Ana Sayfa İzmir Çeşme Alaçatı Gezi Rehberi: Ege’nin Renkli Taş Kasabası

Alaçatı Gezi Rehberi: Ege’nin Renkli Taş Kasabası

608072

Alaçatı, zamanın pürüzsüzleştirdiği asırlık dokusunu günümüze kadar koruyan bu ilginç kasaba, son yıllarda Türkiye’nin en popüler tatil destinasyonlarından biri haline geldi. Kesme taştan inşa edilmiş tarihi cumbalı evleri, begonvil, hanımeli ve sardunyalarla bezenmiş dar sokakları ile adeta açık hava müzesi görünümünde. Kışın sadece sekiz bin kişinin yaşadığı bu sakin kasaba, yaz aylarında elli bini aşan ziyaretçi sayısıyla canlı bir festival atmosferine bürünüyor.

Ege’nin bu lavanta kokulu cennet köşesi, renkli kapı ve pencere pervazları, özgün arnavut kaldırımları, butik hediyelik eşya dükkânları ve nostaljik mavi ahşap sandalyeli kafeleriyle ziyaretçilerini büyülüyor. Vintage masa örtülerinden el yapımı seramik duvar süslemelerine kadar her ayrıntıda Ege’nin özgün kültürüne ait bir hikaye saklı. Çeşme ilçesine bağlı bu tarihi yerleşim, özellikle Rum mimarisi örnekleri ve rüzgar sörfü sporlarıyla dünya çapında tanınıyor.

Alaçatı Gezi Rehberi

Alaçatı‘nın geçmişi sandığımızdan çok daha eski. İsmini Osmanlı döneminde bölgede yaşayan Alacaat aşiretinden alan kasaba, Antik Çağ’dan bu yana kesintisiz yerleşime sahne olmuş. 1850–1890 yılları arasında inşa edilen taş evler, Rum ve Osmanlı mimarisinin izlerini bugün hâlâ taşıyor. Bu da Alaçatı’ya sadece “şirin” değil, karakterli bir doku kazandırıyor.

Evlerin kuzey-güney yönünde, güneşi daha az alacak ve rüzgârdan faydalanacak şekilde yapılması boşuna değil. Yaz sıcağında sokak aralarında dolaşırken bu akıllı yerleşimin farkını hissediyorsun. Ayaklarınızın altında çıtırdayan arnavut kaldırımları, burnu dolduran çam reçinesi kokusu ile karışıyor. Mübadele sonrasında kasaba büyük bir değişim yaşamış olsa da mimari anlayış korunmuş.

Samimi söyleyeyim, Alaçatı’yı Alaçatı yapan en önemli detaylardan biri de yüksek katlı ve vahşi yapılaşmaya izin verilmemesi. Gördüğüm tüm yapılar, taş ev geleneğine sadık kalınarak inşa edilmiş. Hacı Memiş Mahallesi’nden başlayıp Kemalpaşa Caddesi’ne kadar uzanan geniş alan, ara sokaklarıyla birlikte bütüncül bir estetik sunuyor. Özellikle hafta sonları bu çiçeklerle bezeli sokaklar, fotoğraf çekmek isteyenlerle dolup taşıyor.

Bu bölgede gezinirken dikkat etmeniz gereken birkaç nokta var. Sabah erken saatlerde gitmenizi öneririm, kalabalık olmadan önce. Yanınıza su almayı unutmayın ve rahat ayakkabı giymeyi ihmal etmeyin çünkü arnavut kaldırımları uzun süre yürümekte zorlanabilir.

Alaçatı’da dolaşırken kaybolmak keyifli bir şey. Arnavut kaldırımlı dar sokakların iki yanında şık butikler, antikacılar, Ege mutfağının en güzel örneklerini sunan restoranlar ve kendine has kafeler sıralanıyor. Her köşe farklı bir renk, farklı bir ruh taşıyor.

