Maori kültürü, ünlü haka dansı, bungee jumping ve rugby tutkusu, kivi meyvesi, milyonlarca koyunu, denizlerinde süzülen binlerce yelkenlisi ve Yüzüklerin Efendisi serisindeki o epik manzaralarıyla zihnimize kazınmış bir coğrafyadaydım: Yeni Zelanda.
Haritalarda dünyanın en altına düşen, ama hayallerde en üste yazılan bir ülke. Uzaklığıyla büyüten, doğasıyla susturan, düzeniyle şaşırtan bir yer. Maorilerin Aotearoa dediği, yani Uzun Beyaz Bulut Ülkesi.
Bu yazı, iPad veya Android tabletinize ücretsiz indirebileceğiniz Dipnot Tablet’in 68. sayısında yayımlandı:
Uzun Beyaz Bulut Ülkesi: Aotearoa, Yeni Zelanda.
Uzun Beyaz Bulut Ülkesi: Aotearoa – Yeni Zelanda
Yeni Zelanda’ya ilk adım attığımda hissettiğim şey manzara değildi.
Düzen, sakinlik ve mesafeydi.
Dünyanın öte ucundaydım. Ama bir şekilde sistemli, net ve kendine güvenen bir ülkedeydim.
Maoriler buraya Aotearoa diyor: Uzun Beyaz Bulut Ülkesi.
Bulutlar gerçekten uzun. Gökyüzü gerçekten geniş.


Keşif ve Kolonizasyon: Abel Tasman’dan James Cook’a
1642 yılında Hollandalı kaşif Abel Tasman adaya ulaşıyor. Güney Amerika’ya bağlı olabileceğini düşünüp ülkeye Staten Landt adını veriyor. Ancak yerlilerle yaşanan çatışmalarda dört adamını kaybedince geri dönüyor.
Hollandalı haritacılar daha sonra ülkeyi, Hollanda’nın Zeeland eyaletine atfen Nova Zeelandia olarak adlandırıyor. Zamanla isim New Zealand halini alıyor.
1769-1779 yılları arasında İngiliz kaşif James Cook adayı haritalandırıyor. 1840’ta Maori şefleriyle imzalanan Waitangi Antlaşması ile Yeni Zelanda resmen Britanya İmparatorluğu’nun kolonisi oluyor.
Kolonizasyon yalnızca toprak değil; kültürel dönüşüm de getiriyor.
Misyonerler geliyor, Maoriler Hristiyanlaştırılıyor. Ticaret gelişiyor. Silah ve tarım araçları yerli halkın dengelerini değiştiriyor. Sonuç: İngilizlerle Maoriler arasında kanlı savaşlar.
Avrupalılar adaya ilk geldiklerinde nüfusun yaklaşık %40’ını oluşturan Maori toplumu, ilerleyen yıllarda ciddi oranda azalıyor.
1900’lerin başında yerli savaşları sona eriyor.
1907’de egemenlik statüsü değişiyor.
1931’de ise ülke tam bağımsızlığını ilan ediyor.
Yeni Zelanda aynı zamanda kadınlara oy hakkı veren ilk ülke. 1893’te kadınlar oy kullanmaya başlıyor, 1919’da seçilme hakkı geliyor.


Coğrafya ve Nüfus
Yeni Zelanda, Kuzey ve Güney Ada olmak üzere iki büyük ada üzerine kurulu. Kuzeyden güneye yaklaşık 1600 km uzunluğunda dağlık bir coğrafya.
2012 verilerine göre nüfus yaklaşık 4.430.400.
Nüfusun dörtte biri Kuzey Ada’da, ülkenin en büyük şehri Auckland’da yaşıyor.
Nüfus dağılımı:
- %78 Avrupa kökenli
- %14,6 Maori
- %10 civarı Asya kökenli
- %7 Pasifik kökenli
Türkiye’nin üçte biri yüzölçümüne sahip ülkede kişi başına 7,5 koyun düşüyor. Türkiye nüfusuna oranlarsak 560 milyon koyun demek olurdu. Abartı değil, gerçek. Koyun çiftlikleri, geyik çiftlikleri yaygın.


Doğa: Tehlikesiz Ama Koruma Altında
Yeni Zelanda’da Avrupalılar gelmeden önce karada yaşayan zehirli sürüngen, memeli yırtıcı, tehlikeli böcek yoktu. Doğa yıldızların altında çadır kuracak kadar güvenliydi.
Ancak sonradan getirilen hayvan türleri yerli fauna için tehdit oluşturdu. Hükümet kemirgenlere, yabani türlere karşı ciddi koruma programları yürütüyor.
Ülkenin sembolü olan Kiwi kuşu, uçamayan ve neredeyse kör bir tür. Koku alma duyusu güçlü. 60 milyon yıllık geçmişe sahip. Bugün nesli koruma altında.
Yeni Zelandalılar kendilerine Kiwi diyor.
Dünya kiwi üretiminin dörtte biri bu ülkeden çıkıyor.
Auckland: Çok Kültürlü Bir Liman Şehri
Auckland, Waitemata Limanı ve Hauraki Körfezi’ndeki yüzlerce yelkenli nedeniyle Yelkenler Şehri olarak anılıyor.
Şehir kozmopolit.
Queen Street’te yürürken İngiliz, Çinli, Koreli, Tayvanlı, Japon, Hintli insanları bir arada görüyorsunuz.
Beyaz yakalı işler genelde Kiwi’lerin elinde. Hizmet sektörü ağırlıklı olarak Asyalı göçmenlerde.
Şehir gastronomi açısından zengin. Dünya mutfakları yan yana.
30 dakika içinde plaja gidip yüzebilir, subtropikal ormanda yürüyebilir, golf oynayabilir veya yelkenliye atlayabilirsiniz.


Sky Tower ve Adrenalin
Şehrin her yerinden görülen 328 metre yüksekliğindeki Sky Tower, Güney Yarım Küre’nin en yüksek yapılarından biri.
192 metre yükseklikten Sky Jump yapabilirsiniz.
Ya da kulenin etrafındaki 1,2 metre genişliğindeki platformda güvenlik halatıyla yürüyebilirsiniz: Sky Walk.
Adrenalin var ama düzenli.
Sigara, Rugby ve Günlük Hayat
Yeni Zelanda, sigaraya karşı en sert politikaları uygulayan ülkelerden biri. Bir paket sigara yaklaşık 17 TL karşılığı. Hükümet fiyatları her yıl artırıyor. Hedef uzun vadede sigarasız bir ülke.
Rugby burada din gibi. All Blacks sadece bir takım değil, ulusal kimlik.

İnsan Profili
Zaman yavaş akıyor.
İnsanlar sakin ama enerjik.
Planlı yaşıyorlar.
Market kasasında “Bugün nasılsın?” sorusu samimi. Otobüsten inerken şoföre teşekkür etmek alışkanlık.
Temiz topraklarda beslenen hayvanların sütünden yapılan tatlılar, mis gibi kahve kokusu, Queen Street’te sokak müzisyenlerinin sesi…
Ben burada dünyanın öte ucunda, her şeyden uzaktım.
Ama ilk kez kendime bu kadar yakındım.




