Çağdaşlığın simgesi Londra, gelenekçi kimlikle tarihi dokusu özenle korunmuş, gecesi ve gündüzü capcanlı, nezaketin yaşayan bir değer olarak saygı gördüğü şahsına münhasır bir İngiliz kenti. Şehri boydan boya kat eden Thames Nehri kıyısına 2000 yıl önce Romalılar tarafından ‘Londinium’ adı verilerek kurulmuş. Her daim popülerliğini koruyan Londra, bugün dünyanın en önemli iş ve finans merkezlerinde biri olarak dünyanın merkezi olarak adlandırılıyor.

İngiltere‘nin başkenti Londra, 300 ayrı dilin konuşulduğu kozmopolit yapısı, kültürel çeşitliliği, dünyanın en değerli hazinelerini barındıran müzeleri, dünyaca ünlü şov ve müzikalleri, kırmızı telefon kulübeleri ve ünlü mağazalarıyla keşfettikçe bambaşka bir hikâyenin kapısı aralandığı bir şehir. Genelde griye çalan kasvetli havasına rastgelmeniz muhtemel olsa da aceleye getirilmemesi gereken bir kent.

londra gezilecek yerler

İngiliz yazar Samuel Johnson, “Londra’dan bakmak hayattan bakmaktır, zira Londra’da hayatın sunabileceği her şey mevcut” demiş. Başkent Londra klasikleşmiş manzaraları dışında, sanat mabetleri, zengin müzeleri, asırlık kitabevleri, capcanlı sokakları, kenti sarmalayan ve içine alan parklarıyla herkese farklı seçenekler sunan dünyanın özel kentleri arasında.

Londra çok yeşil bir yer, şehir düzenlemesi çok özenli yapılmış. Üstelik kafanızı nereye çevirseniz yüzlerce yıllık yapılarla karşılaşıyorsunuz. Parklar, yürüyüş alanları, göller harikulade. Şehrin kocaman ve insana huzur veren parklarında ve meydanlarında oturup, hiç bir şey yapmadan şehri hissetmeli.


Londra gezilecek yerler 📌

Diğer köklü Avrupa şehirlerinin aksine, Londra’nın The City Of London ile Parlamento Binası ve Buckingham Sarayının olduğu The City Of Westminster adlı iki adet tarihi şehir merkezi var. 150 yıllık tarihiyle dünya üzerindeki en eski yer altı ulaşımına Londralılar Tube diyor. Tube, otobüs veya yürüyerek gezmek en güzeli. 72 milyarderiyle dünyadaki en çok milyarderin yaşadığı şehirde halkın %90’ı toplu taşıma kullanıyor.

Dünyanın ilk metrosu 1863’te açıldığı Londra’yı toplu taşıma ile gezmek kolay. Londra’da hiçbir koşulda araba kiralamanız tavsiye etmem, özellikle de turist olarak. 2003 yılından bu yana hafta içi akşam saatlerine kadar şehir merkezine araç giriş ücretli. Taksi ya da metro kullanarak dilediğiniz yere kolayca ulaşabiliyorsunuz zaten.

Hava şartları elverişli olduğu sürece 1 gün ya da zamanınız varsa iki gün Hop On Hop Off otobüsüyle Londra turu yapmak iyi fikir. Gezilip, görülecek çok yer var. Şehirde sürekli gördüğünüz bu iki katlı otobüsler dışında sadece turistik yerleri dolaşan özel firmalara ait birçok otobüs var.

Eğer yazın ya da bahar aylarında hava uygunken giderseniz üstü açık otobüsleri seçin. Bu otobüsler hem temiz hava hem de daha geniş bir açıyla şehri görmeniz açısından gayet güzel. Genellikle her 15 dakikada duraklarından yolcu alıyorlar. Dilediğiniz yerde inerek tekrar dilediğiniz yerde binebildiğiniz otobüslerde unutmamanız gereken şeyse, şehir içinde birçok farklı bölgede belli rotaları takip ediyor oluşu. Hangi rota üzerinde olduğunuzu haritadan takip edin.

Otobüs turunu daha keyifli hale getirmek için 2 günlük biletlerden alın ve böylece şehrin hemen hemen tümünü gezmiş olursunuz. Otobüse her bindiğinizde biletinizi şoföre gösterin. Hangi tur firmasını kullandığınıza dikkat edin çünkü aynı renkte otobüslerde birçok firma var. Otobüsten indiğiniz yeri unutmayın, çünkü geri dönerken yine aynı yerden otobüse bineceksiniz. Eğer kaybolursanız otobüs turu işaretlerini bulmaya çalışın.

Nerelere gitmek istediğinizin planını baştan yapın ve ona göre sırayla inmek istediğiniz yerlerde inip aynı yerden tekrar binerek yolunuza devam edin. Bu şekilde hazırladığınız rota üzerinde her şeyi görebilir ve aynı yerlerden tekrar tekrar geçip zaman kaybetmezsiniz.

Londra’nın olmazsa olmazlarından biri de ünlü Thames Nehrinde tekne ile gezmek. Süreleri 30 dakikadan 4 saate kadar değişen tekne turuyla şehrin pek çok önemli turistik yerlerinden geçerek muhteşem bir şehir manzarası izleyebilirsiniz.

Thames Nehri üzerinde yalnızca yayalara açık olan çelik bir asma köprü olan Millennium Bridge, kentin Bankside bölgesini şehir merkezine bağlıyor. 2000 yılında açılan Londra’nın en yeni köprüsünden geçmedim demeyin! Üstelik bulunduğunuz yerden çok güzel fotoğraf kareleri yakalayabilirsiniz.

1. British Museum

British Museum
Londra British Museum
Antik Mısır’da, 19. Hanedan firavunlarından II. Ramses

British Museum‘da müzede sergilenen eserler kelimelerle anlatılamayacak kadar büyülü bir güzelliğe sahip. Bir zamanlar İngiltere için ‘Üzerinde güneşin hiç batmadığı ülke’ deniyordu. O zamanlar İngiltere’nin ne kadar büyük olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Okyanusya da adını dahi duymadığımız adalardan Asya, Avrupa ve Amerika kıtasında kadar uzanan bir imparatorluk kurmuşlardı. Global genişleme süresince İngiltere milyonlarca antik eşyayı bir zamanlar hüküm sürdüğü yerlerden toplayıp buraya getirdi.

Örneğin Rosetta Stone’u burada görmek mümkün. Yüzyıllar boyunca çözülemeyen bir sır olarak kalan hiyeroglif, Napolyon’un 1798’de Mısır Seferi sırasında bulunan bu taşın yardımıyla çözülmüştü. British Museum’da görülecek şeylerin listesi o kadar uzun ki anlatmakla bitmez, o nedenle mutlaka Londra gezisi programınızda yer bulsun.

🕘Müze, cuma hariç haftanın 6 günü 10.00-17.30, cuma günleri ise 10.00-20.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Müze 1 Ocak ve 24-26 Aralık tarihlerinde ziyarete kapalı. 💷British Museum ziyaretçilerinden giriş ücreti alınmıyor.

2. Trafalgar Meydanı

trafalgar meydanı

Trafalgar Meydanı (Trafalgar Square), kenti ziyaret eden turistlerin de şehri tanımak ve keşfetmek için uğradığı ilk yerlerden. Günün her saatinde, hep cıvıl cıvıl, Londra’nın ikonu, turistlerin en gözde mekanı. Meydanda biraz turlayıp bir kafede soluklanarak insanları izleyin.

Meydanı süsleyen birçok heykel ve çeşmeler var. Meşhur Nelson Sütunu da bu meydanda yer alıyor ve hemen altında ise 4 aslan yatıyor. Trafalgar Savaşında ölen Amiral Lord Horatio Nelson’ın anısına yapılan bu sütun Londra’nın ilgi çeken yerlerinden biri.

Yaşamış bir kahraman olmamasına rağmen hikayelerin ünlü dedektifi Sherlock Holmes ve yardımcısı Doktor Watson’ın evi müze olarak düzenlenmiş. Hikâyelerdeki eşyaları karşınızda görünce şaşırmayın, alacağınız bir büyüteçle hemen iz sürmeye başlayın. 1824’te kurulan National Gallery, Trafalgar Meydanında yer alıyor.

