Porto Lagos, İskeçe yolu üzerinde yer alan küçük bir balıkçı köyü. Dürüst olmak gerekirse, Porto Lagos “bir gün ayıralım da görelim” türünden yerlerden değil. Dedeağaç’tan İskeçe’ye giderken yol üzerinde duracağınız, ama mutlaka duracağınız bir nokta. Burası turistik broşürlerde pek yer almaz; halbuki burası Yunanistan’ın en otantik köşelerinden biri.
Şöyle söyleyeyim: Gürültülü sahil kasabalarından kaçıp sessizlik arıyorsanız, göl üzerindeki ahşap köprüler ve sazlıklar arasından süzülen martı sesleri size huzur verecek. Ama fazla beklemeyinde, burası sadece geçiş noktası. Vistonida Gölü üzerindeki Agios Nikolaos Kilisesi ise bu civara yolu düşenlerin görmesi gereken önemli yerler arasında.

Porto Lagos: Flamingolar ve Yüzen Manastırı ile İskeçe’ye Bağlı Bir Köy
Porto Lagos, Dedeağaç ile İskeçe arasında, yaklaşık 20 kilometre mesafede yer alıyor. Latin Amerika’daymış gibi egzotik ismi ve pastoral, suyla dolu manzarası ile Porto Lagos gerçekten gördüğüm benzersiz bir karaktere sahip yerlerden biri. Köy, İskeçe ve Gümülcine arasında yer alıyor ve nüfusu sadece 300’den biraz fazla.
Köye erişim kolay, ancak büyük oteller yok ve neredeyse hiç turist bulunmuyor. Küçük boyutuna ve doğrudan denize erişimi olmamasına rağmen, Porto Lagos çevre bölge için büyük öneme sahip bir liman – ne de olsa Yunanistan’ın en kuzeydeki limanı ve kıyıları Yunanistan’ın en kuzeydeki kıyıları. Balıkçı teknelerine, ticari gemilere ve son yıllarda yatlara yardımcı olacak gerekli tüm tesisler mevcut.
Porto Lagos’un en belirgin iki özelliği, kıyılarda dolaşan pembe flamingo sürüleri ve küçük bir adacık üzerinde yükselerek sanki suyun üzerinde yüzüyormuş hissi veren Agios Nikolaos Manastırı. İlk kez gördüğünüzde insan durup bakakalıyor; manzara fazlasıyla fotojenik, fazlasıyla sakin.
Köyün asıl çekiciliği Vistonida Gölü üzerindeki Agios Nikolaos Kilisesi. Bu manastır kompleksi, Aynoroz’daki kutsal Vatopedi Manastırı’nın bir kolu olarak faaliyet gösteriyor.
Kiliseye ulaşım oldukça atmosferik. Sazlıkların arasından uzayıp giden ahşap köprüden yürüyorsunuz. Ayaklarınızın altında suyun şırıltısı, etrafta martıların çığlıkları. Zamanın pürüzsüzleştirdiği asırlık ahşap köprü, sizi önce Agios Nikolaos adacığına, oradan da bir başka köprüyle Virgin Mary Pantanassa kilisesine götürüyor.
Manastırda yaşayan küçük bir cemaat, Vatopedi’nin günlük ritüellerini sürdürüyor. İçeride tütsü kokusu ve mum ışıkları arasında, Bizans döneminden kalma freskleri görebiliyorsunuz. Duvarlardaki aziz figürleri, yüzyıllardır burada süren sessiz ibadetin tanıkları.
Tarihi Hikaye: Buranın geçmişi oldukça ilginç. Anlatılanlara göre, Osmanlı döneminde bölgenin sahibi olan bir bey varmış. Kızı hastalandığında, civardaki bir çileci azizden yardım istemiş. Kız iyileşince, müteşekkir bey tüm bölgeyi Aynoroz’daki Vatopedi Manastırı’na bağışlamış. Daha eski bir rivayete göre ise, Roma’dan dönerken fırtınaya yakalanan Bizans İmparatoru Arkadios, Meryem Ana’ya ettiği duası kabul olunca burayı kiliseye vakfetmiş. Patrik Nektarios tarafından açılan kilise, o zamandan beri aynı amaçla hizmet veriyor.
⛪ Ziyaret Saatleri: Agios Nikolaos Kilisesi: Günlük 08:00-19:00 arası açık. Önemli tarih: 6 Aralık Agios Nikolaos yortusu (çok kalabalık). Giriş: Ücretsiz, ancak bağış kutusu mevcut
Vistonida Gölü ve Doğal Yaşam
Gölün etrafı kuş gözlemcileri için cennet sayılır. Özellikle kış aylarında binlerce su kuşu burada konaklıyor. Sabah erken saatlerde gelirseniz, sis perdesi arasından süzülen güneş ışıkları göl yüzeyinde büyüleyici bir manzara yaratıyor.
Flamingoların burada olmasının sebebi Porto Lagos’un coğrafi konumu. Köy doğrudan açık denize bakmıyor; Yunanistan’ın dördüncü büyük gölü olan Vistonida Gölü ile Trakya Denizi arasında uzanan dar bir kara şeridi üzerine kurulmuş. Bu geçiş hattı, bölgeyi son derece zengin bir sulak alan ekosistemine dönüştürmüş. O yüzden Porto Lagos sadece küçük bir balıkçı köyü değil, aynı zamanda doğa meraklıları için de özel bir durak.
Benden söylemesi: Köprüde yürürken acele etmeyin. Sazlıklar arasında balıkçıl kuşları, ördek sürüleri görebilirsiniz. Fotoğraf meraklıları için 08:00-10:00 arası en iyi ışık saatleri.
Gözümden kaçmadı: Köprünün ortasından hem kiliseye hem de göl manzarasına hakim açılar çekebilirsiniz. Özellikle akşam saatlerinde, batı yönündeki ışık kilise kubbelerini altın sarısı boyuyor.
En iyi çekim noktaları: – Ana köprünün ortası (panoramik göl manzarası) – Kilise girişi (tarihi mimari detayları) – İkinci köprüden geriye bakış (kilise silueti) – Kıyı şeridindeki balıkçı tekneleri
Porto Lagos tek başına yarım günlük durak. Geri kalan zamanınızı Dedeağaç merkezinde geçirebilir, liman bölgesinde balık yemeği yiyebilirsiniz. İskeçe yönüne devam ederseniz, antik Maroneia kalıntıları ve Sapes köyündeki geleneksel mimariyi görme şansınız var.
Yolda öğrenilen ders: Trakya bölgesi acele edilecek yerlerden değil. Her köşede farklı bir hikaye, her köprüde farklı bir manzara bekliyor. Planınızı esnek tutun, keşfetmeye açık olun.

Yerel Lezzetler
Porto Lagos’ta birkaç balık lokantası var. To Perasma (Geçiş) adlı mekan, gölden tutulan balıklarla hazırladığı yemekleriyle ünlü. Levrek, çipura gibi deniz balıkları yanında, tatlı su balıkları da menüde. 15-25 Euro arasında değişen fiyatlarla doyurucu öğünler çıkarabiliyor.
🍽️ Yerel Lezzet Önerisi
Balık çorbası: Taze gölbalıkları ile hazırlanan geleneksel çorba
Kızarmış kefaliye: Gölün en yaygın balık türü, basit ama lezzetli
Yerel şarabı: Bölge üzümlerinden yapılan ev şarabı
Naçizane uyarı: Köydeki lokantalar Pazartesi günleri genellikle kapalı oluyor. Ayrıca kış aylarında bazı mekanlar sezon dışı kısıtlı çalışabiliyor.

Konaklama Seçenekleri
🏨 Konaklama Önerileri (Dedeağaç)
Alexander Beach Hotel: 80-120 Euro/gece, casino yakını
Lighthouse Hotel: 60-90 Euro/gece, şehir merkezi
Pansiyonlar: 35-50 Euro/gece, bütçe dostu seçenekler
Porto Lagos’ta doğrudan konaklama seçeneği sınırlı. En mantıklısı Dedeağaç merkezde kalıp buraya günübirlik gelmek. Alexander Beach Hotel and Casino Thraki şehrin 3 km batısında, yenilenmiş odaları ve kaliteli kahvaltısıyla öne çıkıyor.
Porto Lagos Nerede 📍
Porto Lagos, Yunanistan’ın Trakya bölgesinde, Vistonida Gölü kıyısında kurulmuş küçük bir balıkçı köyü. İskeçe ile Gümülcine arasında konumlanıyor, İskeçe’ye 25 km, Gümülcine’ye 23 km mesafede. Köy bir tarafta Ege Denizi, diğer tarafta Vistonida Gölü arasında sıkışmış dar bir şerit üzerinde yer alıyor. Selanik’e 225 km uzaklıktaki bu küçük yerleşim, Trakya ovalarının yeşili ile lagünün mavisi arasında kendine özgü bir coğrafya yaratmış.
Porto Lagos’a Nasıl Gidilir 🚘
Dedeağaç’tan Porto Lagos’a araçla yaklaşık 25 dakika. E90 karayolu üzerinde, yönlendirme tabelaları mevcut. Toplu taşıma sınırlı; en uygun seçenek kiralık araç veya taksi.
Buraya kadar gelmişken: İskeçe yolunu da değerlendirin. Porto Lagos’tan devam eden yol, Trakya kırsalının otantik köyleri arasından geçiyor. Toplam mesafe 45 km, yaklaşık 1 saatlik sürüş.
En ideal dönem Nisan-Ekim arası. Yaz aylarında sıcak olsa da göl kenarındaki esinti serinletici. Kış aylarında da atmosferi güzel, ancak hava koşulları ziyareti zorlaştırabilir.
Özel dönemler: – 6 Aralık: Agios Nikolaos yortusu (çok kalabalık, festival havası) – Mart-Nisan: Göçmen kuşların en yoğun olduğu dönem – Eylül-Ekim: Turistik kalabalıktan uzak, huzurlu atmosfer
Kısa bir mola notu: Sabahın erken saatleri en büyüleyici. Güneş doğarken gölün üzerindeki sis tabakası, köprülere mistik bir hava katıyor. Bu anları yakalamak için 07:00 civarında yola çıkmaya değer.

Yunanistan, Balkan Yarımadası’nın güneyinde konumlanan, Ege ve İyon denizleriyle çevrili bir ülke. Kuzeyde Arnavutluk, Kuzey Makedonya ve Bulgaristan, doğuda ise Türkiye ile sınır komşusu. Ana kara parçası ve binlerce adadan oluşan coğrafyaya sahip. Başkenti Atina olan ülkenin en büyük şehri de Atina.
Yaklaşık 10.7 milyon nüfusa sahip ülkede halkın %93’ünü Yunanlılar oluşturuyor. Yüzölçümü Türkiye’nin altıda biri kadar. Resmi dil Yunanca ama Makedonca ve Arnavutça da bazı bölgelerde konuşuluyor. Para birimi Euro, Türkiye ile saat farkı 1 saat.
Schengen vizesi engeline rağmen komşuya tatile gidenlerin sayısı son yıllarda giderek artıyor. Yunanistan‘ın Evros (Meriç) Bölgesi’nin merkezi olan Dedeağaç, Edirne İpsala Sınır Kapısını geçince Yunanistan’da göreceğimiz ilk şehir. Ülkemize yakınlığı nedeniyle bizimkilerin günübirlik ya da haftasonu tatili için kaçtığı rotalar arasında yer alıyor.




