Tioman Adası’ndan sabah 7:30’da ayrıldık, İskeleye vardığımda henüz güneş doğmamıştı. Günbatımı gibi gündoğumu da izlenmeye değerdi. Mersing iskelesine vardıktan sonra ilk işimiz Singapur’a giden otobüs firmasının gişesinde olmaktı, ancak daha önce otobüs bileti ayırtmadığımızdan tüm koltuklar satılmıştı.

Sorup soruşturduk. 5 numaralı perondan önce Kota Tingi’ye giden halk otobüsüne atladık, sonrasında ise Johor Bahru’ya giden otobüse. J.Bahru şehir Singapur’un hemen sınırında olan büyükçe bir şehir. Kuala Lumpur’dan sonra Malezya’nın 2. En kalabalık şehri, 3 milyona yakın insanı barındırıyor ve buradan köprü vasıtası ile Singapur’a geçebiliyorsunuz.

Johor Bahru otobüs terminalinden de Singapur’a giden otobüsü bulduk. Singapur sınırına vardığımızda önce Malezya pasaport gişelerinden çıkışımızı yaptıktan sonra Singapur pasaport kontrolüne giden otobüse atladık. Köprüyü geçtikten sonra Singapur imigration gişelerinden  Singapur vizesini de aldıktan sonra 2 Singapur Doları (SGD) karşılığında otobüs biletimizi alıp Singapur şehir merkezine geçtik.

Tioman Adasında tanıştığımız Fransız Romain, kendisinde 1 gece konaklayabileceğimizi söylemişti. Singapur Havayollarında çalışan Romain, aynı zamanda couchsurfing üyesi. O da bizimle aynı tarihte Singapur’a dönüş yaptı, ancak o daha önce biletini ayırttığından farklı otobüslerle Singapur’a vardık ve popüler bir yer olan Raffles Place’da Dallas adlı barda oturup biralarımızı ısmarladık. Dünya Rugby Şampiyonası maçlarından Fransa ve Kanada karşılaşması olduğundan, arkadaşımız Romain’in maçı izlemesini bekledik. Bu arada içtiğimiz biranın fiyatı 12 SGD, yani 17 TL idi. Buradan Singapur’un ne kadar pahallı bir yer olduğu az da olsa anlaşılabilir.

Metrosu, nehir kenarına kurulmuş pahalı cafeler ve barlarıyla, yüksek binalarıyla Singapur Sydney’e benziyor ama sanırım. Böylesi popüler mekanlarda bile bir bira fiyatı Sydney’de daha ucuzdu.

Romain garip biri doğrusu. Cafeden çıkıp metroya doğru yürüdük. Bizimle değil de, alıp başını gidip, bizden 5-10 metre ilerde yürüyor. Ne yaptığını anlamak zor. Sanki Singapur’a Fransız gibi! Bizim indiğimiz metro durağına gittik ama bunu kısa yoldan değil de, bir blok binanın etrafından dolaşıp geri giderek yaptı. Farid ile birbirimize şaşkın şaşkın baktık ve ikimiz de onun garip olduğu konusunda hem fikiriz. O cebinden pasosunu çıkarıp bilet kontrol gişelerini geçmişti ki, biz arkasından seslenip biletimiz olmadığını ve bilet almamız gerektiğini seslendik. O da peki derken, biz yine Farid ile birbirimize bakıştık. Singapur’a yeni gelmiş biz iki kişinin elbette cebinde bileti olamazdı ve bunu anlaması için Fransız arkadaşımıza anlatmak gerekiyordu.

Otomatik bilet satışı yapan otomatlardan birine 5 SGD atıp, 2.4 SGD karşılığında 1 SGD depozitolu kartımızı aldık. Kartı geçiş otomatlarına gösterip öylece içeri geçiyorsunuz. Romain’in apartman dairesine yakın bir alışveriş merkezinde bir şeyler yedikten sonra eve geçtik. Niyetimiz biraz dinlenip sonra şehri keşfetmeye başlamaktı ancak, duş, internet, mailleri kontrol etmek vs. derken oturduğumuz yerden kalkamadık.

Day 410: Singapur:01  Singapore. 18 Eylül 2011

Paylaş
Önceki makaleTioman Adası
Sonraki makaleSingapur Sokakları

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!