3. National Gallery

londra national gallery

Londra Ulusal Galerisi (National Gallery), sanatseverler mutlaka Londra gezilecek yerler listesine alması gereken mükemmel bir yer. 1824’de faaliyete başlayan National Gallery of London, yılda ortalama 4-5 milyon civarı turist çekiyor. 13. yüzyıldan 19. yüzyıla uzayan yaklaşık 2,300 civarında muhteşem bir resim koleksiyonuna sahip.

Avrupa’daki diğer ulusal müzelerin aksine çok fazla bir koleksiyon olmasa da Giotto’dan Cezanne’ye kadar en önemli ressamların eserlerinin çoğuna ev sahipliği yapıyor. Özellikle Van Gogh, Da Vinci, Michelangelo, Monet, Titian, Rembrandt, Caravaggio ve daha birçok ünlü sanatçının eserlerinden oluşan koleksiyonu kesinlikle görülmeye değer. En güzel tarafı da bu muhteşem yere girişin ücretsiz olması.

🕘 Galeri, cuma günleri dışında 10.00-18.00, cuma günleri ise 10.00-21.00 saatleri arasında ziyarete açık. Galeri, 1 Ocak, 24-26 Aralık tarihlerinde ziyarete kapalı. 💷 Ulusal Galeri’ye girişte ücret alınmıyor.

4. Buckingham Sarayı

Londra Buckingham Palace
londrada gezilecek yerler

Buckhingham Sarayı, Birleşik Krallık Kraliyet Ailesinin Londra‘daki ikamet merkezi. Pek çok kişi saraya askerlerin görev devir teslim töreni için gidiyor. Hareketsiz duran askerlerin göz alıcı kırmızı üniformaları içinde devasa tüylü şapkalarıyla ‘hazır olda’ beklemelerini izlemek gerçekten farklı bir deneyim.

Günde yalnızca bir sefer yapılan bu değişimi kaçırmamak için, otelinizden ya da tur rehberinizden tam olarak saat kaçta değişim olacağının bilgisini alıp o saatte gitmenizde fayda var. Genellikle çok kalabalık olduğunu aklınızda bulundurarak bir süre önce orada bulunmanız gerekebilir. Olur da göremezseniz de yine de yalnızca askerleri görmek ve fotoğraflarını çekmek de güzel bir deneyim olacak.

Buckingham Sarayı’nın en güzel yanı ise artık halka açık olması. Hemen yanında bulunan bölgeden biletlerinizi alıp hem bahçesini hem de içini gezmeniz mümkün. Tabii ki tüm odaları halka açık değil ancak büyük bir bölümünü görebiliyorsunuz. Bazı odalar olağanüstü güzel. Ziyaret etmeden önce mutlaka rehberinizle konuşup açık olup olmadığını öğrenin çünkü bazen kraliyet seremonileri için kapatıldığı da oluyor.

Kraliçe Buckingham Sarayında olduğunda Kraliyet Bayrağının, olmadığı zamanlarda ise İngiltere Bayrağının göndere çekildiğini biliyor muydunuz?

🕘Buckhingham Sarayı, 25 Temmuz – 31 Ağustos döneminde 09.30-19.30 (bilet satışı 17.15’te bitiyor), 1 Eylül – 31 Ağustos döneminde ise 09.30-18.30 (bilet satışı 16.15’te bitiyor) ziyarete açık. 💷Buckingham Sarayı giriş ücreti 26,50£, öğrenci bileti ise 24£.

5. Victoria ve Albert Müzesi

Victoria Albert Müzesi
Celeste Salonu, Victoria and Albert Museum
Natural History Museum
Natural History Museum

Victoria ve Albert Müzesi (Victoria and Albert Museum), 1852 yılında Prens Albert ve Kraliçe Victoria adına yapılmış. Dünyanın en büyük dekoratif sanat ve tasarım müzesi olmasının yanında tam 4.5 milyon parça eseri barındıran müzede her kültüre ait bir parça bulmak mümkün.

Dünyanın hemen her yerinden sayısız antika ve günümüze ait eserlerin bulunduğu müzede, Ortaçağ’dan kalma heykel, kostüm, ev eşyaları, mücevher ve gümüşlere kadar uzanan oldukça geniş bir koleksiyon ziyaretçilere sunuluyor. Baskı resim, fotoğraf ve her türlü resim ve çizim eserlerini de yine bu müzede görmek mümkün.

