Geçen gün annem ‘Nereye kadar böyle gezeceksin?’ diye sorarken, babam ‘Neden bir iş bulup çalışmıyorsun?’ diye üstüme geliyordu. Önceki hafta gittiğim bir konserde tanıştığım bir arkadaş ise doğrudan benim bir şeylerden kaçtığımı söylüyordu. Bir şeylerden kaçtığımı veya neyi aradığımı merak edenlerin sorduğu sorularla dolu mesajlar, posta kutuma yağmur gibi yağıyor. Uzun süre yolda olan ve yerleşik yaşamayan insanlar hakkında böyle bir algı oluşabiliyor – sanki sürekli hareket etmek, normal bir hayatı reddetmek gibi geliyor herkese.
Bu satırları okuyan birçoğunuzun seyahat tutkunu olduğunu tahmin edebiliyorum. Birçoğumuz sevsek de sevmesek de bir işe sahibiz. Koca yıl çalıştıktan sonra elde edilen o kısacık izin dilimlerinde, bayramda seyranda bir yerlere kaçma hayali, rüyalarımızı süslüyor. İmkânımız elveriyorsa gidip bir veya birkaç ülke görüp yuvamıza geri dönüyoruz, ama ne zaman ki birileri bunu bir yaşam tarzı olarak yapınca, bunu da garipsemiyor değiliz.

REHBERDE NE VAR?
Ulaşım, rota, maliyet ve pratik notlara hızlı geçin.
Neden Uzun Süre Yollarda? Toplumun Yargıları
Sahi, bir insan neden uzun süre kendini oradan oraya atar ki? Ya savuracak çok parası olmalı, ya da gemileri yakmış olmalı; belki de bir şeylerden kaçıyor veya arıyordur gibi düşünceler etrafta uçuşmaya başlıyor. Çünkü gerçek dünyada –hele hele bizim gibi ülkelerde– bu biraz gerçek dışı veya anlaşılmaz kabul ediliyor. Toplumun yerleşik normları, sürekli hareketi lüks ya da kaçış olarak damgalıyor; oysa bu, aslında hayata daha derin bir dalış.
Bundan belki 5-10 yıl öncesine dönsem, ben de aynı şeyleri düşünürdüm. Yakaladığım fırsatlarda kendimi yurtdışına attığımda, evimi ve işimi fena özlüyordum. Kendini yollara vurmuş birilerini duysam, belki ben de öyle derdim: Bir şeylerden kaçıyor olmalı! O zamanlar, sistemin güvenli kollarında huzur buluyordum; şimdi ise o “güven”in aslında bir tuzak olduğunu fark ettim.


Evet, Kaçıyorum – Ama Gerçek Dünyaya Doğru!
Evet, tamamen doğru! Kesinlikle bir şeyler arıyorum ve birçok şeyden kaçıyorum. Bir önceki mesut kabul ettiğim yaşantımı reddediyorum –ki o zamanlar da çok mutluydum, trafiğin stresinden, ofis ışıklarının yapaylığından habersiz. Dünya ülkelerine, kültürlerine, insanlarına önyargılarla dolu düşüncelerden kaçıyorum. Bu önyargılar, bizi birbirimizden uzak tutan görünmez duvarlar; ben onları yıkmak için yola koyuluyorum.
Kanatlarımı açıp, önyargılardan arınmış özgür bir ruh haliyle farklı kültürleri, coğrafyaları, egzotik güzellikleri ve lezzetleri keşfetmeye çalışıyorum. Ben normal(!) addedilen dünyadan gerçek dünyaya kaçıyorum. Aslında normal(!) denilen dünya pek de normal gibi görünmüyor artık gözüme – hele ki pandemi sonrası, kırılganlığını gördükten sonra. Bu kaçış, bir teslimiyet değil; aksine, hayata tam gaz sarılmak.

Sistemin Dişlilerinden Kurtulmak: Yorucu Döngüden Özgürlüğe
Klasik bir döngü içerisinde işleyen bir ofis hayatı, ulaşım ve trafikte heba edilen yorgun ve gergin saatler, akşam veya hafta sonu saatlerini yapılması gereken işlere ayırıp bir koşuşturma havasında süren, yorucu, yıpratıcı ve gerici bir hayat. Faturalar, faturalar ve faturalar… Sistemin dişlisiyiz. Sabah alarm ziliyle uyanmak, metrobüste sıkışmak, patronun emirlerini beklemek – bu mu hayat? Ben bu dişlilerden kurtulup, kendi ritmimi yaratmak istiyorum; çünkü özgürlük, tam da bu kırılma anında başlıyor.
