Şanslı olmalıydık. Koh Phangan’da geçirdiğimiz 4 gün hava şahane sayılırdı. Bazı günler bulutlu olsa da en azından yağmur yoktu. Oysa dün yani 2012 yılının ilk günü o kadar çok yağmur yağdı ki gittiğimiz restoranda sıkışıp kaldık. Hoş internet vardı, biz de yağmur ve fırtına altında, çatısından su damlayan restoranda, son birkaç gündür çektiğimiz yüzlerce Full Moon Partisi fotoğraflarını düzenledik. Tabi bazı kareleri birbirimize gösterip gülmeden de geçemedik. Akşamında yine sahile inip partiye katılmadan edemedik.

Önceki gün Pahangan Adası’ndan Krabi’ye gitmek için biletimizi almıştık (600THB). 5 gün 5 gece partiden sonra artık adadan ayrılmak zamanı gelmişti. Sabah 4.30 da kaldığımız otelden bizi iskeleye götürecek acentenin taksisi gelip aldı. Taksi dediğime bakmayın, aslında kamyonet, ama burada buna taksi deniyor. Aynı şekilde bir yerlere gitmek için sürücülü motosiklet tutsanız da ona da taksi diyorlar. Bali’de “transport, transport” diye seslenen sürücüler, burada “taksi” diye size sesleniyor.

Tekneyle anakaraya ulaştıktan sonra bizi otobüsle aldılar. Yağmur altında süren bir yolculukla öğlen sonrası 3 gibi Krabi’deydik. Bazı yollar sel altında kaldığından yolda işaretler alternatif yolları işaret ediyordu.  Oysa Krabi’de hava gayet güzeldi. Otobüsün bizi indirdiği şehir dışındaki küçük terminalden Krabi’ye gidecek bilet aldık (50THB). Yarım saat sonra Krabi’deki P.Guesthouse’daydık (350THB).

Şehri turlamak için kendimizi iskeleye attık. Kasabanın önünde denize dökülen bir nehir geçiyor. Şahane manzarası var. Birkaç kilometre ötede ise nehrin iki yanında yükselen dik kireç taşı kayaları arasından geçen nehrin ortaya koyduğu manzara dikkate değer. Her yan yemyeşil. İskelede bot turu sunan lokal balıkçıların teklifiyle karşılaştık (400THB). Yanımıza 2 de başka turist bulunca tamam dedik (100THB/pp).

İlk durağımız o yükselen 2 kayanın hemen arkasında olan Tham Pee Hua Toh adındaki mağaraya oldu. Nereye gitsem mağaralar beni buluyor zaten. Hemen içine dalı verdik. Özenle yapılmış dik merdivenlerle mağaranın içerisine ulaşabiliyorsunuz.  Mağara duvarlarında 3000 ile 5000 yıl eski olduğu düşünüldüğü, bazıları geometrik şekilde olan  siyah, kırmızı ve kahverengi duvar resimleri bulunuyor.

Bilim adamları, Prehistorik dönemde, MÖ 43000-27.000 yıllarından kalma bazı Homo Sapiens kemikleri, tohumlar ve deniz kabukları bulunmuş. Bu dönemler insanoğlunun henüz ateşi bulmadığı, araç ve silah kullanmayı bilmediği, ev ve barınak gibi şeyler yapamadığı dönemlere denk geliyor. II. Dünya Savaşında Japon askerleri bir dönem bu mağarayı üs olarak kullanmışlar. Mağara içerisinde bunu figüre eden asker maketleri bulunuyor.

Mağara içerisinde, birbirlerine geçen küçük odacıklar var. Tırmanmak için halatlar konmuş, oralara çıktığınızda şahane manzara ile karşılaşıyorsunuz.  Mağara ziyareti uzadığından normalde geri dönmemiz gerekiyordu. Balıkçı turu uzatıp uzatmak istemediğimizi sorunca, uzatıp balıkçı köyüne gitmeye karar verdik (50THB).

İyi ki gitmişiz. Çok hoşuma giden bir yer oldu. Müslümanların yaşadığı bu balıkçı köyü kıyıda kazıklar üzerine kurulmuş ahşap evlerden oluşuyor. Bunlardan birinin önünde nehir üzerinde havuzlar yapılmış ve içlerinde türlü türlü balıklar var.

Bunlardan pufferfish (balon balığı) en ilgi çekici olanıydı. Dünyana en zehirli balıklar listesinde ilk 10’daç  Balığın derisi, karaciğer, doku ve kaslarında tetradodoksin adlı toksin bulunduğundan, bunu yiyenleri ilk 24 saate öldürüyor. Yılda 200’den fazla zehirlenme vakasıyla karşılaşılıyormuş ve yine yılda ortalam 40 kişi bu balık yüzünden ölüyormuş. Balığı sudan çıkarıp elinize aldığınızda kendisini şişirmeye başlıyor. Şişirdikçe de üzerindeki kirpi dikeni gibi çıkıntılarda sertleşip belirginleşmeye başlıyor.

Sırayla bütün balıklar bize tanıtıldı. Gezgin arkadaşım Bekran kendisine istiridye söylerken ben de köyde konaklama seçeneği olup olmadığını araştırayım dedim. Bir homestayde 2 öğün yemek ve konaklama için 500THB (30TL) teklif edildi ki gayet makul bir fiyat. Köyde ortalama yemek seçeneklerinin fiyatı da 50THB civarındaymış.

Kalmam için iki sorun vardı, birisi deniz ürünleriyle pek aramın olmaması, diğeri de internetin yokluğuydu. Kalıp kalmayacağıma sonra karar vereceğim.

Şahane fotoğraflar çektikten sonra Krabi merkeze geri döndük. Acentenin birinden Krabi’de neler yapılabileceği hakkında detaylı bilgiler aldıktan sonra buraya geliş amaçlarımızdan biri olan kaya tırmanışını gerçekleştirebileceğimiz tekne turunu satın aldık (1200THB).

Yarın yeni bir deneyim yaşayacağım. Tırmanabildiğim kadar yükseğe serbest tırmanış yapıp oradan derin suya atlamaya çalışacağım. Görelim bakalım.

Day 517: Tayland:6, Krabi. 2 Ocak 2012

4 YORUMLAR

  1. Tayland müthiş bir ülke, bir yanda denizi adaları kumsalları diğer yanda kültürü yemekleri insanları…etkilenmemek elde değil doğrusu. Ayrıca Full Moon partisinin yapıldığı Koh Phangan adasında yapılan birbirinden güzel diğer partilere de katılmasınızı öneririm.

  2. Ben de paylaştığınız gezi yazılarını ilgi ve merakla okuyorum! Özellikle Uzak Doğu, Güney Asya, o coğrafyadaki adalar çok merak ettiğim yerlerdir öteden beri! O yüzden daha bir ilgi çekici, gidemediğim, artık gidebileceğim de muhtemel olmayan o yerleri; bu kadar detaylı anlatan birinin kaleminden, objektifinden izlemek çok güzel:) İlk yorumcunun dileğine katılıyorum, siz hep yolda olun, sağlıklı ve sorunsuz yolculuklarınız olsun:)

  3. Yazılarınızı ilgiyle ve oldukça da özenerek takip ediyorum 🙂 Umarım hep yolda olursunuz da biz de sizin sayenizde ulaşamadığımız ve belki de hiç göremeyeceğimiz yerlere gitmiş oluruz 🙂

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!