Chiang Mai’de Bai Orchid and Butterfly Garden’da dolaşıyordum. Tropikal nem yaprakların üzerinde ağır ağır birikmişti. İçerisi sessizdi; sadece kanat çırpışlarının hafif sesi. Bir köşede eğilmiş bir kız, bir kelebeği fotoğraflamaya çalışıyordu. Ben de diz çöktüm, aynı sabırla odaklanmaya başladım.
Kelebekleri fark etmek sandığın kadar kolay değil. Renkleri göz alıcı ama doğa onları saklamayı iyi biliyor. Birkaç kare çektim. Tam çıkışa yönelmişken, az önce gördüğüm kıza dönüp bir kelebeği işaret ettim; “Bunu da çekebilirsin” dedim. Sonra yürüdüm.
Arkamdan bir ses geldi:
“Kemal!”
Döndüm. Karşımda Fiji’de, bir yıl önce couchsurfing evinde tanıştığım Belçikalı Aline duruyordu. Okyanusya’nın küçücük ada ülkesi Fiji’de yollarımız kesişmişti. Şimdi ise Güneydoğu Asya’da, Tayland’ın kuzeyinde, bir kelebek bahçesinde yeniden karşı karşıyaydık.
Başında şapka, gözünde gözlük, yüzünü kapatan kamerasıyla az önce gördüğüm o kıza hiçbir şey demeden geçip gitseydim, aynı anda aynı yerde olduğumuzu belki de hiç bilmeyecektik.
Evet, dünya küçük.
Ama asıl küçük olan dünya değil; yola çıkanların oluşturduğu görünmez ağ.

Seyahat Ettikçe Dünya Küçülür
Seyahat ettiğinde şunu fark ediyorsun: Aynı ruh hâlini taşıyan insanlar bir şekilde birbirini buluyor. Fiji’deki bir evin salonunda başlayan bir sohbet, Tayland’daki bir bahçede devam edebiliyor. Kıtalar arası mesafeler var ama merak duygusu ortak. Keşfetme arzusu ortak. Yolda olma hâli ortak.
Seyahat, insanın dünyasını büyütüyor. Sadece haritadaki boşlukları doldurmuyorsun; kendi zihnindeki sınırları da genişletiyorsun. Farklı diller, farklı sofralar, farklı bakış açıları… Bunlar kitap bilgisiyle olmuyor. Yaşamak gerekiyor.
Keşfetme arzusuyla yanıp tutuşanlar bir noktada kendilerini yola atıyor. Çünkü merak bastırılamıyor. “Acaba orada hayat nasıl?” sorusu rahat bırakmıyor. Ve yola çıktığında görüyorsun ki yalnız değilsin. Aynı soruların peşinden giden binlerce insan var. Kimi 20’sinde, kimi 30’unda, kimi benim gibi 40’ında.
Ben 40’ımdan sonra uzun yola çıktım. Gençken gezmek bir avantaj; enerji var, zaman daha esnek. Ama şunu net söyleyeyim: Yola çıkmak için “doğru yaş” diye bir şey yok. Doğru an var. O an da genellikle cesaret ettiğin gün başlıyor.
Gençler neden gezmeli? Çünkü dünyayı erken tanımak insanı daha esnek, daha anlayışlı, daha özgüvenli yapıyor. Önyargılar azalıyor. Kendi ülkeni de daha iyi anlıyorsun. Kariyer planı yaparken, hayat yönü seçerken elin daha güçlü oluyor. Ama geç kaldığını düşünenler için de bir haberim var: Hayatın ikinci perdesi bazen daha bilinçli oynanıyor.
Chiang Mai’de bir kelebek bahçesinde karşılaştığım Aline bana bir şeyi daha hatırlattı: Yolda kurulan bağlar kalıcıdır. Belki her gün görüşmezsin, ama dünyanın bir yerinde aynı gökyüzüne bakıyor olduğunu bilirsin.
Seyahat et.
Çünkü dünya gerçekten küçük değil; sen yola çıktığında küçülüyor.
Ve bir gün, hiç beklemediğin bir ülkede, adını duyduğunda dönüp gülümseyeceksin.
Yolların Hafızası Vardır: Dünya Küçük!
Evet, Dünya küçük!
