Ana Sayfa Blog Medya Beyaz Yakadan Dünya Vatandaşlığına: Kemal Kaya’nın Yol Hikayesi

Beyaz Yakadan Dünya Vatandaşlığına: Kemal Kaya’nın Yol Hikayesi

5877

Okullar, kariyere adanmış hayatlar ve hayaller… Saatli mesaiye havalı bir veda ederek, yüreğinin götürdüğü yere gidebilme cesareti gösterebilmek birçok beyaz yakalının en büyük hayali. Örnekler umut verir ve umut etmek nefes almak gibidir. Kemal Kaya, cesur davranmış ve yaşamı 180 derece değişmiş.

Çoğumuzun hayali olsa da, ulaşılmaz olduğunu düşündüğümüz; dünyayı gezerek hayatına devam etmeyi becerebilmiş, bunu hayal edenlere umut veren bir gezgin. Bakın hikayesi nereden nereye akmış.

(PDF Dergiyi okumak için tıklayınız. Sayfa 55.) PDF Dergiyi okumak için tıklayınız. Sayfa 55.

İstanbulandİstanbul Röportaj

Kim Bu Kemal Kaya?

71 Doğumluyum, şu an 48 oluyor sanırım. Hayatımın büyük bölümü Elazığ’da geçti, ancak Tunceli doğumluyum. Veteriner Fakültesi okudum, ayrıca Bilgi Yönetimi üzerine 2 yıllık üniversite daha bitirdim ve sonrasında marka yönetimi MBA yaptım. Kariyerimin büyük kısmında, 14 yıldan fazla bir süre boyunca bir Amerikan şirketinde pazarlama ve satış alanında çalıştım.

2008’deki global kriz dünyayı sarınca, 2009’da işimden istifa ettim. 8/5 mesaisine bir daha dönmeme kararı aldım. Kırklı yaşların başında biri olarak, 2009’un sonlarında 14 yıllık profesyonel iş hayatımı geride bıraktım. Sürmekte olan marka yönetimi masterimi bitirip, tek yön bir bilet alarak 2010 Ağustos’unda kendimi Tayland‘a attım.

Hayatımın en uzun kesintisiz 1 aylık tatilinden sonra, dil eğitimi için Yeni Zelanda‘ya geçtim. Hayalim öncelikle dil öğrenmekti ve yola çıkarken tek planım buydu. Ancak dil eğitimimi tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönmek ve kariyer peşinde koşturmak yerine dünyayı keşfetmeye karar verdim ve dünyanın en güzel ada ülkelerinden olan Fiji’ye uçtum.

Tek başına çıktığım bu seyahatimde 11 ülke ve 250+ şehir ziyaret edeceğimi, 70.000+ km’den fazla yol aşıp, 22 ay sonra memlekete döneceğimi o an bilmiyordum.


Büyük Kaçış ve Rotanın Değişimi

Yeni Zelanda’ya 6 aylık dil eğitimi için gitmiştim ama burası hayatımın dönüm noktalarından biri oldu. Yeni Zelanda’yı bir uçtan diğer uca gezdiğim 1 aylık seyahat, hayatımın tüm kurgusunu kökünden değiştirdi. Dil eğitimi bittikten sonra ülkeye dönmek yerine Fiji’ye geçtim.

Yeni Zelanda ve Fiji sonrası 3 ay Avustralya’da gezdim. Sonrasında 2 ay uçtan uca Endonezya’yı dolaştım. Malezya ve Singapur sonrası çok ilgi duyduğum Borneo Adası’na geçip 40 gün kaldım. Oradan Filipinler’e geçip ücra köşelerinde 40 gün geçirdikten sonra Singapur’a döndüm.

Devamında Malezya ve sonrasında 2 aylık Tayland maceralarım oldu. Laos ve Kamboçya’da birer ay kaldım. Tayland’da nerdeyse toplamda 6 ay geçirdim. Seyahatimin sonlarında ülkeye dönmek için İran’a geçtim ama oradan eve dönmek dahi 1 ay sürdü.


Yazmak Bir İhtiyaçtı

Sizi seyahat yazılarına ilerlemeye yönelten etkenler nelerdi?

