Sabah saat 10:00’da kaldığımız otelden bizi almaya gelen acentenin minibüsüne atladık. Yolda birkaç yerde oyalanmasından dolayı Lembar’a varışımız gittikçe güçleştiğinden araçtaki birkaç İngiliz stres yaşadı ve yaşattı. Yine araçta olan Alman bir gezgin ise uçağına yetişmek zorundan olduğundan dolayı endişeliydi ama İngilizler gibi stresli olmaktan çok sadece zamanından varıp varamayacağı hakkında endişe ediyordu gülümseyerek.

Birlikte belki 3-4 saat geçirdiğimiz, birbirimizin adını bile öğrenmeden bolca sohbet ettiğimiz bu Alman bir gezginin görebileceği en ilginç insanlardan biriydi. İlginçlik kişinin kendisinden çok seyahat etmesinin arkasındaki hikayede idi. Almanya’nın kuzeyinde yaşayan bir topluluğun mensubu, üzerinde geleneksel kıyafetleri uzun ve ayakkabıları bile içerisine alan geniş paçalı bir pantolon, beyaz bir gömlek ve üzerinde pantolonla aynı kumaştan siyah yelek, başında bir fötr şapka, kıyafetleri taşımak için 2 bohça ve üzerinde burgular olan el yapımı, kalın ve uzun bir değnek olan bu 29 yaşındaki genç neredeyse 3 yıldır seyahat ediyormuş.

300 yıldır sürdürdükleri bu gelenekte aile bireyleri 30 yaşından önce 3 yıl dünyayı gezme zorunluluğu varmış ve bu süre içerisinde ebeveynleri ile direk iletişim yapma yasakları olduğu gibi evlerine ancak 160 km kadar yaklaşabiliyorlarmış. Elektronik veya normal posta ile iletişim kurmak serbestmiş ancak kendisinin mobil telefonu olmadığı gibi ebeveynlerle direk telefon görüşmesi yapması da yasakmış. Gezi için gerekli paraya olan ihtiyacı ise gittiği yerlerde çalışarak elde ediyormuş. Aile mesleğinin ise marangozluk olduğunu söyledi. Para konusunda sıkıntı yaşadığında Almanya’ya geri dönüp para kazanıp biriktirdikten sonra seyahate diğer ülkelerden devam etmiş. Kendisi bu süreyi neredeyse doldurmuş ve eve dönmeyip, yolda tanıştığı Rus kız arkadaşıyla buluşacağı, girişte parayı bir defa ödediğiniz ve sonrasında 2 hafta boyunca yeme-içme ve konaklamanın ücretsiz olduğu bir festivale katılmak için Meksika’ya geçiyormuş. Bu topluluk ve onların bu hikayesi oldukça dikkat çekici benim için. Yolum Almanya’ya düşerse bu topluluğu ziyaret etmeyi arzuluyorum.

10 dakika gecikmeyle saat 12:10’da iskelede olmamıza rağmen feribota geçemedik. Bize feribotun arıza yaptığını ve diğer feribotu beklememiz gerektiğini söylediler. Yaklaşık 30-40 civarındaki diğer backpackerlerle ağaç diplerine, gölge yerlere serilip bekledik. Bize saat 3 olarak söylenen feribot ancak 4’te geldi ve içerisine geçmiş olmamıza rağmen 5’te hareket etti. 4 saat süren oldukça sallantılı yolculuk sonrası Bali Padang Bai limanına vardık. Bu feribotla seyahat edeceklerin deniz tutması problemlerine karşı dikkatli olmaları veya ilaç almaları şiddetle tavsiye edilir.

Padang Bai limanında bizi acentenin minibüsleri aldı. Önce Denpasar’a geçmeyi düşünmüştük ve biletimizi de ona göre almıştık, sonra karar değiştirip şoförle pazarlık yapıp 40.000 Rp ödeyip Kuta’ya geçtik. Yüksek sezon olduğundan otellerin çoğu dolu. Önceden hostel web sayfalarından rezervasyon yapılması daha iyi olur. Epeyce bir dolaştıktan sonra 250.000 Rp gibi yüksek fiyata pek de hoşumuza gitmeyen bir otele yerleştik. Farid uyudu ve ben de ana caddesini dolaşmaya çıktım.

