İstanbul otelleri, belki de dünyanın bir çok ülkesindeki otellere göre çok daha zengin konaklama seçenekleri sunuyor. Dileyene 5 yıldızlıdan tek yıldızlıya, dileyene her bir odası farklı bir karaktere sahip butik otel, dileyene ise farklı konseptlerde dizayn veya SPA otel seçenekleri sunuyor.

İstanbul’da Sultanahmet Camii’ne sadece 400 metre uzaklıktaki Nowy Efendi Hotel, Ayasofya ve, Topkapı Sarayı ve Kapalı Çarşı’ya da yaklaşık 8 dakikalık yürüme mesafesinde olan nefis bir butik otel.

Efendi-Otel-Istanbul

Odalar oldukça rahat ve konforlu. Sakin bir otel arıyorsanız aradığınız yer burası. Halı döşeli odalarda klima, minibar ve LCD uydu TV bulunuyor, ayrıca Wi-Fi ücretsiz. Otelin banyosunda bulunan malzemeler bile her bir odaya özel tasarlanmış.

Avrupa turları

Butik otellerin en sevdiğim özelliği, kanakladığınızda hissettirdiği o nefis atmosfer. Evinizin konforunun belki de daha ötesini, hiç tanımadığınız bir mekanda size yaşatıyorlar. Nowy Efendi Otel de işte aynen öyle keyifli ve huzurlu bir atmosfer sunuyor, sıcak ve samimi. İnsan burasını sadece bir konaklama mekanı veya otel olarak değil, sanki sizinmişi rahatlığlığını hissettiriyor.

Efendi-Hotel

Çalışanların hepsi de çok samimi ve sıcak. Ne fazla ilgi gösterip insanı boğuyorlar, ne de sizi ihmal ediyorlar. Resepsiyonunda görev alan arkadaşlardan, tersta kahvaltı hizmetini sağlayanlara kadar hepsi de öyle.

Sabah kahvaltısının sunulduğu teras ise olağanüstü. İstanbul’un en sevdiğim yeri olan Sultanahmet’e ve Ayasofya’ya nazır panoramik bir manzara sunuyor. Her sabah Ayasofya manzaralı çatı terasında açık büfe tarzında servis edilen kahvaltılıklar oldukça leziz ve zengin.

Efendi-Butik-Otel

Demleme çay, simit, bal benim favorimdi. Konakladığım Ocak ayında yağmurlu havada terastan Ayasofya’yı izleyerek kahvaltı yapmanın keyfine diyecek yok.

Sultanahmet tramvay durağına yürüme mesafesinde ve çok yakın çevrede İstanbul gezilecek yerler listesinin belli başlılarının bir çoğu bulunuyor. Sultanahmet Camii, Ayasofya, Kapalı Çarşı gibi yerlere kolaylıkla ulaşılabiliyor.

Hotel-Efendi

Efendi-Otel-Sultanahmet

Sevgililer günü için hazırlanacak odalar özenle süsleniyor. Sevgililer gününe özel çiftlere hediyeler sunulan pakette ayrıca 1 karaf şarap ikramı yanında zengin peynir tabağı da sunuluyor.

Fiyatlar: Ekonomik double:74 €, Standart double/İki ayrı yataklı oda:84 €, Klasik triple:109 €, Standart triple:99 €, Family suite:149 €. Fiyatlar ve rezervasyon bilgileri için tıklayın.

Efendi-Otel-Suit

Efendi-Otel

Adres: Alemder mah. Hoca Rüstem Mektebi Sokak 9/11 Sultanahmet, Fatih, İstanbul. Telefon: +90 212 6383600 www.efendihotel.com.tr  | ulas@efendihotel.com.tr

Sevgililer günü için plan yapanlar, dilerlerse Otelin Facebook sayfası üzerinden mesaj atıp, rezervasyon yaptıranlar %20 indirim hakkı kazanabilirler. Hadi bakalım yorumları alayım sizden. İstanbul’un nerelerini gezdiniz ve gezilmesini tavsiye ediyorsunuz? Favori yerleriniz nereler?

58 YORUMLAR

  1. İstanbul Şehir ilgili bir tecrübem yok henüz. Yalnız burada yaşamış ve yaşanmış olayları düşünüp burada olmak bile heyecan verici.

  2. İstanbul not Konstantinopolis… Ne kadar inkara yakın ifadeler olsa da İmparator I. Konstantin’in ölümü üzerine verilen bu ad ile Batı’nın hafızasına kazırken Doğu’nun cazibe merkezi olmuştur bu güzel şehir.