Hemen hemen hiç planlamadığım bir yaşam sürüyorum ben. Yazmak da bunlardan biri. Daha önce hiç yazmak deneyimim yoktu. Süreç kendiliğinden başladı. Ben sadece bağımlılıklar ve zorunluluklardan kurtulduktan sonra yüreğimin sesini dinledim ve hayallerimin peşinden gittim.

Yeni Zelanda’dan Fiji’ye giderken uçakta laptopumu açıp duygularımı yazdım. O dur bu dur hep yazıyorum, hiç bırakmadım. Yolculuklarımdan edindiğim bilgi ve deneyimleri neden yazdığımın net bir motivasyonu yok, sadece yazmam gerektiğini biliyordum ve yazdım. Şimdi tüm hayatım yazmak ve seyahat etmek üzerine kurulu.

Popüler ve başarılı bir seyahat yazarısınız. Yazarken tarzınızı tanımlar mısınız?

Yalnız seyahat ederken edindiğiniz deneyimler ve doğa ile etkileşimler çok daha derin oluyor. Bunu birilerine anlatmaktan çok kendime not tuttum sanırım. Önceleri günlük tarzındaydı, sonraları bloğa dönüştürme kararı aldım. Bilgileri kendime saklamak olmazdı.

O dönemler internette yabancı ülkeleri tanıtan, anlatan, gezmek için bilgi veren hemen hiç site olmadığında zamanla yazdıklarım rehbere de dönüştü. Geçmişte daha çok gün içerisindeki yaşadığım kayda değer deneyim ve bilgileri hislerim ve kendi bakışımla değerlendirip yazarken; şimdilerde daha çok insanların ihtiyacı olan içerikleri, rehber bilgileri sunuyorum. Basit, sade, anlaşılır olmak önceliğim. Uç deneyimlerden çok genel geçer bilgileri aktarmak ve ilk defa bir yere gideceklere gerekli bilgileri sunmak gayretindeyim.


istanbulandistanbul

Favori Duraklar ve Yeni Planlar

Bugüne kadar kaç ülke gezdiniz ve en beğendiğiniz yer neresi oldu?

Kaç ülke gezdiğim konusunda şu an pek de emin değilim. Muhtemelen 70’i geçmiştir galiba.

  • Filipinler: Uzakdoğu ülkelerinden her yönüyle hayranım.
  • Endonezya: Macera ve gördüğüm yerlerin çeşitliliği açısından benzersizdi.
  • İran: Kültürel zenginliği, özgünlüğü, insanlarının dostluğu ve misafirperverliği ile beni çok etkiledi.
  • Güney Afrika Cumhuriyeti: Birkaç yıl önce 1 ay gezdiğim ülke gönlümde ayrı bir yer var.
  • İtalya ve İspanya: İtalya’nın ne kadar özel olduğu konusunda hemfikiriz. Bir de İspanya’nın Endülüs bölgesine bayılıyorum.

Ufukta yeni bir seyahat var mı?

Yakın zamanda birkaç haftalık bir Fas gezisine gitme planım var. Ne zaman nerede olacağımı çoğunlukla kestiremiyorum, çok spontane bir hayatım var. Nerdeyse hayatımın ancak 2 haftalık dilimini planlayabiliyorum, sonrası genelde meçhul.

Seyahat edeceğiniz yerleri neye göre belirliyorsunuz?

Çok özel bir kriterim yok. Bazı yerleri görmek için yanıp tutuşan biri değilim. Bazen gezdiğim, çok iyi bildiğim yerlere defalarca gittiğim olur. Çoğu kişi yeni yerler görmenin peşindedir ama ben yolda olma duygusunu seviyorum.

Seyahat ettiğim ülkelerde de genelde çok uzun süre kalıp çok ağır seyahat ediyorum. Bu ülkeleri özümsememi daha da kolaylaştırıyor. Markalarla iş birlikleri veya davetler de seyahat rotalarıma yön verebiliyor. Bir an önce bir yerlere kaçmaktan çok eve dönmek aslında üzerinde en çok planlama yaptığım konu.

Yoldayken eve dönüş üzerine plan yapmak daha kolay. Ama evdeyken yola çıkmak üzerine plan yapmam çok daha zor. 15 gün diye gidip 2 ay sonra dönen biri olduğum gibi evden 45 gün hiç çıkmayan biriyim. Plan yapmak pek de bana göre değil veya seyahatten çok kısa süre önce hızlıca planlar şekilleniyor.


