Yola çıktığınız ilk günlerde sırtınıza alacağınız o çanta, sadece kıyafetlerinizi taşıyan bir kumaş parçası değil; yollardaki eviniz, ofisiniz ve yeri geldiğinde tek sığınağınızdır. 70’ten fazla ülkede binlerce kilometre devirmiş, yollarda bizzat canı yanarak tecrübe edinmiş bir seyahat yazarı olarak söylüyorum; sırt çantası seçimi ve onun içini nasıl doldurduğunuz aslında yoldaki sağlık, konfor ve güvenlik limitlerinizi bizzat belirler. Burada, Borneo’nun tropik adalarından Yeni Zelanda’nın dondurucu soğuklarına kadar yolda bizzat hırpaladığım emektar çantamın içini tüm şeffaflığıyla ve yaptığım büyük paketleme hatalarıyla birlikte anltıyorum.
Seyahat serüvenimin başında, Yeni Zelanda’da tamamen acemice bir refleksle, sadece dış görünüşüne aldanıp kalitesiz ve anatomisi bozuk bir sırt çantası satın almıştım. O çanta ağır seyahat şartlarına fazla dayanamadığı gibi, omuzlarımı ve sırtımı kelimenin tam anlamıyla mahvetti. Bu acı tecrübe bana yollardaki ilk büyük dersi verdi: Eğer uzun süreli bir seyahat planlıyorsanız, sırt çantasına ve onun kalitesine vereceğiniz paraya asla acımayın. Borneo’nun Sabah Eyaletindeki Kota Kinabalu şehrine ulaştığımda, omurgamdan daha fazla özür dilememek adına çantamı tamamen yeniledim ve sahada beni asla yarı yolda bırakmayan o meşhur ikiliyle yola devam ettim.

Benim seyahat felsefemde “Sırt çantamı açtığım yer evimdir” cümlesi çok önemli bir yer tutar. Evinizi sırtınızda taşırken “gezgin dediğin olabildiğince hafif olmalıdır” kuralını bizzat 20 kilo taşıyarak nasıl çiğnediğimi, yolda hangi fazlalıklara veda etmek zorunda kaldığımı ve dijital bir ofisi o çantaya nasıl sığdırdığımı gelin karşılıklı birer kahve içiyormuşuz gibi dürüstçe konuşalım.
📌 Kemal’in Notu: İlk kez yola çıkacak olanlara en büyük koruyucu uyarım şudur: Sırt çantanızın içeriği yolda yaşayan bir organizma gibidir, zamanla mutlaka değişir. Evden çıkarken "belki lazım olur" diye çantaya tıktığınız o ağır eşyaların yarısını seyahatin ilk iki ayında ya birilerine hediye edecek ya da hostellerin çöp kutularına bırakacaksınız. Ben de yolun başında yanıma aldığım Katmandu şişme yatağımı, uyku tulumumu ve devasa havlumu Endonezya'da bir yol arkadaşıma hediye ederek hafiflemek zorunda kalmıştım. Çantayı evde kapatırken kendinize karşı gaddar olun ki, yollarda çantanız size bir yük değil, özgürlük olsun.
Borneo’nun Sabah Eyaletindeki Kota Kinabalu şehrinde artık sırt çantamı yenilemeye karar vermiş ve Arc’teryx Adventure 55+10L ve yanında Karrimor Zodiak 20L günlük sırt çantası almıştım. Her iki çanta da beklentilerimin ötesinde ihtiyaçlarımı karşılamaya yetti. ‘Sırt çantamı açtığım yer evimdir’ cümlesini sık sık kullanırım. Madem öyle buyurun birlikte sırt çantamda neler var bakalım.
Taşınabilir Dijital Ofis: Fotoğraf Makinesi ve Elektronik Ekipmanlar
Yolda blog yazıları hazırlamak, yüksek kalitede fotoğraflar çekmek ve bunları güvenle saklamak tam zamanlı bir dijital ofisi sırtınızda taşımayı gerektirir. “Gezginin çantası hafif olmalıdır” kuralını en çok çiğnediğim, çantamı 20 kilo ağırlığa ulaştıran asıl yük işte bu elektronik ekipmanlardı. Ancak yolda hem ekmek teknem hem de hafızam olan bu cihazların her birinin çantamda ayrı bir hikayesi ve yaşanmışlığı var.
Türkiye’den ayrılırken yanıma almadığım ve sonradan yaptığım en büyük pişmanlıklardan biri olan emektar Canon PowerShot G5 kamerama ancak Filipinler’de kavuşabilmiştim. Bir gezi sitesi aracılığıyla tanıştığım Atıf arkadaşım, Filipinler’i gezmeye gelirken bu kamerayı bana ulaştırdı. Adaptörüyle birlikte yolda taşımak için oldukça ağır bir cihazdı ama o sayede Filipinler’de şahane fotoğraflar çekebildim.
