Uygarlıkların tarihlerini incelediğimizde birçoğunun su havzalarının; göllerin, denizlerin ve akarsu kaynaklarının çevresinde kurulduğunu görebiliriz. Nil boyunca Mısır Medeniyetini, Dicle ve Fırat havzalarında Mezopotamya uygarlıklarını, Ganj kenarında Hintlileri ve Mekong çevresinde de Angkor Medeniyetini görebiliriz.

4350 km uzunluğuyla dünyanın on ikinci uzun nehri olan Mekong; Tibet’te yer alan Doğu Himalaya dağlarından doğup Çin, Myanmar, Laos, Tayland, Kamboçya ve Vietnam’da geçtiği yerlere hayat verip, Güney Çin Denizine dökülüyor.

Laos’un, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki eski başkenti Luang Prabang’da günbatımlarında rengi tadına doyulmaz bir kızıla dönüşür. Mekong Nehrinde tekne yolculuğu, Güney Asya gezginlerinin “yapılacaklar” listesinde muhakkak yer alıyor. Birçok gezgin Kuzey Tayland’dan Laos’a giriş yapıp Mekong boyunca seyahat edip Luang Prabang’a gelirken ben tersi istikamette seyahat etmeyi tercih ettim.

Mekong üzerinde yer alan Pak Beng köyüne gidecek tekne için acenteden biletimi aldım (130000KIP, 29TL). Pak Beng Köyünün görülesi dikkat çeken bir özelliği yok. Kuzeyden gelenler veya benim gibi kuzeye yönelenler için, Mekong Nehrindeki uzun yolculuğun bir durak noktası sadece.  Yolcuların çoğunun her yaştan gezgin olduğu tekneye sabah doluştuk. Teknenin yolcu kapasitesinin 50 kişi olduğu söylendi.

Teknede tuvalet ve küçük bir kafeterya bulunuyor. Fazla bir yiyecek içecek seçeneği yok. Nehirde akıntı mevsimden dolayı güçsüz ve hava da gayet iyi olduğundan gayet rahat bir yolculuk imkânı sağlıyor. Yanaşabileceği iskelesi olmayan bazı yerlerde yolcu indirip yeni yolcular aldı.

Nehir ve çevresi izlenmeye değer bir görünüm sağlıyor. Yemyeşil ağaçlar, nehir boyunca uzanan kıyı şeridinin çekiciliği, zaman zaman nehirde yer alan ve aralarından geçip gittiğimiz kaya oluşumları dikkate değiyor. Nehir geçtiği yerlere hayat veriyor.

Yol boyunca nehirde yüzen çocuklar, altın arayan aileler, balıkçı tekneleri, çamaşır yıkayan ve banyo yapan kimseler ise geziye renk katıyor.

Gün batımına yakın 8 saatlik bir yolculuk sonrası Mekong kenarında yüksekçe bir tepe üzerine kurulmuş şahane manzaraya sahip Pak Beng köyüne vardık.

Pak Beng’i daha şirin bekliyordum ama sıradan tozlu, topraklı, salaş bir köyden başka bir şey değildi. Tekneden iner inmez çevrenizi size konaklama satmak isteyenler sarıyor. Bütçeme en uygun olan Vatsana Guest House (50.000KIP,11TL) tercihim oldu. Benden sonra teknedeki birçok gezgin de kaldığım misafir evine gelip yerleşti.

Kasabada birkaç tane güzel restoran var. Teknede tanıştığım 2 Japon gezginle bir restoranda yemeklerimizi yiyip, oldukça yavaş ve sürekli kopan interneti kullanmayı çalıştık. Burasını beğeneceğimi umup, birkaç gün kalabilirim diye düşünüyordum. Yarın kuzeye, en kuzeye, Çin sınırına 50 km kadar yakınlarında olan, eko trekking ve lokal kabileleriyle meşhur, Laos’un olmazsa olmaz görülmesi gereken yerlerinden biri olan Luang Namtha’ya geçeceğim.

Day 577: LAO:10, Luang Prabang. 2 Mart 2012, Cuma

7 YORUMLAR

  1. 3 yıl önce ben de Laos’daydım bu yolculuğu yapmayı çok istedim ama kısmet olmadı. Çok ilginç yerler gibi görünüyor.

    • Çok kalabalık ve gürültülü bir yer. Dışarıda trafikte sakın motora bilmeyin, boğulursunuz maskesiz. Gece hayatı trafiği gibi kalabalık ve canlı.

  2. Fotograflar nedense bana herhangi bir köyde değil de marsta yaşam falan gibi bi filmin seti gibi… Sanırım kum, kayalıklar ve nehrin kzıl rengi öyle hissettirdi. Garip bir coğrafya…

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!