Surabaya’daki ikinci günümüzde yol arkadaşımız Endonezyalı Johnny’nin bazı akrabalarınıziyaret ederek geçirdik. Gittiğimiz yerde hemen etrafımızı çocuklar, mahalleliler, komşular doluşuyor. İngilizce bilmediklerinden iletişim kurmak zor, çoğunlukla bize Johnny çeviri konusunda yardım ediyordu. Birkaç ev ziyaret ettik, herevde de bize bolca ikramlarda bulunuldu ama kimse bize eşlik etmedi, çünkü herkes oruçlu. Daha önce belirttiğim gibi çayları şekerle yapıp size sunuyorlar, benim için içimi çok zor. Bir yerde ise çay bize plastik sürahi içerisinde ikram edildi. Fiji’deyken tastan kaşıkla çay içmiştim, burada ise sürahiden dolduruyorsunuz çayınızı su bardağına. Bizdeki ince belli tarzda bardak bulamadığınız gibi normal fincanda çay içme şansını yakalamanız bile zor.

Öğlen olmadan bugünkü ziyaret edeceğimiz yer olan Malang’a doğru yola çıktık. Taman National Park içerisinde çok güzel yollardan geçip Taman Safari adındaki yerer geldik. Burası açık alanda hayvanların özgürce dolaştıkları bir hayvanat bahçesi. Giriş ücreti 100.000 olduğundan (20 TL) görmekten vazgeçip Malang’a doğru sürdük. Java’nın iç kısımlarına doğru sürüdükçe motosikletlerimizi hava çok serinlemeye başladı, öyle ki öğleden akşama doğru üzerime sweetshirtü giymek zorunda kaldım.

Malan yakınlarındaki Batu kasabasına geçip Johnny’nin kız kardeşini ziyaret edip bir kahve içtikten sonra Malang şehir merkezine indik. Hotel Helios adında backpackerlerin kaldığı yerde güzel bir oda ayarladık. Son bir haftadır ilk defa yabancı turistlerle karşılaştık.

Malang, 800 binden fazla nüfusu bulunan, serin iklime sahip eski bir Hollanda colonial şehri. Sömürge döneminden kalan çok sayıda Dutch stilinde binalara sahip. Nüfusun büyük çoğunluğu Müslüman, bunun yanında Hıristiyan, Hindu ve Budist inancına sahip olanlarda yaşıyor. Şehrin merkezi yerinde, Endonezya’nın Hollanda sömürgesi olduğu zamanlarda inşa edilmiş görkemli bir kilise var.

Ertesi gün ise sabah erkenden yollara düştük. Java ve Endonezya’nın en popüler turistik noktalarından aktif volkanik dağ olan Mount Bromo’ya gideceğiz. Yol uzun bu defa. Bromo Tengger Semeru National Park içerisinde yer alan Mount Bromo, 2,329 metre yüksekliğinde. Kasım 2010 tarihinde harekete geçen yanardağdan fışkıran küllerin yüksekliği 700 metre yüksekliğine kadar çıkmış. Yine içinde bulunduğumuz 2011 yılının Ocak ayında da birçok defa hareketlilik gözlenmiş.

Hava ciddi serinledi, hatta bazen soğuk hissettim. Kül yağıyor ve hava bundan dolayı sisli görünüyor. Geçtiğimiz yolların etrafındaki tepeler ve tarlalar soğan tarlaları ile dolu. Motosikletlerimizi park edip backpackerlerin kaldığı bir hotel restoranda yemeğimizi yedik. Bulunduğumuz köyün tam karşısında Mount Bromo’nun sisli ve puslu büyüleyici güzelliğini görebiliyorsunuz.

Tekrar motosikletlerimize atlayıp 4 km uzaklığındaki kraterin yakınlarındaki park yerine gittik. Buraya gelirken geçtiğimiz yerde yol yok, her taraf küllerle kaplı ve bazı yerlerde beton işaretler dikilmiş ve ona paralel olarak ilerledik. Motosikletlerimiz sağa sola

durmadan kayıyor, sürüş hem keyifli hem de riskli. Kendinizi sisli bir çölde hissediyorsunuz. Ana kraterin ağzı 10 km genişliğinde, tam bir kül denizi. Hava sıcaklığı 20 dereceler civarında. Tırmanmadan önce serinliği veya bazen soğuğu hissediyorsunuz, ancak tırmanmaya başlayınca hissettiğiniz şey sadece sıcak hava olacaktır.

Johnny motosikletlere göz kulak olmak için bizi orada bekleyeceğini söyledi. Farid ile sarunglarımızı sarınıp, maskelerimizi takıp küllere bata bata yürümeye başladık. Yanımıza birkaç atlı gelip bizi zirveye ulaştıracak yere 100.000 Rp’ya götüreceklerini söylediler, sonra da biz razı olmayınca fiyatı 50.000 Rp’ya düşürdüler ama her ne kadar uzak gibi görünse de görüntünün bu büyüleyiciliğini yürüyerek keşfetmek arzusunda olduğumuzdan kabul etmedik.

Tırmanma alanına başlamadan önce Pura Luhur Poten adındaki Hindu tapınağının yanından geçtik. Tapınağın bahçe duvarlarının arkasında çok miktarda kül yığını bulunuyordu. Bahçe içerisinden süpürülüp atılmış olmalılar diye düşündük. Tırmanış kısmı zorlu değil, başlangıçta sizi yoruyor ama sonrasında alışıyorsunuz. Yürüyüş yol kenarlarındaki kül oluşumları ve yukarıya tırmandıkça geriye döndüğünüzde göreceğiniz manzara eşsiz. Havadaki keskin sülfür kokusuna da alışarak tepeye giden 250 basamaklı merdivenin önüne geldik. Orada merdiven var ama merdiven basamakları tamamen külle kaplanmış olduğundan yan taraftaki parmaklıklara tutunarak zirveye tırmandık.

Buraya gelişiniz nasıl olursa olsun göreceğiniz manzara tüm zorluklara değer. Yaklaşık 4-5 saat motosiklet üstünde bozuk, virajlı ve bazen kalabalık ve bolca egzoz koklayacağımız yollardan geçtik. Sonra bozuk yolları tırmandık, sıcak havada yanarken sonra serinlikte ürpermeye başladık. Üstümüz başımız volkanik külle renk değiştirdi. Soluduğumuz hava zehirdi, sülfür bazen genzinizi yakıyor. Ancak o zirveye çıktığınızda gördüğünüz kraterin aktif ağzından tüten dumanları deneyimlemek, o anı yaşamak ise benzersiz.

Day 376, ID:33 Probolinggo, Java. 17 Ağustos 2011, Perşembe

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!