Ana Sayfa Seyahat Rehberi

Backpacker Nedir? Sırtçantalı Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız

Kemal Kaya
Seyahat Yazarı · 29 yıldır dünyayı keşfediyor, 16 yıldır tam zamanlı deneyimle, bizzat gezdiği yerlerin rehberlerini yazıyor
Son Guncelleme ·

Seyahat etmenin birçok türü var. Türkçe’de ‘sırtçantalı’ seyahat olarak çevrilen ‘backpacker’ tarzı gezmek, seyahat etmenin en ucuz yolu, belki de en keyiflisi. Bir sırtçantalı olup olmadığını merak ediyorsan öğrenmenin zamanı geldi. Bakalım aşağıdaki listedekilerden hangilerini yapmak sana cazip geliyor!

Eğer bir turist veya tatilci değil de sırt çantalı iseniz backpacker kelimesine aşinasınızdır. Bu kelime hem sırt çantalı kavramını tanımlamak için kullanılır hem de sırt çantalıların kaldıkları yeri de işaret eder. Günümüzde artık sırt çantalı kavramı backpacker kavramının yerini almışsa da birçok insan backpacker kelimesini kullanmayı tercih ediyor.

backpacker sırt çantalı

Backpacker veya sırtçantalı gezgin

Backpacker yada Türkçe anlamıyla sırt çantalı gezginleri birçoğumuz görmüştür. Ülkemiz vatandaşları arasında henüz popüler bir gezi tarzı olmasa da dünyada milyonlarca insan bu tarz geziyi bir yaşam felsefesine dönüştürmüş durumda.

Sırt çantalı gezi demek olan backpacking birçok gelişmiş Avrupa ülkesinde lise sonrası gençlerin mutlaka yapması gereken bir seremoni/gelenek gibidir neredeyse. Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde doğan çocuklar neredeyse sırt çantalı olarak doğuyor. Daha bebeklik çağlarındayken ya karavandalar, ya kampta ya da bir yurtdışı gezisinde.

Ülkemizdeyse sırt çantalı gezginlere bitli turist lakabı yakıştırılır. Aslında illa bir yakıştırma yapılacaksa tahta kurulu gezgin dense belki daha doğru olabilirdi.

Günümüzde artık öylesi hosteller var ki birçok backpacker için backpacker kavramından uzakta bir dekorasyona sahipler. LCD TV ve home sinema sistemi, çay kahve makineleri, konforlu koltuklar ve oturma alanları, LCD ekranlı bilgisayarlar, oyun konsolları, ferah aydınlatma sistemleri ile lüks ve konforlu konaklama fırsatı sunuyorlar.

Bu modernist dekorasyonlar, aşina olduğumuz backpacker ruhuna biraz tezat gibi görünse de kim hayır diyebilir ki! Hostel olarak adlandırılan bu ekonomik konaklama mekanları belki turist bakış açısıyla seyahat edenler için uygun yerler olmayabilir, ancak tur organizasyonlarına dahil olmaktansa bağımsız ve plansız gezenlerin en sık tercih ettikleri yer olduğu kesin.

Turist ve tatilcilerden farklı bir tarza sahip backpackerler; daha uzun süreli seyahat eden, seyahat etme dürtülerinin arkasında sadece yeni yerleri görmek değil, ülkelerin, şehirlerin, kasaba ve köylerin, gittikleri yerlerin ruhlarını hissetmek isteyen, kültürlere ve gelenekleri öğrenmeye meraklı bir gezi anlayışına sahiptirler. Bunların bir çoğu için kalınan yerin çok da önemi yoktur. Ekonomik ve temiz olması yeterlidir.

İşte bana göre backpakistan bu tür gezginlerin kaldıkları yerlerdir. Öylesi backpakistanlar vardır ki bırakın kalacak yeri, cafesinde oturulacak yeri dahi yoktur. Gezgin ruhlu sırtç antalı müşterileri ile dolup taşmışlardır, oysa yanı başında daha iyi kaliteye sahip olan oteller sessizlik içerisindedir.

Burası dünyanın farklı ülkelerinden gelmiş diğer backpackerlerle tanışmak, onların gezi maceralarını dinlemek, ilham almak için ideal yerlerdir. Böylesi yerde tanışılan gezginlerle yapılan sohbetler sonrası edinilen yeni ve heyecan verici bilgilerle meraklar artar, planlanan rotalar değişir, eski planların yerisini yenileri alır.

Bu sohbetler, sırt çantanızdaki Lonely Planet kitaplarını hostel raflarına veya yolda karşılaşılan diğer gezginlere hediye edilmesine sebep bile olabilir.

Backpackistan’da konuşulan dil kırık İngilizce’dir. Zamanla bu dile de alışılır, birisinden ‘I zink’ diye başlayan bir cümle duyduğunuzda o kişi çinko olduğunu değil başka bir şey söylüyordur. Birden çok kişinin olduğu ortamlarda, backpackistanlılar kendi aralarında ana dillerinde değil de ortak dil İngilizce ile konuşurlar.

Backpackistan’da en az sorulan sorulardan biri ne iş yaptığınızdır, çünkü kimsenin umurunda değildir sizin gerçek(!) dünyada ne iş yaptığınız. Nereli olduğunuzun da pek önemli değildir. Deneyimli backpackistanlılar aksanınızdan nereli olduğunuzu az çok tahmin edebiliyordur.

Backpackistan vatandaşlarının ortalama yaşı 20-25 arasındadır. 30’un üzerinde olanlar burada yaşlıdır ama saygıyla karşılanırlar. Uzun, kısa, hippi saçlı ve dazlak bulabilirsiniz. Çoğu gençlerin vücudunda dövmeler vardır. Eğer siz de deneyimli bir bacpackistanlıysanız, bu dövmelerin hangi ülkede yapıldığını bile anlayabilirsiniz.

Backpackistan’da konaklama maliyeti ucuzdur. Bağımsız ve ucuz maliyetli gezmeyi düstur edinen backpackerler için her bir kuruşun önemi olduğundan, birkaç dolar pahalı hosteller bile onlar için lüks kaçabilir. Tabi backpackistanlar ne kadar ucuzsa muhtemelen o kadar da kirli ve dağınıktır. Kokusundan bile ortamın temiz olup olmadığını rahatlıkla ayırt edebilmek mümkündür.

Backpackerler dünyanın hangi ülkesine giderse gitsin; ister İstanbul ister Bangkok, Nepal veya Çin neresi olduğu fark etmez, kendilerini aynı yerde hissederler: Backpackistan’da.

Backpacker olduğunuzu nasıl anlarsınız

backpacker nedir
Halong Bay, Vietnam

Vize başvuru formları veya ülkelere girişte verilen imigration formlarını doldurdururken, adres hanesine ne yazacağın konusunda karmaşa yaşıyorsan; evinin adresini artık zor hatırlıyorsan. Yolda tanıştığın insanlar sana yaşadığın şehri sorduğunda, cevap verirken geçmiş bir anlatım dili kullanıyorsan.

Daha önce pazar alışverişlerine gitmez, evde yemek pişirmekle uğraşmazken, gittiğiniz ülkeden kendinizi yerel markette alışverişteyken buluyorsanız. Makarna ve noodle’ın en çok yediğiniz yemek olduğunu fark ediyorsanız.

Sırt çantanızda noodle yapmak, yumurta haşlamak veya kendi kahvenizi, çayınızı hazırlamak için küçük su ısıtıcısı taşıyorsanız. Kahvaltıyı dışarda yapmak yerine, ucuza getirmek için 7-Eleven mağazasından reçel, nutella ve ekmek alıyorsanız.

Suya para vermek zorunuza gidiyorsa, musluktan kana kana su içebiliyorsanız. Endişe etmeden trekkinglerde karşınıza çıkan doğal su kaynaklarından mataranıza su doldurabiliyorsanız.

Aynı t-shirtü veya şortu 1 haftadan daha uzun süre giydiğiniz oluyorsa; neredeyse kendinize ait bütün fotoğraflarınızda kıyafetlerinizin aynı olduğu söyleniyorsa.

Aylardır ayağınızda olan parmak arası terlik, artık cildinizde iz yapmışsa, aylardır eliniz ütüye değmemişse, aylardır parfüm kullanmıyorsanız.

Sırt çantanızdan çıkardığınız kırışık t-shirtü, umurunuza gelmeden giyip, henüz tanıştığınız ve sizin gibi kırışık t-şhirt giymiş gezgin arkadaşlarınızla eğlenmeye gidebiliyorsanız.

Sırt çantanızda deterjan ve sabun taşıyorsanız. Çamaşırlarınızı lavaboda veya duş aldığınızda fıskiyenin altında yıkıyorsanız. Uyuduğunuz ranzanın demirlerini çamaşırlarınızı kurutmak için kullanıyorsanız.

Sırt çantanızda tuvalet kâğıdı bulunduruyorsanız, gittiğiniz yerlerde tuvalet kâğıdı bulmak sizi şaşırtıyorsa.