Bunun yerine daha keyifli ve eğlenceli bir hayatı kim istemez? İstemeyen var mı aramızda? Fiji’de şnorkelle dalmak, Avustralya’nın göbeğindeki kutsal Uluru Kayası’nı görmek, Bali’de Hindu seremonilerini bir köşeye çekilip izlemek, Mabul Adası’nda dalmak, zamanın yavaş aktığı bir coğrafyada ayağı uzatıp eşsiz doğal güzelliği izlemek, çılgın aktivitelere katılmak, uçağa binip gökyüzünden süzülmek, dünyanın en güzel denizlerinde ve plajlarında akvaryum gibi denizlerde yüzmek, çılgın partilere katılmak…
Bu anlar, ruhu besleyen hazineler; her biri, sıradanlığın zincirlerini kırıyor. Kim istemez? Hayal ederken bile kalp atışlarımız hızlanıyor.


Kimse İstemez Demeyin – Ama Cesaret Gerekiyor
Doğru ya, bunları istemeyeniniz çıkacaktır elbet, saygı duyarım. Önümüze kapılar açılsa da bunu görmeyecek veya reddedecek birilerimiz çıkar, bilinçli veya bilinçsiz. Sistemin içerisinde eridiysek, çemberin dışına çıkmaya cesaretimiz kalmadığı gibi, çıkmak isteyenleri de frenleriz. Aklımız dışında, kendimiz çemberin içerisindeysek eğer o zaman kurtulmanın yollarına bakarız, bakmalıyız da! Bu frenleme, korkudan kaynaklanıyor; çünkü değişim, konfor alanını sarsıyor. Ama bir kez dışarı adım attığınızda, geri dönüş yok – sadece büyüme var.

Hayat Kısa: Hakkıyla Yaşamak İstiyorum!
Hayat kısa ve bunu da sadece bir kere yaşarsınız. Ben dilediğim gibi bir yaşantıyı –imkân ve fırsatlarım ölçüsünde– yaşamak istiyorum. Geride bıraktığım mutlu yaşantımdansa şu anki mutlu yaşantımı tercih ediyorum. Bana “Anlat” dediklerinde delice şeyler yaptığımı anlatmak ve daha da delice şeyler yapacağımı söylemek istiyorum. Bu delilik, toplumun gözünde çılgınlık; benim içinse saf mutluluk.
Yolda olmak, yolculuk, seyahat veya dünya turu, adına her ne dersek diyelim; yola düşmek özgürlük ve hayata daha da çok yaklaşmak bana göre. Sadece artık standartlaşmış insan bakış açısının ötesinde biraz farklı bir yaşam bu. Yollarda, yalnızlığın tadını çıkarırken, evrenle bir oluyorum; rüzgar yüzümü yalarken, tüm yüklerim uçup gidiyor.
Çok zaman, birçok yerde tek başına mutluluğu tüm hücrelerimde hissettiğimde, dudaklarımın kenarında gülümsemeyle kendime ‘Şu an neredeyim ve ben ne yapıyorum?’ dediğim çok oldu; buydu yaşamak ve özgürlük. Uzun ama sıradan bir ömür yerine, kısa ama böylesi mutlu anlarla dolu kısa bir yaşamı tercih ederim. Bu anlar, sonsuzluğa bedel.


Kaçıyorum – Gülümseyen Yüzler ve Keşifler İçin!
Evet, aynen doğru, ben kaçıyorum, gerçek dünyayı yaşamak için. Şu an tekrar yollara düşmeyi dört gözle bekliyorum. Problemlerden kaçmak için değil, aşağıdaki gibi gülümseyen yüzleri görmek, farklılıkları anlamak ve yeniden kendimi ve dünyayı keşfetmek için. Her gülümseme, bir kültür köprüsü; her keşif, ruhuma yeni bir katman ekliyor. Bu yolculuk, bitmeyen bir macera – ve ben her saniyesini sonuna kadar yaşıyorum.
7 Temmuz 2012, İzmir
Sonunu düşünmeden bir yolculuğa başlamak, bilinmeyen dünyalara yelken açmak, yeni insanlar, kültürler tanımak adını bile henüz duymadığın bir yerde bambaşka hayatlarla buluşmak. Bir şeylerden kaçmak değil, tam tersine bilinmeyen, sürprizlerle, yeniliklerle dolu bir dünyaya kucağını açmak.
En lüks evler, arabalar, maaşlar, en üst statü meslekler bunların hiç birinin gözünüzde değeri olmaz. Bir gün mutlaka yapacağınızı düşündüğünüz gözünüzün her gün farklı insanlara gülümseyeceği, size kendinizin kim olduğunu hatırlatacak yeni bir başlangıca ihtiyacınız, ihtiyacım var.
