Porto Lagos küçük bir köy ama Yunanistan’ın en kuzeydeki limanlarından biri. Tekneler, yatlar, küçük balıkçı gemileri için gerekli tüm bakım imkânları var. Yine de buraya gelenlerin asıl derdi liman falan değil; herkesin gözü köyün hemen öncesinde, suyun üstünde duruyormuş hissi veren Agios Nikolaos (Aziz Nikola) Manastırı’nda.

Lagünün içindeki minik adacıklar üzerine kurulmuş manastır kompleksi gerçekten suyun üzerinde yüzüyormuş hissi veriyor. Ahşap köprüyle ana bölüme geçiyorsunuz; içeride küçük bir kilise dükkânı, avluda banklar ve koca bir ağacın gölgesi var. Oturup manzaraya dalmak için birebir. Mavi-beyaz renkler Akdeniz havasını tamamlıyor, ortamdaki sakinlik insanın zaman kavramını siliyor.

Agios Nikolaos Kilisesi
Agios Nikolaos Kilisesi

Agios Nikolaos Manastırı: Suyun Üzerinde Duran Kilise

Porto Lagos’un asıl yıldızı, Vistonida Gölü’nün tam ortasında, küçük bir adacık üzerinde yükselen Agios Nikolaos Manastırı. Aynoroz’daki kutsal Vatopedi Manastırı’na bağlı bu metoch, Porto Lagos lagününde yer alan Agios Nikolaos Kilisesi ve hemen yanındaki Panagia Pantanassa Şapeli ile birlikte etkileyici bir manastır kompleksi oluşturuyor. Trakya Denizi ile Vistonida Gölü’nün birleştiği noktada, iki minik adacığa yayılmış bu yapı gerçekten de suyun üzerinde yüzüyormuş hissi veriyor.

Manastıra ulaşmak başlı başına bir deneyim. Kıyıdan adaya uzanan ahşap köprüde yürürken altınızda su çalkalanıyor, çevrede sazlıklar hışırdıyor, martılar eşlik ediyor. Köprü fotoğraf için birebir; Porto Lagos’un kartpostallık kareleri tam da burada çıkıyor.

Tarihi ve Rivayetleri

Manastırın kuruluşuna dair anlatılar efsanelerle iç içe. Osmanlı döneminde bölgenin sahibi olan bir beyin, hasta kızını burada yaşayan münzevi bir keşişin iyileştirdiğine inanılır. Bey de şükran olarak bu toprakları Vatopedi Manastırı’na bağışlar. Daha eski bir rivayete göre ise Bizans İmparatoru Arkadios, Roma’dan dönüşte geçirdiği gemi kazasından Meryem Ana’nın aracılığıyla kurtulunca, burayı Theotokos’a adayarak kutsatır. Bu kutsama, Patrik Nektarios tarafından yapılır.

Tapınağın neden Aziz Nikolaos’a adandığı da ayrı bir hikâye. Bugünkü yapıdan önce burada Aziz Theodoroi Kilisesi bulunur. İnşaat sırasında Aziz Nikolaos’un görünüp “Denizlerin azizi olarak ben koruyucunuz olacağım” dediğine inanılır. Denizcilerin ve balıkçıların azizi olan Nikolaos’un seçilmesi bu yüzden tesadüf değil.

İçerisi, Atmosferi, Manzarası

Manastırın içi sade ama etkileyici: beyaz duvarlar, Bizans ikonaları, loş ışık ve tütsü kokusu. Küçük bir cemaat Vatopedi’nin günlük ritüellerini burada sürdürüyor. Sessizliğe saygı göstermek önemli; ibadet edenlere denk gelebilirsiniz.

Manastırın arkasındaki küçük terasta oturup Vistonida Gölü’nün tamamına bakmak ayrı bir keyif. Özellikle gün batımında, suyun üzerinde oluşan altın renkli yansımalar gerçekten görülmeye değer.

Pratik Bilgiler

  • Ziyaret saatleri: Her gün 08:00 – 19:00
  • 🎟 Giriş: Ücretsiz (bağış kutusu var)
  • 📅 Önemli tarih: 6 Aralık – Agios Nikolaos Yortusu (çok kalabalık olur)
  • ⚠️ Not: İçeride sessiz olun, flaş kullanmayın

Net söyleyeyim; Porto Lagos’a gelip de Agios Nikolaos Manastırı’nı görmeden dönmek büyük eksik. Hem manzarası hem hikâyesi hem de o sakinliğiyle insanın aklında uzun süre kalıyor.

Panagia Pantanassa Kilisesi

İkinci bir ahşap köprü sizi daha da suyun içine, Panagia Pantanassa Kilisesi‘ne götürüyor. Vatopedi Manastırı’ndaki mucizevi Panagia Pantanassa ikonunun bir kopyasını barındıran bu küçük kilise, manastır kompleksinin en sakin köşesi. Burası tam anlamıyla suyun ortasında; her yanınız göl, her tarafınız sessizlik.

🌄 Buraya kadar gelmişken: Kiliseden gölün diğer ucuna doğru uzanan manzarayı mutlaka fotoğrafla. Özellikle öğleden sonra ışığı vurunca, suyun üzerindeki yansımalar göz alabildiğine uzanan vahşi güzellik sergiliyor.

Agios Nicholas, Porto Lagos
Agios Nicholas, Porto Lagos

Köyün kendisi oldukça küçük. Ana yol üzerinde birkaç taverna, market, kahvehane. Dürüst olmak gerekirse, köyde fazla yapacak şey yok. Ana çekim noktası Agios Nikolaos ve göl manzarası zaten. Ama yavaşlamak, oturup kahve içmek, martıları izlemek isteyenler için ideal. Şehir temposundan uzak, sakin bir mola noktası.

Köydeki eski evler, geleneksel Trakya mimarisi örnekleri. Taş temel üzerine ahşap çatı, küçük bahçeler, asma dalları. Bazı evlerin önünde ağlar kurutuluyor, balık kokusu havada. Yerel yaşam hâlâ geleneksel ritimde devam ediyor burada. Yerel halk çoğunlukla balıkçılık yapıyor; sabah erkenden tekneye çıkıp akşam dönerken, ellerinde taze balıkla karşılaşabilirsiniz onları.

Vistonida Gölü etrafında yürüyüş yapmak isteyenler için birkaç patika var. Flora ve fauna zenginliği açısından bölgenin en değerli noktalarından biri. Özellikle kuş türleri çeşitliliği dikkat çekici; sabah erken saatlerde ya da akşam üstü gelirseniz doğal yaşamı daha yoğun gözlemleyebilirsiniz.

⚠️ Naçizane uyarı: Gölün kenarındaki bazı bölgelerde çöpler manzaranın güzelliğine gölge düşürüyor. Ne yazık ki yerel yönetimin bu konuda daha duyarlı olması gerekiyor.

İpsala’dan Porto Lagos’a araçla yaklaşık 45 dakika. E90 üzerinden İskeçe istikametine gidiyorsunuz, Porto Lagos tabelası görünce sağa sapıyorsunuz. Yol kalitesi iyi, problem yok.

Toplu taşıma seçenekleri sınırlı. İskeçe’den günde birkaç minibüs var ama saatler değişken. Kendi aracınızla gitmeniz daha pratik. Park yeri problemi yok, manastırın yanında ücretsiz park alanı mevcut. Manastır ziyareti, göl kenarında yürüyüş, bir taverna molası için 2-3 saat yeterli. Günübirlik İskeçe turunuzun parçası olarak planlayın.

Porto Lagos küçük ama ekolojik açıdan Trakya’nın kalbi sayılabilecek bir yerde duruyor. Yerel halk Yunanca konuşuyor ama kulak kabartırsanız Türkçe de duyarsınız. Açık söyleyeyim; İskeçe‘ye gidiyorsanız, Porto Lagos ve Agios Nikolaos Manastırı’nı görmeden geçmek yazık olur. İlk bakışta insanı durduran, sakinliğiyle içine çeken nadir yerlerden biri.