Yolculuğun 500. günlerine doğru Singapur’a pasaport yenilemeye gittiğimde ise kendime büyük bir ödül verdim ve Kuala Lumpur’da Canon EOS 60D DSLR fotoğraf makinesini satın aldım. Yanında Canon EF 50mm f/1.8 II ve Canon EF-S 18-135mm f/3.5-5.6 IS lensleri ile çekeceğim yüksek kaliteli RAW fotoğraflar için Western Digital My Passport Essential SE 1TB USB 3.0 HDD depolama birimini de çantama ekledim. Memlekette duran 10TB’lık harici disklerimi yanıma almamış olmak da yoldaki bir diğer büyük hatamdı. Tüm bu sistemi taşımak için özel çantası ve Canon’un hediye ettiği o ağır tripod da çantamın demirbaşları arasındaydı.

Yazılarımı hazırladığım, yolda tüm dünyayla bağımı kuran dijital merkezim ise 13.3” ekranlı ve 2,5 kg ağırlığıyla HP Pavilion dv3 dizüstü bilgisayarımdı. Bugün dönüp baktığımda MacBook Air gibi çok daha hafif bir bilgisayarın yolda ne kadar büyük bir nimet olacağını çok daha iyi anlıyorum. Bu emektar bilgisayar Fiji’de, gece karanlığında aniden bastıran yağmurdan kaçmak için koşarken açılan çantamdan sertçe yere fırlamıştı.
Mucizevi bir şekilde birkaç çizik dışında çalışmaya devam etti ama bu düşüş bana yolda ekstra 30 dolara mal oldu; çünkü kablosuz Microsoft Wireless Mouse 4000 USB faremin alıcısı orada kırıldı ve yenisini Singapur’da satın almak zorunda kaldım. Bu fare olmadan bilgisayarda yazı yazmak benim için tam bir eziyetti.
Yolda birinci yılımı doldurduğumda ise kendime film izlemek, kitap okumak ve yazmak için Samsung Galaxy Tab 10.1 tablet almıştım. Fakat sahada pratiklikten uzak kaldı ve film izlemek dışında hiçbir işime yaramadı; onun yerine bir iPad tercih etmiş olsaydım yolda kesinlikle çok daha mutlu olurdum.
Tüm bu dijital kalabalığın içinde yollarda taşıdığım, bana göre en değerli, lüks ve pahalı görünen ama uzun vadede muazzam zaman ve para kazandıran en kutsal cihazım ise iPhone oldu. Yeni Zelanda’da iPhone 4 modeline geçip eski telefonumu donanımhaber.com forumları üzerinden satıp memlekete göndermiştim. Telefon benim için bir eşya değil, adeta vücudumun bir organı gibiydi.
📌 Kemal’in Notu: Eğer yolda fotoğrafçılık veya video üretimiyle uğraşacaksanız, ekipman seçerken ağırlık hesaplamasını milimetrik yapın. DSLR gövdeler ve büyük lensler yolda inanılmaz bir omuz ağrısı ve güvenlik stresi yaratır. Bugün yola çıkacak olsam kesinlikle büyük gövdeler yerine aynasız, hafif bir kamera sistemi ve sadece tek bir çok amaçlı lens tercih ederim. Ayrıca bilgisayarınız yolda düşmelere karşı her zaman çantanın korunaklı laptop bölmesinde, darbe emici özel kılıfların içinde durmalı; Fiji'deki o dondurucu yağmurda koşarken bilgisayarımın kırılmaması tamamen bir şans eseriydi, siz işinizi asla şansa bırakıp yolda üzülmeyin.


Yolda Barınma ve Kamp Alanı: Çadır, Mat ve Sarong Mucizesi
Yola çıktığımda çantamda bir çadır veya mat taşıma fikri aklımda yoktu. Ancak Hollandalı yol arkadaşım Farid ile Sarawak Eyaletindeki Marudi kasabasında düzenlenen, 100 yıllık efsanevi kürek yarışları Baram Regatta’ya katılmaya karar verdiğimizde her şey değişti. Küçücük bir kasaba olan Marudi’de konaklayacak tek bir boş yer bile bulamayacağımız söylenince, mecburen çadır ve mat satın aldık. O günden sonra bu ikili, çantamda en çok yer kaplayan ve ağırlık yaratan malzemelerden biri haline geldi.