Ümidimi hiç bir zaman yitirmedim, yitirmeyeceğim. Hayalleri bile yüzümde kocaman tebessüm uyandıran bu yolculuğa bugün değil ama bir gün mutlaka atılacağım. Hayallerimden gerçeğe geçişi sağlayacak o köprüye ihtiyacım var.
Belli bir çizginin dışında kalan insanların kaderidir belkide sorgulanmak. Çünkü hayat bizden normal (!) bir yaşam sürmemizi bekler. Sürmediğimiz takdirde yolumuza çıkardığı en büyük engel insanlardır. En sevdiklerimiz olur bu insanlar genelde. İtaat ister çünkü hayat, itaat yoksa bir parçayı alır götürür senden. Bir bedel ister hayat. Bu bedelde çoğu zaman hayatındaki en anlamlı insanların senin hayatına anlam verememesi olur.
Bence seyahat öyle bir şey ki hayatınızda şu ana kadar öğrendiğiniz her seyin anlamsız oldugunu gösteririr size. Ben 22 senelik hayatımda sadece 22 günümü ayırdım seyahate ve dönüp 22 yılımı sorgulayınca aklıma gelen çocuklugum ve o 22 günümdür.
O günlerin bitişinde kendime bir söz verdim bir daha ilk fırsatta sorgusuz sualsiz hayatıma bir deger daha katacagıma. Bir daha seyahat edeceğime, yani bence hepimizin yerine en güzel yaşayan en dolu yaşayan ve ne yaptıgını bilen bir siz varsınız.
Merhaba Kemal abi, 18 yaşinda Hakkari dogumlu bir gencim. Hayatimin her yaşinda bir seyler ariyordum. Tipki herkes gibi, ama daha onceden bunlara kafa yormadim; taki bu bir iki sene önceye kadar. Anladim ki, yasamin gizi ve yasamiin amaci, kendi varligini geliştirmektir. Kendi özümuzu en eksiksiz bicimde gerceklestirmek… Bunun icin variz bu dunyada. Bir baskasinin yaptigi muzigin yankısı olmak yerine, kendi muzigimizi yaratmak. Bizler butunun birer parcasiyiz, yaratilmis yaraticilariz.
Benim hayalimde senin yolunla kesişiyor abi. Bir kac saatin garantisini veremedigimiz su dunyada gezmek, gormek, gelismek… Bu beni butunuyle yasama veriyor. Butunun diger pacalari olan diger insanlari, onlarin kulturlerini, kisiliklerini kesfetmek, gormek dusunmesi bile beni heyecanlandiriyor.
Bu yaşta bu maceraya atilmak, bunu yasam tarzi haline getirmem sence ne kadar mumkun abi?
Birgün hep bir gün yurtdışına gitmek vardı hayalimde. Bu çok ufak yaşlarımda başladı (okuduğum kitaplardan). 18 yaşıma gelince içimde tutku halini aldı, ancak ne varki seyhat etmek için yeterli param yoktu. :( Çünkü aile şirketimizde yönetici olarak çalışıyordum. :) Şirket yetkilisi olarak gerekli maddiyata sahip değildim. Komik ama öyleydi tipik aile şirketi politikası. :( Ben de tutku haline gelen seyhat isteğimi gerçekleştirmek için, çeyizimdeki (annemin birikim yaptığı porselenler) birkaç parça çin porseleni satmakla başlamak istedim ve Kadıköy de evimize yakın cadde üzerinde porselenlerimi satışa çıkardım. :) Ama sadece kahve fincanlarımı satabilmiştim, bu da yeterli değildi maalesef. Tabiiiki ertelendi, ertelendi… bu yolculuk aşkı.
Taaki 29 yaşına kadar sonunda ilk gitmek istediğim ülke olan, İngiltere’ye iş teklifi ile gitmekle başladım ve o yaşımdan itibaren fırsatım olur olmaz biriktirdiğim paralarımla sürekli yollardayım.:) Malesef ki geri dönmek zorundayım, bir kızım var henüz bana ihtiyacı var. 21 yaşında O hayatını bensiz idame ettirecek zamana gelir gelmaz ben yine gideceğim ve geri gelmemek üzere sürekli gideceğim. :) Bütün idealim şimdi bir KARAVAN ALMAK VE ONUNLA ALIP BAŞIMI BİR DAHA DÖNMEMEK ÜZERE gitmek, dünyayı dolaşmak, dolaşmak, dolaşmak istiyorum. :)
Merhaba,
Bir süredir facebook’ta maceralarınızın takipçisiyim. İmrenerek, heyecanla, gezebildiğim eski günlerin o muhteşem anılarıyla karışık bir ruh halinde okuyorum yazılarınızı. Yapılacaklar defterime küçük notlar alıyorum zaman zaman.:))
Ruhunda gezginlik olanların eninde sonunda böyle bir hayata kavuşacağına inanıyorum. Yakın lokasyonlar bile yeterli oluyor bazen.