Yolun Getirdikleri ve Unutulmaz Anlar

Bir blogger gözüyle gezdiğiniz, size bu meslekte bir kariyer yapabileceğinizi düşündüren ilk işiniz neydi?

Yazmaya tamamen dürtülerle başladım. İçimde “yazmalıyım!” duygusu çok ağır basıyordu ve gezmekten çok yazmayı ve üretmeyi seviyorum. Yazmaya ilk başladığımda yazmanın hayatımın merkezi olacağını ve tüm hayatımı buradan kazanacağımı bilmiyordum. Para kazanmak veya kariyer yapmak için yazmadım.

Zamanla internet dünyasındaki gelişmeler, sosyal medya alışkanlıkları ve süreç beni buraya itti. Ben de kendimi zaten akışa bırakmıştım. Singapur Havayolları ile yaptığım bir basın gezisi bu alandaki ilk profesyonel iş birliğimdi.

İçinde bulunduğunuz ‘an’ sizin için nasıl yazı yazılacak bir ana dönüşüyor?

Eğer deneyimlerinizi ve edindiğiniz bilgileri yazmak üzerine kurulu bir hayatınız varsa, daha gezerken, fotoğraf çekerken beyniniz yazmaya başlıyor. Fotoğrafı çekerken, yazacağınız yazıda nereye koyacağınızı ve neden çektiğinizi biliyorsunuz.

Derinlemesine yazılar yazmayı bırakalı çok oldu. Geçmişte insanları seyahat etmeye teşvik etmek ve yola çıkarmak hatta yoldan çıkarmak için bir şeyleri de yazılarıma ekliyordum. Şimdilerde zaten insanlar geziyor, her fırsatta bir yere kaçmaya çalışıyor. Ben neler hissettiğimden çok yola çıkacakların neler hissedebileceklerini, biraz da kendi hislerimden ipuçları alarak abartmadan, sade aktarmaya çalışıyorum.

Son zamanlarda nerelerdesiniz, neler yapıyorsunuz?

Tam da şu anda Çıralı’da narenciye ağaçlarının gölgesindeyim. Sonbaharda Akdeniz sahilleri bir başka güzel olur. Genelde kalabalık öncesi İlkbaharda veya yaz sonu sonbaharda destinasyonları gezmeyi seviyorum. Farklı mevsimlerde rotalar neye benziyor diye her mevsimde seyahat ediyorum.

Bu gezilerim projeden çok genelde içimden geldiği gibi oluyor. Beyaz yaka dünyasında “proje” kelimesi çok seviliyor. O dünyadan uzaklaşalı 10 yılı geçtiğinden bu kelimeye de mümkün olunca uzak duruyorum. Gezip gördüğü yerleri yazıp paylaşan birinin yaptığı şeyleri proje diye tanımlayıp sunması bana biraz garip geliyor. İşimi yaparken ki motivasyonum da bu zaten. Adı proje olsun, adı gezmek olsun; kendim veya bir marka için gezeyim fark etmeksizin hemen hemen yaptığım şey aynı: Deneyimlemek, fotoğraflamak, anlamak, öğrenmek, yazmak ve paylaşmak.

Seyahatleriniz esnasında başınızdan geçen bir anınızı paylaşmak ister misiniz?

Hayatımın 10 yılı yolda ve anda geçti. Hikayeler o kadar çok ki seçmek de çok zorlaşıyor.

Yeni Zelanda: 47 metreden bungee jumping ve 15.000 feetten Skydiving yapmak hayatımın en adrenalin dolu anlarından bazıları olarak aklımda.

Filipinler: Tek başına keşfetmek istediğim 2 km uzunluğundaki bir mağara geçidinde boydan boya 5 saate geçtim; kayboldum ama ölmedim. Bunu dünyada yapan ilk ve tek kişiyim. Şimdi hatırlayınca bile tüylerim diken diken oluyor.

Tazmanya ve Avustralya: Dünyanın en güzel yollarında lüks karavan turunu bedava yaptım. Hayatın kodlarını kırdığım anlardan biriydi. Bazı olağanüstü deneyimleri yapmanın parasız yollarını keşfetmiştim.