ALAÇATI NEREDE
Alaçatı, İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı, yarımadanın doğu kıyısında yer alan kasaba. Çeşme merkezine 3 km, İzmir‘e 79 km, İzmir Adnan Menderes Havalimanı‘na 85 km mesafede. Kuzeyinde Ilıca, güneyinde Ege Denizi ve Alaçatı Marina, doğusunda Kutlu Aktaş Baraj Gölü bulunuyor.

Alaçatı’ya Nasıl Gidilir 🚌

En yakın havalimanı İzmir Adnan Menderes Havalimanı (85 km). Havalimanından şehre üç alternatif var. HAVAŞ otobüsleri gece 03:00‘ten akşam 20:00‘ye kadar iki saatte bir sefer düzenliyor, yolculuk 90 dakika süriyor ve 50 TL. Çeşme Seyahat da aynı güzergâhta hizmet veriyor. Taksi daha hızlı ama 350-400 TL civarında pahalı seçenek.

İzmir Otogar‘dan Çeşme Seyahat otobüsleri 141 numaralı perondan kalkıyor. İlk sefer 06:30, son sefer 22:00. Her yarım saat veya 45 dakikada bir hareket eden otobüsler, 30 TL ücretle 1,5 saatte Alaçatı‘ya ulaşıyor.

ESHOT ile ekonomik alternatif: Fahrettin Altay‘dan 725 numaralı otobüsle Urla‘ya, oradan 760 numaralı otobüsle Alaçatı‘ya geçiş mümkün. Çeşme‘den Alaçatı‘ya dolmuşlar sabah 07:00‘den gece 00:00‘a kadar düzenli sefer yapıyor. Ücret 5 TL, yolculuk 20 dakika.

Özel araçla: İzmir-Çeşme Otoyolu üzerinden 79 km, yaklaşık 45 dakika. İstanbul‘dan 550 km (6,5 saat), Ankara‘dan 675 km (7,5 saat) mesafede.

Alaçatı’da Nerede Kalınır 🏨

Yüz yılı aşkın tarihi kesme taş evlerde restore edilen butik oteller, özgün atmosferleriyle misafirlerini ağırlıyor. Kurabiye Hotel, Alura Boutique Hotel, Alacati Kostem Hotel, Salbakos Herakleia Boutique Hotel kaliteli seçenekler arasında.

Çeşme’de Nerede KalınırOn’Live Hotel beş yıldızlı konforuyla tüm odalarında deniz manzarası sunuyor. Merkez için 200 yıllık tarihi Laledan Hotel mükemmel konum. Ilıca için Yasos Suites, Kalipso Motel, Nars Ilica Hotel değerlendirilebilir.

Dürüst olmak gerekirse, Alaçatı her ne kadar çok sevilen bir tatil beldesi olsa da bazı noktaları bilerek gitmek hayal kırıklığını önler. Özellikle yaz sezonunda Alaçatı fazlasıyla kalabalık. Akşam saatlerinde Kemalpaşa Caddesi ve çevresinde adım atmak zorlaşabiliyor. Sessizlik ve sakinlik arayanlar için Temmuz-Ağustos çok doğru zaman olmayabilir. Daha dingin bir Alaçatı için bahar ayları ve Eylül çok daha keyifli.

Bir diğer konu da fiyatlar. Alaçatı, Çeşme Yarımadası’nın en pahalı bölgelerinden biri. Yeme içme, konaklama ve beach club fiyatları yüksek olabiliyor. Plansız gidersen bütçe kontrolü zorlaşabilir. Bu yüzden önceden rezervasyon yapmak ve alternatifleri bilmek önemli.

🌅 Benden tavsiye: Yazın akşam yemekleri için rezervasyonsuz iş zor. Aracın yoksa plajlara ulaşım sınırlı olabilir. Popüler beach club’larda gürültülü müzik ve vıcık vıcık kalabalık kaçınılmaz. Hafta sonları pazaryeri ve merkez çok yoğun olur, kaçınılmaz. “Sakin Alaçatı” beklentisiyle gidersen yanlış zamanda hayal kırıklığı yaşarsın.