Ne mutlu size. Gezen, gezebilen, bundan keyif alan, bunun için çaba gösteren herkese selam olsun.
Sevgiler..
İnsanların seyahat etmeyi nasıl “kaçış” olarak algıladıklarını ben algılayamıyorum…
Benim için seyahat etmek “güzellikleri! gör-ebilmek” ve “fotoğraflayıp paylaşabilmek” tir. Bunu yapmayı çok istiyorum-seviyorum. Yolunuz açık olsun sayın Kemal Kaya!
İnsanların ciddiye almadığı bir hayat tarzı gezgin olmak. O yüzden o bir türlü kırılamayan algıları teker teker yıkmayı başardığın için ne kadar teşekkür etsek azdır sana, birer gezgin adayı olarak.
Uzun zamandır Facebook YoldaOlmak sayfanızdan sizi takip ediyorum. Açıkçası Hurgada, Ürdün Akabe’yi sizin yazdıklarınızdan duydum. Diğer yarlere olan seyahatleri de takip ediyorum.
Ben bulduğu her fırsatta ister yurt içi ister yurt dışı hep bir yerlere kaçma fırsatı kovalayan biriyim. Bulunduğum yerden nereye olursa olsun gitmek ayrı bir keyif. Yoksa kaldığınızda yaptığınız hep aynı rutin hayat. Sıradanlık ve bunun sonucunda gelen tek yönlü bir bakış. İnsanlar fark etmez ama çok gezmek seyahat etmek insanlara farklı bakış açıları kazandırır. Bu nasıl ne zaman olur bilmiyorum ama öyle. İşin kötüsü bu durum sıradan insanlarla aranızdaki uçurumu açar. Artık onlar gibi düşünüp konuşamaz olursunuz ki giderek iletişimde zorlaşır. Maalesef ama bizim gibi her fırsatta gezen insanlar aldıkları bu hazdan kolay kolay vazgeçemez bağışıklık kazanır.
Ben şu anda her tatilde nasıl bir program yapıp en uygun nasıl gezerimin derdindeyim. Mecburiyetlerimiz ve iş gibi bir yükümlülüğümüz olması bende ordan oraya yetmedi uzaya giderdim. Takipteyim. Kendinize iyi bakın.
Gezmeyi, seyahat etmeyi çok seven bir insan olmama rağmen geçenlerde bir arkadaşımla aynı sorunun cevabını düşünüp tartışmıştık. Hatta sonrasında bu yazını göndermiştim ona. :) Bizim görmediğimiz, kendi hayatımızda tercih etmediğimiz bir eylemin onu gerçekleştirilen bir başkası için son derece haklı ve güzel nedenleri olabileceğinin göstergesi aslında.
Ben kendi adıma dönecek bir evim olduğu sürece seyahat etmeyi seviyorum ve aslında evimden uzun süre ayrı kalmayı sevmiyorum çünkü orası benim mabedim, üretim, yaratım alanım. Seth Godin’in bir sözü vardır, Türkçe’sini yazacak olursam “Bir sonraki seyahatinin nereye olacağını düşünmek yerine, kaçmak istemeyeceğin bir hayat yarat” Ben bunu kendi hayatımda yarattığımı sanıyorum.
Sen de benden farklı bir şekilde bulduğuna göre bazı soruların tek bir doğru cevabı olmadığını görüyoruz. :) Insan kendini gerçekten tanıyıp, ne sevip ne sevmediğini, nelerin kendi isteği nelerin toplum tarafından fark etmeden ona istek olarak yüklendiğinin ayrımına varabildiği zaman hayatının iplerini eline alıyor, daha cesur olabiliyor ve kendiyle vakit geçirmekten zevk alır oluyor. Bu da ona kendi “doğru” yaşamının kapılarını açıyor.
Senin gibi kendi yolunda yürüyenler ise pek çok insana ışık tutuyor. Tüm paylaşımların için kendi adıma çok teşekkür ediyorum. Ben de hep o yerleri görme isteği uyandırıyor. Yolun hep açık olsun. :)
Yazılarınızı büyük bir heyecan içinde takip ediyorum. Çok güzel bir noktaya değinmişsiniz bu yazınızda da gerçekten. İnsanları malesef zincirleyen, aileleri, işleri, paraları, evleri, vs gibi birçok etken mevcut. Ancak siz o kadar güzel tüm bu olumsuzluklardan olumlu şeyler çıkartmayı başarmış birisiniz.
Yurtdışında gezmeden önce yazılarınızı okumak çok faydalı oluyor. Sıradan bir seyahat günlüğü gibi değilde sanki okurken bile gittiğiniz yerleri yaşıyorum. Tecrübelerinizi bizlere aktardığınız için teşekkür ederim. Umarım bu hayat yolcuğunuzda merakınız hiç bitmez. :)
Aslında kendimizi frenlemesek, belirsizliklerden korkmayıp bilinmezlikleri kucaklasak mutluluk gelir bizi bulur. Her şey bir anlık cesaret gösterip o bileti almaya, o imzayı atmaya, ne zamandır içimizde tuttuğumuz o çıkışı yapmaya ya da herkes için kendince bir şeylerin zincirini kırmaya bakar. Sonrası emin olun çok daha rahat ; huzur ve mutluluk verici.
‘Yola çıkacak kişinin aşması gereken ilk ve en önemli engel, kendi yerleşikliğidir; kendi yeri -kendisidir…” Oruç Aruoba
Yazınız bana bunları hatırlattı!
‘Yolda Olmak, yolculuk, seyahat veya dünya turu, adına her dersek diyelim; yola düşmek özgürlüktür’ demişsin ya tam da bu yapmak istediğim. İnsanlar ev ve iş arasında geçen monoton yaşama o kadar alışmışlar ki böyle bir deneyim onlara çok sıradışı gelebiliyor. Ama önemli olan insanın nasıl yaşamak istediğidir. Bence yaptığın kaçmak değil birçok insanın isteyip de denemeye cesaret edemediği birşeyi yapıyorsun.
Yazılarını sürekli takip ediyorum. Daha önce de yorum yazmıştım yazıların benim için ofis ortamından dünyaya açılan kapı. Her zaman istediğin yolda olman dileğiyle.
Merhaba, öncelikle sizin yerinizde olmayı çok isterdim. Benim de bunları yaşama şansım olsaydı hiç düşünmeden, :) hemen küçük bi valizle yola çıkardım. Şanslısınız. Yaşamayı farklı kılmanın tadını çıkartıyorsunuz.
Kaçmak cesaret ister. Bende de biraz olsa fena olmazdı :) Bence özenilecek bir yaşama sahipsiniz. Bol kaçamaklı günler ;)
Merhabalar, sizin gibi bir çok ülke gezmek ve fotoğraflarımla bu ülkeleri anlatmak çok istiyorum. Yurtdışına ilk seyahatim sınırları olmayan ülke Amerika’ya idi. Sınırları yok diyorum, çünkü bu ülke de ömür boyu dolaşsanız dahi göremeyeceğiniz yerler sanırım kalır. :) Umarım bir gün sizin gibi başarılı olabilirim, yolunuz açık olsun, kolaylıklar. :)
Bu cümleye ba-yıl-dım!
“Evet, aynen doğru, ben kaçıyorum, gerçek dünyayı yaşamak için.”
Yavaş Yavaş Ölürler
Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına
çıkmamış olanlar
Pablo Neruda
“Ben normal (!) addedilen dünyadan gerçek dünyaya kaçıyorum” demişsiniz hislerimize tercüman olurcasına. Çevremdeki insanlar bu konuda motivasyonumu düşürmeye ve beni hayal dünyasında yaşadığımı inandırmaya başlamışken beni kendime getiren bu yazınız için teşekkür ederim. Bir çok insanın daha ‘hayal dünyalarına’ dokunmak dileğiyle.
kim ne derse desin, nasıl düşünürse düşünsün. “yolda olmak” en güzeli…
Kesinlikle yaptiginiz cok cesaret isteyen ve su kisa hayatta hayatin anlasilmasi icin gereken bir sey. Bunu secme iradeniz hayranlik uyandirici. Çogumuzun icinde bir gun ben de bir gun seklinde duygular uyandiriyor. Lutfen hep devam edin…
1 ay önce Thailant ve Rusya gezileri yaptım. Hissettiğim tek şey özgürlük ve mutluluktu..Yasadıgınız hayatı şuanda kıskaniyorum.. Kafalar çemberin dısında ama hayatım çemberin içinde kaldı. Umarım bir gün kiskanmama gerek kalmaz bende yön veririm hayatıma.. sizin adınıza çokk mutluyum siz böyle yazdıkca ben seviniyorum :) tebrik ediyorum özgür olmak her baba yiğidin harcı degil :)
… ve ayrıca kalemine, yüreğine, ruhuna sağlık. Çok güzel yazıyorsun.
Gezmek tarif edilemez bir mutluluk bence. Neredeyse 1 yıldır sizin yazılarınızı okuyorum ve icimdeki seyahat aşkı gün geçtikçe artıtıyor. En sonunda ben de yolda olmaliyim dedim ve ilk seyahat biletimi aldım. Sınavlarım bittikten 1 gun sonra Makedonya’ya gidiyorum. 17 Kasım tam 4 gün Balkanlar’da olucam. Ne yapıp edecegime dair bir fikrim olmasa da güzel gececegine inanıyorum. Yazılarınızı okuyup cesaretleniyorum. Yolunuz açık olsun. Bana ilk seyahatimle alakali tavsiyelerde bulunabilirsiniz.
Sizin gibi gezmek keşfetmek yeni insanlarla tanışmak hayat denen olayı dolu dolu yaşamak çok güzel. Yalnız herkesin yapabileceği bir şey değil bu. Yolculuklara çıkabilen cesaretli yaşamayı seven şanslı insanlardan birisiniz. Bizler ofiste tıkılıp işlerle boşurken siz hayatı yaşıyorsunuz. Ne güzel! :)
Kemal bey merhabalar, Sizden esinlenerek 3 ayda 2 ülke gezdim. Nepal ve iran ve devamı gelecek. Sizi durdurmaya çalışanlara kulak asmayın. Kedi ve ciğer ilişkisi onlarınki.
Düşünce tarzınız ve kendi dünyanızın keşfi gerçekten çok hoş. Facebook üzerinden de takip ediyorum. Seyahat ettiğiniz yerlere gitmiş kadar oluyor ve ayrı bir zevk alıyorum teşekkür ederiz…
…sistemin dişlisindeyiz…bizim olmayan sorunları sırtlıyoruz gün be gün…gezmek çok güzel birşey de (ben de ufak çapta yaptım; sizinki ile kıyaslanmaz tabii…Avrupa içerisinde az buz…)
yine de bir evin olması, bir yere kök salmak , bazı konularda sağlam bir zemin güzel birşey…ben de artık şu “birisi için çalışmak zorunda olmak” kıskacından çıkıyorum yavaş yavaş…keni işimi kurmak üzere yol alıyorum…
yaratıcı olmak lazım…birilerinin bize sırtımıza yüklediği bize ait olmayan yükü emniyet uğruna taşımamalı…
ne şekilde olursa olsun…
tebrikler size…
Evliya Çelebinin işi neydi? Aslında bence bir işiniz var: Gezi yazarısınız. Bunu bir yayınevi için yapmıyorsunuz da blogunuzda yayınlıyor belki reklamdan para kazanıyorsunuz. Belki gelince kitaplaştırıp bir miktar kazanacaksınız. İnsanın işinin olması illa memur olması anlamına gelmiyor, üretmesi anlamına geliyor. Bence çalışıp üretmeyen o kadar insan varken siz gayet üretkensiniz.
Web siten cok hos. Yazilarini takip ediyorum. Gordugum kadariyla, siteni gelistirmeye calisiyorsun. Bu is tek kisiyle olmaz, yani sadece kendi yazilarinla daha cok kisiye ulasamazsin. Youtube, Google, Facebook… bunlar hep milyonlarin kullanmasi sonucu buyukler. Yani siteni buyutmek istiyorsan, herkese acacaksin. Herkes bir seyler yazmali. Tum gezginlerin yazilari olmali. boylece daha fazla takipciye ulasabilirsin.
Sizin gibi cesur olamadım. Ne zaman çocuklarım büyüdü, düştüm yollara. Yeni yerler, kültürler, yeni arkadaşlar bana hep keyif veriyor. Evet artık yeni kararım bu, sağlığım izin verdiği sürece gezeceğim. Kenya-Tanzania-Zanzibar’dan geldim. Yeni hedef Peru…
Kemal Bey, anne ve babanızın sizin için endişelenmesi bir derece normal karşılanabilir, ancak bir de şu boyutu var; monoton işe git-gel bir hayat yerine farklı deneyimleri yaşıyorsunuz. Aslında bu bir kaçış olarak görülmemeli tam tersine sizin de belirttiğiniz gibi özgürlüğe kaçmak!
Bence kendini aramalı insan… Evde otur, işe git-gel nereye kadar?
Şu anda çıksam aynı rotayı gezmem benim için bile cesaret gerektirir. Ancak zaten uzun süre yoldaysanız cesaret zaten gelip sizi bulur. Oturduğumuz sıradan modern dünyanın atmosferinde o cesaret gelip sizi bulmaz.