Birkaç büyük bar ve bunun dışında irili ufaklı bar ve restoranlardan oluşan cadde hem çok kalabalık hem de çok gürültülü. Cadde trafiği tam bir felaket, yol üzerinde sizi gören herkes size bir şeyler satmaya çalışıyor. Transport, Viagra, Cialis, hediyelik eşya, magicmushroom… Öyle ki sadece sözlü değil, bunu size dokunarak veya kolunuzdan çekiştirerek de yapıyorlar. Büyük bir şişe suyumu alıp bir köşede oturup geleni geçeni seyre daldım. Sürekli yanıma gelip oturan, bir şeyler teklif eden insanlarla sohbete daldım. Arada genç bir Fransız ile sonrasında ise Alman gençle orada sohbet ettik. Alman gençlerden biri, Almanya’da “Küçük İstanbul” olarak adlandırdıkları bir bölgede bir Türk marketinde çalışmış ve 1’den 10’a kadar hatasız saydı. 8 Yıl dünyayı gezmiş ve ben onun bu gezilerinde tanıştığı Türkiye’den ilk kişiymişim. Bunu duymak doğrusu can sıkıcı.

Ertesi gün otelimizi değiştirdik. Geceliği kişi başı 50.000 Rp olan bir yere geçtik. Saati 50.000 Rp’a masaj yaptırdık ama doğrusu ben çok da beğenmedim. Kuta’ya geliş amacımız Uluwatu Tapınağını ve yine orada düzenlenen, görmeyi çok arzuladığım meşhur Keçak Dansı’nı izlemek olduğundan, kaldığımız otelden motosiklet kiralayıp akşam 4 gibi, bir buçuk saatlik bir sürüş sonrası Uluwatu’ya vardık. Dik bir uçurumun kenarına kurulmuş tapınakta yüzlerce turist vardı ve bir o kadar da maymun tabi. Bu kadar çok turist ziyaret edip de her biri maymunları beslemek için bir şeyler alıp maymunlara vermesi sebebiyle, buradaki maymunlar şişman ötesi yani.Bu tür yerleri ziyaret ettiğinizde dikkat etmeniz gereken şeylerden biri üzerinizde bulunan tüm aksesuarları mutlaka çantanıza koymanız.

Şapkanız, güneş gözlüğünüz ve hatta elinizdeki su şişeniz bile onlar için ilgi odağı ve bunları çalmakta oldukça ustalar. Çantanızda yiyecek olmaması da en doğrusu, kokusunu alıp sizi rahat bırakmayabilirler.

Maymunlar çalmakta usta oldukları gibi anlaşmakta da ustalar. Sizin bir şeylerinizi yürüttüklerinde, çevrede bulunan bazı kişiler size onlara atmanız ve takas etmeniz karşılığında bir şeyler satıyorlar. Siz o panikle, maymuna kaptırdığınız eşyanızı geri almak için yüksek fiyat ödemeye razı olmak zorunda kalabilirsiniz. Yada adam sizin yerinize maymuna size sormadan bir şeyler verip sizin eşyanızı alıyor ve sizinle pazarlık yapma gücünü eline alabiliyor. Yine hatırlatmakta fayda var, maymunlara karşı agresif olmayın, çünkü onlar sizden daha agresifler zaten. Kediniz köpeğiniz gibi sevip okşamayı da hiç düşünmeyin, alacağınız bir sıyrık ile kendinizi hastanelere koşturmak zorunda bulabilirsiniz. Dikkat!

