluyor. Eğer vahşi çöl deneyimini arıyorsanız ve sabrınız varsa, Jebel Um Adami size unutulmaz manzaralar sunacak. Hava açık bir gün denk gelirse Akabe Körfezi’nin masmavi sularını görmek mümkün, ama çoğu zaman çölün sessizliği ve enginliği, manzaradan çok daha etkileyici oluyor.

7. Abu Khashaba Kanyonu, Wadi Rum 🏜️

Wadi Rum’un en etkileyici doğal hazinelerinden biri olan Abu Khashaba Kanyonu, adeta kırmızı ve turuncu tonlarla boyanmış devasa taş duvarlarıyla sizi karşılıyor. Kanyonun girişinde durup etrafa bakıyorsunuz, her adımda kayaların şekilleri değişiyor, gölge ve ışık oyunları sizi büyülüyor. Kumlar o kadar sıcak ki yürürken ayaklarınızın altını hissetmek bile ayrı bir deneyim sunuyor.

Kanyonun içinde yürümek, sanki farklı bir dünyaya adım atmak gibi. Dar patikalar, zaman zaman birbirine yaklaşan kayalar, ani küçük basamaklar ve derin yarıklar ile ilerlerken hem heyecanlanıyorsunuz hem de doğanın gücüne hayran kalıyorsunuz. Yalnız yürürken etrafınızdaki sessizlik ve yalnızlık hissi, çölün büyüsünü ikiye katlıyor.

Ve tabii ki bu kanyona vahşi yaşam da eşlik ediyor. Karşınıza çıkan develer, gölgede bekleyen sürüngenler ve ara ara kuşların çıkardığı sesler, insanın kendini adeta bir macera filmi sahnesinde hissetmesini sağlıyor. Abu Khashaba, sadece yürüyüş değil; fotoğraf, keşif ve hatta biraz adrenalini de barındıran unutulmaz bir çöl deneyimi sunuyor.

8. Katar Su Kaynağı – Çölün Yeşil Nefesi

Jebal Katar’ın hemen yakınında, Bedevi çobanların develerini suladığı mütevazı bir kaynak var: Katar Kaynağı (Qatar Spring). Çölün kırmızı ve turuncu tonları arasında, bu küçük su birikintisi adeta bir vaha gibi yeşil bir leke oluşturuyor; suyun kokusunu metrelerce uzaktan alabiliyorsunuz.

Sabahın erken saatlerinde buraya uğrarsanız, Bedevilerin günlük yaşamını gözlemlemek mümkün. Onlar için bu kaynak hayat demek, hayatta kalmak demek. Turist gözüyle bakıldığında ise sadece kısa bir mola gibi görünüyor, ama rehberiniz buranın önemi hakkında konuşurken gözlerindeki saygıyı fark etmek, çölün gerçek değerini anlamanızı sağlıyor. Burada zaman duruyor gibi; sessizlik, suyun hafif şırıltısı ve kumun rüzgarla dansı birleşiyor.

9. Wadi Rum’da Buharlı Tren 🚂

Wadi Rum’da eski bir buharlı tren olduğunu biliyor muydunuz? Ben de gitmeden önce bilmiyordum. Adı Hejaz Treni ve aslında 1917’deki Arap İsyanı sırasında kullanılan orijinal bir tren. Osmanlılar tarafından yüzyılın başında inşa edilen Hejaz demiryolu üzerinde çalışıyor.

Tren hattı, güneyde Suudi Arabistan’a kadar uzanıyor, kuzeyde ise Şam’a kadar gidiyor! İlk gördüğümde inanamadım; bir çölün ortasında, kırmızı kumların arasında, buharlı bir tren… tam bir tarih filmi sahnesi gibi.

Treni görmek oldukça kolay. Desert Highway ile Wadi Rum arasındaki yolda tren hattını görebilirsiniz. Rum Köyü’nden geçerken ya da köye giderken karşınıza çıkıyor. Demiryolu tutkunu biri olarak benim için bu küçük sürpriz, Wadi Rum macerasına ayrı bir nostaljik hava kattı. Günümüzde bazı dönemlerde turistlere özel geziler de düzenleniyormuş; yani isterseniz hem tarih hem de biraz macera bir arada.


Ne Zaman Gitmeli?