Benim yaptığımsize göre olağanüstü geliyor olabilir, bunun nedeni ülkemizde böylesi kimselerin nadir olmasından. Oysa yollarda benim yaptığımı yapan gencecik kızlar ve çocuklarla tanıştım ve dahi yaşlılarla. Yolda rotamı rastgele bu kişilerden aldığım bilgiye ve içgüdülerime göre belirliyordum. Gözde çok büyütmemek gerekiyor.
Seyahat güvenliği konularına her zaman dikakt etmeli, yolda arkadaşlar edinmeli ve ve dünyanın düşündüümüzden daha da güvenli alduğunu aklımıza geirmeli. Bol bol da okumalı gezi blogları ve sitelerini.
https://yoldaolmak.com/gezi-ve-seyahat-bloglari-kaynaklar
https://yoldaolmak.com/seyahat-rehberi
Sizin yaptiklarinizi yapmak en buyuk hayalim. Cesaret toplama asamasindayim. Zira bir kadin olarak bu tur bir seyahatin daha riskli oldugunu dusunuyorum.
Bir kadin olsaydiniz da ayni rotayi gerceklestirebilir miydiniz? Cevabiniz icin simdiden tesekkurler, yeni seyahatlerinizde bol sanslar.
Kaybolmak, bazen kesfetmenin en iyi yoludur. Kaybolmak, ve devaminda bir yere varmaya calismak, ve varmak, muthis bir varolustur. Bu mantigi herseye uygulayabilirsin. En basit haliyle: ben yuruyerek dolastigim, icinde kayboldugum sehirleri cok daha iyi ogrendim ve daha cok sevdim.
Sonucta, su hayatta bizler, kaybolmus ve birseyler bulmaya calisan kisilikler degilmiyiz?
“Travel brings power and love back into your life.” Muhammed Celaleddin-i Rumi(Mevlana)
Travel is fatal to prejudice, bigotry, and narrow-mindedness.” Mark Twain
The purpose of life is to live it, to taste it, to experience to the utmost, to reach out eagerly and without fear for newer and richer experience.” Eleanor Roosevelt”
To travel is to live.” Hans Christian Andersen
The journey itself is my home.” Bashō
The world is a book and those who do not travel read only one page.” St. Augustine
Through travel I first became aware of the outside world; it was through travel that I found my own introspective way into becoming a part of it.” Eudora Welty, One Writer’s Beginnings
Not all those who wander are lost.” JRR Tolkien
Travel is more than the seeing of sights; it is a change that goes on, deep and permanent, in the ideas of living.” Miriam Beard
Travel is not really about leaving our homes, but leaving our habits.” Pico Iyer
The traveler sees what he sees, the tourist sees what he has come to see. Gilbert K. Chesterton
It is not fit that every man should travel; it makes a wise man better, and a fool worse.William Hazlitt
Travelers never think that they are the foreigners.Mason Cooley
Tourists don’t know where they’ve been, travelers don’t know where they’re going.Paul Theroux
The traveler was active; he went strenuously in search of people, of adventure, of experience. The tourist is passive; he expects interesting things to happen to him. He goes ‘sight-seeing.’Daniel J. Boorstin
When the traveler goes alone he gets acquainted with himself.Liberty Hyde Bailey
Mutluysan boyle yollarda olmaktan, diledigince gez. Hayat cok kisa. Felsefeyle cozulecek isler degil bunlar.
Gezmek ve görmek.. Gerçekten bu dünyada görülecek birçok yer var ve önemli bir sözün olduğunu herkes bilir. “Çok gezen mi yoksa çok okuyan mı bilir” diye.. Gerçekten büyük bir tartışma ve gezmek görmek gerçekten harika..
Önemli olan A dan B ye gitmek değil… önemli olan ; A ile B arasında olmak!
Yaşarken ölmek sizin tarif ettiğiniz, kaybolmak evrende. Bir zerrecik ki sadece kendi haberdar varlığından mutluluğundan. Blog paylaşım neden öyleyse? Ben bir kayıp zerrecik bakın bana işte buradayım diye hakırmak değil mi?
“Yolda Olmak” işte bu… Hep şunu söylerim yolda olmak beni heyecanlandırıyor. Çocukluğumdan beri en arzum gezmek ve görmek. Ama işin en güzel ve heyecanlı tarafı da “yolda olmak” . Sayfanıza seçtiğiniz isimde de kendimden bir şeyler bulduğum için belki daha da heyecanalandım. Hürriyet Seyahat eki sayesinde sitenizden haberdar oldum. Bundan sonra takipçinizim. Sizin gibi gezginlere çok özeniyorum. Normal (!) dünya neye ve kime göre ? Gezgin ruhunu taşımayanların bunu anlamasını bekleyemeyiz. Yolunuz açık olsun !
Evet böyle yaşam tarzı çok güzeL, ama finans sağlamak için de çalışmak gerekmez mi :)
Hepimiz su`dan geldik, su`yun icinde aldik ilk can atislarimizi ve bir sekilde su yolunu bulacak, nereden nasil cikacagi bilinmez yolculuklarda.
O, bu degilde en cok neyi merak ettim: bu yazinin resimleri neden hep cocuk yuzleri? ve cok sevdim hepsini! :) Sevgiler.
yakında yola düşecek (kaçacak yani:) biri olarak aslında kaçtığımız şey; bize sunulan küçük dünya… insanın yaşam arzusu kendisine sunulan ‘kutu’ dünyaya sığmıyor… bu kadar büyük ve birçok farklılığı barındıran bu dünyaya neden sınırlar çizelim ki… ben bulduğum bu yaşam şansını başkaları ya da korkularım yüzünden sınırlamak istemiyorum…. kendim gibi olmak istediğim için yollara düşmeyi tercih ediyorum… Sevgili Kemal aylardır yazılarınla takip ediyorum seni… ve biliyorum ki çok az bir süre sonra yine yollarda olacaksın… ve ben sabırsızlıkla bekleyeceğim seni takiplemeye :)
‘Dünya bir kitap gibidir ve gezmeyenler onun sadece bir sayfasını okur’ St.Augustine
Gezgin arkadaşlarla birlikte olup aynı duyguları paylaşmak çok güzel. Eylül sonunda Myanmar’a gidiyorum. Giden arkadaşlar gördüklerini benimle paylaşırlarsa çok memnun olurum.
Gide gide yine kendine varır insan… Dünyanın yuvarlak olması gibi, başladığın noktaya dönersin ama kökten değişmiş bir halde… Kaldı ki bir şeylerden kaçıyor olsanız da bu yine sadece ve sadece sizi ilgilendirir. Zaten “gerçek” diye niteledikleri yaşamı yeterince çalışıp didinip yaşamışsınız. Durmaya karar verdiğiniz günden sonrası zor olabilir gezginliğe alışınca… Belki sevenlerinizi bu korkutuyordur biraz… İyi gezmeler dilerim. Paylaştıkça biz de öğreniyoruz… Teşekkürler…
Evet kaçıyorsun!
Saymış olduğun gibi monoton bir yaşantıdan, sınırları imkan dahilinde belirli olan stersli iş hayatından,
Kaçıyorsun, çünkü monotonlaşmış günlük yaşantısına farklılıklar katmayan veya katamayan, kendine güvenini kaybetmiş tedirgin bir şekilde yaşayan toplumdan,
Kaçıyorsun, yoğun trafikten ve stresinden,
Kaçıyorsun, kazandığın para ile kira, fatura ve gıda ödemelerinden başka bir şey yapamıyorsun,
Kaçıyorsun, artık kendi istedeğin gibi yaşamak (aile bireylerinin tabiki çok büyük önemi var bizler için) istiyorsun,
Kaçıyorsun, çünkü kendin olmak istiyorsun.
Sakın kimse yanlış anlamasın beni. Ben de kaçıcam yakında bunlardan dolayı. Kemal abi bunlar benim sebeplerim, ama senin üzerinden aktardım bunları. Kusura bakma :)
KENDİM OLMAK VE KENDİ İSTEKLERİMİ YAŞAMAK İSTİYORUM!
Nereye kadar diye soranlara “gücümün yettiği yere kadar” demek en doğrusu.
Ben yaşlara gelince hafiften zorluyor yolda olmak.
Gençken ve olanaklar ölçüsünde bol bol gez kardeşim.
Haydi tekrar yollara, biz de seni takip edelim gıpta ile.
Yaptığınız ya da yaşadığınız şeyin adının ne olduğu çok da mühim değil. Mühim olan istediğiniz gibi yaşıyor olmanız. Benim umrumda olansa dünyayı geziyo olmanız. Yolunuz her daim açık olsun. Bir de benim de artık yolum açılsın.
Bence bişeyler kaçtığın yok. Yeni ve farklı deneyimler yaşamak isteğin ve bundan keyif aldığın için yapıyorsun. Mecbur veya yapmak zounda olduğun için değil sadece istediğin için. Bu kişiye göre farklı algılanıp yorumlanabilecek bişey ama sen ne yaşadığını biliyorsun.