Heykellere meraklı olanların ilk olarak bakması gereken yer olan Duruşma Salonu iki devasa odadan oluşuyor. Trajan Sütunu ve Michelangelo’nun Davud Heykelinin replikalarının bulunduğu bölüm oldukça büyük, en az 1 saat ayrımak gerekiyor.

🕘Victoria ve Albert Müzesi ziyaret saatleri 10.00-17.45. Müze, cuma günleri 10.00-22.00 saatleri arasında ziyarete açık. 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık tarihlerinde ziyarete kapalı. 💷 Victoria ve Albert Müzesi’ne giriş ücreti alınmıyor. Londra’da Güney Kensington bölgesinde bulunan müzeye 14, 430, 74 ve C1 numaralı otobüslerle ulaşabilirsiniz.

Londra’nın en önemli kültür, sanat, etkinlik ve organizasyon mekanlarından biri olan Royal Albert Salonu (Royal Albert Hall) da buraya oldukça yakın. Muhteşem mimarisi, etkileyici akustiği ve iç dekorasyonu ile mimarlık şaheseri olarak da adlandırılan yapı Kraliçe Victoria tarafından 1871’de açıldı. Royal Albert Salonu, yalnızca turlarla ziyaret edilebiliyor.

Yine Victoria ve Albert Müzesine oldukça yakın olan Natural History Museum (Doğal Tarih Müzesi) Londra’nın en çok turist çeken yerlerinden biri. İçerisinde paleontolokiden, botaniğe ve mineralojiye kadar birçok farklı alana dair madde bulmak mümkün. Toplamda yaklaşık 70 milyon adet mineral ve fosil bulunuyor. Ayrıca muhteşem sanat galerisinin yanında oldukça ilginç el yazmaları da yine ziyaretçiler için sergileniyor. Giriş ücretsiz!

6. Westminster Sarayı ve Big Ben

Londra Westminster Palace

Westminster Sarayı (Palace of Westminster‎), Birleşik Krallık’ta, Avam Kamarası ve Lordlar Kamarasından oluşan İngiliz Parlamentosuna ev sahipliği yapan yapının adı. Televizyon ya da fotoğraflarda belki de yüzlerce kez görmüş olduğunuzu tahmin ediyorum.

Thames Nehri boyunca uzanan görkemli Parlamento Binasının içini de dilerseniz gezebilirsiniz ve şahsen şiddetle tavsiye ederim. Satın alacağınız tur hem Halk Evi hem de Lord Evi kısımlarını kapsıyor. Ayrıca bu binada yaşanmış birçok tarihi olay hakkında da bilgi içeriyor. İçeriye girdiğinizde Winston Churchill’in heykeli ile karşılaşıyorsunuz. Ayakkabılarından biri iyi şans getirsin diye ovalandığı için oldukça parlak.

Binanın hemen köşesinde bulunan saat kulesini ise anında tanıyacağınız, herkesin bildiği gibi ‘Big Ben‘. Resmi adı ‘Elizabeth Kulesi’. 96m uzunluğundaki Big Ben, 4 tarafında 7 metre çapında saat olan dünyanın en büyük kulesi olarak biliniyor. Londra’nın ‘Jubilee Line’ metro tuneli açıldıktan sonra kulenin 46cm sola yattığı farkedilerek tadilata alındı ve bu restorasyon 2021 yılana kadar sürecek.

7. Westminster Abbey

londra görülecek yerler

Westminster Abbey (St. Peter Kilisesi) isimli bu dev gotik kilise parlamento binasının hemen karşısında bulunuyor. 1080’a kadar uzanan bir geçmişe sahip olan manastır, ilk olarak Mellius zamanında inşa edilmiş. Burası geleneksel taç giyme, İngiliz monarşisinin önde gelenlerinin cenaze törenlerine ev sahipliği yapan ve İngiliz kraliyetine mensup kişilerin gömüldüğü yer.

Kral Harold ve William ile 1066’da başlayan taç giyme törenleri birkaç istisna dışında hep burada yapılmış. Norman istilasından önceki son taç giyme töreninin de burada yapıldığı düşünülüyor. Yalnızca V. Edward ve VIII. Edward’ın ;bu törenlere katılmadığı biliniyor. 1937’de Harrison tarafından yapılan ve 84 ses durağından oluşan manastır orgu, ilk olarak Kral George VI’nın taç giyme töreninde kullanılmış.

