Pattaya’da Yaşam

32947

Pattaya, Tayland’ın dünyaca ünlü tatil şehirlerinden birisi. Yılda 5 milyondan fazla ziyaretçisi olan şehir, başkent Bangkok’a oldukça yakın. Pattaya doğu ile batının, farklı dinlerin ve yaşam şekillerinin barış içinde buluştuğu bir şehir. Tüm kültürlerin içinde ‘Thai-Tarzı’ kaynadığı bir kazan desek yanlış olmaz.

Tayland kültürünün hızla yabancı kültürle karışması nedeniyle şehirde geleneksel Tayland kültürü bulmak zor. Pattaya, geleneksel tayland kültürü yerine daha çok eğlenceli bir tatil imkânı sunan bir şehir. Dünyanın her köşesinden lezzetler sunan binlerce restoranlar ve yabancıların kendi ülkelerinde bulabilecekleri her türlü ihtiyacını karşılayabilecek büyük alışveriş merkezleri bunu kanıtlar nitelikte.

pattaya yaşam

Pattaya Yaşam

Pattaya nüfusu 120 bin kişi civarında, fakat resmi olmayan rakam bunun çok daha üzerinde. Nüfusun büyük bölümünü Pattaya’da çalışan yerliler ve uzun süreli çalışmak için gelen yabancılar oluşturuyor. Şehirde koca koca alışveriş merkezleri, apartmanlar, condominiumlar yükseliyor. Her yanda talebi karşılama üzere yeni inşaatlar sürüyor. Beş yüz bini geçen nüfusun yarısından fazlası yabancıdan oluşuyor.

Yabancı turistlerin durmak bilmeyen akını sayesinde yerli halk kolayca satış yapıp para kazanabiliyor. Bu yüzden Tayland’ın her tarafından insanlar Pattaya’ya yerleşiyor. Tropikal iklim her zaman şehre bir tatil havasının hakim olmasını sağlıyor. Çevredeki diğer popüler turistik yerlere yakın olması ve ulaşım kolaylıkları da Pattaya’nın popüler olması nedenleri arasında.

Harika kumsallar, aktiviteler, eğlence hayatı, gece hayat ve batı yemeklerinin kolayca bulunabiliyor olması burayı çalışmaya gelen yabancılar için çok popular bir mekan haline getiriyor. Pattaya’da 10 binden fazla yerleşik yaşayan yabancı bulunuyor. Expatlar bu tatil şehrinde huzur dolu bir emeklilik hayatı yaşıyor.

Alman, Rus ve İskandinavların çoğunlukta olduğu şehir, tam bir uluslararası turizm merkezi. Birçok emekli Avrupalının burada evi bulunuyor. Kimisi 3 veya 6 ay evinde kalıyor ve ülkelerine döndüklerinde de evler acentelerce kiraya veriliyor. Bunca farklı kültürün akın etmesi sonucunda Pattaya, Bangkok’tan sonraki en Batılılaşmış kozmopolit şehirlerden birisi haline gelmiş.

Yerel halk çoğunlukla hizmet sektöründe çalışıyor. 35 metre kare stüdyo dairelerin fiyatı 100 bin TL’den başlıyor iken 100 metre kare 2 odalı evlerin fiyatı ise 150.000TL’den başlıyor. Uzun dönem oda kiraları aylık 1000 TL civarında bulunuyor.

Fakat modern Pattaya bu kadar ‘batılı’ olmasına rağmen yine de geleneksel Tay yaşam tarzını kendine özgü dükkânlarda ve yollarda sokakta yemek satan yerlerde, turuncu kıyafetler içerisindeki Budist rahiplerin olduğu Budist tapınaklarında, her yerde duyacağınız Tayca dilinde ve bol baharatlı enfes yemeklerde bulabilirsiniz.

Kendi yaşadıkları ülkelerde bulabilecekleri hizmetlerin aynılarını, hatta daha rahat bir yaşantıyı burada da bulabiliyorlar, hem de çok daha ucuza. Alışveriş merkezleri, uluslararası restoranlar, yerel barlar, sosyal kulüpler ve sinemalar oldukça fazla. Bu yabancılar, şu an ki Pattaya’nın yerel yaşam tarzının oluşmasında çok büyük etkileri var.

Eski Sovyetler Birliğinin doğu Avrupa ülkeleri üzerinde kurduğu komünizmin etkisi geçmeye başladığından beri bu ülkelerden ve özellikle Rusya’dan her yıl çok daha fazla ziyaretçi gelmeye başladı. Tabelalarda ve restoranların menülerinde sık sık Kiril alfabesiyle yazılmış yazılara rastlamak mümkün.

Yıllardır başta İngiliz ve Almanlar olmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve İskandinav ülkeleri Pattaya’yı en çok ziyaret eden batılı ülkelerin başında geliyor. Gelenlerin birçoğu da sonraları Pattaya’ya yerleşip kendi işlerini kuruyor ya da emekliliklerinin tadını burada çıkartıyor.

Dahası, Hindistan ve Orta Doğu’dan da giderek artan bir ziyaretçi kitlesi de her geçen yıl artıyor. Ülkemizden de her yıl çok sayıda turist Pattaya tatili için buraya geliyor.

Pattaya yaşam maliyetleri

Eğer çok fazla içmezseniz ve Pattaya’nın kızlarının çekiciliğine çok fazla kapılmazsanız günlük ortalama harcamanız 1,000-2,000 Baht (hatta belki daha az) olabilir. Gece hayatına fazla kaptırırsanız kendinizi günlük 3-4 bin Bahtı gözden çıkarın, tabi burada limit yok!

Tabiki içkinizi 7-Eleven’dan alıp, yiyecekleri sokak tezgahlarından almakla her gün İngiliz kahvaltısı yapıp ithal biftek yiyip gece GoGo barlarında coşmak arasında çok büyük bir fark olur. Aşağıda günlük harcamalar ile ilgili liste aşağı yukarı bir fikir verebilir.

  • 100 Baht=21,60 | 1 Tl= 4,63 Baht
  • Guest House oda: ~300-800 Baht (günlük)
  • Tay Yemeği: 30-200 Baht – Her öğün için (~100 Baht)
  • Uluslararası yiyecekler: 100-400 – Baht Her öğün için (~200 Baht)
  • Taksi: Kişi başı 10 Baht (belirlenmiş rotalar için)
  • Motosiklet kirası: ~200-400 Baht (günlük)
  • Şezlong: ~30 Baht
  • Bira (barlarda, birahanelerde vb.): ~40-90 Baht/şişesi (~70 Baht)
  • İthal içkiler: ~ 70-130 Baht/kadeh (~100 Baht)
  • Alkolsüz içkiler (çay, kahve vb.): ~20-70 Baht

Pattaya tatil ve yaşam maliyeti olarak, benzeri kategorideki şehirlerle kıyaslandığında, halen dünyanın en uygun fiyatlı yerlerinden birisi. Yapılan başarılı altyapı çalışmaları sonucunda (yol, ulaşım, hastane, restoranlar vb.), özellikle Kamboçya veya Laos ile kıyaslandığında Pattaya oldukça gelişmiş ve modern.

Bazıları Pattaya’nın 1980’lerde olduğu kadar ucuz olmadığını söyleyebilir ama doğrusunu söylemek gerekirse fiyatlar hala makul. Özellikle gece hayatı üle ünlü diğer bir Tayland şehri olan Phuket ile karşılaştırıldığında ve ödediğinizin karşılığında aldığınız ‘yaşam kalitesi’ bakımından kesinlikle en uygun fiyat.

Tayland para birimi Baht ve yuvarlayacak olursak 100 Baht, 8 Türk Lirasına eşit olarak düşünebiliriz. Dolar ve Euro olarak da harcama yapılabilir ancak havaalanından ayrılmadan önce burada bulunan döviz bürolarından yeterli miktarda Baht almak önemli çünkü şehir içindeki bürolar daha pahalıya mal oluyor.

Yanında fazla nakit taşımadan kredi kartına güvenmek ise çok büyük hayal kırıklığına neden olabilir. Halk arasında kullanımı yaygın olmadığından, büyük alışveriş merkezleri, sayılı restoran ve barlar dışında kredi kartı geçmiyor.

Yine de yaygın olarak bulunan ATM’lerde komisyon ödeyerek acil nakit ihtiyacı karşılanabilir. Kamboçya ve Laos gibi komşu ülkelerinin aksine, dolar ile ödeme yapmak çok yaygın değil.

Uluslar arası telefon kodu +66 ve zaman dilimi GMT+7 (Türkiye’den 7 saat ileride). Tayland’dan uluslararası arama yaparken numaranın başına 009 ekleyin.

Pattaya: Yeni Bir Başlangıcın Hikayesi

Benim yol hikayem 3 Ağustos 2010’da Tayland’a tek yön uçak bileti almamla başladı. Dil eğitimi için Yeni Zelanda’ya gitmeden önce kendime 1 aylık bir Tayland tatili planlamıştım. 6 aylık dil eğitimi için Yeni Zelanda’ya gidecektim sonra am bu 6 ay 22 aya kadar uzayacak ve Okyanusya ve Güney Asya’da bir çok ülkeyi gezip dönecektim.

Benim için yeni bir başlangıca giden yolun ilk duraklarından biriydi Pattaya.

Bir yere gittiğinizde nasıl başlarsa arkası öyle gelir derler hani; iyi başlarsanız iyi, kötü başlarsanız kötü. Bunun geçerli olmadığı bir yer varsa benim için orası Pattaya’dır. Yağmur altında karanlık saatlerde vardım Pattaya’ya. Otobüsün beni terminalde indirmesini bekliyorken yol üstünde bir yerde indirdi, ellerimde çantalarım ve hiçbir rezervasyon da yapmamışken.

Etrafa bakınıp taksi bulmaya çalıştım. Yanıma gelen birkaç motosiklet taksiyi reddettim. Bakındım etrafa şöyle belki bir taksi bulurum diye, lakin motosikletten başka araç yok çevrede. Elimde çantalarım, isteksizce de olsa ısrarcı bir motosiklet sürücüsünün arkasına atladım.

Geçmiş yıllarda her şeyi planlayan, analitik bir yaşamı olan ben, bu defa hayatımın bu yeni sürecinde her şeyi plansız yapmaya karar vermiştim. İstanbul’dan Bangkok tek yön gidiş biletimi son anda almıştım. Yine Pattaya’ya da gündüz gelmem daha iyi olacakken Bangkok’tan ayrılırken ağır davranmamdan dolayı geç saate kalmıştım, olsun…

Bu Pattaya’ya ikinci gelişimdi. Geçen yıl bir organizasyonla gelmiştim bu yağmurun sular seller gibi gökten aktığı bu Tayland şehrine. Burada geçirdiğim 1 haftalık tatilden çok keyif almış ve o yüzden yine bu şehre gelmek istemiştim.

Motosiklet sürücüsünün önerdiği otele yerleştim. Ben kaldım ama çoğunuz kalmazsınız hani. Duvarlarındaki sıvaları nemden dökülmüş kutu gibi odanın tavanında örümcekler ağ kurmuşlardı. Banyosunu anlatmaya gerek yok. Yağmur iyi bir başlangıç değildi, sonrasında otel ise diğer bir kötü tercihti, ancak bunlar Pattaya’yı sevmeme engel olmayacaktı, kimin umurunda!

Otelden dışarı çıktığımda yağmur çiseliyordu. Mor ve pembe neon ışıkları altında dans eden kızların olduğu barların arasından geçip akşam yemeği yiyeceğim bir yer aradım kendime. Geçtiğim her barın önünden seksi ve çekici bakışları, cıvıl cıvıl sesleri, ilginç İngilizceleriyle Hello mister let’s drink something? diye seslenip beni bir şeyler içmeye davet eden kızları ret ederek yürüdüm.

Önünde Fish SPA olarak adlandırılan, koca akvaryumlar bulunan küçük bir restoranın rahat koltuklarına yerleştim. Tavuk, salata ve bira ısmarladıktan sonra Doktor Fish olarak adlandırılan bir balık çeşidinin bulunduğu akvaryuma ayaklarımı bıraktım. Ayaklardaki ölü derileri vantuz gibi emen küçücük balıklar aynı zamanda gıdıklanmama sebep olduklarından keyifli gülümsemeler ile zorlukla dayanabiliyordum.

İlginç bir his, ben kendimce gıdıklanmama gülerken, restorandaki kızlar da bana gülüyorlardı. Gülümsemek ve gülmek Budist yaşantısının bir parçası zaten. Uzun yorucu günün yorgunluğunu atmanın ve şehirden keyif almanın başlangıç anlarıydı.

Duvarlarında lizard (kertenkelelerin) dolaştığı, disko müzikleri çalan, sağımda solumda, uzun takma kirpiklerini kırpıştırarak durmadan bana bakıp gülümseyen güzel Thaili kızların olduğu bu restoranda akşam yemeğini yerken, yağmura ve kaldığım berbat otele rağmen bu şehri tekrar seveceğimi biliyordum. Uzun soluklu gezimin Bangkok sonrası durağı olan Pattaya, hayatımın en uzun kesintisiz tatilini geçireceğim yer olacaktı.

Day 3: Tayland:2, Pattaya. 5 Ağustos 2010

Pattaya’nın 2. Caddesinin yakınlarında Soi Metro sokağında yer alan bir otelde, Tayland vizemin bitiş günü olan 3 Eylül tarihine, tam 25 günlük, oda tutum. Günlüğü 35TL olan odamda kocaman bir yatak, TV, çalışma masası, buzdolabı ve yine kocaman bir banyo var. En son Kaş’ta 35 TL verip kaldığım odayla kıyaslandığında beş yıldız tadında.

Yine hemen yanda yer alan diğer büyük bir otelin açık havuzunu, fitnes ve saunasını ücretsiz kullanmak da fiyata dâhil. Eşyalarımı odaya attıktan birkaç dakika sonra, gayet yaşlı 2 Alman kadınla havuz başında çatpat İngilizcemle sohbet ediyordum. Benim 1 aylığına geldim ülkeye onlar 6 aylığına gelmişler. Emekli paraları burada krallar gibi bir tatil yapmaya yetiyor elbet, bizim emekli Ahmet amca ne’tsin, ancak kahveye okeye gidip gelebilir.

Song Thaews’lerden birine atlayıp denize paralel uzanan Beach road’a geçtim. Üzerinde İtalyan usulü spagetti yazan bir sokak üstü tezgâhının taburelerine oturup spagetti bolognase söyledim. Tezgâhta çalışanların biri 15 diğeri 21 yaşında. Kaç kardeşsiniz diye sorunca 1 oğlan 2 kız cevabını aldım.

İki kız karşımdaydı, oğlan nerede diye sorduğumda karşında cevabını aldım! Karşımdaki uzun saçlı kişi aslında kız değil de ladyboydu. Tayland’a adımını atanlar bu kelimeyi yakından bilirler. Tayland’da ladyboy olmak kötü bir şey değildir. Ladyboylar çalıştıkları yerlerde normal kızlardan daha çok para kazandıkları söyleniyor.

Bir şey olmuş ve tüm hayatım değişmişti, değişimin keyfini çıkarma zamanıydı. Pattaya’da, gündüz deniz ve plaj keyfi yerini gece eğlencesine ve aktivitelerin bıraktığında, herkes gibi adresim Walking Street’ti.

Day 4: Tayland:3, Pattaya. 6 Ağustos 2010
*Bu yazı Dipnot Tablet‘de yayınlanmıştır.

🗓️ Son Güncelleme: 15.03.2026

📌 Kemal’in Notu: 685 günlük yolculuğumun mirası olan bu içerik, bölgeye yaptığım sonraki ziyaretlerle güncel tutulmaktadır. Bilgiler son seyahat verileriyle revize edilmiştir.

🗓️ Son Güncelleme: 15.03.2026