Bir okuyucumun önerisiyle şu yorumu da ekleyeyim… “Alaçatı çok güzel bir yer ama insanlar mahvetmiş. Çok fazla çöp var her yerde içkisini içen şişelerini en güzel kıyılara bırakıp gitmiş medeniyet içkiyi içmek değil onu çöpe atmak. Kimisi de gördüğü o taş evleri küçümsüyor. Onların hepsi tarih. O duvarların dili olsa da konuşsa keşke. Bir de yazlıkçı gelen insanlarımız her sene aynı şeyden şikayet eder.”

Alaçatı Gezilecek Yerler 📌

Alaçatı gezmesi kolay bir kasaba. Yürüyerek her yerine gidebilirsiniz. Alaçatı’da yapılacaklar listesinin başında, herhangi bir plan yapmadan sokaklara karışmak geliyor. Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda yürümek, cumbalı taş evlerin önünden geçmek, ara sokaklara dalıp kaybolmak bu kasabanın en büyük keyfi. Kulağınıza gelen çay bardağı tıkırtısı, uzaktan yayılan kahve aroması ve ayaklarınızın altındaki taş dokusu sizi bambaşka bir zamana götürüyor.

Kendi deneyimime göre, sayıları 400’ü bulan konsept butik otelleriyle Türkiye’de benzeri az bulunan bir tatil kasabası burası. Her birinin kendine ait bir dokusu, küçük ama karakterli bir hikâyesi var. Çoğu 5-15 odalı bu otellerde özellikle yaz aylarında yer bulmak kolay değil. Gürültüden uzak, kapıdan girer girmez insanın üstündeki ağırlığı alan bu mekânlar, Alaçatı’nın ruhunu en iyi hissettiren duraklardan.

Aşağıda, Alaçatı’da mutlaka görmeniz gereken yerleri tek tek anlatıyorum.

1. Kemalpaşa Caddesi

Alaçatı Kemalpaşa Caddesi

Kemalpaşa Caddesi, Alaçatı’nın en işlek, en kalabalık noktası. Çarşının nabzı burada atıyor. Yel değirmenlerinin olduğu taraftan kasabaya girip kalabalığa doğru yürüdüğünüzde, ister istemez yolunuz buraya düşüyor. İsmi cadde ama trafiğe kapalı, dar ve upuzun bir sokak aslında.

Arnavut kaldırımlarla döşeli bu sokağın iki yanında, iki katlı cumbalı taş evler sıralı. Mavi söveli pencerelerden sarkan çiçeklerin kokusu burnunuza dolarken, Alaçatı’ya özgü mimari detaylar derken insan kendini kartpostal için kurulmuş bir film setinde yürüyormuş gibi hissediyor. Fazla süs yok ama her şey yerli yerinde. Ayaklarınızın altında çıtırdayan taş doku, geçmişten gelen hikayeleri fısıldıyor adeta.

Kemalpaşa boyunca butik oteller, yeni nesil kafeler, “akşam olsa da gelip burada demlensek” dedirten restoranlar ve insanın durup bakmadan geçemediği küçük dükkânlar yan yana dizilmiş durumda. Kapı önlerinde lavanta demetleri, mevsimiyse mor çiçekli enginar tezgâhları… Alaçatı kokusu tam olarak burada başlıyor.

👣 Benden söylemesi: Gündüzleri bambaşka bir havası var. Daha sakin, daha dingin. Ben akşamındansa gündüz, hatta öğleden önceki bu sakin halini seviyorum. Fotoğraf çekmek için her köşe ayrı bir fon gibi.

Kemalpaşa üzerinde küçük ama kalabalığı bol bir durak da Alaçatı Meydanı. Etrafı meze kokularının yayıldığı restoranlar ve fondan gelen hafif müziklerle çevrili. Mavi-beyaz detaylarıyla “Ege’deyim” hissini sonuna kadar yaşatan bir nokta.