İdeal denge: Şubat sonu ve Kasım, hem kalabalık az hem de hava iyi

En az kalabalık / uygun fiyat: Ocak–Şubat

Kış ayları: Soğuk olabilir, yüksek bölgelerde kar bile görebilirsiniz

Yaz ayları: Haziran–Temmuz gündüz sıcaklığı 37°C’yi buluyor; aktiviteleri sabah erken veya akşam yapın

En iyi hava: Mart–Nisan ve Eylül–Ekim; kalabalık ama manzara harika


Wadi Rum’da Yeme-İçme 🍖☕

Bedevi kamplarının çoğu misafirlere kahvaltı ve akşam yemeği sunuyor, ama standartlar kampdan kampa değişiyor. Kiminde yemek gerçekten doyurucu, kiminde ise hayal kırıklığı yaratabiliyor; bu yüzden beklentinizi çok yükseltmeyin.

Bölgenin vazgeçilmez lezzeti kuzu tandır, genellikle pilav eşliğinde servis ediliyor. İddiasız ama içinizi ısıtan bir tadı var; sade ve dürüst. Et ağırlıklı bir mutfak hâkim, vejetaryenler ise sınırlı seçeneklerle idare etmek zorunda.

Yerel çay ve kahve çeşitleri de sade ama karakterli; şehirdeki lüks otel kahvaltılarını aramamak lazım. Özetle, Wadi Rum’da yemek bir lüks değil, deneyimin doğal bir parçası; iştah açan manzara ve çöl sessizliği eşliğinde, basit ama gerçek bir tat.

Wadi Rum’da Konaklama 🏜️

Çöl bölgesine normal araçlarla giriş yok; hangi kampı seçerseniz seçin, sizi Wadi Rum girişinden alıp götüren 4×4 araçlar hazır bekliyor. En bilinen seçenekler Captain’s Desert Camp, Bait Ali Camp ve Wadi Rum Luxury Camp. Ama “luxury” kelimesini fazla ciddiye almayın; konfor standartları kamp kamp değişiyor.

Bait Ali Camp, girişe yakın olduğu için ulaşım kolay ama tam anlamıyla bir çöl deneyimi yaşatmıyor. Captain’s Desert veya diğer kamp seçenekleri, çölün içine doğru daha izole konumda ve gece yıldızlarla baş başa kalmak isteyenler için ideal. Özetle, kamp seçerken beklentinizi ayarlamak şart; çölün büyüsü konfordan daha fazla öne çıkıyor.

Wadi Rum Nerede? 🗺️

Wadi Rum, Ürdün’ün güneyinde, Akabe’ye yaklaşık 60 km mesafede yer alıyor. Kızıldeniz kıyısındaki Akabe’den çölün kalbine doğru ilerlediğinizde, vadiler ve kayalıklarla çevrili bu devasa çöl alanına ulaşıyorsunuz. Bölge, Petra Antik Kenti’ne de yaklaşık 100 km uzaklıkta, yani Ürdün’ün en ünlü turistik noktalarına oldukça yakın.

Coğrafi olarak, Wadi Rum’un geniş çöl düzlükleri, kırmızı-kahverengi kumullar, devasa granit ve kumtaşı kayalıkları ile karakterize. Bu yüzden çölü keşfetmek için mutlaka 4×4 araçlar veya rehberli turlar tercih edilmeli; normal araçlarla girmek hem zor hem de güvenli değil.

Wadi Rum’a Nasıl Gidilir? 🚗🚌

Akabe şehrine 40 km uzaklıkta bulunan Wadi Rum‘a ulaşım için en pratik yöntem Akabe üzerinden. Petra Antik Kenti‘ne de 40 km mesafede. Türk Hava Yolları ve Pegasus düzenli seferler düzenliyor.

Öncelikle şunu bilmek lazım: Wadi Rum’a kendi aracınızla girmek mantıklı değil. Çöl kumlarında aracınızla ilerlemek hem riskli hem de çok zor. Kampta kaldığınızda size aracınızı park edeceğiniz yeri ve jeep ile ne zaman alınacağınızı söylüyorlar. Jeep şart; hem kumlarda güvenle ilerliyorsunuz hem de kampınıza sorunsuz ulaşabiliyorsunuz.

Amman’dan Wadi Rum’a:
Tavsiyem Ürdün gezisi boyunca araç kiralamanız. Ülke genelinde sürüş güvenli ve rahat (şehir içleri hariç). Eğer kendi aracınız yoksa, Amman’dan Wadi Rum’a taksi veya paylaşımlı minibüs ile ulaşabilirsiniz. Yaklaşık 4 saat sürüyor.

  • Özel taksi: 50–70 JOD
  • Paylaşımlı taksi/minibüs: 10–15 JOD (genelde Amman Abdali Otogar’dan kalkıyor)
    Daha maceraperestseniz, Amman’dan Aqaba’ya otobüs, oradan Wadi Rum’a taksi ile de gidebilirsiniz.