Chiang Mai’deki o kelebek bahçesinde Aline’le karşılaştığım anı düşündükçe şunu anlıyorum: Yol, sadece gidilen yer değil; karşılaşılan insan demek. Fiji’de bir salonda başlayan tanışıklık, Tayland’ın kuzeyinde tropikal bir bahçede devam edebiliyor. Eğer o gün başımı kaldırmasaydım, bir kelebeği işaret etmeseydim, o ses “Kemal!” diye arkamdan gelmeyecekti.
Seyahat bana şunu öğretti: Dünya küçük değil, yolda olanların dünyası küçük. Aynı merakla yola çıkanlar, farklı ülkelerde, farklı kıtalarda bir şekilde yeniden kesişiyor. Chiang Mai’deki o karşılaşma, bana sadece eski bir dostu değil, yolda olmanın anlamını da hatırlattı.
Belki bir gün yine başka bir ülkede, başka bir bahçede yollarımız kesişir.
Çünkü yola çıkanlar bilir; hikâye hiçbir zaman tek bir şehirde bitmez.
Day 640: Tayland:7 Chiang Mai, 4 Mayıs 2012 🌍
🗓️ Son Güncelleme: 15.03.2026
📌 Kemal’in Notu: Bu yazı, 685 günlük büyük Asya-Okyanusya turumun orijinal notlarını içerir. İçerik, son ziyaretimdeki fiyat, mekan ve ulaşım değişiklikleri dikkate alınarak modernize edilmiştir.
🗓️ Son Güncelleme: 15.03.2026





Ben evrenin güzel ruhların yan yana gelmesi için uğraştığına inanıyorum. Er ya da geç, uzakta veya tam dibimizde ama hiç de beklemediğimiz bir anda ruhumuza dokunması gereken kişilerin gülümsemesiyle aydınlanıyor gözlerimiz. Aline de bu söylediğime görsel örnek sunuyor yukarıda.
Berlin’de gittiğim bir festivalde bir gezginle tanıştım. Bana hikayesini anlattı, maceralarından bahsetti. Dünyayı gezmek için nasıl işini, evini ve etrafındakileri arkasında bırakıp tek yön bilet aldığını dinledim onun ağzından hayranlıkla. Farkında olmadan kendi cesaretiyle içimde oluşan seyahat kıvılcımını üfleyip alevlendirmişti.
Onu kaybettim festivalde. Bir süre sonra Bulgaristan’a gelmiştim. Sofya sokaklarında yürürken birinin heyecanla ”Elif! Is that really you?” diye bağırdığını duydum. Döndüğümde karşımdaydı. O idi. Gülümsedim. Oturup, sohbet ettik. Kötü günler geçirdiğim bir dönemde seyahat rotamı değiştirdi ve iyi ki değiştirdi.
Türkiye’ye döndüm ve bir kaç ay sonra kendisinden bir mesaj geldiğini gördüm. Türkiye’ye geleceğinden ve TEDx’te konuşmacı olacağından bahsediyordu. Geldi de. Benim gibi onu dinleyen onlarca kişinin daha kalbine seyahat tutkusunu işledi.
Bunların hiçbiri tesadüf değildi. Dünya aslında kocaman ama bizim bazı kişilerle aramızdaki bağ birbirimizi çekecek kadar kuvvetli ve gerekli. Belki büyük bir yardım için, belki de sadece sıcak bir tanıdık gülümseme için. Orasını bilemiyorum. Tek bildiğim evrenin her zaman güzel insanların birbirlerine yakın olmak istemesidir.
1 haftadır yazılarınızı okuyorum ufkum genişledi sayenizde! Teşekkür ederim. Yıllardır hayalim yurt dışına çıkmak ve gezmek. Bu sene Almanya ve Fransa turu yaparak başladım, ancak sizin geziniz başka şey. Sizi hayranlıkla takip ediyorum. Bu kadar tecrübeyi bizimle paylaştığınız için de teşekkür ederim. Sizinle tanışmak isterim Saygılarımla.
Kemal bey merhaba..Sitenizi ne yazik ki yeni gordum ama iyi ki de gordum…ellerinize, gozlerinize ve ruhunuza saglik, paylasimlariniz icin cokkk tesekurler…. Bu arada benim de uzakdoguda ozledigim tek ulke Tayland’dir ;)
:) Hayat tamda bu ne şans . tesadüf olmuş resmen dünyanın başka bir ucunda yeniden denk gelmek :)