Meydana yakın İmren Pastanesi, 1941’den beri Alaçatılı. Geleneksel tariflerden ilham alan tatlılarıyla tanınıyor. Özellikle sakızlı tatlılar ve Çeşme limonlu tart benim favorilerim.

2. Hacımemiş Mahallesi

Hacımemiş Mahallesi, Alaçatı’nın en nev-i şahsına münhasır köşesi. Şirin kafe ve restoranları, antikacı dükkânları, sanat galerileri, seramik ve cam işçiliği atölyeleriyle son yılların yükselen yıldızı oldu. İlk zamanlarını anımsıyorum, birkaç dükkan birkaç mekan ve çoğu eski, izbe evlerle doluydu. Kimisi yıkıldı yıkılacak gibiydi.

Şimdiyse bambaşka ruha sahip ve çok tatlı. Ama bu popülerlik, Kemalpaşa’daki gibi gürültülü değil. Çünkü Hacımemiş hâlâ Alaçatı’nın ruhunu taşıyor. Daha sakin, daha dingin, daha özgün.

Kemalpaşa Caddesi ve meydanın kalabalığından uzaklaştıkça tempo düşüyor. Rahatsız etmeyen bir kalabalığın içinde, sağa sola bakınarak yürümek bile keyifli. Çıkmalı taş evlerin arasından fışkıran begonviller, dar sokaklara yayılan kahve ve fırın kokuları insana iyi geliyor. Her geçen gün yeni bir mekân ekleniyor ama mahalle hâlâ özünü kaybetmiş değil.

Burada sıkış sıkış kalabalıklar, sokağa taşan gürültülü masalar yok. Daha çok ağır ağır gezilen, vitrinlerine bakılan, antikacılarına girilip çıkılan bir mahalle burası. Vaktin varsa dükkânlara tek tek uğra, aceleye gerek yok.

Mahallenin en keyifli duraklarından biri Dutlu Kahve. Asırlık dut ağacının altında, gerçekten sakin. Mezeleriyle ünlü; rakı ya da şarap eşliğinde sohbet uzadıkça uzuyor. İçki içmesen bile sorun değil, burada içilen bir bardak su bile insanın üstündeki yükü alıyor.

Kapari Bahçe, geniş ve ferah bir alanda, eski bir konaktan kalan taşların arasında kurulmuş. Menü Ege’nin iki yakasından ilham alıyor. Hania böreği, Yunan usulü musakka, deniz mahsullü linguine, Santorini fava… Tatlıya yer ayırmayı unutma; tahinli kurabiyesi ödüllü ve boşuna değil.

Tatlı demişken, Dondurmino’yu atlamak olmaz. 40 yıllık dondurma tecrübesiyle, İtalyan usulü dondurmaları seçerken insan kararsız kalıyor. Alaçatı sokaklarında dolaşıp yorulduktan sonra birkaç top dondurma iyi gidiyor.

Bir de Asma Yaprağı var ki adını sonuna kadar hak ediyor. Ferah bahçesinde, yörede yetişen otlarla, süsü püsü fazla kaçmadan yapılan Ege yemekleri sunuluyor. Cam köşkte kurulan uzun sofralarda bol sohbet var. Bir süre sonra kendini turist gibi değil, Alaçatılı gibi hissetmeye başlıyorsun.

3. Alaçatı Pazaryeri ve Pazaryeri Camii

Alaçatı Pazaryeri Camii, 1874’te Yuhannis Halopas tarafından inşa edilmiş Ayios Kostantines Kilisesi. Mübadelenin ardından camiye çevrilmiş ama yapı büyük ölçüde aslına sadık kalınarak korunmuş. Üç nefli bazilika planı, yüksek tavanı ve mimari detaylarıyla dikkat çekiyor.