Uluwatu tapınağının kayalıklarını döven ve boyu bazen 3 metreyi aşan dalgalar sörfçüler için bir Kabe. Muhteşem manzara ve günbatımına sahip. Keçak Dansı için 70.000 Rp’a ödeyip, gösteri için hazırlanmış anfi tiyatroda yerimizi aldık. Sanırım bin kişinin üzerinde izleyici vardı. Hiç oturacak yer kalmadığından sahneye çokça plastik sandalye eklendi, onlar da dolunca gelen kişiler üçer dörderli sıra halinde gösteri alanının etrafında yere oturdular.  Keçak Dansı’nı ilk olarak çok sevdiğim Japon New Age sanatçısı Kitaro’nun albümünde dinlemiştim ve bana çok farklı gelmişti. Daha sonraları Baraka adlı sinema filminde dansı izlemiştim ve görmeyi çok merak ediyordum.

Sahnenin ortasında büyük bir şamdandaki meşaleler yakıldı. Bu dansta insan sesi dışında bir enstrüman kullanılmıyor. Sahne dışından seremoni başlayıp, teker teker gelip, şamdanın etrafında halka oluşturacak şekilde oturup sahnedeki yerlerini aldılar. Hindu dini motifleriyle ve hikayeleriyle süslenmiş dansta iyi ve kötünün savaşı anlatılıyor.

Tam gün batımı zamanında başladığından etrafı saran kızıl rengin yanında hayatınızda ilk defa göreceğiniz bu dansın kombinasyonu heyecan verici. Sıkılgan bir tipseniz sonrasında birbirini tekrarlıyormuş gibi olduğundan sabrınız zorlanabilir. Yaklaşık 1 saat sürüyor. Bali Adası’ndaki son gecemizi barları ziyaret ederek geçirdik. 2002 ve 2004’de iki defa olmak üzere bu caddedeki barlar bombalanmış ve ilkinde 202 kişi ikinci bombalamada ise 26 kişi hayatını kaybetmişti.

Caddenin merkezi yerinde bombalamanın olduğu yerde şimdi bir anıt bulunuyor ve üzerinde ülkelerine göre ölen kişilerin adları yazılıyor.

Day 371, ID:28 Senggigi, Lombok. 09 Ağustos 2011

7 YORUMLAR

  1. Merhaba ,

    Ekim ayının ilk haftası Bali deki Nusa Dua bölgesindeki bir otelde 5 gece konaklayacağım. Asıl amacım Bali’de iyi bir gezinti ve alışveriş yapmak. Bali seyahatinde yanıma USD almak mantıklı mıdır? Bali gezilerinden en çok önerebilecekleriniz nelerdir? Yaklaşık 16 saat uçuş yapmak gerekiyor, ben Singapur aktarmalı uçacağım. İstanbul Singapur kesintisiz 10 saat uçuş demek, ekonomi sınıfında bu kadar süre uçuş yapmak çok yorucu olur mu? Ayrıca seyahat ile ilgli tavsiyerinizi rica ederim.

    İlginize şimdiden teşekkürler.

    • Uzak Asya icin uzun ucuslara katlanmak zorundayiz. Oyalanabilecek biseyler yaniniza alirsaniz sikici olacagini dusunmuyorum. MP3 Player, dergi, gazete, kitap olabilir mesela. Ayrica arada ucak icinde yurumeniz, vucut kaslarini gerici hareketler yapmaniz faydali. Bu tur uzun yolculuklarda, yeni arkadaslar edinip onlarlabilgi alisverisinde bulunabilirsiniz. Business Class oldukca konforlu ancak fiyatlari yuksek. İstanbul-Bangkok arasi 9 saat ucmustum ve zamanin nasil gectigini anlamamistim bile.

      Yaniniza ihtiyaciniz olacak kadar dolar alabileceginiz gibi, paraya ihtiyaciniz oldugunda Maestro banka kartinizla da ATMlerden para cekebilirsiniz. Akbank 6,5 TL aliyor islem basina.

      Bali konusuna gelince bu blog sayfalarimda detayli bilgiler var. Tapinaklari ziyaret etmenizi, dalis ve snorkeling yapmanizi, lokal yemek ve tropikal meyve ve sularinin tadina bakmanizi, zaten bildiginiz bati yemeklerinden bu kisa tatil surenizde uzak durmanizi oneririm.

