malta

Prag, Çek Cumhuriyeti‘nin tarihi yapılarıyla masal kitaplarından fırlamış gibi, nostaljik ve büyüleyici bir atmosfere sahip başkenti. Avrupa’nın en iyi korunmuş orta çağ şehirlerinden biri olan Prag, ziyaretçilerini Avrupa tarihinde ve Çek kültüründe muhteşem bir serüvene davet eden ideal bir gezi rotası.

Prag’ın gezilip görülecek önemli yerlerinin birçoğu 14. yüzyıla ait. Romanesk’ten Rönesans’a, Barok’tan, yeni sanat ve kübizme kadar Avrupa mimarisinin en güzel eserlerinin Arnavut kaldırımlı, dar ara sokaklarda yan yana dizilmiş halde bulacağınız bir kent.

malta
carl köprüsü

Ortaçağda Prag dünyanın en güzel şehri olarak düşünülürdü. “Altın”, “100 Kule Şehri”, “Dünya’nın Tacı” gibi sıfatlar Avrupa’nın kalbinde yer alan Prag için atfedildi. Peki, bu şehri kalbinize nasıl koyarsınız? 866 hektar alana sahip, dünyanın en büyük tarihi şehir merkezi olan ve 1992’de UNESCO Dünya Mirası listesine giren Tarihi Prag Merkezini gezmekle yetinmeyin, çünkü burası aynı zamanda hareketli, kültürel bir metropol.

Charles Köprüsü, Prag

Şehrin en ünlü köprüsü olan ve kemerli büyük yapısıyla etkileyici bir mimari güzelliğe sahip Charles Köprüsü (Karluv Most), Prag’ın en çok fotoğraflanan gezi durağı, kentin simgesi.

Prag’ın en iyi bilinen yerlerinden 600 yıllık Karl Köprüsü (Charles Bridge), Vltava nehrinin iki yakasındaki Prag Old Town ve Lesser Town’ı birbirine bağlıyor. 14. yüzyılda Kral IV. Karl tarafından yaptırılan Karl Köprüsü, Prag ile ilgili basılı ve dijital tanıtım çalışmalarında görseli sıklıkla kullanılıyor.

Charles Bridge, 520 metre uzunluğu ve 13 metre yüksekliğiyle Prag’ın en eski köprüsü unvanına sahip. Karl Köprüsü, her iki yakasını 15’er heykelin süslediği oldukça görkemli bir yapı. Yapıldığı dönemden 1841’e kadar, nehir üzerindeki tek köprü olarak tarihi eski şehri Prag Kalesi’ne bağlayan en önemli köprüydü.

Kenti simgeleyen iki önemli tarihi yapıdan biri olan ve başlangıçta düello ve diğer meydan okumalarda kullanılan köprü sade ve basit bir görünüme sahipti.

Karl Köprüsü Prag
Karl Köprüsü Prag

Karl Köprüsü, 1600’lerden 1800’lü yıllara kadar Katoliklerin heykel merakı nedeniyle çok sayıda görkemli heykelle donatıldı. Bunlardan en dikkat çekeni ise Aziz Nepomuk heykeli. Efsaneye göre, kraliçenin en yakın Azizi Nepromuk, kralın kıskançlık hışmına uğruyor ve bu köprüden aşağı atılıyor.

Ancak Aziz suya düşünce göğe birçok yıldız yükseliyor. Bu nedenle tüm köprülerin koruyucusu olarak anılan Nepromuk’un heykelinin başında altın renginde yıldızlar da bulunuyor. Heykel şansa ihtiyacı olan ve dileklerinin gerçekleşmesini isteyen turistlerin elini sürdüğü bir sembole dönüşmüş durumda.

Köprüdeki diğer önemli bir heykel de o dönemde Osmanlı’ya karşı duyulan korkuyu simgeliyor. Heykelde tespih çeken Osmanlı gardiyanı neşeli bir şekilde zindan kapısında beklerken, üç aziz zindandaki Hristiyan esirleri kurtarmaya çalışıyor.

Karl Köprüsü

Trafiğe kapalı olan Karl Köprüsü, günün her saatinde çok kalabalık. Karl Köprüsü’nde yürüyüş yapmanın ve Vltava Nehri’nin göz alıcı manzarasını izlemenin keyfi ise bambaşka.

Sokak satıcılarının sıralandığı köprü, müzik yapan gençlerin de turistlere hünerlerini gösterdiği bir buluşma noktası. Köprünün tadını çıkarmak için en doğru zaman dilimi ise günün erken saatleri. Öğleden itibaren turist akınına uğrayan köprüde istediğiniz fotoğraf karesini çekmekte zorlanabilirsiniz.

1 YORUM

  1. Beni instagramdan takip edin @yoldaolmak

    145,9k Takipçiler
    Takip et
       
     

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın