Paris birçok yönden mükemmel bir şehir sayılabilir. Dünyada ‘aşıklar şehri’ olarak tanınan Paris, turistik ziyaretlerde zirvede bulunuyor. Bu kadar kendine özgü, önemli ve hatta biraz narsist oluşundan dolayı kim onu suçlayabilir ki! Paris hakkındaki genel kanı burnu havada ve kendini beğenmişlik üzerine kurulu olsa da aslında çok açık ve samimi bir şehir. Bunu anlamanız için kendisine biraz zaman ayırmanızı ister.

Küçük dükkanları, birbirinden şık binaları, zarif insanları, barları, kafeleri, gece kulüpleri, restoranları ve estetik sokakları ile bambaşka bir dünya Paris. Mimarisi ve siluetiyle yalnızca bir Avrupa’nın kent imgesini yaratmamış, kendisini de değiştirip dönüştürürken etrafındaki her şeyi biçimlendirmeyi başarmış bir kent.

paris gezilecek yerler listesi

Neredeyse romantik kelimesiyle özdeşleşmiş Paris’in ihtişamı insanın başını döndürebilir. Bir yanda güzeller güzeli Pont Neuf Köprüsü, görkemli Notre Dame Katedrali, şehrin her yanından görülen Eyfel Kulesi, kendinizi dünyanın merkezindeymiş hissettiren Concorde Meydanı Paris’in neden dünyanın en ünlü kenti olduğunun birer habercisi.

Çok kültürlü nüfusu ona gereken yaratıcı enerjiyi sağlıyor. Geleneksel Fransız şeflerinin farklı kültürlerin yemeklerini denemesi, genç tasarımcıların uluslararası modayı takip etmesi ama hepsinin içine biraz Fransız dokunuşu katması; son dönemlerde yükselen Fransız müziği ile dilin kozmopolit seslerin arasına karışması sonucunda tadına doyulmayan bir şehir ortaya çıkıyor.

Fransa turizminin kalbini oluşturan Paris, 2012 yılında 83 milyon yabancı turisti ağırlayarak dünyanın en çok turist çeken şehri unvanını elinde tutuyor. Paris’e gelen turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerin başında Disneyland gelirken, Paris’in sembolü Eyfel Kulesi ise, Paris’te en çok ziyaret edilen yerler sırasında beşinci sırada.

Paris’in en yüksek rakımlı yeri olan Montmartre Tepesi, Paris gezilecek yerler arasında ikinci sırada yer almış, Notre Dame Katedrali’nin de bulunduğu Saint-Michel bölgesi üçüncü olurken, Paris’te en çok ziyaret edilen yerler listesinde Louvre Müzesi dördüncü sırayı alıyor. Paris gezi rehberi yazımda Paris hakkında daha detaylı bilgilere yer verdim.

Paris Gezilecek Yerler

Paris’te gezilip görülmesi gereken çok yer var. Şehrin sokaklarını yürümek çok keyifli, ancak Paris’in büyüklüğünü düşündüğünüzde her birine yürüyerek gitmeniz inanılmaz yorucu (kendimden biliyorum, yaptım). Harita zonlara göre yapılmış ve Paris 5 zonedan oluşuyor.

Edineceğiniz bir Paris haritasında şehrin merkezinin bir halka içerisine alındığını ve halkadan şehrin çeperine doğru ilerledikçe numaraların arttığını göreceksiniz. 1’den 20’ye kadar ilerleyen sayılar merkeze göre şehrin diğer bölgelerinin uzaklıklarını anlamak için şematize edilmiş. ‘Bölge 1’ en merkezi yeri ifade ederken eğer 20. bölgede işiniz varsa biraz yolunuz var demektir.

Paris ulaşım açısından muazzam bir ağa sahip. Gelişmiş metro ve ulaşım sistemi her ne kadar kalabalık olsa da Paris’te gezmeyi kolaylaştırıyor (ben çok az kullanmış olsam da). Museum Pass ve Paris Metro Passlardan 2 günlük ya da 3 günlük şeklinde alabilir ve gezinize Disneyland’ı da ekleyebilirsiniz.

Zamanınız kısıtlıysa şehirde günlük geçerli Paris Pass ulaşım kartlarından alıp hem kendinizi çok yormayın hem de zamandan kazanın. Gelişmiş metro sistemi sayesinde Paris’te dolaşmak çok kolay. En çok kullanacağınız şehir merkezine giden 1 numaralı hat. Paris haritası edinin ve Paris gezilecek noktaları haritada belirleyin.

Paris Haritası

Kalacağınız gün sayısı, gezmek istediğiniz yerler ve önem sırasını dikkate alarak bir plan yapmanız şart. Place De La Concorde’dan başlayıp Şanzelize’ye doğru her Parislinin ve turistin yaptığı gibi yürümeye başlayın ve yolda dükkanların vitrinlerine bakın. Oradan şehrin en meşhur alışveriş caddelerine, Rue De Rivoli, Saint-Honoré ve hemen paralelinde bulunan Avenue Montaigne’e gidin.

Ardından Rue Montorgueil’e, hemen Marais’in dışında kalan en zarif Paris bölgesine yürüyün. Akşam olunca, Rue Oberkampf en trend gece hayatının bulunduğu mekan. Şehrin en popüler ve güzel parkı olan Lüksemburg Bahçesinde bir dondurma eşliğinde ayaklarınızı biraz dinlendirin.