Fakat yolda fazladan taşıdığım bu yük, bana hayatımın en unutulmaz deneyimlerini yaşattı. Borneo’daki o tropik Mamutik ve Sapi adalarında, ıssız kumsalda gece yapayalnız çadır kurup kalarak şahane anlar biriktirdim. Yine de yolda birinci yılımı geride bırakırken, Endonezya Java’da tanıştığım bir gezgine Katmandu şişme yatağımı ve uyku tulumumu hediye ederek hem hacim hem de ağırlık olarak epeyce rahatlamıştım. Eşyalarınız yolda eskidikçe ya da yerini yeni ihtiyaçlar aldıkça, bazı şeylere veda etmeyi öğrenmek yolculuğun doğasında var.
Bu barınma ve kamp kalabalığının arasında, çantamda yer alan en kullanışlı, en çok yönlü malzemelerin başında ise kesinlikle saronglar geliyordu. Çantamda iki adet sarong taşıyordum. İnternetteki popüler listelerde adını pek göremezsiniz ama yolda sarong demek; yeri geldiğinde çarşaf, yeri geldiğinde plaj havlusu, klimalı trenlerde battaniye, hatta hostel ranzalarında kendinize özel bir alan yaratmak için perde demektir. Hafifliği ve kapladığı küçücük alanla çantamın gerçek gizli kahramanları onlardı.


📌 Kemal’in Notu: Eğer uzun süreli bir dünya turuna çıkıyorsanız ve profesyonel olarak sadece dağlarda kamp yapmayacaksanız, yanınıza ilk günden çadır ve mat alarak çantanızı boşuna şişirmeyin. Yolda gerçekten ihtiyacınız olduğu an, Marudi'de bizim yaptığımız gibi yerel bir dükkandan çok ucuza bu ekipmanları edinebilirsiniz. İşiniz bittiğinde ise yük etmeyip yolda tanıştığınız birine hediye etmek en güzel gezgin ritüelidir. Ancak ne olursa olsun çantanıza iki adet sarong atmayı unutmayın; temizliğine güvenmediğiniz yataklarda o ipek ya da pamuklu sarongun üzerine yatmak hijyen takıntısı olan bünyeler için yoldaki en büyük akıl sağlığı sigortasıdır.
Yol Ayakkabıları, Kıyafet Döngüsü ve Yağmurluk Hilesi
Uzun süreli bir yolculukta kıyafet ve ayakkabı seçimi, tamamen işlevsellik ve çok amaçlılık üzerine kurulmalıdır. Yola çıkarken evdeki gardırobunu sığdırmaya çalışanların aksine, benim çantamda her an her yerde giyilebilecek, sahada hırpalanmaya dayanıklı sınırlı sayıda parça vardı. Yanımda yollarda giymek için 3 adet pantolon, 5-6 adet tişört, 2 adet normal şort, 2 adet deniz şortu ve 1 kapüşonlu sweatshirt bulunduruyordum.
Ayrıca serin veya soğuk havalarda giyinmek için uzun kollu 2 adet sweatshirtüm, birkaç çorabım, iç çamaşırlarım ve bir adet parmak arası terliğim vardı. Bir de yolda neredeyse hiç giymediğim bir eşofman taşıyordum ki, bu uzun kollu kıyafetlere ve eşofmana sadece dağ tırmanışlarında ya da yüksek rakımlı soğuk yerlerde çok nadiren ihtiyaç duyuyordum.
Ayakkabı konusu ise yolda tam bir dayanıklılık sınavı. Bir ayakkabımı Yeni Zelanda’nın zorlu yollarında tamamen eskitip emekli etmiştim. Yanımda taşıdığım sandaletimi ise ağır olduğu ve çantada çok yer kapladığı için Singapur’daki hostelimde arkamda bıraktım. Yolda bana eşlik eden iki emektar ayakkabım kaldı: Biri Adidas‘ın yürümesi inanılmaz hafif olan yürüyüş ayakkbısı, diğeri ise zamanında İngiltere’den çok ama çok ucuza satın aldığım Clark marka ayakkabımdı. Bu Clark o kadar sağlam ve çok amaçlı çıktı ki; zorlu dağ tırmanışlarında, şehir içi uzun yürüyüşlerde, trekking rotalarında ve hatta akşamları şehirde düzgün bir yere çıkarken her an her yerde tek başına işimi görmeye yetti.


Kıyafet ve koruma konusundaki en büyük hilem ve yoldaki en absürt kurtarıcım ise kesinlikle Yeni Zelanda’da dondurucu soğuk bir günde satın aldığım yağmurluğumdu. O gün üzerimde kat kat çok fazla kıyafet varken satın aldığım için bu yağmurluk bana normalde oldukça büyük ve bol geliyordu. Asya sıcağında sadece bir tişörtün üzerine giydiğimde içinde adeta kayboluyordum.
