Endonezya‘nın en popüler adası olan Bali‘nin sloganı Bali Shanti Shanti Shanti. Shanti, Sanskrit dilinde huzur ve barış anlamına geliyor. Barış ve huzurun üzerine güneş, deniz ve kum üçlüsünü ekleyip bir de tüm bunların üzerine adanın kendine özgü kültürel zenginliğini düşününce turistler için neden bu kadar cazip bir yer olduğu kolayca anlaşılıyor. Bir de ucuz olduğunu eklemek lazım.

240 milyonluk Endonezya’nın 17,508 adasından biri olan Bali, 4 milyon bulan nüfusuyla ülkenin en zengin bölümü. Endonezya’nın çoğunluğu Müslüman olan ülkedeki Hindu azınlığın neredeyse tümü Bali’de. 20 bin tapınağın bulunduğu Bali, Tanrıların Adası olarak biliniyor. Bali Hinduizm’i köklerini Hindistan’dan almakla birlikte Budizm’den etkilenmiş.

İlkbahar ve sonbahar arasında adada yedi önemli festival gerçekleştiriliyor. Bali takvimi Pawukon’a göre düzenlenen festivaller ada halkını turistlerle kaynaştırıyor, şehirleri müzik, renk ve ışık şölenine dönüştürüyor. Bunlardan biri de bugün kutlanan Kunningan Günü. Her 210 günde bir olan bayramın son 10 gününe Galungan ve bunun da son gününe ise Kuningan Günü adı veriliyor.

Galungan Festivali iyiliğin (Dharma) kötülüğü (Adharma) yenmesinin şerefine kutlanıyor. Bu günde Bali Tanrılarının dünyaya indiği kabul ediliyor. Dansçılar tanrıçayı simgeleyen aslan maskesi ve kostümüne bürünüyor. Bu dansın farklı versiyonları bulunsa da, en tehlikeli ve kutsal sayılanı Barong. Çünkü insanları kötü cadı Rangda’dan koruyor. Barong, festival sırasında tapınak tapınak dolaşıyor, diğer dansçı ve müzisyenler halkı eğlendirirken ani, sürpriz gösteriler sergiliyor. Festival, Kunningan töreniyle sona eriyor.

Her tapınaktan müzik sesleri geliyor, tapınakların önleri beyaz ağırlıklı giyinmiş kalabalıkla çevrili. Yol kenarlarına tanrılarına sundukları bitkiler ve çiçekler var. Bali turu yapanların önemli önceliklerinden biri de tapınaklardır. Bali’nin en önemli ve büyük tapınaklarından olan Pura Batukaru’yu ziyaret etmek için öğleden sonra 3’te motosikletime atladım.  Bulunduğum konuma 45 km uzaklıkta olan tapınağa gitmek için yine kılavuzum Google Map. Gayet uzun bir yolculuktan sonra Google Map’i dinleyip tarların arasından geçen yola yöneldim.

Tabi Google Map kullanılabilecek kısa yolları gösteriyor ama yol hakkında hiç mi hiç bilgi vermiyor. 45 dakika boyunca her tarafı çukurlarla dolu yoldan motosikletimle geçmek zorunda kaldım. Ancak yolun sağı ve solu çeltik terasları ve tarlalarıyla dolu. Tarlalardaki yeşilin rengi, ve sulardan yansıyan güneş ışıkları ve gök mavisi renkleri müthiş bir renk cümbüşüyle görsel bir lezzet sunuyordu. Ne yazık ki yolda olmak anının o keyfini kareleyecek fotoğraf çekebilecek durumda değildim.

Gidiyordum gidiyordum ama yol bitmiyordu. Yolda kenarlarında, yolun geçtiği yerlerdeki köy evlerinin kapısının önünde oturan insanların dikkatli bakışları ve zaman zaman hello diyerekten selamlayışlarına cevaplar vererek yoluma devam ettim. Acaba geri mi dönsem diyerek düşünürken nihayet ana yola çıktım ve yol düzgün olduğundan hızımı artırarak devam ettim. Gökyüzündeki bulutlar oldukça hareketli, önce güneş gitti, sonra hava hızlıca karamaya başladı. Sanki bütün bulutlar gideceğim yerin üzerine toplanıyor gibiydi. Hava da giderek serinlemeye başlamıştı. Sık sık durup gideceğim yere ne kadar kaldığını telefonumdan kontrol etmek sıkmaya başlamıştı. Bir yanım geri dön derken diğer yanım inatla devam et diyordu. O kadar yol geldikten sonra geri dönmek sanki bir yenilgi ve başarısızlık ve boşa geçen samanmış gibiydi. Oysa yolun güzelliği bile bu sürüşü yapmaya yeterliydi.

Sonrasında yağmur yağmaya başladığında ben yağmur ormanlarının içerisinden geçiyordum. Artık serinlik yerini soğuğa bırakmıştı. Yüzüme çarpan yağmur taneleri de acıtıyormuş, ben bugün bunu öğrendim. İnatla devam edip nihayet sisler içerisinde ve yağmur altında tapınağa vardım. Yağmur ormanlarının etkisiyle hava harika, kokusu harika. Tazmanya adasında kiraladığım arabayla yine yağmur ormanlarının içerisinden geçerkenki zamanım aklıma geldi. O zaman araba kiralamıştım, şimdiyse acemi bir motosiklet kullanıcısıydım. Ancak yol boyunca kendimi oldukça geliştirdim. Ne de olsa 50 kmden fazla yol kat etmiştim tapınağa gelmek için ve çok ama çok kalabalık ve karmaşık yolların yanında bozuk ve engebeli yolları da aşmıştım. Üstelik yağmur ve siste de motosikleti kullanıştım ancak bu edindiğim beceri akşam otelime dönerken yolda kaza yapmamı engelleyemedi.