Duşunuzu aylardır soğuk su ile alıyorsanız, sıcak suyla duşu lüksten sayıyorsanız. En konforlu duşun ise fıskiyesi baş üstü konumunda olanların olduğunu artık biliyorsanız. Etrafınızda örümcek, kertenkele ve envai çeşit böcek dolaşırken siz kovadan suyu doldurup şarkı söyleyerek duşunuzu alabiliyorsanız. Şampuanınızın bitmesini umursamıyor ve duş jelinin ne demek olduğunu zaten unutmuşsanız. Duşunuzu bazen nehirde, gölde veya şelalede alıyorsanız.

Kalacak yer ararken, hava sıcaklığının 30 derecenin üstünde olduğu yerlerde bile klimanın olup olmadığı sorularınız arasında yer almıyorsa, klimayı lüksten sayıyorsanız. Klimalı odaya 2$ fazla vermek yerine fanlı bir odayı tercih ediyorsanız.

Gecenin 5’inde odaya gürültüyle giren gezginlerin patırtılarına veya yanı başınızda uyuyan birinin horlamasını artık kafaya takmadan mışıl mışıl uyuyorsanız. Kulak tıkacı veya kulak içi kulaklıklarla haşır neşirseniz.

Uçakta, trende, havalimanında, teknede, feribotta, istasyonda, hostellerde; havada karada denizde kolayca yeni arkadaşlar edinebiliyorsanız.

Henüz yolda tanıştığınız birisiyle, birlikte bir oda kiralıyorsanız, hiç bilmediğiniz iskambil oyunlarından öğrendiyseniz, Facebook arkadaşlarınız günden güne artıyorsa.

İnsanların yüzlerinden bile neredeyse nereli olduklarını tahmin edebiliyorsanız. Aksanına bakarak nereli olduğunu öğrenmek için soru sormaya bile gerek duymuyorsanız. Çoğu zaman insanların nereli oldukları ve ne iş yaptıkları sorduğunuz son sorular oluyorsa.

Ucuz olsun her yerde yatarım diyebiliyorsanız. Bir odaya 5$ vermeyi sevinçle karşılarken 5$’lık yemeğe burun kıvırıp pahalı diyorsanız. Konaklama ücretinden tasarruf etmek için gece yolculukları yapmayı tercih ediyorsanız.

Daha pazarlık yapmak nedir bilmezken, 1$ daha indirim yapsın diye çarşıda pazarda, otelde, hostelde, takside, otobüste ve hatta restoranda kendinizi pazarlık yaparken buluyorsanız.

backpacker
Avusturya

Gezilerinizi ulaşımı ve konaklamayı en ucuza getirecek şekilde planlıyorsanız. Havalimanına veya limana indiğinizde çevrenizden birilerine birlikte taksi kiralamayı öneriyorsanız. Otostop yapmanın en eğlenceli, ucuz ve çevreci taşımacılık olduğunu fark edip, yolda baş parmağınız yukarıda yürürken kendinizi buluyorsanız.

Sırtınızda 30 kg sırt çanası varken dahi, 2$ daha fazla ödememek için, 30 dakikalık yürüyüş mesafesinin sizin için yakın yer anlamına geliyorsa. Uzak yer tanımının ise, yürüyerek 1 saatten uzak yerler için kullanılması gerektiğini düşünüyorsanız.

Couchsurfing kelimesinin ne anlama geldiğini bilmezken, bilinmez bir diyarda tanımadığınız birinin evinde kendinizi couchsurfing yaparken bulabiliyorsanız.

Televizyon izlemenin hayatınızda yeri olmadığında hem fikir olup, zaman kaybı olarak görüyorsanız. Televizyonla yakınlığınız gittiğiniz hosteldeki TV odalarında denk geldiğiniz filmleri izlemekten öteye geçmiyorsa.

Vize almak kelimesi sizin için ürkütücü değil de, keşfedilecek yeni bir yer için heyecan verici bir ilk adım olduğunu düşünüyorsanız.

Bir zamanlar kendinize küçük geldiğini düşündüğünüz evin, aslında gayet lüks ve gereğinden fazla büyük olduğunu artık anlıyorsanız. Bir gün eve döndüğünüzde gardırobunuzda meğer ne çok kıyafetinizin olduğunu anlıyorsanız.

Yemek saatleri sizin için sıradan bir yaşam aktivitesi iken, artık annenizin, ablanızın veya eşinizin yemeklerini deliler gibi özlüyorsanız. Bildiğiniz lezzetleri bulduğunuzda oradan ayrılamayıp restorana yerleşiyorsanız.

‘Günaydın’, ‘merhaba’, ‘şerefe’, ‘teşekkür ederim’ gibi kelimeleri birkaç dilde kullanabiliyorsanız.

Zamanla olan ilişkiniz ancak aylardan ve yıllardan hangisinde olduğunuz kadarsa, günlerden ne olduğunu artık unuttuysanız.

Evet, öyleyse siz bir sırtçantalısınız.