Aralarında 3. Henry, 1. Elizabeth, 2. Richard gibi kral ve kraliçelerin, Chaucer, Wordsworh, Milton, T.S Elliot, Keats, Sherley vb. gibi şair ve yazarların yanı sıra Darwin ve Newton gibi bilim adamlarının da gömüldüğü yer burası. Prenses Diana’nın 1997’de ölümünden sonra cenazesinin yapıldığı yer yine burasıydı.Westminster Abbey Londra gezilecek yerler listesinde mutlaka yer almalı.

🕘Katedral haftanın 7 günü 09.30-15.00 saatleri arasında ziyarete açık. 💷 Westminster Manastırı giriş ücreti online alımlarda 22 Pound, gişeden alımlarda ise 24£. Öğrenci ve 65 yaş üzeri ziyaretçilere online alımlarda 19£, gişeden alımlarda ise 21£. Müzeyi her ayın ilk pazar günü ücretsiz ziyaret edebilirsiniz.

8. The London Eye

londra gezilecek yerler London-Eye

London Eye, 2000 yılında halka açıldığından bu yana turistlerin nerdeyse bir numaralı gözdesi oldu. Dünyanın en büyük dönme dolaplarından London Eye’ın, diğer dönme dolaplardan farkı dev pleksiglas kutular içinde onlarca insanla beraber bulunuyor oluşunuz.

Yerden 135 m yüksekliğiyle Avrupa’nın en büyük dönme dolabı olma özelliğine sahip. Thames Nehri kenarında, tüm şehri hiçbir engel olmadan kusursuz bir şekilde görmenizi sağlıyor. Big Ben, Westminster Abbey, Buckingham Sarayı, St. Paul Katedrali ve daha birçoğu gözlerinizin önünde.

Bir tur yaklaşık 30 dakika sürüyor. London Eye deneyimi, Londra hakkında genel bir bilgi edinmek ve şehrin büyüklüğü konusunda fikir sahibi olmak adına ilk gün için güzel bir başlangıç. London Eye’a gitmeyi düşünüyorsanız değişken olan Londra’nın havasının açık olduğu bir günü tercih edin.

Akıllı telefonunuzda veya weather.com sitesinden hava durumunu kontrol edin. Günün hemen her saati kalabalık olduğunu ve uzun sıralar beklemeniz gerektiğini göz önünde bulundurup sabah erken saatlerde gitmeye çalışın.

🕘London Eye, cuma, cumartesi ve pazar günleri 10.00-20.30, haftanın diğer günlerinde ise 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. 💷London Eye giriş ücreti 30£, öğrenci bileti ise 27£, internetten alımlarda ise tam bilet 27£, öğrenci bileti ise 16£.

9. Tate Modern

Tate Modern, ulusal ve uluslararası modern sanat eserlerinin sergilendiği bir müze. Londra’nın en değerli müzelerinden Tate Britain’de 16. yüzyıldan 21. yüzyıl İngiltere sanatına kadar geniş bir tarihsel skalayı içeren pek çok sanatsal akıma ait kıymetli ulusal sanat eserler sergileniyor.

Tate Modern pazardan perşembeye 10.00-18.00, cuma ve cumartesi günlerinde ise 10.00-22.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Tate Modern’e giriş ücreti alınmıyor.

10. Tower Bridge

Tower Bridge Londra

Tower Bridge (Kule Köprüsü) ise 19. yüzyıldan kalma, şehrin sembol yapılarından. Üzerinden şehrin birçok diğer simgelerini de görebilirsiniz. 1894’te inşa edilen Kule Köprüsü, aynı zamanda Victoria Döneminin süslü bir örneği.

🕘Köprü yıl boyunca 09.30-17.00 saatleri arasında ziyarete açık. 1 Ocak’ta 10.00’da açılan köprü, 24-26 Aralık tarihlerinde ziyarete kapalı. 💷 Tower Bridge giriş ücreti 9,80£, öğrenci bileti ise 6,80£.

11. Londra Kulesi

Londra Kulesi’nin (Tower of London) tarihi 1078’de Normandiya Dükü William’ın İngiltere’yi işgali ve sonrasında Londra Fatihi William olarak anılmasına kadar dayanıyor. O dönemden bugünlere dek genişleyen komplekste yıllar boyu çok kanlı olaylar yaşanmış. Kule 8. Henry’nin birçok eşinin kafasını kestirdiği yer olarak da biliniyor.