Ancak bu bolluğun yolda muazzam bir avantaja dönüştüğünü fark ettim: Muson yağmurları aniden bastırdığında, sırtımda büyük sırt çantam, göğsümde ise elektroniklerimin olduğu küçük günlük çantam varken bu devasa yağmurluğu en üstten jilet gibi üzerime geçiriyordum. Böylece hem kendimi hem de yoldaki tüm servetimi tek bir hamleyle dondurucu yağmurdan tamamen koruma altına alabiliyordum. Rulo teknikleri için Sırt Çantası Nasıl Hazırlanır rehberime bakın.

📌 Kemal’in Notu: Ayakkabı seçerken yanınıza asla sırf havalı diye ağır, kaba ve tek bir amaca hizmet eden botlar almayın. Benim İngiltere'den ucuza aldığım Clark gibi hem dağda çamura batacak hem de akşam şehirde bir kafeye giderken sırıtmayacak hibrit, hafif ve esnek modeller yoldaki en büyük hafiflik sırrıdır. Kıyafetleri saklarken de temizlik malzemelerini fermuarlı ayrı bir çantada, kirlileri ise ağzı büzülen özel bir bez torbada tutmak çanta içi hijyeni korur. Ayrıca yanınıza aldığınız kıyafetlerin yolda eksileceğini veya yer değiştireceğini unutmayın; eskiyenleri hostellerde bırakıp yerel pazarlardan o coğrafyanın dokusuna uygun yeni parçalar edinmek seyahatin en doğal döngüsüdür.
Yılların Getirdiği Değişim: 2010’daki Çantam vs Bugünün Hafifliği
2010 yılında, cebimde tek yön biletle Tayland’a doğru havalandığımda sırtımdaki o 20 kiloluk çuvalı dünyanın en mantıklı seyahat yatırımı sanıyordum. Zaman geçtikçe, kıtalar değiştikçe ve o çanta otobüs bagajlarından hostel ranzalarına fırlatıldıkça anladım ki; yolda taşıdığım her ekstra kilo, aslında hareket özgürlüğümden verilmiş büyük bir tavizmiş. Bugün geriye dönüp o ilk çantamın röntgenine baktığımda, teknolojinin ve malzeme mühendisliğinin nasıl devasa bir evrim geçirdiğini çok daha net görebiliyorum.
O dönem yolda üretken kalabilmek adına sırtımda taşıdığım 2,5 kiloluk ağır HP dizüstü bilgisayar, kaba DSLR gövdeler, büyük lensler ve onların tuğla gibi şarj adaptörleri bugün artık tamamen tarih oldu. Günümüzde hafif bir aynasız kamera sistemi, tüy gibi hafif bir MacBook Air veya bir iPad, o dönem 7-8 kiloyu bulan dijital ofis yükümü bugün jilet gibi 2 kilonun altına düşürmeye yetiyor. Aynı şekilde tekstil dünyasındaki gelişmeler sayesinde, kaba polar ve montların yerini çantamda küçücük yer kaplayan ama iki kat daha fazla sıcak tutan teknik outdoor kıyafetler aldı.
📌 Kemal’in Notu: Seyahat tecrübeniz arttıkça çantanızın hacmi ve ağırlığı istemsizce küçülür. 2010’da yola 20 kilo ile çıkan o acemi gezgin, bugün sadece kabin boyuna sığan, havalimanlarında sıra beklemeden jilet gibi akıp giden minimalist bir düzene geçti. Eğer siz de yolun henüz çok başındaysanız, kendinize bir iyilik yapın ve benim 16 yılda bizzat canım yanarak öğrendiğim bu hafifleme dersini ilk günden hayatınıza geçirin. Çantanız hafifledikçe yoldan alacağınız keyif, göreceğiniz yeni rotalar ve yaşayacağınız maceralar katlanarak artacaktır.
Evinizdeki eşyalar gibi sırt çantanızın içeriği de yoldayken değişiyor. Yenileri eklenirken bazı şeylere veda ediyorsunuz. Bazen çantanız gittikçe hafiflerken, bir bakmışsınız ki çantanızda artık yeni bir şeye yer kalmamış, tıka basa dolu. Benim 20 kiloluk o ilk çantamdan çıkardığım dersler, beni yolda zamanla çok daha akıllıca paketleme yapmaya ve omurgamı kurtarmaya zorladı.
Eğer siz de benim düştüğüm aşırı yükleme hatalarına düşmek istemiyorsanız ve yatak odanızı yola taşımadan en verimli yerleşimi nasıl yapacağınızı merak ediyorsanız, bizzat sahada geliştirdiğim rulo katlama tekniklerini ve akıllı kontrol listelerini paylaştığım Sırt Çantası Nasıl Hazırlanır: Paketleme Tüyoları rehberime mutlaka göz atın.
Bu fotoğrafların çekildiği zamanda çantamda yer alan eşyalar ile bundan birkaç ay sonrasında çantamda yer alan eşyalar arasındaki farkı anlatmam için diğer bir yazıda görüşmek dileğiyle.
Google da dolaşırken siteye rastladım. Güncel içerik var mı bilmiyorum ama ben 4 yıl sonra yazan birisi olarak içeriklere baktığımda çok eski heralde bu paylaşım demiştim. Ben 5 yıldır 15.6 inç ve tuğla kadar şarj aleti olan şarj aletiyle beraber 3 kilo olan dizüstü bilgisayar kullanıyorum. Bu bile bana ağırken ve 13 inç alıcam derken sizinkinin ağırlığını görünce kendi bilgisayarımı çok daha sevmeye başladım :)
Ben seyahatlerimde artık 4k video çekimi olsun fotoğraf olsun gps olsun not almak olsun internete girmek olsun kısaca tüm işlerim için cep telefonu kullanıyorum. Cep telefonumun şarj aleti ve 1 powerbank yetiyor.
seyahatim şehir içi ve belirli bir süreyi kapsıyorsa, her gün için birer yedekli iç çamaşırı çorap gömlek yada tişört alıyorum yanıma. Yağmur yağma ihtimali varsa yağmurluk yoksa almıyorum bile yanıma. 1 Kot pantolon 1 şort ise yetiyor fazlasıyla. Denize gireceksem de 1 şort tamamdır. Tabi gideceğim yerde yoksa duş malzemeleri. Yurtdışında ise yine her şeyim 1 haftalık oluyor ve yıkayıp devam ediyorum. çok elzem olmadıkça da bilgisayar taşımam.
Harikasınız mükemmell. Çantanın Markasını da verseydiniz Reklam tam olsaydı keşke..
Canon EOS 60D DSLR kamera kullanıyorum. 18-135mm ve 50mm Canon lensleri kullanıyorum. uzun yıllardır fotoğraf makineleriyle aram iyi olmasına rağmen profesyonel olduğumu söyleyemem. Canon 60D den oldukça memnunum, keyifle kullanıyorum. Her türlü ışık ortamında, hareketli, sabit, manzara ve portre çekimlerinde oldukça iyi sonuçlar aldım ki yine de cameranın hala da bir çok özelliğini bilmediğim gibi kullanmıyorum da.
Şu an fotoğrafçılık üzerine bilgilerimi geliştirmek üzere de çalışıyorum. Şu ana kadar söyleyebileceğim tek nagatif yönü ağırlığı ve boyutları. Bu da SLR cameralar için normal. Kaldı ki büyük objektif benim tercihimdi. Fotoğrafa sadece zevk yönünden bakanlar için biraz üst model olduğunu söyleyebilirim.
Neredeyse 10 yıldır kullandığım diğer bir cameram da canon Powershot G5. Bunu büyük cameramı kullanmanının ve taşımanın riskli olduğu yerlerde tercih ediyorum. nispeten compact olamasına rağmen elde ettiğim görüntülerden oldukça memnunum.
Son olarak da Iphone4 gündüz çekimleri yanında video çekimlerinde ve acil çekim yapmam gerektiğinde başımın üstünde tuttuğum bir cihazı. elim, kolum, her şeyim diyebilirim.
Kullandığınız kamera (Canon EOS 60D DSLR) çekimler için yeterli midir? Memnun musunuz?
Bu gerçekten efsane bir yorum olmuş. Elinize sağlık. Not alıyorum listeden.
Ben (65) ve eşim (62) son üç senedir kışları, özellikle Tayland ağırlıklı olmak üzere 3.5 ay kadar, uzakdoğuda geçirmekteyiz. İkimizinde yanında tamamen yeterli ~7 kg ağırlığında birer kabin çantası yani sadece el bagajı var !
“Osprey 40 Farpoint” adlı havayolu şirketlerinin kabin limitlerine uygun bu 40 litrelik ~1200 gr ağırlığındaki çanta ayni zamanda gerekli özellikleri ile modern bir sırt çantası. Galiba reklam gibi oldu : ) . Bütün ihtiyaçlarımızı karşılayan eşyalarımız böylelikle toplamda ~5-5,5 kg kadar tutmakta, geri kalan küçük bir kısımı ise yollarda aldığımız diğer gereksinimlerimiz oluşturmakta. Bazı havayollarının limiti 8 kg !
Böyle bir düzende:
* Havaalanına araba ile gidiş-dönüş durumunda mont, kaşe ceket v.s. ihtiyacı gereksiz oluyor.
* Kaşe ceket alındı ise daha sonra çantada taşırken hacmi %40-50 kadar azaltabilen ve özellikle diğer tekstiler için de, “vakumlu plastik kompresyon torbası” kullanıyoruz.