    Fikret’e göre bin kocadan arta kalan bakir bir dul, Akif’e göre taze bir gelin, Yahya Kemal için ise hoş ve uzun bir rüya.. Daha niceleri bu eşsiz şehir uğruna ne mürekkepler yalamış ne şirazeler eskitmiştir. Her yıl milyonlarca turistin adımladığı Beyoğlu nam-ı diğer Pera, hele şu karlı günlerde tarihî kırmızı tramvayı ile ödüllere layık görüntüler sergilemektedir. Değerlendirmesini bilene canlı bir müzedir İstanbul. Yok olmaya mahkum edilmeyen her binası tarih sahnelere ışık tutmaktadır.

    Kariye’de Diriliş Sahnesi gözünün önündedir, Topkapı’da Hürrem Sultan’ın zamanında hükmettiği haremi, Çamlıca’da ayaklar altındadır İstanbul, Yerebatan’da sen İstanbul’un altındasındır, Yenikapı boyunca ürkütücüdür Surlar Arkeoloji Müzesi’nde Haliç’in zincirini gördüğünde anlarsın bu surlar neden, Yeni Cami’nin çinileri, Sultan Ahmed’in endamlı minareleri…

    Saymakla bitmez tarihin yansımaları, İstanbul tarihtir; bir o kadar da canlı ve kemikten. Aziz İstanbul ah İstanbul…

  3. Bir çok şehri akşam çok daha fazla beğeniyorum üstüne vuran sarı ışıklarla birlikte . Galata’ ya da akşam çıkmanızı, manzaranın tadını her bir dereceden çıkarmanızı keskesinlikle öneririm. Yorum yapmıştım, bunu da eklemek istedim .

  4. İstanbul’da yaşanmaz diyenler İstanbul’u bir terk etseler ne de yaşanacak bir yer olacak güzelim İstanbul. Bu trafiğinden,kalabalığından yaka silkenlere gezilecek-görüecek yerleri bir bir göstermek şart tabii. Benim için onlardan bazıları :
    – Adalar : Şehir dışından gelen bütün arkadaşlarımın görmek istediği ve gitmekten sıkılmayacağım adalar parçasıdır . Kışın gidilmesini tavsiye etmem . Açmış rengarenk çiçekleriyle, parlayan güneşiyle , takur tukur fayton sesleriyle tertemiz bir ortam. Bisiklet sürerek adayı dolaşabilir, küçük piknikler yapabilir, denize bile girebilirsiniz . Arabasız bir yer oluşuyla da farklılığını hissettiriyor Adalar. Ulaşım da Eminönü-Kabataş-Kadıköy iskelelerinden vapurla pek kolay . Dönüş için son sefer saatini kontrol etmenizi de öneririm. 🙂
    -Eminönü : O kadar dinamik bir kalabalığı her yerde göremezsiniz. İşportacılar, tezgahtarlar, balıkçılar, balık tutanlar… Toptancılara da yakın olduğundan bir çok şeyi ucuza bu civarda satın alabilirsiniz . Hâla kış devam ediyorken sülalenize bir çift yün çorabı epey ucuza almak istersiniz belki . 🙂 Gelelim balıkçılara.. Mutlaka ayaküstü de olsa balık ekmek yenmeli burada. Bir gün tüm günümü ben de burada balık tutmak için harcayacağım .
    – Taksim : Şehrin bu kalabalık caddesini en azindan bir kere görmelisiniz. Sokak sanatçılarıyla kalabalığıyla sizi kendisine çekecektir İstiklal Caddesi. Pasajları dolaşabilir kameranızı siz de benim gibi keyifle kaybedebilirsiniz . Şaka yapiyorum 🙂 . Pasajları gezmek oldukça keyifli bu arada.
    – Sultanahmet : bütün tarihiyle dokusuyla gülümseyen turistleriyle bana her zaman kucak açan evim gibi bir yer. 20yıl babamın iş yerinin olduğu yer olmasının da buna etkisi vardır muhtemelen. Veznecilerden başlayıp üniversiteyi kapalı çarşıyı aşıp etrafı izleyen izleye vardığım çok asil bir yer olmuştur Sultanahmet benim için . Efendi Otelin de orada oluşu biraz geçmişe yolculuk tadında oldu benim için . Yerebatan sarnıcıyla dikilitaşı da görün buraya kadar gelmişken. Sultanahmet Camii ni soylememe gerek bile yok zaten .
    -Topkapı Sarayı : “aslan yattığı yerden belli olur” diye başlayıp ülkenin nereden geldiğini , değerlerini gösteren ve bir rehberle gezilmesini önerdigim müzedir.
    Haa Adalar da tarihi evler bulunmakta ; sadece doğa güzelliğinden ibaret de değil , ekleyeyim dedim .
    Gezmek üzere kendinize iyi bakın .

  5. İstanbul’da doğup büyümüş olsam da uzun süredir İstanbul’dan uzaktayım. Artık sadece uzakta olan yakın bir akrabam gibi sık sık ziyaretine geliyorum. Çocukluğum, gençliğim İstanbul’un bazen gizemli bazen içine çeken bazen beni kaybeden büyülü sokaklarında baş döndüren efsunlu manzaralarında geçti. İstanbulun öyle gizli kalmış manzaraları bir çok kişinin bilmedeği otantik mekanları var ki ben bile bir çok yeri o ucsuz bucaksız sokaklarda yeni yerler keşfetme umuduyla dolanırken buluyorum

    İstanbul’u anlamak istiyorsanız onu tanımak yaşamak hissetmek sadece içine karışın her bir köşesi sizi öyle farklı güzelliklerin tarihin gizli kalmış sırların içine sokacak ki bazen siz bile anlayamacaksız. Düşünmeyin sadece güzel bir çift yürüyüş ayakkabınız, bir de fotoğraf makinanız olsun gerisi kendini tamamlar. 🙂 Benim en keyif alarak gittiğim mekanlardan biri Taksim’de Galata Kulesinin karşısında bulunan Sensus Wine House. Mükemmel bir atmosfer ve fiyatlar açısından inanamayacağınız kadar uygun bir mekan.

    Manzara ve doğayla başbaşa kalmak için tercih ettiğim yer ise özellikle ilk baharda sakin ve huzurlu dolu doğasıyla Demirciköy Uzunya Beach Restaurant. Karadeniz ile Marmara’nın birleştiği küçük bir koy ve Karavanı olanlar içinde eşi benzeri olmayan mükemmel bir yer ben oraya ne zaman gitsem kendimi İstanbul’un o bütün yoğunluğunun bazen bizi boğan insan kalabalığından bir nebze de olsa uzaklaştırdığını hissediyorum.

    Umarım bu yerleri ziyaret etme ve tadını çıkarma fırsatınız olur. Sevgilerle..Hoşcakalın.

  6. Benim vazgeçilmezimdir Istanbul. Her yer tarih heryer hareket heyecan. Hayat seni yordu mu? Nefes alıp küçük ara mı vermek istiyorsun tüm sıkıntılara? O zaman doğru Gülhane Parkına…

  7. Sultanahmet ayasofya hipodrom gulhane topkapi bogaz emirganbebek uskudar fatih balat. Daha ne olsun bi sehirde. Binbir gece masallari gibi. Ben en cok balat sokaklarinda kaybolmayi seviyorum. İstanbul olmasaydi nasil cekilirdi bu hayat!

  8. Ben özellikle Kadıköy Moda tarafını tavsiye ediyorum. Tarihi Moda İskelesi, Bomonti, Tarihi Çarşı, Moda Çay Bahçesi, Kiliseler, manzara, dar sokaklar harika ama en başta Express İnegöl köftecisinin de köfte ve Baylan’dan Cup Griye tatmadan gitmek olmaz.

  9. Sevgilim İstanbul, doğduğum yer, büyüdüğüm yer Moda. Uzun yıllardır Ankara’dayım. Her geldiğimde karış karış gezdiğim, vapurdan Kadıköy’e indiğimde sanki evimin eşğinden atladığımı hissettiğim şehir İstanbul. Benim memleketim. Memlekete gidiyorum diye vedalaşıp geldiğim şehir. En sevdiklerimi koynunda saklıyor benim için. Bekle beni geliyorum sevgilim…

  10. İnsanın kalbini gördükleri karşısında her seferinde heyecanla attıran gün hiç bitmesin diye dua ettiren kutsal şehirdir istanbul. Kadıköy moda sahilinin güzelliği, Eminönü nün balık ekmek keyfi, taksim in heyecan verici kalabalığı, Topkapı Sarayı’nın ihtişamı, Sultan Ahmet ve Eyüp Sultan camilerinin verdiği huzur, Gülhane parkında boğaza karşı çay keyfi, Ayasofya’nın mistik havası, Mısır Çarşısındaki etkileyici kokular, Kız Kulesi’nin sırlı duruşu…

    Boğazdan vapurla geçerken martılara simit atma keyfi ve daha birçok güzelliğiyle İstanbul aşık olunacak bir şehirdir. İstanbul da ne zaman dolaşmaya çıksam kendimi geçmişe yolculuk ederken buluyorum. İstanbul’un her köşesi buram buram mis gibi tarih kokuyor.