Kule ayrıca çok uzun zamandır süregelen bir inanca/geleneğe de sahip. Efsaneye göre eğer siyah kuzgunlar kuleyi terk edince İngiltere Krallığının yok olacağına inanılıyor. Günümüzde ne yazık ki bu durumu engellemek için kuzgunların kanatları kırpılıp uçmaları engelleniyor, ancak yine de bu dev kuşları görmek ilginç bir deneyim.

Kompleksin en ilgi çeken kısmı Kraliyet Mücevherleri. Waterloo Barakası binasında bulunan koleksiyon gerçekten de görülmeye değer. Bazıları o kadar büyük ki bir insan bunu nasıl takabilir diye düşünmeden edemiyorsunuz.

Kule muhafızları ise oldukça eğlenceli ve görülmeye değer. Buradan bir tur satın aldığınızda kulede görevli bu özel muhafızlardan biri size rehberlik yapıyor. Bu turlarda Londra Kulesi’ni görüyorve tarihi hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Hemen kulenin dışında ise meşhur Londra Köprüsü yer alıyor. Londra Kulesinin resmi adının Majestelerinin Kraliyet Sarayı ve Kalesi olduğunu biliyor muydunuz?

Kule, yaz döneminde (1 Mart – 31 Ekim) salıdan cumartesiye 09.00-17.30, pazar ve pazartesi günleri ise 10.00-17.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. 💷 Londra Kulesi giriş ücreti 24,70£, öğrenci bileti ise 19,30£.

12. St. Paul Katedrali

londra gezi blog

St. Paul Katedrali (St Paul’s Cathedral), başyapıt niteliğinde. Portland taşı ile yapılan katedralin tasarımı Rönesans döneminden kalma. Bu tasarım İngiltere’nin gösterişsiz barok tarzına güzel bir örnek olarak gösteriliyor. 1708’de tamamlanan katedralin mimarı olan Sör Christopher Wren’in doğum günü olan 20 Ekim’de açılmış. Bu tasarım İngiltere’nin gösterişsiz barok tarzına güzel bir örnek olarak gösteriliyor.

İngiltere Kraliyet Ailesinin cenaze, vaftiz ve nikâh törenleri çoğunlukla Westminster Abbey’de yapılsa da bazı törenler Aziz Paul Katedrali’nde düzenleniyor. Katedralde yaşanmış önemli olaylardan biri de Prens Charles ve Leydi Diana Spencer’ın evlilik töreni. İkiz Kulelerin yıkılmasıyla ölenler için burada ayin yapılmıştı.

İçeride birleşen koridorlarda 3 küçük şapel de bulunuyor. İçeride göreceğiniz devasa org ise 1694’te yapılmış, İngiltere’nin en büyük 3. enstrüman olma özelliğini taşıyor. Tam 7,189 borusu ve 108 sekmesi bulunan orgun olağanüstü dış kaplaması Grinling Gibbons tarafından yaratılmış.

Yapının 530 basamaklı merdivenini çıkmayı göze alırsanız Altın Galeriyi (Golden Gallery) ziyaret edebilirsiniz. Zira burası tartışmasız en güzel Londra manzaralarından birine sahip. Kubbesi ise Roma’da bulunan St. Peter Bazilikası’ndan ilham alınarak yapılmış.

Katedral zemininin yaklaşık 30 metre üzerinde ise Fısıltı Galerisi (Whispering Gallery) bulunuyor. İçerisinde 200’den fazla anıt bulunan bu mahzen hem İngiliz İmparatorluğu Şapeli’ne hem de Hazine Bakanlığına hizmet veriyor. 1810 yılında yaşanan büyük bir hırsızlık vakasında yapıdaki hemen hemen tüm değerli eserler çalınmış.

🕘St. Paul Katedrali ziyaret saatleri 08.30-16.30. Katedral, haftanın 7 günü ziyarete açık. 💷 St. Paul Katedrali giriş ücreti £20, online alımlarda £17, indirimli bilet £17,50, online alımlarda £15.

🚌Londra’nın Ludgate Hill bölgesinde bulunan katedrale, Londra Central Line hattı ile St. Paul’s istasyonunda, District veya Circle hatları ile Mansion House istasyonunda; Northern, Waterloo ve City hatlarını kullanarak Bank istasyonunda inerek ulaşabilirsiniz.

13. Piccadilly Meydanı

Piccadilly Meydanı

Piccadilly Meydanı (Piccadilly Circus), Regent Caddesiyle Piccadily Caddesinin birleşiminde yer alıyor. Eğlence ve alışveriş alanlarına yakın konumu ile yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktalarından. Modern Londra’nın sembolü olarak da adlandırılan meydan New York’taki Times Meydanını aratmayacak nitelikte. Piccadily’e ulaşım metro vasıtasıyla oldukça kolay.

Meydanda yer alan 1893’dan kalma Shaftesbury Anıt Çeşmesi, Lord Shaftesbury adında, fakir insanlara yardım etmeyi seven bir hayırsever adına yapılmış. Londra çeşmelerinin en güzellerinden. Bronzdan yapılmış çeşmenin tepesinde yer alan Eros heykeli ise tamamen alüminyumdan yapılmış.

Shaftesbury Bulvarı ve Coventry Caddesi arasında bulunan Londra Müzikholü ise 1859’da müzikli eğlence çadırı olarak kurulmuş. Elektronik billboardlar 1923’te duvarlarına asılmaya başlanmış. Bina 1986’da tekrar yapılarak bu defa alışveriş merkezi olarak tasarlanmış. Müzikholü ziyaret eden kişilerin hem iç hem dış mimarisinden etkilenecekleri kesin.

600 kişilik Criterion Tiyatrosu ise Piccadily’nin güney tarafında bulunuyor. Bu tiyatroyu bu kadar özel yapan şey ise girişteki gişe kısmı haricinde tümüyle yerin altında bulunuyor olması. Koltuklarınıza ulaşabilmek için oldukça uzun bir merdivenden yerin altına doğru inmeniz gerekiyor. Oldukça eski bir yapı olan tiyatro 1874’da inşa edilmiş.

14. Canary Wharf

Canary Wharf, Londra

Canary Wharf (Kanarya Rıhtımı), Londra sınırları içerisindeki Tower Hamlets’te bulunmakla birlikte finans ve iş sektörünün merkezlerinden biri olarak biliniyor. Aslında Londra’da bulunan iki finans merkezinden biri de denebilir.

İskele, bir zamanlar dünyanın en yoğun ticaret limanlarından biriydi. Birleşik Krallık’ın en uzun ikinci binası olan ‘One Canada Square’ binası da dahil olmak üzere birçok devasa bina burada yükseliyor.

15. Madame Tussauds London

Madame Tussauds Londra

Londra Madame Tussauds Müzesi, ilk olarak Londra’da bir bal mumu heykel müzesi olarak açılan ve günümüzde dünyanın hemen her büyük şehrinde bir şubesi bulunan bir müze. Heykeltıraş Marie Tussauds tarafından yapılan meşhur film yıldızları, katiller, sporcular ve tarihin ünlü simalarının heykelleri Londra’nın devasa sergilerinden biri.

Cazibe ve parıltıyı tarihle birleştirerek 14 farklı heyecanlı ve interaktif bölgede ziyaretçilerin beğenisine sunulan müzede David Beckham, Barack Obama, Lady Di, Lewis Hamilyon, Kate Winslet ve kraliyet ailesinin ünlü isimlerinin heykelleri yer alıyor. başka hiçbir standart müzenin hissettiremeyeceği kadar özel ve dolu dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

Londra gezilecek yerler arasında yer alan Madame Tussauds kapılarını açtığı 200 yıl öncesinden bu yana dünyanın her yerinden milyonlarca ziyaretçi akınına uğruyor. İngiliz Kraliyet Ailesi Prens Philip, Kraliçe Elizabeth, Prenses Kate Middleton ve Prens William da müzede sergilenen eserler arasında.


650 farklı tür ve 12,000 hayvan ile çocuklarınızla gidebileceğiniz en güzel yerlerden biri olan Londra Hayvanat Bahçesi, kurulduğu 1828’de bu yana zürafa gibi dev hayvanlara ev sahipliği yapıyor. Çocuklar bakıcılarla konuşabilir ve onları hayvanları beslerken izleyebilirler. Hatta yardımcı olmak isterlerse gönüllü olarak yardım bile edebilirler. 2010 yılında hayvanat bahçesine yağmur ormanları bölümü eklenerek marmoset maymunu gibi hayvanlar da dâhil edilmiş.

Waterloo Tren İstasyonu’nun arkasında yer alan Waterloo Graffiti Sokağı, Leake Street olarak da biliniyor. Bu sokağın özelliği de duvarlarında yer alan birbirinden güzel grafitiler ve gün boyu eksik olmayan amatör sokak sanatçıları. Londra Gezi Rehberi blog yazımda daha detaylı Londra hakkında bilgiler yer alıyor.

Avrupa’nın en büyük sokak karnavalına ev sahipliği yapan Notting Hill, her yıl Ağustos ayında düzenlenen Notting Hill karnavalı ile kostümlü sokak gösterilerinin düzenlendiği turistlerin en gözde yeri. Kentteki her şeyin en ucuzunu bulabileceğiniz Portobello Road ise bit pazarları ve çeşit çeşit dükkanlarıyla popüler.

Kentin kuzeyinde yer alan ve küçük mağazaların, tezgahların, kulüplerin, pub ve kafelerin olduğu bir bölge olan Camden Town, Londra’da yaratıcılığın merkezi sayılıyor. Bir kafeye oturun ve Londra’da olmanın keyfini çıkarın! Ağaçların gölgesinde uzanın, dilerseniz piknik, dilerseniz yürüyüş, biraz miskinlik yapın. Ne yaparsanız yapın Hyde Park’ta huzuru hissedeceksiniz.

Londra’da gece hayatının en renkli ve en hareketli yaşandığı Soho ve Covent Garden çevresindeki mekanlarda klasik müzik, caz veya rock müziğinin en iyi örneklerini dinleyebilirsiniz. Dünyanın en iyi müzikallerinin sergilendiği Londra’ya gelip de her yıl yeni sahnelenen veya klasikleşmiş müzikalleri izlemeden dönmek olmaz. Üstelik fiyatları da çok yüksek değil.

Kentin turistler tarafından en çok beğenilen kafeleri sizi bekliyor, afiyet olsun. Yemek yemek için doğru adresler olan Sea Shell, Applebee’s, Poppies ve Masters Super Fish menülerinden ve şaraplarından dilediğinizi seçip sipariş verebilirsiniz.

Londra’da yeşil alan bulmak için çok da gezmenize gerek yok. Başkent Hyde Park, St James’s Park Richmond Park gibi sekiz adet, güzel Kraliyet Parkı’na sahip. Alternatif olarak Kew veya Chelsea Physic Garden gibi huzurlu bahçelerden birini de ziyaret edebilirsiniz.

Londra, birçoğu ücretsiz olan dünyanın en iyi müzelerine ve galerilerinin bazılarına ev sahipliği yapıyor. Hiç para ödemeden tüm eserleri görebileceğiniz British Museum, Tate Modern, Doğa Tarihi Müzesi veya Bilim Müzesinde birkaç saat geçirebilirsiniz. Londra gezilecek yerler listesine belki eklemek istersiniz.

Londra’da alışveriş yaparken Oxford Caddesi’nin en büyük mağazalarından Londra pazarlarındaki hediyelik eşya ve biblolara kadar geniş seçeneklere boğulacaksınız. Westfield Stratford’da, Avrupa’nın en büyük alışveriş merkezinde, Harrods veya Selfridges gibi ikonlaşmış mağazalarda alışveriş yapabilirsiniz.

6 YORUM 💬

  1. Londra, en çok görmek istediğim İngiliz kenti, Manchester ile birlikte. Son iki senedir planlayıp planlayıp Euro’nun çok yüksek seyretmesi nedeniyle vazgeçiyorum.

  2. Londra benim gözümde her zaman yağmurlu, gri ve soğuk bir şehir. Bu yüzden seyahat önceliklerim arasına bir türlü bu şehri yerleştiremedim. Bu yazıdaki iç açıcı, güneşli fotoğrafları görünce zihnimdeki gri Londra biraz öteye gitti. Güneşli bir dönemde ziyaret etmek mantıklı olacak sanki.

💬 DÜŞÜNCELERİNİZİ BENİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın