Chiang Mai, serin iklime sahip olan Kuzey Tayland’ın dağlık bölgede yer alan, oldukça çekici, tarihi ve kültürel yönden de etkileyici zenginliğe sahip bir şehir. Ülkenin kültür başkenti olarak geçen ve Chiang Mai Eyaletinin de başkenti olan şehir, 1296–1768 yılları arasında Lanna Krallığına, 1774 yılından 1939 yılına kadar da Chiang Mai Krallığına başkentlik yapmış. 1296 yılında kurulan Chiang Mai yeni şehir anlamına geliyor.

Himalaya Dağı eteklerinde yer alan şehre, 1920’lere kadar sadece nehirden veya fil sırtından sık ormanlar geçilerek ulaşılabiliyordu. Başkent Bangkok’a 700 km uzaklıkta bulunan şehir, 1 milyona yaklaşan nüfusuyla ülkenin ikinci büyük şehri. Son 10 yıl da popülerleşmeyle birlikte, artan yoğun paket turizm aktiviteleri ile birlikte eski atmosferini de hızla kaybediyor.

Chiang Mai Trekking-Chiang Mai-Thailand-Tayland

Bu kültür şehri; meditasyon derslerinin verildiği 300’den fazla eski Budist tapınakları, kendilerine Karen-Padung (Long Neck Giraffe Hill Tribe) denen uzun boyunlu kabilesi, zengin Thai mutfağının özel yemeklerini öğreten aşçılık kursları, ünlü alışveriş ve eğlence mekânı gece pazarı ile her yıl 1 milyon turisti kendine çekiyor.

Doğa ile iç içe yürüyüşleri, orkide ve kelebek bahçeleri, bambu rafting  aktiviteleri, fil safarileri ile oldukça zengin aktiviteler sunan 700 yıllık şehir Chiang Mai, ünlü seyahat sitesi TripAdvisor’un, “Dünyada Görülmesi Gereken 25 Yer” listesinde de yer alıyor. Şehir, ülkeleri dışında yaşayan çok sayıda expata da ev sahipliği yapıyor.

Kubkak Waterfall-Chiang Mai-Thailand-Tayland

Otel ve misafir evleri, restoran ve tapınaklar ile eğlence merkezlerinin yer aldığı şehrin tarihi merkezinin etrafı kanallarla çevrili. Ekonomik tatil fırsatları sunan şehrin hostel ücretleri ortalama 150 Baht (9TL) civarında iken, ekonomik otellerde 500 Baht (30TL) ödeyerek banyosu içerisinde, klimalı temiz bir oda bulmak mümkün.

Sokakta yemek 20-50 Baht, lokantalarda 30-100 Baht, Avrupa mutfağı sunan restoranlarda 100 Baht ödeyerek güzel bir yemek yenebilir. Şehir içerisinde ulaşım, songthaew adlı pikaplarla veya motosikletlerle 20 Baht ödenerek sağlanabiliyor.

 Alternatif Metin

Kamboçya seyahatim sonrası döndüğüm Tayland’ta, önce Ko Samet adasına; devamında 1 gece kaldığım Pattaya’ya, sonrasında da başkent Bangkok’a geçmiştim. Rotam’da Vietnam bulunuyordu. Vietnam vizesi önünde duran engeli, orada yaşayan bir iş adamı vasıtasıyla çözsem de, karşımda yüksek bir maliyetten duruyordu. Yakın bir ülke olmasına rağmen uçuş maliyetleri de pek  ucuz sayılmazdı.

Long Neck Karen Hiiltribe-Chiang Mai-Thailand-Tayland

Sırtçantamı alıp kendimi Bangkok tren garına attım. Bu rotamı tamamen kaybettiğim, neredeyse tamamen plansız seyahat etmeye başladığım yeni bir dönemin başlangıcıydı, artık önemli olan yolda olmaktı. Garın ekranlarında yazan, isimlerini dahi bilmediğim şehirlerin arasından en tanıdık gelene, Chiang Mai’ye tren bileti aldım (380 Baht, 22TL).

Sadece 1 saat sonra, 14.30’da kalkmış trenimin 2. sınıf vagonunda garip bir mutluluk içerisinde, yaşlı bir dede ile sohbet ediyordum. Ne o beni anlıyordu ne de ben onu, öylesine birbirimizle konuşuyorduk.

Bai Orchid and Butterfly Garden-Chiang Mai-Thailand-Tayland

Camı olmayan ikinci sınıf trenin kompartımanının penceresinden üzerime düşen toz, toprak, yaprak ve böcekler arasında, melankolik bir ruh hali ve garip bir mutluluğun etkisinde, 17 saatlik bir yolculuk sonrasında, isten yüzüm kararmış olarak sabahın erken bir vaktinde Chiang Mai’ye vardım. Bir şehre erken saate girmeyi seviyorum, taze bir serinlik içerisinde şehrin uyanışına şahit olmak güzel.

Day 639: Tayland:6 Chiang Mai, 3 Mayıs 2012

15 YORUMLAR

  1. Mühtiş bilgiler, son kez neler yapabilirim Tayland diye bakınırken biraz önce Thai masajı yaptırıp geldim. Hong Kong’a uçmadan önce rahatlamak inanılmaz iyi geldi. 🙂

  2. Çok sayıda yabancı yaşıyormuş orada, eşimle gidip yerleşmeyi düşünüyoruz her şeyi ardımızda bırakıp.

  3. Tayland henüz gidemediğim ve görmek istediğim yerlerden bitanesi.Her anlamda keşfedilmesi gereken ve o eşsiz lezzetlerin tadılması gereken biryer. Hala kendimi fotoğraflara bakmaktan alıkoyamıyorum. En azından bu hayalimi gerçekleştirinceye kadar bununla yetinicem sanırım. Devamı gelse ne güzel olur.

  4. Birçok kere Tayland’a gitmeme rağmen hiç gitmedim bu şehre. 12 Şubat’ta yine Tayland’a gideceğim ama yine buraya gidemeyeceğim. : (

  5. Uzun boyunlu kabileleri çok görmek istiyorum. belgesellerde hep mrakla izliyorumç Çok ilginç geliyorlar bana.

  6. Taylandın kültür başlkenti, bir çok yabancı burada yaşamayı ve yaşlanmayı tercih ediyor. Güzel iklimi, uygun yaşam maliyetleri ve doğası…

  7. Bence seyahat etmek hayal kurmaktır. Yazılarınız hem hayallere ışık tutuyor hem de ulaşılabilir kılıyor. Teşekkürler.

  8. Yola çıkacak olmanın verdiği hazzı bilir misiniz? Peki ya yolda olmanın! Hele bir de ruh eşinle birlikte çıktığın belirsiz rotanın sana göstereceği heyecanların. Geceyi nerede geçireceğini düşünmeden çadırının sana her yeri barınak olarak sunduğu imkanın. Bir süreliğine de olsa düzenden uzaklaştığın konar-göçerliğin tadı bambaşkadır. Tadı özlenilendir, vazgeçilmezdir.

    Sizin rotanızda olmanın verdiği hazzı düşünemiyorum bile!

  9. Kesinlikle gidilip görülesi bir yer olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar hiç yurtdışı deneyimim olmadı ama çocukluğumdan beri, özellikle Uzak Doğu ve Mısır kültürüne merakım oldu. Sizin sayenizde de gitmiş kadar oluyorum. Emeğiniz ve paylaşımlarınız için içten teşekkürler.

  10. Chiang Mai ile ilgili yazılarda ne kadar otantik olduğunu okudum. Ancak turizm her zaman bu güzelliği satarak, bozulmasına sebep olan bir şey…:( üzücü

  11. Bir şehre erken saate girmeyi seviyorum, taze bir serinlik içerisinde şehrin uyanışına şahit olmak güzel.” Bir şehrin uyuması da beni çok etkiler. Yavaş yavaş ortalık sakinleşir, birer ikişer çekilir canlılar sokaklardan, teker teker söner lambaları evlerin. Sessizliğin sesini duyar insan, durup hiç dinlemediğmiz ruhumuzun taa derinlerinden.

    • Şehirleri anlamak için şehrin 24 saatini görmek gerek. Şehrin uyanışını, canlanışını, gün batımını ve hava karardıktan sonraki karakterini görmek gerek. Gündüzün sıradan görünen bir şehir gece çok çekici olabiliyor. Yada gece bir ölü gibi duran bir şehir gün ışıklarıyla birlikte bambaşka bir kimliğe bürünebiliyor.

      Şehirler de insanlar gibi, gündüzü ve gecesi farklı, baharı, sonbaharı da farklı.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!