Seine Nehri boyunca kendinize bir rota belirleyip baştan aşağı yürümek de bir alternatif rota. Görmeniz gereken birçok turistik yapı nehir kenarına konumlanmış. Bir noktadan başlayın ve sadece nehri takip etmeye devam edin. Her ayın ilk pazar günü ücretsiz gezilebilen müzeleri tek güne sığdırmak mümkün olmasa da en çok görmek istediğinizden başlayabilirsiniz.

Paris başlı başına haz ve zevk dolu bir şehir ve bu yüzden gidildiğinde görülecek her ufak detayın tadı çıkarılmalı. Bir kafe ya da bistroda oturup kahve ve kuruvasanın tadını çıkarın, vitrinleri gezin, ekmekçiden bir baget ekmek, peynirciden özel yapım peynir ve tuzlu tereyağı alıp bir yeşillik alanında atıştırın, biraz daha keşfe devam edin.

1. Louvre Müzesi

Pariste gezilecek yerler

Dünyanın en önemli ve en ünlü müzelerinden olan Louvre Müzesi, 35 bini aşkın heykel, resim, Antik Yunan, Mısır ve İslam objeleriyle ziyaretçini ağırlıyor. Mona Lisa gibi Avrupa sanat tarihine yön veren birçok değerli eserin yer aldığı müze, 1200’lerde inşa edilerek, ilk restorasyonu on altıncı yüzyılın ortalarında yapılmış bir yapı.

Restorasyon sonrası Kraliyet Binası olarak hizmet vermeye hazır hale gelen bina, 1793’te müzeye dönüştürülmüş. 1980’lerde “Büyük Projeler” kapsamında müzeye eklenen 21 metre yüksekliğindeki Cam Piramit, sonraki yıllarda pek çok ödül almış. Her gün binlerce insan ziyaret ettiği müzede, tablolar, heykeller ve antikaların yanı sıra Mona Lisa, Venus de Milo gibi ünlü eserler de görülebilir. Müzenin hemen yanında bulunan ve neredeyse bir meydan büyüklüğünde olan avlu ‘Le Court Carré du Louvre’ müze ziyareti sonrası uğranılacak bir yer.

Müzenin en sakin olduğu zamanlar sabah saatleri ve akşam saat 4’ten sonra. Bazı günler daha geç saatlere kadar açık oluyor, bu günleri seçmeye özen gösterin. Carrousel tarafından girerseniz, piramidin olduğu giriş bölümüne göre daha az sıra beklersiniz. Müze salı ve resmi tatillerde kapalı, pazartesi, perşembe, cumartesi ve pazar 09.00-18.00 arası açık, çarşamba, ve cuma ise 09.00-22.00 arasında açık. Louvre Müzesi giriş ücreti 9,5€.

Louvre, ‘Axe Historique’ denilen yolun da başlangıcı. Axe Historique, Paris’in gelişiminin Fransa tarihine olan paralelliğinin en önemli göstergesi. Fransa’nın en eski zamanlarını temsil eden Louvre ile başlayan yol, günümüz Fransa’sının sembolü olan La Defanse’de bulunan ‘La Grande Arche’da son buluyor.

2. Eyfel Kulesi

Tour Eiffel, Paris, Fransa

Yüksekliği 320 metre olan ve 1930’a kadar dünyanın en yüksek yapısı olan Eyfel Kulesi, Paris ile özdeşleşen bir simge. Bilmeyen yoktur sanırım. 1889’da düzenlenen EXPO Fuarı için Gustave Eiffel’in tasarladığı kule, Seine Nehrinin kıyısında Champ de Mars’ta bulunuyor.

Asansör veya merdivenle zirveye çıkma imkânı bulunan Eiffel Kulesinden Paris’i kuşbakışı seyretmek bir Paris gezisi klişesi. Yukarıdan Paris manzarasını, nehri ve köprüleri fotoğraflamak için ideal bir yer. Yılda 7 milyon ziyaretçi ile dünyanın en çok ziyaret edilen Eyfel Kulesi’nin son derece görkemli görülebileceği yerlerden biri Trocadero Meydanı. Gün doğumu veya gün batımı en güzel etkileyici manzarayı görebileceğiniz saatler.

Kule, 13 Haziran – 29 Ağustos döneminde asansörlü ziyaretler için 09.00-00.45, merdivenli ziyaretler için 09.00-00.30 saatleri arasında; yılın kalan bölümünde asansörlü ziyaretler için 09.30-23.45, merdivenli ziyaretler için ise 09.30-18.30 saatleri arasında açık. Eyfel Kulesi giriş ücreti ise asansör ya da merdivenli ziyaret seçeneğine göre değişiyor.

Asansörle ikinci kata olan ziyaretler için yetişkinlerden 16,50€, öğrencilerden 8,30€; asansörle kulenin tepe noktasına ziyaret için yetişkinlerden 25,90€, öğrencilerden 13€ giriş ücreti alınıyor. Merdiven kullanarak ikinci katı ziyaret etmek isteyen yetişkinlerden 10,40€, öğrencilerden ise 5,20€ giriş ücreti alınıyor.

Eyfel Kulesi’ne çıkmak pahalı ancak Eyfel Kulesi’nin ihtişamını yemyeşil bir parkın içerisinden izleyip hayran kalmak tamamıyla ücretsiz. Le Champ de Mars Parkı, yanına piknik örtüsü, bir şişe Fransız şarabı ve dillere destan Fransız peynirlerinden alıp günbatımını bekleyenler için, kartpostallardan daha güzel Eyfel Kulesi manzarası sunuyor.