      Kaliteli masaj salonlarindan birinde mutlaka masaj yaptirin. Motorsiklet kiralayip kalabaliktan uzaklasip biraz koylerin arasinda pirinc tarlalari ve kokonat ile muz agaclari arasinda dolasin derim. 1 gununuzu Ubud’a ayirin, Monkey Forest’i gezin. Uluwatu Temple gidin, Kecak Dansi biletini alip erkenden gun batimi ve dansi ayni anda girecek bir yere yerlesin.

      Vaktiniz var veya ilgiliyseniz Kuta Beach’te surf dersi alin. Bolca gulumseyin, birkac yerel dilde soylenen kelimeleri ogrenin. Kesfedin!
      Keyifli ve guvenli geziler. Sevgiler.

  2. Endonezya’ya giderken vize alıyor musun, yoksa artık vize istemiyorlar mı? Bir de ben 1 ay sonra Jakarta’ya gideceğim. Jakarta’ya gittiğimde turistlerin en çok kaldığı bölgenin ismini verebilir misin? Oraya havaalanından nasıl gidebileceğimi de söylersen sevinirim.

    • Ulkeye havalimanindan giriste 25$ karsiliginda 1 aylik vizenizi alabilirsiniz. Jaksa bolgesi turistlerin tercih ettigi bolge. Havalimani sehir arasinda otobus veya taksi kullanabilirsiniz.

  3. biraz sıkıntılı bir yolculuk olmuş. bu beni biraz üzdü. ama bir senedir böyle şeylere alışık olman sanırım doğal karşılamana sebep oluyordur..

    ben para biriminin bu rl’ye göre paritesini merak ettim. aslında çok sıfırlı rakamlara alışık olsak da bana biraz garip geldi 50.000 Rp – 70.000 Rp filan. en azından o dansı izlemek biraz olsun moralleri yerine getirmiştir.

    sevgiler

    uğur

    • Yollarda karşılaştığım nerdeyse iyi kötü her deneyim eğlence gibi oldu benim için. Sağlık ve ciddi maddi sorun yaratmadıkça önemsediğim bir şey yok doğrusu. Sadece geçen hafta içinde köy şefinin evinde kuru kilimin üzerinde uyudum, ertesi gün, pasaportumu yanıma almadığım için, karakola düştüm, ifade verdim. Çok ama çok bozuk ve riskli yollardan motorsiklet ile geçtim, bolca volkanik kül soludum, ertesinde bolca volkanik sülfür gazı solumak zorunda kaldım, tüm köy halkı gibi nehri tuvalet olarak kullandım, yine köy halkı gibi dağdan gelen soğuk suyla çıplak duşumu aldım bir gece yarısı.

      Hani kimisine tüm bunlar baş ağrısı ve berbat anlar olarak gelir ama benim için ise hepsi evet hepsi ağlence ve macera.

      Şu an kaldığım otel 100.000 Rupiah yani 21 TL, Hollandalı bir arkadaşla seyahat ettiğimden bana maliyeti 10 Lira. Gel de sevme Asya’yı. Bugün öğlen yemeğinde yediğim yemeğin fiyatı 9.000 Rp yani 1.9 TL.. Kısaca 1 TL=4.789 Rupiah.

      Dansı izlemek için verilen 70.000 Rupiah ise bir hayalimin gerçekleşmesiydi. İlgine teşekkürler. Gün olur bir yerlerde “yolda” karşılaşmak üzere.

      • Bali’ye seyahat edecek arkadaşların mutlaka en az bir yerel dans gösterisi izlemelerini öneririm. Kecak dansı, Barong Dansı vs. gerçekten çok özel geleneksel gösteriler. Farklı deneyimler yaşamaktan hoşlanıyorsanız kesinlikle çok beğeneceksiniz. Ulu Watu’daki dansın önemi tapınağın Bali’deki en önemli tapınaklardan biri olması. Önce tapınağı gezebilir, daha sonra da gün batımında keyifle dans gösterisini seyredebilirsiniz.

        Kemal Bey sizi ailecek takip ediyoruz; Gili adaları maceranız Bali seyahatimizi planlarken bayağı fikir verdi. Tüm seyahatlerinizin keyifle ve sorunsuz geçmesini dileriz.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!