Caminin karşısındaki Antikacılar Çarşısı cumartesi-pazar günleri kuruluyor. Anadolu’dan toplanmış otantik eşyalar, eski tablolar, süslemeli vazolar, kollu şamdanlar bulunuyor. Türkiye’nin ilk antika pazarlarından biri olarak biliniyor.

Alaçatı Pazarı, her cumartesi kurulan ve kasabanın en canlı duraklarından biri. Geniş bir alana yayılıyor ve sebze-meyve gerçekten lezzetli. Fiyatlar da çarşıya göre daha makul. Sebze meyvenin dışında kaliteli giyim ürünleri, el yapımı reçeller, baharatlar ve yakın köylerden gelen doğal ürünler bulunuyor.

Köylü tezgâhlarına özellikle bakın. Reçel seviyorsanız Reçelci Niko‘ya uğramadan geçmeyin – sadece almak için değil, nasıl yapıldığını görmek için bile değer.

4. Alaçatı Evleri

Alaçatı Evleri, kasabanın bu kadar sevilmesinin en büyük sebeplerinden. Çekilen neredeyse her Alaçatı fotoğrafının başrolünde onlar var. Ponza taşını andıran yerel kesme taşlardan yapılmış, Ege esintili kapıları, renkli söveli pencereleri ve cumbalarıyla hem estetik hem samimi bir hava taşır.

Yazın serin, kışın sıcak tutacak şekilde inşa edilmiş bu akıllı mimari hâlâ işe yarıyor. Bugün Alaçatı’daki birçok butik otel, restoran ve kafe bu Rum evlerinin aslına sadık kalınarak restore edilmiş hâli. Bu evleri “gezilecek yer” gibi düşünmeyin – sokaklarda dolaşırken kendiliğinden karşınıza çıkar ve Alaçatı’yı Alaçatı yapan hissi yavaş yavaş yerleştirirler.

5. Alaçatı Yel Değirmenleri

Alaçatı Yel Değirmenleri, kasabanın alamet-i farikası. 1850’lerden kalma taş yel değirmenleri, kasabanın en eski yapıları arasında. Merkeze yakın küçük tepenin üzerine kurulmuş, büyüklükleri farklı dört değirmen var. Bir zamanlar buğdayı una çeviren bu yapılar bugün Alaçatı’nın simgesi.

Alaçatı sokaklarında dolaştıktan sonra buraya çıkmak iyi fikir. Hem kısa bir mola verip hem gün batımını izlemek için güzel bir nokta. Fotoğraf çekmeyi seviyorsan gün batımına yakın saatler ideal. Değirmenlerin yanındaki uygun fiyatlı kafede yorgunluk kahvesi içilebilir.

Aşağı inmeden önce Kumrucu Şevki yakınlarda. İzmir kumrusu klasik haliyle yapılıyor. Alaçatı’daki en ekonomik karın doyurma yerlerinden birisi.

6. Alaçatı Marina

Alaçatı Marina, kasabanın denize açılan yüzü. Alaçatı Koyu‘nun içinde yer alan marinada, Ege maviliğine karşı sıralanmış lüks yatlar ve rüzgâr gülleri manzarayı tamamlıyor. Sadece teknelerin bağlandığı bir yer değil, yaşayan bir alan.

Deniz kenarındaki restoranlar, şık bistro ve kafeler marinayı cazip kılıyor. Kahve içmek, gün batımını izlemek ya da akşam yemeği için iyi bir alternatif. Ayrıca çarşıdan sörf okullarına giden yol üzerinde bulunuyor.

7. Yumru Koyu ve Alaçatı Windsurf

Rüzgâr sörfü denince Yumru Koyu Alaçatı’da ilk akla gelen yer. Alaçatı yılın yaklaşık 330 günü rüzgâr alan bir coğrafyada yer alır ve bu özelliğiyle dünyanın sayılı windsurf merkezlerinden biri. Uluslararası yarışmalara ev sahipliği yapması tesadüf değil.

Yumru Koyu, rüzgâr yönü ve coğrafi yapısı sayesinde sörf için son derece elverişli. Profesyoneller için ideal olduğu kadar, bu işe heves edenler için de doğru adres. Koyda alanında uzman eğitmenlerin ders verdiği çok sayıda sörf okulu bulunuyor.

Rüzgâr sörfü yapmasanız bile sahilde oturup rüzgârla dans eden insanları izlemek başlı başına keyif. Alaçatı’da bazen bir şey yapmamak da planın parçası.

8. Alaçatı Plajları

Alaçatı denizin hemen kıyısında değil ama denize ulaşmak zor değil. Çeşme Yarımadası’nın boğaz kısmında kurulu olduğu için her iki yönde de güzel plajlara 10-15 dakikada ulaşabilirsiniz.

Çark Plajı, Alaçatı Yarımadası‘nın güneyinde, marinaya yakın konumda. Hem ücretli beach club’lar hem ücretsiz halk plajı alanları var. İnce kumlu, sığ ve turkuaza çalan rengiyle çok güzel. Giriş: 100-200 TL (2026) arası.

Delikli Koy, son yılların en popüler noktalarından. Adını denizin içindeki delik formundaki kaya oluşumundan alıyor. Beyaz kayalıkları, berrak denizi ve sıra dışı manzarasıyla etkileyici. Ücretsiz doğal plaj.

Kleopatra Koyu, Delikli Koy‘un biraz batısında, daha küçük ve bakir. Ulaşımı zahmetli – araba parkından sonra merdivenlerle iniliyor. Cam gibi deniz ve tertemiz su, bütün yorgunluğu unutturuyor. Tesis yok, hazırlıklı gitmek şart.

Ilıca Plajı, Çeşme’nin en bilinen ve sevilen plajlarından. Alaçatı’ya da oldukça yakın. Mavi bayraklı, denizi sığ ve ılık – bunun sebebi denizin altından çıkan sıcak su kaynakları. Giriş: 150-250 TL (2026).

Günizi Beach, Alaçatı’nın kuzeydoğusunda. Çeşme geneline göre fiyatları daha makul. Denizi sığ ve sıcak olduğu için çocuklu aileler tarafından tercih ediliyor. Giriş: 80-120 TL (2026).

9. Çeşme

Alaçatı’ya gelmişken Çeşme‘yi es geçmek akıllıca olmaz. Bir gün ayırırsanız Çeşme’nin daha hareketli, daha denizle iç içe yüzünü görme şansı yakalarsınız. Çeşme hakkında daha fazla bilgi isterseniz Çeşme rehberime göz atın.

Çeşme Kalesi ve içindeki Çeşme Arkeoloji Müzesi, ilçenin tarihine hızlı bir giriş için ideal. Giriş: 25 TL (2026). Hemen karşısındaki Kervansaray, geçmişin ticaret yollarını hatırlatan önemli yapılardan. Çeşme Çarşısı‘nda hediyelik eşyalar, dondurmacılar, kahveciler arasında kısa tur keyifli.

Ayios Haralambos Kilisesi, Çeşme’de günümüze ulaşabilmiş tek kilise. Mimarisi ve konumuyla dikkat çeker, çoğu zaman sergilere ev sahipliği yapar. Çeşme Marina, yatları izlemek, sahil boyunca yürümek için iyi bir mola noktası.

Biraz keşfetmek isteyenler için Ildır, Şifne, Germiyan gibi köyler kalabalıktan uzaklaşıp yarımadanın sakin yüzünü görmek için güzel alternatifler.

ALAÇATI’DA NE YENİR
Alaçatı, Ege kültürünü en iyi yansıtan yerlerden. Ege otları ve yerel lezzetlerin eşlik ettiği meze çeşitleriyle süslenen rakı sofraları, canlı müzikle yüzleri güldürüyor. Zeytinyağlı mezeler, ot çeşitleri özellikle denenmeli.

Bir kere enginarlı bir şey yemeden dönmeyin. Çeşme kumrusu, nohut mayalı susamlı ekmeğe sucuk, domates ve tulum peyniri. Ev yapımı salatalık turşusu ve ayran üçlemesi için Kumrucu Şevki ve Kumrucu Hikmet en iyi seçenekler.

Sakızlı dondurma, sakızlı muhallebi, sakızlı türk kahvesi gibi tatları denemek için doğru yer. 1941’den beri hizmet veren İmren Pastanesi‘nde sakızlı muhallebi, kurabiye ve günlük tatlıları tadabilirsiniz.

Asma Yaprağı akşam yemeği için tavsiyem. Rezervasyonsuz yer bulmak zor. Kapari Bahçe, Barbun, Roka ve Agrilla sevdiğim restoranlar. Alaçatı dışında yemek için Dalyan‘da Cevat’ın Yeri favorim.

ALAÇATI’DAN NE ALINIR
Alaçatı birçok tasarımcının atölyesinin bulunduğu bir merkeze dönüştü. Her sokakta karşınıza çıkan tasarım atölyelerinde özgün tasarımlar var. Her bütçeye uygun hediye bulunabiliyor.

1874’te inşa edilmiş kiliseden dönüştürülmüş Pazaryeri Camii‘nin yanındaki Antika Pazarı cumartesi-pazar günleri kuruluyor. Türkiye’nin ilk antika pazarlarından biri.

Damla sakızlı dondurma, sakız reçeli gibi aperitifler dışında tazecik deniz mahsulleri ve Ege mezelerinin tadına bakın. Yaz dönemlerinde düğün fotoğrafı için bölgeye gelen çiftlerin favori mekanı Değirmenler‘e uğrayıp manzaraya karşı sıcak Türk kahvesi yudumlamayı ihmal etmeyin.

ALAÇATI GECE HAYATI

Son yıllarda İstanbullu yatırımcıların ilgi gösterdiği Alaçatı’da çok sayıda eğlence mekanı açıldı. Gündüz beach club, gece eğlence mekanına dönüşen yerler var. Zaman zaman ünlü şarkıcılar ve DJ’ler sahne alıyor.

Sabahın ilk ışıklarına dek süren eğlence için Aya Yorgi Koyu‘na uğrayın. En ünlü mekanlar Babylon, Sole Mare ve Marrakech. Alaçatı Port‘ta Club 29, Öküz, Tren; Çark Plajı‘nda Otto Alaçatı gece hayatı için gidilecek yerler.

Alaçatı Ot Festivali, ünü Alaçatı sınırlarını aşan bir etkinlik. Binbir çeşit ot yetişen Alaçatı’nın şifalı otları ile yapılan yemeklerin sergilendiği, çeşitli yarışmaların düzenlendiği festival. Nisan ayının ilk haftasında gerçekleşen festivalde beldede üretilen zeytinyağı kullanılıyor.

Şöyle söyleyeyim, Alaçatı, İzmir’e bir saat uzaklıkta; kısa kaçamakla bile insanın üstündeki yükü alabilen bir rota. Gündüz denizi, rüzgârı ve sokaklarıyla, akşamları lezzetli sofraları ve hareketli havasıyla farklı yüzünü gösteriyor. Taş butik otelleri, özgün mekânları ve Ege mutfağının güzel örnekleriyle her gelişte farklı tat bırakıyor.

Göz alabildiğine uzanan vahşi görkemine sahip kumsalları ve koyları, rüzgâr sörfü kültürü, renkli gece hayatı ve kendine has mimarisiyle Alaçatı, sadece popüler bir tatil beldesi değil; doğru zamanda, doğru beklentiyle gidildiğinde gerçekten iyi hissettiren bir yer. İzmir’in göz bebeği olmasının sebebi tam olarak bu.