3. Champs Elysées

Paris görülecek yerler

Her Parislinin ve kenti ziyarete gelen turistin yaptığı gibi siz de Place De La Concord’dan başlayıp Şanzelize’ye (Avenue des Champs-Élysées) doğru gibi yürüyün. Yolda şık dükkânların vitrinlerine, insanların canlılığına bakın. Oradan şehrin en meşhur alışveriş caddeleri olan Rue De Rivoli, Saint-Honore ve hemen paralelinde bulunan Avenue Montaigne’e geçin.

Ardından Rue Montorgueil’i görün ve hemen Marais’in dışında kalan en zarif Paris bölgesine doğru yürüyün. Akşam olduğunda da kentin en popüler gece hayatının bulunduğu mekân olan Rue Oberkampf’da kendinizi renkli ve zarif Paris gecelerine bırakın.

4. Arc de Triomphe

Paris Blog

Fransızların sembolü olan Arc de Triomphe eski ve yeni Paris’i birbirine bağlıyor. Tarih içinde savaşmış tüm Fransız askerlerini anmak için oluşturulmuş bu anıtın altında ise meçhul asker için sönmeden yanan bir meşale var. 100 yıldır Paris’in tepesinde bulunan ve Roma-Bizans dönemine ait yapı, Roma’nın Titus Anıtı’ndan esinlenilerek oluşturulan en geniş ikinci tak.

Dizaynı 1806’de Jean Chalgrin tarafından yapılan anıt 51 metre yüksekliğindeki sütunlar üzerinde duruyor ve 45 metre genişliğinde. İç duvarlarının üzerinde 558 Fransız generalinin isimleri yazıyor. Bunlardan savaşta ölenlerinin adlarının altı çizilmiş. Dört ana sütunun kısa taraflarında Napolyon savaşları boyunca yaşanan en büyük muharebelerin adları yazıyor. Zafer Anıtı, Paris şehrinin kalbi kabul ediliyor ve tepesinden nefis şehir manzarası var.

5. Concorde Meydanı

Concorde Meydani

Concorde Meydanı, Paris’in en ünlü meydanı. Şanzelize Caddesinin doğu çıkışında bulunan meydan her açıdan güzel bir manzaraya sahip. İronik bir şekilde 16. Louis ile Marie Antoinette’in hem düğün şenliklerinin yapıldığı hem de ihtilal zamanında Maximillien Robespierre ve Danton’la birlikte idamlarına tanıklık etmiş bir meydan.

Tuileries ve Şanzelize arasında bulunan, sekiz hektarlık bir alan üzerine kurulu meydanın dört bir tarafında Fransa’nın Bordeaux, Brest, Lille, Nantes, Rouen, Strasbourg ve Marsilya şehirlerini temsil eden heykeller bulunuyor. Meydanın ortasında ise bir eşi İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda bulunan bir obelisk bulunuyor. Bu taş Osmanlı merkezi yönetimine kafa tutan Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından Fransız devletine hediye edildi.

6. Montmartre

paris gezilecek yerler montmartre

Paris’te insan yoğunluğunun hiç azalmadığı noktalardan biri olan Montmartre, bir tepe üzerindeki semtin ismi. Montmarte, sanatın, sanatçıların ve pek çok sanatsal akımın doğduğu tarihi bir semt. Tepede kurulan beyaz kubbeli Sacre Coeur Bazilikasından Paris manzarasını izleyen yüzlerce insan, aynı zamanda dar sokaklardaki sanat atölyelerindeki sanatçılarla tanışıp, sanat eserlerine yakından bakma şansına kavuşuyor.

Picasso, Van Gogh gibi isimlerin de bir dönem çalıştığı bu bölge çok sayıda kafe, butik pastane ve restorana ev sahipliği yapıyor. Arnavut kaldırımlı ara sokaklarında yarım gününüzü geçirseniz de sıkılmayacağınız bir yer. Quartier Latin’in sokaklarında kaybolmak, kafelerin önündeki küçük masalarda gelip geçeni seyrederek bir zamanların bohem hayatını solumak gerek.

Küçük, şirin alışveriş sokağı Rue de L’Olive, Martin Luther King Parkı, Sacre Coeur, Paris’teki en eski kemerli çarşılardan Passage Jouffroy görmeniz gereken yerler arasında. Montmartre aynı zamanda Moulin Rouge kabaresinin de ev sahibi.

7. Sacre Coeur

Sacre Coeur, Paris, Fransa

Sacre Coeur Baziikası, Montmarte’nin yokuşlu bir tepesinde yer alıyor. Montmartre bölgesinin baş tacı beyaz mermerden oluşan Sacré Coeur Bazilikası’nda dünyanın en ağır kilise çanının sesleri, Paris’e dair unutulmayacak deneyimlerden birisi. Paris’in en ünlü kiliselerinden biri olan ve “kutsanmış kalp” anlamına gelen kilisenin kubbeleri nedeniyle camiye de benzetiliyor.

Kilise, içindeki muhteşem freskler, vitraylar, heykel ve tablolarıyla ünlü. Kilisenin yanındaki ara sokaklardan biraz daha yukarı çıktığınızda ulaşabileceğiniz Ressamlar Tepesi (Place du Tertre), dünyanın birçok yerinden gelen ressamların ve sanatçıların bulunduğu bir merkez. Gün batımında merdivenlerine oturup şehir manzarasını izleyin.