Petra’dan Wadi Rum’a:
Sürüş yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Seçenekler aynı: özel taksi (25–50 JOD) veya paylaşımlı minibüs (5–10 JOD). Ama benim önerim, Ürdün’ü tam anlamıyla gezmek istiyorsanız araç kiralayın. Hem King’s Highway boyunca manzarayı kaçırmazsınız, hem de ülkeyi istediğiniz gibi keşfedersiniz.

Akabe’den Araçla: Wadi Rum, Kings Highway’in doğusunda yer alıyor. Akabe’den 40 km sonra tabelalı bir sapaktan 20 km devam ederek Visitor Center’a ulaşabilirsiniz.

Akabe’den Otobüsle: Düşük sezonda (yaz ve kış) Akabe’den Wadi Rum Village’a günde en az bir minibüs, yüksek sezonda (bahar ve sonbahar) 2–3 sefer mevcut. Amman’dan gelen normal otobüsleri kullanıp kavşakta inip, kısa bir otostop ile Visitor Center’a ulaşmak mümkün.


Kızıl kum tepelerden birinden 5 dakikalık bir tırmanışla ulaştığım, oldukça yüksek bir kayalıktan bu sonsuz ortamı izlerken hissettiğim buydu; huzur, sukünet ve hiçlik.

Wadi Rum, doğal kemerlerin, mağaraların, dar boğazların ve etkileyici kırmızı kum tepelerinin olduğu nefes kesici güzelliğe sahip özel bir yer bana göre. Gerek sahip olduğu 12.000 yıllık eşsiz kültürel zenginliği yanında, etkileyici doğasıyla da benzersiz. Görmeli.

Ürdün’ün Kızıldeniz kıyısındaki Akabe şehrine 40 km uzaklıkta bulunan Wadi Rum‘a ulaşım için en kolay yöntem Akabe şehri üzerinden bir rota belirlemek. Petra Antik Kenti’ne de 40 km uzaklıkta yer alan ve UNESCO Dünya Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan Akabe’ye Türk Hava Yolları ve Pegasus Hava Yolları’nın düzenli seferleri var. Akabe’den Wadi Rum’a günlük turlar düzenleniyor. Dilerseniz araç kiralayıp bölgeyi kendiniz de keşfedebilirsiniz.

6 Yorumlar

  1. Evet biliyorum tekrar gideceğinizi. Yalnız 1 hafta çölde ne yapılır ki? :) Aktivite deseniz sınırlı, tek bir ağaç yok, deniz yok, medeniyet hiç yok. Valla sizin pencerenizden bakamadım şimdi bu kurak çöle :) en fazla atv ile safari yapılır, peki ya sonrası ?

  2. Önümüzdeki hafta yine Akabe, Ürdün’de olacağım. Tekrar Petra’yı ziyaret edeceğim ama ne yazık ki vaktim bu olağanüstü manzaraya sahip Wadi Rum’ı görmek için yeterli değil. Bu çölde 1 hafta geçirmek istiyorum.

  3. Bu karede atınız ve kovboy kıyafetleriniz eksik Kemal bey. :) Tepeler ve çölün kendine has görünümü Western filmlerini aratmıyor. Umarım yılanlarla karşılaşmamışsınızdır. :)

  4. Ürdün’e gidildiğinde vaktinizi yoksa ve Petra’mı Wadi Rum’mı deseler, düşünmeden Wadi Rum derim. Çölün insana, aslında ne kadar küçük olduğunu, sessizlikte gerçekten kendi düşüncelerini duymasının mümkün olduğunu gösteren müthiş bir yer. Deve, kum tepesine yürüyerek çıkmaya çalışmak, bedevilerin gösterdiği müthiş şeyler (çöl bitkisinin sabun gibi kullanılması, bazı taşların birbirine sürtüldüğünde allık olarak kullanılabilmesi gibi). Elbette çok hoş ama çöl…. Çöl müthiş, yarattığı duyguları herkesin yaşayabilmesini dilerim.

  5. Çöller çok etkileyici, bir de sizin gezdiğiniz bu yerdeki gibi ilginç dağlar da var. Orada olmak istedim.

  6. Vahşi Batı film ortamlarına oldukça yakın bir görüntüsü var bence. Çeşitli filmlerde mekan olarak kullanılsa ve özellikle ki savaş filmlerinde bence tanınırlığı artacaktır.

Yoruma kapalı.