Bali’de tapınakları ziyaret etmek için yanınızda mutlaka sarong olması gerekiyor. Ayrıca bazı tapınaklarda da belinize bir kuşak bağlıyorlar. Giriş ücreti 10.000 IDR ve ayrıca bağış isteyince toplamda 15.000 IDR (2.8 TL) ödedim. Karşımda görkemli yapılar bekliyordum ama yanıldım. Belki de buraya çok sıkıntılı yolu aşarak gelmem beklentilerimi artırmıştı. Yağmur nedeniyle hızlıca gezmeye başladım, hava da kararmak üzereydi. Sisler içerisindeki tütsü kokan tapınakta dolaşmak etkileyiciydi. Mistik havayı hissedebiliyorsunuz.

Centre olarak adlandırılan yere doğru yürüdüm, inanılmaz manzara karşımdaydı. Sisler içerisinde görüş alanı sanırım  50 metrenin altı, bir gölet var ve gölün ortasında da yine küçük bir tapınak. Tam gizemli filmlerin çekildiği kare gibi bir yer. Aslında buraya gün içerisinde gelip uzun uzun kalmalı, incelemeli ve gün ışığıyla görmeli. Gelmeden çok ama çok az bilgiyle yola çıkmıştım. Tek bildiğim etkileyici olduğuydu. Ne yol durumu, ne hava şartları ne de tapınak hakkında bilgiye sahip değildim.

Kararan hava ve yağmuru da düşününce geri dönmeye karar verdim ve bu defa hızlıca kullanmaya başladım. Yağmur altında, şort ve tişörtle motor kullanılmazmış. Neyse ki 3-5 kilometre sonra rakım azaldığından hava ısınmaya ve yağmur ormanlarından uzaklaştığımdan hava da aydınlanmaya başladı. Bir süre sonra da artık üzerim kurumuş ve ben ısınmıştım. Hava karamışken ben de otele doğru dönüyordum. Yollar korkunç kalabalık. Çok ama çok dikkatli kullanıyorum ama her yandan motosikletliler dalıyor, çıkıyor, geçiyor, korna sesleri araçların gürültüsüne karışıyor.

Otelime yaklaşırken arkadan motosikletimin tekerine diğer bir motor çarpınca ben hızla ileriye doğru sürüklendim. Frene bastım ama ne fayda, bir anda motoru bırakıp taklalar atarak yere çarptığımı anımsıyorum. Kafamı sert bir şekilde yere çarptığımdan dolayı önce kulaklarım çınladı. Hızlıca ayağa kalkıp bedenimi dinleyince acı hissetmediğimi fark ettim. Adrenalinden dolayı normaldi. Kolumdan tutup beni kenara çekenler oldu. Sol kolum ve sol dizim kanıyordu ama kırık veya çatlak neyse ki yoktu.

Motorum önce park etmiş bir aracın arka lastiğine sonra da oradan yolun kenarına park etmiş bir motora çarptı. Motorunu yol kenarına park etmiş 50 yaşlarındaki Endonezyalı motosikletimin anahtarını almış ve bana kendi motorundaki çizikleri gösteriyordum. İngilizce bilmiyor ama bir yandan yanındakilerle konuşup gülümsüyordum. Anahtarı isteyip de bana vermeyince ne kadar istediğini sordum. 100.000 IDR istiyordu. Olmaz polis çağır dedim. Yanındakiler gerek yok gibisinden işaretler yaptılar.  Cebimden sadece 50.000 çıkarıp uzattım. Önce almak istedi sonra vazgeçti. Ben sinirlenmeye başlıyordum ki polis geldi. Derdimi anlatınca 50.000 (10 TL) ver olay çözülsün dedi. Parayı verdikten sonra amcam bir de el sıkıştı, hani pazarlık tamam, iyi alışveriş gibisinden.  Motorumda hasar yoktu, çalışıyordu. Ucuz atlatmak buna denirdi. Hani herhangi bir yaralanma, kırık vs düşününce oldukça tatsız olurdu. Gidiş geliş tek şerit olan yolda çizginin öte tarafına yuvarlansaydım daha farklı ve üzücü olaylar yaşayabilirdim.

Genelde trafikte en korktuğum şey başıma gelmişti. Kendi hatamdan dolayı kaza yapsam sebep sonuç ilişkisiyle olayı kabullenmeniz daha kolay. Ama siz oldukça ama oldukça dikkatli kullanırken, arkadan birinin gelip size çarpıp size kaza yaptırması ve sonra da kaçıp gitmesi ve sonuçlarını sizin çekmeniz adil değil. Buna canımı sıkacak değilim, benim için eğlenceli bir gündü, üzerine bir de aksiyon eklendi hani. Gece ve trafiğin çok yoğun olduğu saatlerde motor kullanmamayı öğrendim. Öğrendiğimi uygular mıyım bilinmez tabi. Ey Hindu arkadaşlarım Kunningan gününüz kutlu olsun.

Day 347: Endonezya: 4. Bali, 16 Temmuz 2011

3 YORUMLAR

  1. Kemalcim gecmis olsunn…. ucuz atlatmis olmana sevindim… dikkatlisin ama ben yine de yazayimmm kendine dikkat et oralarda… sevgiyle…

  2. hi brother I am very sorry, what happenıed with you. I hope you had a helmet. any way I am glad you are ok, Seda too. be careful next time brother on the roads, your travelling is full of adventures ……. have a great time…
    We are ok. We will move to İzmir or Kumluca soon, Arzu has grown up and she is very funny nice sweet…. bye

  3. Wow! Glad to hear you weren’t badly injured. When I worked for the travel insurance company, medical claims for scooter injuries were really common!

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!