Kilise yılın her dönemi 06.00-22.30 saatleri arasında ziyarete açık. Bazilikayı ziyaret etmek ücretsiz, ancak bağış kutusuna cüzi bir miktarda bağış yapmanız bekleniyor. Kulesine çıkmak için bir ücret ödemek gerekiyor. Kubbe bölümü ise mayıs-eylül döneminde 08.30-20.00, ekim-nisan döneminde ise 09.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.

8. Seine Nehri

paris seine nehri

Paris’i güney ve kuzey olmak üzere ikiye bölen Seine Nehri, 1991’de çevresi dünya mirası listesine alınmış bir bölge. Kıyıları zarif parklarla ve sayısız tarihi kalıntılarla çevrili olan nehrin, etrafında her biri ayrı özellikler taşıyan köprüler de bulunuyor.

Paris’in en çok ziyaret edilen yerlerinin başında Seine Nehri üzerindeki Arceveche köprüsünün Quartier Latin ayağının üzerindeki mütevazı demir korkuluklar da turistlerin gözde yerleri arasına girmeyi başarmış bir yer. Burayı farklı kılan korkuluklar üzerinde aşıklar tarafından asılan kilitler.

Aşıkların kilit asıp anahtarını Seine Nehrine attığı korkuluk özellikle genç çiftlerin ilgisini çekiyor. Paris aşıklar kenti olduğunu düşünen birçok sevgili bu geleneği yerine getirmek için Paris’e gelip mutlaka üzerine yazdıkları isim ve kazıdıkları sembol kalp resimleri olan kilitleri asıyorlar.

9. Île de la Cité

Île de la Cité Adası

Île de la Cité, dönemin hükümdarlarının saraylarını ve önemli figürlerin evlerine ev sahipliği yapmış, günümüz Paris’inin ise en turistik bölgelerinden biri. Ada ve çevresinde kurulan yerleşimin bugünkü Paris’in ilk temelleri olduğu söyleniyor. Adaya Pont Neuf üzerinden ulaşılabilir. Türkçe karşılığı ‘Yeni Köprü’ olan yapı 17. yüzyılda 4. Henry tarafından yaptırılmış.

Seine Nehrinin ortasında bulunan iki büyük adanın büyük olan bu adadaki en ünlü yapı ise Notre Dame Katedrali. Adadaki Orta çağa ait yapıların çoğu şehir planlamasından sorumlu Baron Georges-Eugene Haussmann’ın gazabına uğramış. Yıkımdan kurtarılan Sainte Şapeli (Sainte Chapelle), renkli camlarından içeriye süzülen rengarenk yansımasıyla ünlü. Paris’in en eski renkli camları bunlar. Şapel aşırı dinci 9. Louis tarafından kutsal emanetlerin saklanması amacıyla yaptırılmış, ancak emanetlerin çoğu Fransız Devriminde kaybolmuş.

Kilisenin içini ve tarihini tanıtan turlardan birine katılabilirsiniz. Ziyaret için en uygun zaman kalabalığın en az olduğu sabah saatleri. Kilise, 2 Ocak – 31 Mart döneminde haftanın 7 günü 09.00-17.00 arası, 1 Nisan – 30 Eylül döneminde haftanın 7 günü 09.00-19.00 arasında, 1 Ekim – 31 Aralık döneminde ise haftanın 7 günü 09.00-17.00 saatlerinde ziyaret edilebiliyor. St. Chapelle Kilisesi giriş ücreti yetişkinler için 11,50€. 18 yaş altındaki ziyaretçiler için ise ücretsiz.

Saint-Chapelle’in hemen kuzeyinde bulunan Conciergerie’de ise zaman zaman konserler veriliyor. Hatta Marie Antoinette giyotinle idam edilmeden önce son günlerini de burada geçirmiş. Dauphine Sarayı (Palace Dauphine), 4. Henry tarafından Dauphine olarak da bilinen 13. Louis anısına yaptırılmış. Alımlı ve cazip görünümlü restoranıyla açık havada yemek ve etraftaki insanları izlemek için çok güzel bir mekan.

Notre Dame’ın gölgesinde kalmış, küçük Orta çağ sokaklarından oluşan Ancien Cloitre Quartier, eskiden aralarında kötü şöhretli Peter Abelard’ın da bulunduğu eski bir papaz okulu öğrencileri tarafından sıkça ziyaret edilirmiş. Hemen yanında bulunan Adalet Sarayı (Plais de Justice), Neoklasik tarzdaki birkaç adliye binasından oluşuyor.

Adanın diğer ünlü bölgeleri ise kırmızı tuğlalı evlerin bulunduğu Place Dauphine ve katedral toplarının saklandığı yer olan Rue Chanoinesse. Paris gezilecek yerler listesinde olması gereken ada içinde görülebilecek bir başka yer de Henry IV’ın atlı heykelinin bulunduğu Square du Vert-Galant.

Adanın batı tarafının sonunda bolca gölgelikli ve huzurlu bir yer olan bölge, piknik yapmak ya da kitap okumak için oldukça uygun bir yer. Ayrıca adada toplama kamplarında can vermiş 200,000 Fransız için yapılmış olan bir abide olan Mémorial des Martyrs de la Déportation de bulunuyor.