* İnce bir kazak ise sadece uçuşlarda değil, genelikle bu bölgelerde gereksiz soğuk klimalı tren ve otobüs yolculuklarının da demirbaşı.
* Tropik bölgeler için uygun olmayan blue-jean yerine, yola çıkarken ve dönüşte gerektiğinde üst üste de giyilebilecek incelikte, pratik cepli iki “kargo pantolon”u, ayni zamanda şort olarak da kullanılabilmekte.
* Ayakkabı olarak, sandalet (uçuşlarda çorapla
giyilebilir) ve parmak arası tekstil olan tokyo sandalet,
* şapka yerine mendil olarak da kullanılabilen 2 bandana,
* pasaport, banknot ve kredi kartları için “pantalon altı taşınan geniş cepli kemer”, devamlı üzerimizde olanlar.
* Haritalar, el feneri, navigasyon cihazı, sözlükler, tercüme aleti, gezi kitapları, fotograf makinası, müzik çalar, radyo, not defteri, kalem, günlük gazete ile dergiler, film çekici, video oynatıcı, fotoģraf albümü, posta kutusu, ciltlerce ansiklopedi, telefon rehberi ve telefonun toplam ağırlığı hepimizin bildiği üzere günümüzde bereket sadece ~100 gr civarında.
Gençliğimizde yukarıda saydıklarımın ceyreğini söylesek, hemen deli gömleği giydirirlerdi, bu kesin. : )
* 150 civarı kitap için eşim de fazladan ~100 gr Iık bir Kindle taşıyor. Bu da başka bir delilik.
* İki kişi için tek 7 inclik tablet yeterli. Bulut varken hafıza kartı gerekli olmuyor.
* Her yerde kilosunu 3 liraya yıkatabileceğimizden yanımızdaki tişört ve iç çamaşır sayısı sadece 1 haftalık ya da en fazla 10 günlük. Ben yola yakası terleme yüzünden oldukça açık 2 tişört ile çıkıyor, genellikle ilk durak olan Bangkok’tan 2-3 adet şile bezine benzer V yaka bol Tayland gömleği alıyorum.
* Kirli torbasının bezden olanını terçih ediyoruz. (Yastık kılıfı olabilir)
* Kaldığımız her yerde banyo havlusu olduğundan, çok amaçlı ince bir peştemal, (saronglar sentetik olabiliyor) ve iki mikro elyaflı antibakteriyel yüz havlusu yeterli. Normal küçük yüz havluları özellikle tropik bölgelerde 3-4 gün içinde koku yapmaya başlıyor. Mikro elyaflı bulaşık yada oto kurulama bezleri alternatif olabilir. Yıkama özelliklerine dikkat edilmeli.
* İki mayo maksimum.
* Yağmurluk, terleme yüzünden tropik bölgeler için uygun değil. Şemsiye orantısız yük. Her zaman sığınacak bir yer bulunuyor. Bu sıcak yağmurlardan kaçmayanların resimleri neden tatlı bir hatıra olmasın ? Pasaport, telefon ve tablet için normal bir poşet, çanta için ise büyük çöp poşeti bize yeterli.
* Sabun, traş köpüğü, şampuan, her çeşit krem, sprey, sinek kovucu, bıçak, makas v.s. ilk günkü alış-veriş listemizde. Çoğu zaten uçak kabinine alınmıyor.
* İlaç olarak sadece 2 yüksek doz olarak, ağrı kesici parasetemol, ishal drajesi ve eloktrolit poşeti haricinde herşey gerektiğinde üstelik eczacının tavsiyesi ile oldukça ucuza temin edilebilir. Devamlı ilaç alımı tabi diğer bir istisna.
* İki kişi için hafif bir omuz çantası yeterli.
* Kahvaltısız gecelemeler için ince bir plastik müsli kasesi ve kaşık bazılarına bol meyveli bu bölgelerde alternatif sunabilir. Tatlı soya sütü unutulmamalı.
