Ana Sayfa Blog

Bir Uçak Biletiyle Başlayan Hayat Değişimi: 2 Yıl Öncesi ve Şimdi

43648

Bundan tam 2 yıl önce, tarih 3 Ağustos 2010. Cebimde Bangkok bileti, Atatürk Havalimanı’ndayım. O an hayatımın bu kadar kökten değişeceğini bilmiyordum. Aklımda birçok şey vardı ama öncelikli amacım netti: İngilizce öğrenmek. Pasaportumda Yeni Zelanda öğrenci vizem vardı ve okul ücretini çoktan ödemiştim.

Dünyayı gerçekten merak ediyorsanız, yalnızca sınırlı bir dil çemberinin içinden akan bilgi size yetmiyorsa, filmleri altyazısız izlemek, haberleri 3. sayfa gündeminden ibaret olmayan bir yerden takip etmek istiyorsanız, bir kitabı okumak için Türkçe çevirisini beklemek zorunda kalmak canınızı sıkıyorsa, internette yabancı kaynaklara bakıp anlamamak size eksiklik gibi geliyorsa… yapılacak şey basittir: İngilizce öğrenmek.
Ben de imkân ve fırsat bulmuşken bunu yapmaya niyetliydim.

Önce Pattaya’da bir dil okuluyla görüştüm. Oradaki Amerikalı bir eğitmenle anlaştım. Hayatımın en uzun kesintisiz tatilini yaparken, Yeni Zelanda öncesi pratik yapma şansı buldum. Ardından yaklaşık 7 ay sürecek Yeni Zelanda macerası başladı.

Yeni Zelanda’da bir ay boyunca kesintisiz yaptığım sırt çantalı gezi (backpacking) sonrası bir şeyi net biçimde fark ettim: Hayatım değişmişti. Bu ilk uzun süreli yolculukta o kadar çok şey öğrenmiştim ki, yalnızca rota değil, gelecek planım da yön değiştirmişti. Öğrenmenin verdiği o heyecandan artık uzak kalamazdım. Okul bitince olmam gereken yer belliydi: Yollarda.

Tioman Adası, Malezya
15 Eylül, 2011, Tioman Adası, Malezya

Bir Yıldönümü: 2 Yıl Öncesi ve Öncesi

İlk fotoğraf makinem Rus yapımı Zenith’ti. 1985’li yıllarda, maddi açıdan zor şartlarda almıştım. Arıların peşinde koşar, çiçeklerin başında saatlerce bekler, onların fotoğraflarını çekerdim.
Yıllar sonra, elimde afili bir kamera ile dünyayı dolaşıyordum. Tarih bu kez 3 Ağustos 2012 idi.

Hayatımda sadece bir kez, tıka basa yediğim bir yemek yüzünden kusmuştum. Ne mi? Makarna. Backpacker yemeği!
Makarnayı çok severim ama Yeni Zelanda ve Avustralya’da o kadar çok pişirdim ki, rekor kırmışımdır. Yolculuk bazen en sevdiğin şeyi bile ölçüsüz yapmaktır.

Facebook profilimin yıllar önce yazdığım notlarına bakınca gülümsüyorum.
Ahmet Telli, “büyük aşklar yolculuklarda başlar” diyordu.
Oruç Aruoba, özlemek ve gitmek üzerine yazıyordu.
Orhan Veli, “Git gidebildiğin yere” diye sesleniyordu.

Gitmek ve yolda olmak üzerine ne bulduysam paylaşmışım. Demek ki yol, daha o zamanlardan içimdeydi.

Abone olduğum dergiler Atlas, National Geographic ve Voyager’dı. Çünkü uzakları anlatıyorlardı. Ben de o uzaklara bakıyordum.

Hayatımdaki birçok olayın, yaşadığım süreçlerin beni adım adım yola hazırladığını şimdi daha net görebiliyorum. Kısmette hayalleri gerçekleştirmek varmış.

SkyDiving in NZ
14.000 Feetten Atlamak. SkyDiving Yeni Zelanda

Yeni Zelanda’da gökyüzünden atladığım o an, aslında yalnızca bir uçaktan değil, eski hayatımdan da atladığımı fark etmiştim. Cesaret dediğin bazen 15.000 feetten boşluğa bırakmaktır kendini; bazen de güvenli bir hayatı terk etmek.


Ev mi Yol mu?

Halil Cibran’ın şu dizelerinde kendimi buldum ve bana sıkça sorulan “Ne zaman döneceksin?” sorusuna da en iyi cevabı onda gördüm:

Evim der ki, “Beni bırakma, çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.”
Yolum der ki, “Gel ve beni izle, çünkü ben senin geleceğinim.”

Ve ben hem eve, hem de yola derim ki,
“Benim ne geçmişim, ne de geleceğim var.
Eğer kalırsam, kalışımda bir ayrılış vardır;
gidersem, ayrılışımda bir kalış.”

Yalnızca sevgi ve ölüm her şeyi değiştirebilir.
Halil Cibran

Bu iki yılın fotoğrafını çekmem gerekse şunu söylerdim:
Bir uçak biletiyle başlayan yol, bir dil öğrenme amacıyla çıkılmış olsa da, sonunda bir hayat biçimine dönüştü.

Benim için bu süreç yalnızca ülkeler görmek değildi.
Bir çocuğun Zenith makinesiyle arıların peşinde koşmasından, dünyanın öbür ucunda skydiving yapmasına uzanan bir hikâyeydi.

3 Ağustos 2012.
Yolun ikinci yılı.
Ev hâlâ orada.
Yol da.