  11. İstanbul eskiden benim için sadece televizyondan izlediğim kadarıyla trafikten ibaretti. Ancak okulumla gittiğim bir geziden sonra ilgi duymaya başladım. Genellikle tarihi bir gezi olmuştu. Daha sonra bir doğumgünü geçirdim İstnbul’da. Yine aynı yerleri ama daha serbest olarak gezmiştim. Yaz okulu nedeniyle yaklaşık 1,5 ay kaldım ve birçok yerini gezme ve lezzetlerini tatma fırsatı buldum.

    Vezneciler yurduna yakın çevreyi gezdim. Tarihi Yarımada’da olması sebebiyle bu kez orada yaşayarak hergün binlerce turistin aktığı bölgenin tadını çıkardım. Belşiktaş, Ortaköy, Bebek’te bulundum. Anadolu tarafını pek gezmediğimi ve keşfedemediğimi farketmemle birlikte Anadolu Hisarı ve çevresi için bir gün ayırıp buralarda dolaştım. Bu kesimde doğa güzel görünüyordu,yeşillik,deniz. Hala bozulmamış yerleri görmek güzel. Kadıköy, Moda tarafı için de bir haftasonu ayırdım. Galata, Karaköy, yürümek için oldukça keyifli.

    Sirkeci’de Hoca Paşa Sokağı tam bir lezzet şöleni. Yaz nedeniyle orada bulunuyorsam bir de denize gidip girmek lazımdı. Kilyos Baykuş plajıydı tercih, güzel, eğlenceli ancak çok dalgalıydı zaten eğlencesi de buradan geliyor olmalıydı.Bir kez de Pierre Loti'de bulundum. Buralar da oldukça güzel. Teleferikle çıkıp yürüyerek indik. Onun dışında akşamları çıkıp tek başıma tarihi adada yürümek güzel oluyordu, seviyordum. İnsan sıkılmıyor İstanbul’da. Henüz göremediğim ve 1 aya sığdıramadığım yerleri var İstanbul’un. Fener, Balat, Adalar… Gitmek istiyorum vakit bulunca.

  12. İstanbul, benim her karışı keşfedilmeyi bekleyen inci tanem. Seni herkesten sordum. Âşıklara göz kırpardın Kız Kulesi’nden ben seni seyrederdim, martılarla dertleşirdin ben dinlerdim. Gözlerinin arasından süzülen Boğaz’a dalardım, yanaklarında yürümek ne de keyifliydi.

    Al-maviden gülümserdi güneş sana uyumadan önce, Ortaköy’de mehtaplı bir gece doğardı. Ben sabahlara kadar sana doyamazdım, Arnavut kaldırımların ezberim oldu. İsmin dudaklarımda hüzünlü bir sonbahardı, yaprakların dökülürdü Emirgan’dan. Leyla’sının peşinde Mecnun kokan bir rüzgârdın, laleler boyun bükerdi adını duyduğunda. Sigaramda duman olur tüterdin Üsküdar’dan Beşiktaş’a. Beyazıt’ta tarih kokan bir sahaftın, hasretimi nakşederdin, gönlüm seni dokurdu sayfalara. Beyoğlu’nda yolunu şaşırmış bir buse olurdun, utanır kalabalıkta yolumu kaybederdim. Yalansa kahrolayım sen sevgili kokardın…

    Sensizken ben, yokluğun vardı ben yoktum. Bir Ayasofya oldum, bir Sultanahmet. Ağladım yüreğimde, aşkından hatıra gözyaşımı silmedim, esir ettim kendimi Topkapı Sarayı’na. İstanbul’um, benim gece gözlüm, yoksa Boğaz’ın gözlerimden dökülen yaşlar mı?

  13. Benim için İstanbul her türlü olumsuzluğun her türlü güzelliğin ayrıca asırlardır süre gelen muhteşem tarih ve gizemin iç içe geçtiği bir şehir.

  14. Sevgililer gününde İstanbul’da olmak harika bir düşünce. Çokça denizi, martıları, azca yeşili, olabildiğince gökyüzünü alıp yanına sevgilini koluna takmanın düşü bile güzel. Bu arada siz gerçek kılarsanız o daha da güzel.

  15. Benim hayatımın çizgisini değiştirecek olayları yaşadığım ve hayatımın aşkını bulmama sebep olan mucize şehir İstanbul… Bir daha ne zaman giderim, gidersem neler yaşarım, hangi cadden sokağın bana ne hissettirir bilmiyorum ama bu ışıltın hiç sönmesin. Bana verdiklerini geri alma ve büyünü hiç kaybetme

  16. Her akşam eve geldiğimde tayin isteyip gideceğim deyip her sabah vazgeçtiğim bir şehirde yaşamak …. Ve her köşe başında karşılaşılan bir sürprizden sonra çook şükür hala buradayım demek.

    • Aslında ben herkesin İstanbul’da gezilecek ve görülecek yerler hakkında öneri ve tavsiyeler yazmasını beklemiştim. 🙂 Herkes biraz romantik, melankolik ve şiirsel takıldı biraz.

  17. İstanbul’u turist gibi yaşamak bir başka güzel oluyor. Ayasofya’ya bin kere gitsem bıkmam. Kariye’de döne döne freskleri izlemek gibisi yok. Büyük Saray Mozaikleri’ne dokunmak beni Bizans zamanlarına götürüyor. Topkapı Sarayı’nı her gezdiğimde yaşadığım o tatlı yorgunluğa bayılıyorum. Cağaloğlu Hamamı’nda kendimi sultan gibi hissediyorum. Arkeoloji Müzesi’nin hala görmediğim kısımlarının olması beni heveslendiriyor. Yerebatan’da aklıma türlü türlü efsanelerin gelmesiyle hafiften geriliyorum. Bu tür anlarda kocamı yanımda hissetmekse bana ayrı huzur veriyor.

  18. Istanbul anlatmakla bitmeyen bir romandir aslinda. Okurken hayal edersiniz ama yasayinca cok daha iyi oldugunu gorursunuz. Dogdugum buyudugum ve hala yasiyor olmaktan inanilmaz mutlu oldugum sehirdir Istanbul. Her bolgesi ayri guzeldir ama bogazici bambaskadir. Vapurla karsiya gecerken o 30 dakikada bile dunyadan soyutlanir insan bi nevi nirvanaya ulasir en azindan benim hissiyatim boyledir. Her seferinde tum dertlerimden arindiran yuzumde tatli bir tebessumdur Bogazici.

  19. İstanbul tarihten beri tüm medeniyetlerin almak istediği gizemli şehir olmuştur. Gizemli diyorum çünkü yaşayan için inanılmaz zorlukları olan ama şehrin dışına çıkıldığında her zaman özlenen bir yer olma özelliğine sahip olmuştur. Nedendir bilinmez. Gezmekle bitmeyen şehrin saymakla bitmeyen çilesi bu şehirde yaşayanlar için cabasıdır.

    Ee tabii gülü seven dikenine katlanmalıdır misali.Benim en çok sevdiğim ve her zaman gitmeye doyamadığım yer Ortaköy’dür. Orayı sevmemde ki en önemli neden kumpiri ve boğaz manzarasıdır…

  20. İstanbul deyince aklıma martı gelir
    Yarısı gümüş, yarısı köpük
    Yarısı balık, yarısı kuş
    İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
    Bir varmış, bir yokmuş””diyen Bedri Rahmi’ye katılmamak mümkün mü?

  21. İstanbul, hem cok uzak hem cok yakin. Hem cok samimi hem de bir o kadar ciddi.
    İstanbul sevgisini anlayabilmek icin, bu sehirde yasamak ya da gelip bu sehri koklamak gerekir.
    İstanbul demek; vapur, simit, cay, marti, bogaz, begonvil demek…
    İstanbul demek; tarih, kultur ve aktivite demek…
    İstanbul demek ask demek…
    Sevgiler…

  22. Eminönü’nde balık ekmek…tabi yanında bir de şalgam suyu ıslak mendilinizi istemeyi unutmayın. Kim bilmez ki turistlerin en uğrak yeri İstanbul’un kalbi Sultanahmet’i.. Ya arkasındaki Gülhane Parkı’na ne demeli eline patlamış mısırını aldıktan sonra kavak ağaçlarının arasından hiç acelen yokmuşçasına yürümek, sonundaki çay bahçesinde bir semaver çay söylemek ve boğazı seyretmek.. İstanbul’u izlemek…

    İstiklal Caddesi’ni baştan aşağı yürüyün.Duydunuz mu? ne güzel de çalıyorlar değil mi müziklerini.. insanları izleyin ve gözlemleyin buradaki hissi başka hiçbir caddede hissedemezsiniz bu doğru. Hiç çıktınız mı Galata Kulesi’ne? Çıkanlar bilirler aşağıdaki kuyrukta beklemenin buna kat kat değdiğini.. Şu taraf mı ? Orası Galata Köprüsü oltalarıyla balık tutuyormuş gibi yapıp vapur trafiğini kontrol ederler. Şaka yahu! Onlar hayattan tat almasını bilenlerden. Bakın karşıya Çamlıca Tepesi o gördüğünüz tepe İstanbul’un en yüksek tepelerinden.

    Kışın bol tarçınlı salebinizi yudumlarken eşsiz manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Bakın sağ tarafa heh orası! Orası Balat fotoğraf makinesini alan oraya koşar.. Fotoğraflanması lazım çünkü orası bizim tarihimizin anılarla dolu canlı varisi.. Hadi Beşiktaş’a gidelim sahilde bir kumru yeriz. Hayret buradaki insanlar birbirlerine selam verip duruyor, üstüne üstlük hal hatır soruyor ve muhabbet ediyoruz. Ne iyi insanlar bunlar.

    İstanbul’un her yeri böyle esasında sadece şu sıralar biraz yorgun.. Vapura binelim mi? Bir parça simit için birbirleriyle kıyasıya mücadele eden martılara bol bol simit atalım. O martılar İstanbul’un simgelerinden. Üsküdar’a geldik nihayetinde oturalım mı Kız Kulesi karşısında minderlerimize çaylarımızı hüpletelim. Hadi sonra da Kadıköy yapalım ne dersiniz ? Çınaraltı ve Beykoz’a da yarın gidelim he olmaz mı? Sonraki gün Hisarlar mı? Adalar mı? Unuttum mu? Elbette hayır İstanbul dünyaya sığmıyor bir paragrafa nasıl sığdarayım…

  23. İlk gidişimde kendimi yurt dışına çıkmış zannetmeme sebep olan şehir. 🙂 Türkiye güzel ülke. Güzel olan ne varsa tüketiliyor, tüketmek yerine olduğu gibi korumayı da öğreniriz inşallah.

  24. Bir şehir düşünün… Her mevsimi ayrı güzel. Her mevsiminde fotoğraflarının, içinize hoş duygular serpiştirdiği. Öyle bir şehir ki; çağlar boyu insanoğlunun uğruna sayısız can feda ettiği… Tüm dünyanın gözünün üstünde olduğu bir şehirdir İstanbul.Burada yaşamaksa bir lütuf… Tarihimizin bize bahşettiği güzellikleriyle nadir bulunan bir çiçek gibidir İstanbul.

      • Pek güler yüzlü çalışanları ile dolu iç ısıtan bir butik hotel. Konforu ve konumu itibari ile harika. Terasında Ayasofya’ya karşı kahve içmek paha biçilemez. Akşam ki canlı müzik ve atmosfer harikaydı. Ayrıca güne özel (14 Şubat) sürpriz çok ince düşünülmüştü. Otel sahibi de dahil herkes bizimle çok güzel ilgilendi. Ayrıca sohbet edilesi insanlar. Çok memnun ve mutlu ayrıldık. Herkese gönül rahatlığı ile tavsiye ederim.

  25. İstanbul’da yaşayanlar için İstanbul artık turistik bir yer olmaktan çıkıp, kaosun merkezi haline geliyor maalesef. Bu yüzden İstanbul içinde gezmek istediğimde bile daha az insanın olduğu yerleri tercih ediyorum.

    Sultanahmet’teki mimari kısımları es geçersek yaz sıcağında gölgesinde serinleyebileceğiniz ve yoğunluktan kaçabileceğiniz bir yerden bahsedebiliriz. Topkapı Sarayı’nın girişinin sol tarafında kalan, fakat insanların nedense girmeyi pek tercih etmediği bir sokak vardır, Soğukçeşme Sokağı. Bu yokuş sokak sizi Gülhane Parkının girişine kadar götürüyor. Sokak eski konaklarla kaplı, bir tane de gizli ve ortaçağdan kalma izlenimi veren bir restaurant var.

    Sultanahmet civarındaki en huzur verici yer benim için orasıdır.

    Beyoğlu’nun gezilmesini gerçekten tavsiye etmiyorum, bütün dönüşümlerden sonra artık bir önemi kalmadı, oraya götürdüğüm pek çok insan ise yoğunluktan dolayı neredeyse panik atak krizi geçirdiler.

    Tarihsel ve mimarı önemi olan yapıları bir kenara bıraktığımızda Kadıköy, Kuzguncuk ve Selimiye sanırım öncelikli yerler oluyor.

  26. Efendi Otel’in şahane tasarlanmış mekanindan bir zamanlar şahane tasarlanmış şehri seyretmek! Hem de özel bir günde sizin için özel birisiyle. 🙂

  27. İstanbul, her şeyden önce kendisiyle var olan, pek çok farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış ve büyüsüyle insanın kanına giren bir şehir. Bir defa Istanbul’a gelip yerleştiniz mi, yaşadınız mı sizi kendisine bağlayan, başka yerde rahat ettirmeyen bir şehir.

    Taksim’den Kadıköy’e geçerken köprüde manzarasıyla büyüleyen, Çengelköy’de yediğiniz balıkla, Topkapı Sarayı ile, Haliç’de yediğiniz balıkla sizin içinize giren bir daha da çıkmayan bir büyülü şehir….Ders- saadet dense de aslında, saadetin ta kendisi olan büyülü şehir….

  28. Istanbul’da olmak. Her gün sürpriz yaşamak. Her gün farklı bir güne uyanmak… En sıkıldığın günde Bogazici manzarasıyla kendine gelmek, Dolmabahçe’de sahlep, Piyer Loti’de çay içmek. Istanbul’da olmak, binip vapura simit atmak guvercinlere. Sık sık hayatın zorlugundan dem vuran ana gidemeyenlere gülmek kıs kıs. Vir büyüye sarinip uyumak. Bir hayale uyanmak.

  29. Gelmeden önce kalabalığından ve yoğun bir kahve tadı veren havasından ürkmüş buraya yerleşmeyi hiç istememiştim. Alışmaya başlamak 3 yılımı aldı! Zamanı senden usta bi ivedilikle çalışını izlerken zamanın içinde kaybolup İstanbul’un büyüsünü hissetmeye başladım. Şehrin gürültüsünün aktığı uzun caddelerin ardındaki küçük sokaklarda bulunan kafeleri, butik otelleri, tarihe meydan okuyan evleri görüp sokaklarında ufak ufak turlar yapmak dünyanın bir çok yerinde yakalayamadığım hazzı verdi. Taşı toprağı gerçekten altınmış. 🙂 Tabii doğru bakış açısıyla bakmasını bilene.

  30. Hem nefret ettiğiniz hem de kopamadığınız, tutkuyla bağlı olduğunuz biri oldu mu hayatınızda? Benim olmadı; ama böyle bir şehir tanıdım :İstanbul… Trafiği, gürültüsü, insanları, hızlı yaşamı yorar sizi hatta kahrettirir, kaçıp gitmeyi düşündürür her daim, güzelliğini görene kadar. O güzelliği gördüğünüz an ise tekrar aşık olursunuz bu kahrettiğiniz şehre, kopamazsınız. Bir gülüşü için bütün gün zulümlerine dayandığınız bir sevgili gibidir İstanbul. O, size bir kere gülsün diye battıkça batarsınız. Başka yerler ise onun taklidi gibidir asla tatmin etmez sizi. Her yerde bu hırçın sevgiliyi ararsınız.

    Rumeli Hisarı’ndan sonsuz maviliği izlemek, Eminönü’nün kalabalığında kaybolmak, şehir hatları vapurunda yan tarafa oturup ayaklarını dayamak, Kız Kulesine bakıp çay yudumlarken simit yemek, Arkeoloji Müzesi’nde asırlar öncesine yolculuk yapmak, Yerebatan Sarnıcı’nın içinde klasik müzik eşliğinde yüzüne damlayan sularla dolaşmak, Boğaz Köprüsü’nün üstünden geçerken yüzlerce kez gördüğün manzaraya ilk kez görüyormuş gibi heyecanlanmak, Galata Kulesi’nde gözlerini kapatıp manzarayı dinlemek, Gülhane Parkı’nda asırlık ağaçlarla sohbet etmek, Beyoğlu’nu tramvayla geçmek, Manda Batmaz’da kahve içmek, Mısırlı Han’da fotoğraf sergisi gezmek, Sarıyer’de balıkçılarla sohbet etmek, Kanlıca’da yoğurt yemek…

    Daha neler neler cilvesi bitmez bu sevgilinin zulmüde.Bir kere içine çektiysen bırakamazsın bu şehri…

  31. İstanbul tam olarak Nasıl bakarsanız size onu sunan bi şehir. Bu kadar çok rengi, kültürü, farklı ambiyansta semtleri barındıran kaç şehir var dünyada? Önemli bir geçiş noktasında olması mı bu kadar hareketli kılmış bu keşmekeşliği bile güzel şehri. 🙂 Boğaz’ın serin sularına serilmiş ışıl ışıl bir gerdanlığı anımsatır bana İstanbul. Bazen bir Osmanlı rüyası, bazen bir Bizans düşünden bir martının çığılında uyanmak derin maviliklerin sarmaladığı güzel İstanbul’da…

  32. İstanbul’a dair söylenecek ve söylenmiş ne çok şey var… Hakkında onca şarkılar söylenmiş, şiirler yazılmış bu şehri, bence en öz ve hoş şekilde Necip Fazıl tanımlamış şu dizelerinde:
    “Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
    Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler…
    Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu.
    Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
    Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
    Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
    Ana gibi yâr olmaz İstanbul gibi diyâr;
    Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar…
    Gecesi sümbül kokan,
    Türkçesi bülbül kokan,
    İstanbul,
    İstanbul…”
    Üç nokta ile aslında bitmeyen bu şiir, uzaktayken hasretiyle yanıp tutuştuğumuz, içinde yaşarken ise hep yerden yere vurduğumuz İstanbul’a dair benim duygularımı da özetler mahiyette.

  33. Uzaklaştığımda özlediğim ama özellikle son 12 yılda yapılan çirkin ve düzensiz yapılaşma diğer yandan kalabalıktan yaşarken bunaldığım yine de zaman geçirmekten zevk aldığım,doğduğum şehir; İstanbul.

  34. Küçükken benden babamı alan, büyüdüğümde bana hayatımın aşkını veren dünyanın en acımasız ve aynı zamanda en şefkatli şehri.

  35. ‘İstanbul’ belki çok klişe olacak ama benim aşık olduğum şehir. ilk gidişimde 26 yaşındaydım ve ben öyle pişman oldum ki bu şehre daha önce neden gelmedim diye. Geçmişi ve bugünü yaşarsın İstanbul’da, denizi başka kokar tarihi başka şehrin kendine has kargaşası seni içine çeker İstanbul olursun.

    Ne yazık ki bizler elimizdeki güzelliklerin kıymetini bilmiyoruz yeterince korumuyor reklamını yapamıyoruz. Şimdilik 10-11 Avrupa şehri gördüm ama benim favorı şehrim İstanbul. Tarihine, doğasına, boğazına, vapuruna, martısına sahip çıkalım; başka İstanbul yok!

  36. İstanbul ki her dünyaya açılan bir pencere taşır duvarlarında. Her kültür kendini bulup yaşar İstanbul’da. Sanırım Efendi Otel’de bunun farkında olacak ki her odası farklı karaktere sahip bir şekilde dizayn edilmiş.Bu deneyim, İstanbul içinde İstanbul’u yaşamak gibi olacak.

  37. Şile’yi çok sevdim. Sanki sahil kasabası gibi gezebileciğiniz ve deniz manzarası eşliğinde kahvenizi yudumlarken ruhunuzu dinleyebileceğiniz bir yer.

  38. Türkiye’de turizmin, ekonominin, sosyal yaşamın başkenti olan İstanbul sahip olduğu tarihi ve doğal bir çok yönüyle yalnızca Türkiye’nin değil tüm dünyanın incisi olmaya yaraşır bir şehirdir. Yenikapı’daki kazıda da ortaya çıktığı üzere dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul yıllar boyunca bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olup yüzyıllardır ulusların gıpta ile baktığı dünya başkentliğine soyunmuş bir şehirdir.

    Ancak Osmanlı’nın yıkılması ve Türkiye devletinin de kurulduğundan beri İstanbul adeta kalkınma için feda edilmiş olup bunun sonucunda da trafik, çarpık kentleşme, yüksek yapılaşma gibi bir çok sorun ortaya çıkmıştır. Bu sorunlara da artık İstanbul gibi bir şehire rant ve kar amacı ile bakmayıp herkesin elini taşın altına koyup İstanbul’a hakettiği değeri vererek sağlayabiliriz.

  39. İstanbul masallar şehri kadar büyüleyici, tarihiyle gezip görünmesi gereken, bir o kadar da kargaşalı nadir şehirlerden biri..

  40. İstanbul ki her dünyaya açılan bir pencere taşır duvarlarında. Her kültür kendini bulup yaşar İstanbul’da. Sanırım Efendi Otel de bunun farkında olacak ki her odası farklı karaktere sahip bir şekilde dizayn edilmiş. Bu deneyim, İstanbul içinde İstanbul’u yaşamak gibi olacak.

  41. Uzun yıllar İstanbul’u sevmediğimi düşündüm.
    Bu sanırım orada 7 yıl yaşamaktan kaynaklanıyor.
    İtalya hakkındaki yorumlarını okuyunca İstanbul’a haksızlık etmişim gibi hissettim.
    Fakat turist olarak bakınca Delhi’de çok çekici.Fakat ne kadar 1 hafta mı acaba en çok?
    Emin olamıyorum. İstanbul hakkındaki son kararım meçhul.
    Payitahtın haline üzülmeye devam ediyorum. Belki de uzaktan uzaktan özlüyorum.
    Aramızda bir aşk / nefret ilişkisi var. Belki hep böyle gider, belki de…

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Please enter your comment!
Please enter your name here