10. Notre Dame Katedrali

Parisin Gezilecek Yerleri

Paris’in en eski sembollerinden biri olan Notre Dame Katedrali, Seine Nehrinin üzerindeki doğal adalardan biri olan İle de la Cite’in doğu tarafında bulunuyor. 1163’te başlayıp 1345 yılında bitirilen ve iyi bir Fransa gotik mimari örneği olan 800 yaşındaki Notre Dame Katedrali, Fransız gotik mimarisinin en iyi örneği olarak kabul ediliyor. Avrupa’nın ilk gotik katedrallerinden Notre Dame hem sanatsal hem de mimari açıdan ziyaretçileri büyüleyen bir atmosfere sahip.

Çanı, heykelleri, vitraylarıyla natüralizm akımının ağır etkisi altında inşa edilen bu görkemli katedral, Uzaktan baktığınızda heybetli bir katedral görürken, yanına yaklaştığınızda bir dantel gibi işlenmiş heykellerine hayran kalıyor, kendinizi küçücük hissediyorsunuz. Gotik mimari özellikleri taşıyan birbirinden farklı mimari güzellikleriyle dikkat çeken üç kapısı bulunan katedral çok büyük bir kilise orguna da ev sahipliği yapıyor.

Katedralin etrafını gezmek, içini dolaşmak, 387 basamaklı merdiven ile kulenin tepesine çıkmak her Paris ziyaretçisinin yapması gereken bir şey. Kulenin tepesine çıkmak biraz zorlasa da emin olun ki göreceğiniz panoramik manzara karşısında tüm yorgunluğunuzu unutacaksınız. Yine çoğu yerde olduğu gibi burada da ziyaret için en uygun zaman sabahın erken saatleri. Güneşin yapının ön cephesini aydınlattığı bu saatlerde ziyaret kalabalığı ve kule sırası da oldukça az olur.

Katedral, yaz döneminde (1 Nisan – 30 Eylül) 10.00-18.30, kış döneminde (1 Ekim – 31 Mart) 10.00-17.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Bilet satışı kapanış saatinden 45 dakika önce sone eriyor. Notre Dame Katedrali giriş ücreti 10€.

11. Île Saint-Louis

Île Saint-Louis, Notre Dame’ın tam arkasında, Seine Nehri üzerinde yer alan diğer bir ada. Genellikle ailelerin yaşadığı evlerle lüks bir semti andırıyor. Sakin ve kendi hâlinde yaşamıyla ayrı bir bölge hissi veriyor. Kafeleri, restoranları, dondurmacıları ile ünlü.

Place Dauphine ve Rue Chanoinesse olmak üzere iki bölge bulunuyor. Günümüzde pek çok önemli anıtsal yapıyı üzerinde barındırması bakımından ayrı bir öneme sahip. Barok stilinde inşa edilen Saint-Louis en l’Île Kilisesi ise adanın en dikkat çeken mimari eserlerinden.

12. Jardins du Luxemburg

Paris Gezilecek Yerler Listesi

Günümüzde Fransız senatosu olarak kullanılan ve Lüksemburg Bahçeleri olarak bilinen Lüksemburg Bahçesi (Jardins du Luxemburg), on yedinci yüzyılda Lüksemburg Sarayı olarak hizmet veren bir yapı. Yemyeşil bitki örtüsü, çiçekleri, çakıl taşları ve tarihi isimlerin heykelleriyle bezeli bu bahçede çok sayıda meyve ağacı da bulunuyor.

Paris’in en sevilen yeşillik alanında, öğrencileri, iş çıkışı saatlerinde evlerine dönen takım elbiseli adamları, festivalleri, tenis kortlarında ter dökenleri, Paris yetişkinleri arasında popüler olan petang oyununu oynayan insanları görmeniz mümkün.

13. Orsay Müzesi

Seine Nehrinin solundaki eski tren garında yer alan Orsay Müzesi, 1800’lere ait zengin resim, heykel ve fotoğraf koleksiyonuyla kentin Louvre’dan sonraki en önemli müzesi. İnşası 1900’de tamamlanan tren garı olan müze binası, 1939’dan sonra istasyonların uzun trenler için uygun olmamasından dolayı ulaşıma kapanarak 1986’da müze haline getirilmiş. Lille Caddesi’nde yer alan müzeyi, her yıl iki milyondan fazla turist ziyaret ediyor.

Müze, pazartesi günleri hariç haftanın 6 günü 09.30-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Perşembe günleri 21.45’te kapanıyor. 1 Mayıs ve 25 Aralık’ta ziyarete kapalı. Orsay Müzesi giriş ücreti 14€. 18 yaşın altındakiler, 25 yaşın altındaki öğrenciler ve öğretmenler 12€’ya indirimli bilet alabiliyor.

14. Garnier Operası

pariste gezilecek yerler

Charles Garnier tarafından İkinci İmparatorluk döneminde tasarlanan Opera Garnier, 1875’te Üçüncü Cumhuriyetin ilk günlerinde tamamlandı. Opera, 450 kişilik bir oyuncu kadrosunu taşıyabilen sahnesi ile dünyanın en büyük operası özelliğini taşıyor.

Neo-barok stilde yapılan binada Mozart, Rossini, Beethoven, Spontini, Philippe Quinault, Meyerbeer, Fromental Halévy ve Daniel Auber gibi ünlü bestecilerin bronz büstleri bulunuyor.

Yeraltında yapay bir göl meydana getiren bir yeraltı nehrinin üzerine inşa edilmiş olması Opera’nın bir diğer önemli özelliği. Gaston Leroux tarafından yaratılan Operadaki Hayalet’in (The Phantom of the Opera) hâlâ aşağılarda bir yerde dolaştığı söylenir. Opera Paris’i gezerken kaçırmamanız gereken mekanlardan biri.

Opera binası, haftanın 7 günü 10.00-16.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Yaz döneminde ise 10.00-18.15 saatlerinde ziyarete açık. 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık’ta ziyarete kapalı. Garnier Operası giriş ücreti 14€. Sergi olmayan dönemlerde 12€’ya ziyaret edilen operada indirimli bilet ise 10€.

15. Versay Sarayı

Paris Versailles

Paris gezilecek yerler arasında önemli bir müze olan Versay Sarayı’na da gidin. 17. yüzyıla ait bir kraliyet konağı olan Versailles Sarayı, Fransa’nın en ihtişamlı zamanlarının simge yapılarıdan biri. Aynı anda 20 bin kişiyi barındırabilen yer, Avrupa’nın en büyük saraylarından biri. İspanya’da doğmuş fakat Fransa’da yaşamış birçok sanatçının eserleri, Versay Sarayı’nda sergileniyor.

Göz alıcı güzellikte bahçelerle çevrelenmiş olan bahçesi, görkemli iç tasarımı ve II. Dünya savaşını sona erdiren Versay Antlaşması’nın yapıldığı en önemli dairesi Aynalı Salon’u ziyaret edin. Bahçelerinin düzeni ve güzelliği ile havuzlarındaki Apollon heykelleri göz kamaştırıcı

Saray, pazartesi hariç haftanın 6 günü 09.00-17.30 saatleri arasında ziyarete açık. 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık’ta ziyarete kapalı. Versay Sarayı’nın Müzikal Bahçeleri ve Müzikal Çeşme Gösterileri dışındaki kısımları 18 yaşın altındaki tüm gençlere ve 26 yaşın altındaki tüm Avrupa Birliği sakinlerine ücretsiz. Onun dışındaki kişiler saraya, Trianon’un mülkiyetine, geçici sergilere, bahçeler ve parklara, Müzikal Çeşme Gösterileri veya Müzik Bahçelerine 20€ karşılığında girebiliyor.

Kasım ayından mart ayına kadar her ayın ilk pazar günü turlar için, Devlet Daireleri ve Ayna Salonu, fuarlar, Dauphin ve Dauphine’nin daireleri, Mesdames’in Daireleri, Koridor Odası, Battles Galerisi, 1830 oda, Marie-Antoinette’in Büyük Trianon ve Malikanesi kısımlarına ücretsiz giriş imkanı sunuluyor. Ayrıca tüm ziyaretçiler için Audioguide da ücretsiz.

16. Paris Disneyland

paris gezilecek yerler disneyland

Avrupa’nın en çok ziyaret edilen eğlence alanlarından Paris Disneyland, yediden yetmişe herkesin zevkine hitap eden bir tema park. Büyülü bir panayırı andıran bol aksiyonlu park verdiği yaşam enerjisiyle her yaştan insanı cezbeden dünya üzerindeki sayılı yerlerden biri.

İnsanın hayal gücünü zorlayan bir eğlence mekanı olan Disneyland, iki adet parkı, otelleri, dinlenme, yemek ve eğlence alanlarıyla gezginlere renkli bir dünyanın kapılarını açıyor. İster tek başınıza ister sevgilinizle ister ailecek gidin Paris’e, en az 1-2 gününüzü buraya ayırın.

Disneyland, bana göre başlı başına gidilip görülmeye değer bir yer. Walt Disney’in tüm karakterlerinin yanı başınızda olduğu, çocukların neşe dolu gözlerle etrafa baktığı bu büyüleyici yerde kendinizi çizgi romanların içinde hissediyorsunuz. Disney’in hayali dünyasını sizlere sunan bu etkileyici tema parkta çocuklarınız düşlerindeki çizgi film karakterleri ile tanışırken, sizler de çocukluğunuza geri dönün.

17. Moulin Rouge

‘Kırmızı Değirmen’ anlamına gelen ünlü bir kabare olan Moulin Rouge, Pigalle’de yer alıyor. Dünyaca ünlü şovları, orijinal eğlence programları ve danslarıyla pek çok turisti ağırlayan ve ilginç bir tasarıma sahip olan yapı, mimari açıdan pek çok binaya öncülük etmiş, yaşayan bir müze niteliğinde.

18. Place des Vosges

parisin görülecek yerleri

Paris’in en eski meydanlarından biri olan Place des Vosges 1612’ye tarihleniyor. Victor Hugo’nun yaşadığı ve müzeye dönüştürülen evin de bulunduğu meydanda kırmızı tuğlalı, geleneksel mimariye sahip evler oldukça ilgi çekici.

19. Paris müzeleri

Paris müzeleri başlı başına vakit ayrılmayı hakkedecek kadar zengin ve etkileyici. Görülmeye değer bir müze olan Quai Branley Müzesi, Afrika, Amerika, Asya ve Okyanusya’dan eserlere ev sahipliği yapıyor. Son yıllarda Paris’e kazandırılan Mimarlık ve Mimarlık Mirası Müzesi (Cite de l’architecture et du patrimoine) ise “dünyanın en büyük mimari müzesi” olmak amacıyla açılan ve 12.yy’dan günümüze mimarinin tarihini sergileyerek modern fikirleri de göz ardı etmeyen bir müze.

Muazzam Moyen Çağı Müzesi, dünyanın en güzel ve eşsiz Orta Çağ koleksiyonlarını bünyesinde saklıyor. Roma hamamları, el dokumaları, Orta Çağ dönemine ait vitraylar ve muhteşem mücevherleri burada görmeniz mümkün. Chemin Vert ve Saint Paul metro istasyonları yakınındaki barok yapıdaki Carnavalet Müzesi’nde tek bir cent harcamadan Paris’in tarihine yolculuğa çıkılabiliyor.

Mimari şaheser olarak göze çarpan birçok şaheser de var Paris’te. Arap Dünya Enstitüsü bunlardan sadece biri. İslam kültüründen esinlenerek 1987’de Fransız mimar Jean Nouvel tarafından yapılmış. Müzede, Ortadoğu sanatı ve arkeolojik buluntuların sergilendiği bir bölüm de yer alıyor. Modern Sanatlar Müzesi (Paris Museum of Modern Art), Braque’den Matisse’e sanatın keyfine varmak için ziyaret listesine eklenebilir.

Modern sanatlara ilgi duyanlar Avrupa’nın en geniş modern sanat koleksiyonuna sahip Pompidou Sanat Merkezi‘nin altını üstüne getirebilir. Kültür ve sanat merkezi olarak tasarlanan yer aynı zamanda kütüphane olarak da hizmet veriyor. Heykeltıraş Brancusi’nin eserlerinin bulunduğu Brancusi Atölyesi, ücretsiz olarak ziyaret edilebilen yerler arasında. Fransız entelektüel yaşamının merkezi Lucernaire Tiyatrosu, devamlı değişen ve ücretsiz olarak ziyaret edilebilen fotoğraf sergileri için en doğru adres.

20. Père Lachaise ve Montparnasse Mezarlıkları

Ünlü simaların yeşiller arasında ve huzur içinde yattığı Père Lachaise Mezarlığı’nda, edebiyatın ölümsüz isimlerinden Proust ve Balzac, mezar taşına rujlu dudak izi bırakmanın gelenek haline geldiği Oscar Wilde ve mezarına ziyarette çiçeğin yanı sıra sigara ve alkolün de sevgi göstergesi olarak bırakıldığı Jim Morrison ziyaret edilebiliyor.

Père Lachaise Mezarlığı’na kıyasla daha az gösterişli olan Montparnasse Mezarlığı’nda Jean-Paul Sartre, Simone de Beauvoir ve Samuel Beckett’in mezarlarını ziyaret etmek ve huzur içerisinde bir yürüyüş yapmak mümkün.

parisin gezilecek yerleri
Paris Sokakları, Fransa

Aşkın başkenti, modanın kalbi, romantizm cenneti. Paris’i cazip kılan özellikler tanımlamakla bitmiyor. Şehir bu denli özelken, şehri deneyimlemenin maliyeti epeyce pahalıya mal oluyor. Ancak Paris seyahatini bütçe dostu, ücretsiz olarak gezilebilecek yerler de var.

Paris’te alışık olunan meydanlardan farklı olarak Vosges Meydanı, dört tarafının da ayni tip, pembe boyalı, küçük pencereli, balkonlu evler tarafından çevrilmiş bir parkın süslediği meydan olması. Binaların mimarisi, simetrik park düzenlemeleri, çeşmeleri, heykelleri ve daha pek çok detayla mutlaka görülmesi gereken bu meydanda Victor Hugo’nun 1832-1848 arasında yaşadığı ve müzeye dönüştürülen evi gezilebiliyor.

Lafayette Galerisi (Galeries Lafayette), Paris’te görülmesi gereken yerler listesinin olmazsa olmazlarından. Paris’in 9. Bölgesinde bulunan ve içinde Paris stilini yansıtan üst düzey kaliteli dükkanların bulunduğu 3 binadan oluşuyor.

Ana bina olarak da bilinen Lafayette Coupole’da gençler ve çocuklar için son trend moda akımları sergileniyor. Düğün planı yapan çiftler, en yeni tarz ve son moda ürünleri görmek için Marriage Boutique’i ziyaret edebilirler. Yorucu geçen alışverişin sonunda biraz rahatlamak için en üst katta bulunan restoran gerçekten buna çok uygun. Muhteşem bir teras ve aşağıdaki dükkanları tepeden görebileceğiniz harika bir manzara sunuyor.

Paris’in parkları şehrin içinde nefes almak isteyenler için huzur ortamı, piknik alanı, kitap okuma mekanı, hatta zaman zaman işyeri bile olabilir. Paris’in en dik yollarına sahip parkı olan Buttes-Chaumont Parkı, biraz yorucu olsa da, gidildiğinde karşılaşılan manzara, dingin kuş sesleri ve içerisinde yer alan şelale, tüm bu yorgunluğa değer. Buttes-Chaumont metro istasyonunda indikten sonra önünüzdeki 2,5 kilometrelik parkurda yürüyecek, hatta Pazar gününe denk gelmişseniz parkın içindeki kahvelerde parti ortamına bile katılabileceksiniz.

Paris’teki yoğun tempolu şehir hayatına kısa bir mola vermek için yapılacak bu park ziyareti, yeniden enerji depolamak için ideal. Louvre Müzesi ve Place de la Concorde arasında yer alan tarihi Tuileries Bahçesi’nde Marie Antoinette’in ayak izlerinden gitmek ve Napoléon’un heybetli Zafer Anıtı’nı görmek mümkün. Bois de Boulogne ise şehrin batı ucunda Napoleon’un emriyle kurulmuş. Yapay parkta ördekler, rengarenk çiçekler ve göller var.