Bırakın normal turistleri, sırt çantalıların bile en az %80 inin, 40 litre üzeri ile yolculuğa çıkması bir gerçek. Gerekliliği ise herkesin kendisine diyelim…
Çantayı doldurmayalım derken, sayfayı doldurduk galiba ? ; )
Çantamızın olmazsa olmazlarından bağırsak düzenleyici… Her kültüre ait mutlaka denenmesi gereken yiyecekleri tüketme taraftarıyım. Ama tabi alışkın olmayan bünyede nadir de olsa sıkıntı yaratabiliyor. Dolayısıyla kısıtlı bütçe ve zamanla yarışırken bence her gezginin çantasında olmalı…
Ben sizin gibi uzun seyahatlere çıkamıyorum, arada sırada 1 haftalık ya da 2 haftalık seyahatlere çıkabiliyorum. Benim ayrılmaz parçalarım ise;
-En az 4 tane atlet ve boxer
-3-4 tane tişört
-mayo
-2 pantolon
-parmak arası terlik-özellikle duşa girerken çok işe yarıyor ve hafif
-deri ayakkabı
-yarım litrelik su şişesi)havalimanlarıan girmeden önce boşaltıyorum)
-uçakta ve birçok yerde uyuyabilmek için şişme yastık
-fotoğraf makinem ve polarize filtrem-d7000+18-200mm lens)önceden toplam 24 gblik hafıza kartlarıyla idare ediyorudum ama artık bi taşınabilir harddisk almak lazım
-güneş gözlüğü
-akıllı telefonum olmadığı için gitmeden önce gideceğim yerlerin haritalarını çıktı alıyorum( çok da önemli olduğunu düşünmüyorum akıllı telefona sahip olmanın ama iternete giren bir telefon olursa onunla günlük havadurumuna bakılmalı kesinlikle)
-sağlık sigortam ve çeşitli gereçler için kağıtları koyabileceğim bir poşet dosya
-isic öğrenci kartım(müzelerde çok işe yarıyor :D)
şimdilik bu kadar :D
iyi yolculuklar
Benim için olmazsa olmazlar:
*fotoğraf mak.ve objektif türleri, filtreler,şarj cihazı,yedek pil ve yedek kartlar
*telefon, netbook ve şarj cihazları
*hardisk ve bağlantı kablosu
*Monopod ( şartlara göre tripod)
*gopro ve aksesuarları
*kremlerim :)
*seyahat yöresine uygun bir kitap,
*kıyafet fazla taşımam, böceksavar sprey şart,
*küçük not defteri,kalem
*yedek ayakkabı,terlik
*güneş gözlüğü
*şal ( dini mekanlarda başörtüsü niyetine)
Kemal bey merhaba,
Fotoğraf makinası setinizi hafifletmeniz mümkün, artik aynasiz denilen yeni nesil fotograf makinalari performans olarak dslr makinalari yakaladi. Bir arastirmanizi tavsiye ederim.
Seyahat bavulumdakileri sıralayayım ben de, malum sizin gibi sırt çantalı değilim :)
Tablet
Fön ve düzleştirici makinalarım
Güneş gözlüğü
Törpü
Yastığım ( boyun fıtığı sebebiyle otel yastıklarında rahat edemeyişim uykusuzluğa neden oluyor )
Topuklu ve spor ayakkabı+ parmak arası terlik
Gece kıyafeti
Eşofmanlar ( spor için )
Ağrı kesici
Günlük giyebileceğim en az beşer adet alt ve üst giysisi
En az iki adet bikini
Şarj aletleri
Makyaj malzemeleri
Ah biz kadınlar… Her şeyimiz teferruatlı :)
Çantanızda seyahat için gerekli her şey mevcut yalnız şarj aletlerinin fazlalığı göze çarpıyor :) Ağrı kesici almaz mısınız yanınıza ? Bence çok önemli.
Sırt çantamı hazırlarken, pratik makyaj setim asla unutmayacağım ilk üç şey arasındadır. :)
Yolculuk hevesimin, bu yazılar sayesinde artmasıyla, sanırım ilk yapacağım şey: en yakın zamanda güzel bir sırt çantası almak. İlk adımı böyle atmayı düşünüyorum.
Merhaba :) Sayfanızı severek ve büyük bir merakla takip ediyorum. En büyük hayalim olan dünya turuna hazırlık yapmamda benim için büyük bir rehbersiniz. İnsanlara paranın bir bahane olarak kullanılmayacağını gösterdiğiniz için de teşekkürler. :) Hayal ettiğimiz kadar özgürüz ve özgür olduğumuz kadar mutlu. :) Mutlu ve özgür bir hayat dileğiyle…
Galiba kadın olmanın verdiği iki büyük dezavantaj bizi sırtçantası konusunda zorluyor:
1- 20kg luk bir sırt çantasını bırakın bir kaç hafta bir iki gün takmakla bile kalıcı bel ağrılarına neden olacak kadar narin yaratıklarız. :)
2- Şık ve gezgin olmanın mümkün olmadığı bir dünyada, en hafif planlanan çantaya bile yukarıdaki sırt çantasına konan giysiden 5 kat daha fazla kıyafet sığdırmaya çalışıyoruz. ;)
13kg’lık sırt çantamla İnterrail turundan döndükten sonra, o çanta olmadan yürümek bir garip gelmişti. Sanki yer çekiminin daha az olduğu bir yerde yaşıyordum. Sanırım benim de en ciddi ağırlıklarım fotoğraf makinem ve aksesuarları, ama onlarsız da gezinin tadı olmazdı. :)
Sırt çantası seçiminde klasik bir gezgin gibi davranmasam da hafiflik benim için de ön planda. Olmazsa olmazlarım fotoğraf makinem, not defterim, atıştırmalıklarımın sığabildiği ve yanında ekstra bir çantayla gerçekleştirdiğim seyahatlerimde mümkün olduğunda en küçük boyutlu sırt çantalarını tercih ediyorum.
Küçük bir çantaya kocaman bir dünya sığdırmayı başarmışsınız Kemal Bey. En çok merak ettiğim ise nasıl sığdırdığınız? Tahminim daha çok kullandıklarınızı üstlere daha az gerekli olanları ise en alta koyarak bir düzen sağlıyorsunuz.
Kemal Bey selamlar, Sizi hayranlıkla takip ediyorum ve sitenizdeki her şeyi okuyorum. Bir konuda fikrinizi alacaktım izninizle. Bu iki seçenekten sizce hangisi uygun olur. Sağlıcakla kalın, yolunuz acık olsun. İtalya notlarını ve resimlerini bekliyoruz.
Abim Allah’ına kurban. İçimi döküyorsun buraya! Senin yolundan giden biriyim. Bana önerebilecegin film var mı yolda olmakla ilgili? Çok film izledim. Başka var mı merak diyorum.
Yerleştirme ile ilgili yazınızı göremedim. Mevcutsa sitede link atabilir misiniz?
Bir gezginin sırt çantasında bu kadar çok şey bulunacağını tahmin edemezdim doğrusu.
Iphone konusunda çok haklısın. Özellikle maps uygulaması cankurtarıcı :) Zaman ve maliyet açısından en iyisi +
Kemal’cim, ben 15-16 kiloluk 55 L sirt cantasi ile gecen sene Cin’de boynumu fena halde incittim..Sen 20 kiloluk cantayla iyi geziyorsun vallahi…Bundan sonra sirt cantasi degil orta boy bir bavul ile seyahat etme karari aldik :)
Bizim sirt cantasinda neler vardi vallahi esime sormak lazim..Her iki cantayida o hazirliyor :)
Acer 10′ Notebook
Degisik ulkeler icin elektrik aparati (gittigimiz bolgeye gore seciyoruz)
Ilaclar
1 sort
1 adet bol cepli rahat pantolon
1 terlik
2-3 tisort
Fotograf makinasi 2 tane (CANON T3i, birde kucuk Sony)
Gittigimiz yerler ile ilgili notlar ve kitaplar
yolda okumak icin kitap
Android cep telefonum ve sarj cihazi
Seyahat carsafi (Yala Queen Size Travel Silk Sheets)
Aklima gelenler bunlar Kemal…Baska seylerde vardir mutlaka benim hatirlamadigim :)
Question: What’s in Charlotte’s backpack?
Answer: Too much!
I can never get the hang of travelling light. I always think of things that I ‘might’ need, and can never resist slipping in a few more items. On my trip last year to Costa Rica, my pack was 5 kg heavier than my sister’s and I only travelled for 3 weeks compared to her five.
In Peru my pack weighed 16 kg, because of things I didn’t need. Like you, I gave away my sleeping bag on that trip. It took too much space in my pack and I didn’t need it. My big Peru adventure was being thrown off my bus to Cusco at 2 am in the morning because of local strikes and having to walk around 40 km to the place where I could get a taxi to Cusco. I spent a large amount of time on that walk thinking about how stupidly heavy my pack was, yet in Costa Rica I still made the same mistake.
My pack is a Kathmandu 65L side opening pack. I had a top-opening pack and it sucked! Too difficult to get things out. I’m also a big fan of packing cells – little bags that organise your stuff better.
I have never travelled with a cellphone or computer until this visit to China, so I think that they are not really essential items, but my smartphone has most DEFINITELY made being in a foreign country where I don’t speak the language easier. There are so many good language/travel apps to help you get by for basic needs. I have a portable hard drive for my photos, which makes it easier to protect them – on trips in the past I used to go to computer places and get them burned onto CD and then send them home.
I think that my essential item is without a doubt my credit card. My idea behind this thought is that if I somehow did not pack something that I actually needed, then I was probably in a place where I could easily buy the item. For example, if I forgot my bathing costume and I wanted to go swimming, most likely I am in a hot place where plenty of shops sell swimming stuff.
On my next trip, I think I will aim to get my pack under 12 kg!
Even now, in China I have too many things, and once I buy presents, it’s going to be worse. I’m going to have to send things home by post
Bu kadar eşyayı bir sırt çantasına sığdırmak bile büyük bir sanat :) Çok faydalı bir yazı, teşekkürler. Bu arada iPhone 4 konusunda kesinlikle size katılıyorum. Bir gezgin için hayat kurtardığı bile görüldü :)