Parc de la Villette, Paris’in eski mezbahalarının parka dönüştürülmesiyle yapılmış. Şimdi tertemiz, her noktası tasarlanmış, içerisinde birçok yapıyı kapsayan bu parkın en dikkat çekici yapılarından biri La Geode. Parkta pop konserleri, konservatuarlar, kütüphane, denizcilik müzesi, ama hepsinden önemlisi çocuklar ve bilim tutkunları için bir cennet olan La Cité des Sciences var. Arkada çalan müziğinde etkisiyle sizi adeta bilim kurgu filmlerinde hissettiren dev küresel sinemayı görmeden bu parktan ayrılmayın. Kendine has karakteristiği olan bu kürenin içinde sinema da var.

Huzur arayışında olup, mezarlık yürüyüşlerini biraz ürkütücü bulan ziyaretçiler için Chopin ve Guy de Maupassant heykellerinin de bulunduğu Monceau Parkı harika bir seçenek. Park aynı zamanda ünlü ressam Monet’e ilham veren ve resim yapmayı en çok sevdiği alanlardan. Saint Martin Kanalı’nın kenarında, şık Parislileri izlemek, Amelie filminin başkarakteri gibi kanalda taş sektirmek ve piknik yapmak gibi birçok küçük mutluluğa kapılıp gitme seçenekleri bulunuyor.

Marché d’Aligre Pazar Yeri’nde uzun uzun dolaşarak, birbirinden leziz Fransız peynirleri, çıtır çıtır baget ekmekleri ve dünyaca ünlü Bordeaux şaraplarını tatmak ve Fransız mutfağını deneyimlemek damak tadına hitap eden deneyimler arasında. Arnavut kaldırımlarıyla süslü Mouffetard Caddesi, leziz fırın, peynir dükkanları ve gurme tatlıcıları ile nam salmış bir cadde.

Gül şeklinde hazırlanan ve hem damağa hem de göze hitap eden dondurmaların tadılabileceği Gelati d’Alberto’nun da yer aldığı caddeyi ziyaret etmek için en uygun zaman, caddenin büyük bir pazara dönüştüğü cumartesi günleri. Paris’in en eski sokak pazarlarından biri olan Rue Mouffetard, St. Médard Kilisesi ve Roma dönemi harikaları bu yeşillikler arasında bulunuyor.

Fransız şarkıcı Edith Piaf’ın doğduğu semt olan Belleville Semti, çok kültürlülüğü ve ilham verici canlı atmosferi ile keşfetmeye değer. Şehirden uzaklaşmadan ancak doğanın tam ortasında yeşilin tüm tonlarını doyasıya izlemek için 4.5 km uzunluğundaki La Promenade Plantée Caddesi harika manzaralar sunuyor. Louis’in izinden gitmek, Yahudi Mahallesi’ni ziyaret etmek, eskici dükkanlarını ziyaret etmek Paris’in en meşhur bölgeleri arasında yer alan Le Marais Bölgesi’nde yapılabileceklerden yalnızca birkaçı.

Paris’e gitmeden izlemeniz gereken filmleri de ekleyeyim; Midnight in Paris, Amelie, Julie Julia, Before Sunrise, Paris Je T’aime. Ancak Paris’i filmlerde izlediğiniz gibi beklemeyin.

Paris sokaklarında yürürken bir film sahnesi yerine göçmenlerle dolu köşeler, sidik kokan metro durakları, güven vermeyen köşelerle karşılaşırsanız şaşırmayın. Ancak bana kalırsa bunlar Paris’in yukarıda saydığım güzelliklerini gölgede bırakamaz.

Negatifliklerini de abartmadan şehri keşfedin. Paris gezilecek yerler çok geniş alana yayıldığından mutlaka toplu taşıma kartı alın, taksi veya metro kullanın. Paris aceleye getirilecek bir şehir değil. Aşırı yorgunluk Paris’ten alacağınız zevki azaltır yok. Arada Paris‘in şirin kafelerinde mola vermeyi unutmayın.

12 YORUM 💬

  1. Çok güzel bir paylaşım olmuş. Biz 2019 sömestrde gitmeyi planladık. Kalınabilecek oteller hakkında da bilgi verebilir misiniz?

  2. Merhaba Kemal Bey, Ben agustos ayinda bir firmayla Avrupa turuna kayit yaptirdim, vize randevusuna daha onceden 6 aylik multi Malta vizesi aldigimi soyledigim icin firma tarafindan vize randevusuna gelmenize gerek yok dendi. Ancak simdi cagiriyorlar daha once Schengen vizesi icin park izi vermistim bu yuzden gitmem gerektigi soyleniyor ancak Ankara’dan randevu alinip bu durumun bilgisi randevuya alti saat kala tarafima bildiriliyor ne yapmam gerekir? Cevap verirseniz sevinirim. Tesekkurler…

    • Daha önce parmak izi vermiş olanların ve Schengen vizesi almış olanların tekrar aracı firmaya gitmesine gerek yoktu. Sonra kuralları değiştirdiler, tekrar parmak izi alıyorlar. Verilen saatte orada olmanız gerekiyor.

  3. Hocam rica etsem Fransa seyhati için önerilerinizi alabilir miyim? Birde güvenilir bir aracı kurum önerir misiniz? Teşekkürler şimdiden

💬 DÜŞÜNCELERİNİZİ BENİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın