Makedonya’nın başkenti ve en büyük şehri Üsküp’teyim. Makedon dilinde Skopje olarak adlandırılan Üsküp, tarihi ve kültürel özellikleri ile yabancılık hissetmediğim bir şehir. Makedonya’nın başkenti Üsküp, Vardar Nehri’nin iki kıyısına kurulmuş. Üsküp şehri, 1392’de Osmanlı topraklarına katılmış. 500 yıldan fazla bir süre Osmanlı egemenliğinde kalan şehrin Eski Türk Çarşısı bölümünde çok sayıda Osmanlı mirasına rastlamak mümkün.

Makedonya Hükümetinin yürürlüğe geçirdiği Skopje 2014 adlı proje ile, Üsküp sanki yeniden yaratılmaya çalışılıyor. Şehrin her yanına dokusuyla “örtüşüyormuş gibi” görünen köprüler, havuzlar ve heykeller şehre serpiştiriliyor. Yalnız bunu yapmaya çalışırken o kadar abartıya kaçmışlar ki, heykellerin bir çoğunun şehrin dokusunda eğreti durduğunu görebiliyorsunuz rahatlıkla.

Uskup-Gunbatimi
Üsküp Meydanı’nda günbatımı

Üsküp 2014 Projesi ile çok hızlı bir değişim ve yenileme çalışmaları geçiriyor. Şehrin hızla değişen bu çehresini kimileri beğeniyor, kimileri ise isyanda. Proje kapsamında Vardar Nehri üzerine yeni köprüler de eklendi. Eye Bridge ve Art Bridge adındaki köprüler öyle şatafatlı yapılmış ki, eskinin o sade mimarisi yanında bayıyor insanı.

Makedonya Meydanı’nın hemen yanıbaşında akıp giden Vardar Nehri üzerindeki Taş Köprü‘nün her iki yakasında çok sayıda anıt ve heykel bulunuyor.

Skopje-Sunset
Skopje Sunset, Macedonia

En üstteki fotoğrafta, eski Üsküp bölgesinden, Fatih Sultan Mehmed’in Vardar Nehri üzerinde yaptırdığı TaşKöprü görülüyor. Halk tarafından Fatih Sultan Mehmet Köprüsü olarak adlandırılan, 12 kemerli, 214 metre uzunluğundaki Köprü aynı zamanda Üsküp’ün simge yapılarından birisi.

14 YORUMLAR

  1. Merhaba,
    Üsküp denilince ilk aklıma gelenler; ıhlamur ağaçları, gelincik çiçekleri, trileçe tatlısı, hoş muhabbet insanlar…

    Üsküp’ün modern tarafında bulunan heykeller beni de rahatsız etmişti. Gerçi heykellerden Makedonyalıların da memnun oldukları söylenemez. Karşımıza çıkan zorlama sanat eserlerinden sıkıldığımızda biz, eski şehrin sokaklarını arşınlayıp ıhlamur kokuları eşliğinde Mustafa Paşa Camii’ne doğru çıkmıştık.

    Ihlamur ağaçlarından bahsedecek olursak, ağaçların çiçekli dalları yerlere kadar uzamasına rağmen kimse ıhlamurları toplamamıştı. Bu sebepten biz de Makedonya’da ıhlamur çayı içilmediğine kanaat getirdik. Tabi, canım ıhlamurlardan toplayıp akşam kaldığımız evde çayını afiyetle içtik.
    Kokular, insanın hatıralarını oluşturmada ve hatıraları gün yüzüne çıkarmakta ne kadar etkili. Herkesin kokulu hatıralar biriktirmesi dileğiyle…

  2. Yıllarca izin dahi alamadan çalıştığım iş hayatım bitip de, emekli olduğumda fark ettim ki gezme tozma amaçlı seyahat yapabilme, planlayabilme yeteneğimi kaybetmişim. Şimdi sizin blogunuz bana rehber oluyor, samimiyetle yazılmış yazılarınızdan çok yararlanıyorum. Makedonya bir çoğumuzun atalarının memleketi, yurt dışı seyahatleri için de çok iyi bir başlangıç olur diye düşünüyorum.

  3. ‘Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir!
    Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!
    Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,
    Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.’Y.Kemal
    Üsküp, beni en çok etkileyen şehirlerden biridir. Geçmişteki bağlardan, Yahya Kemal’den, sıcak insanlarından ötürü olsa gerek. Bu meydanda dolaştığımız oldukça sıcak bir yaz gününde aniden çıkan fırtına ve yağmur sonrası bir alışveriş merkezine sığınmak zorunda kalmıştık, birdenbire boşalıvermişti de yalnız kendisini görmeye imkan vermişti koca meydan, unutamam. Bir de neşeli paralarını unutmamak lazım, harcamaya kıyamadığım bazılarını hala saklarım.

  4. Dedemin memleketi. Köklerimin olduğu yer, ama yaş geldi 35’e hala gidip görmedim. Benim gibi çok arkadaşım olduğu için kendimi avutuyorum, gitmeli.

  5. Üsküp’e en son gittiğimde çalışmalar daha yeni başlamıştı. Dört bir yanda hummalı bir koşturmacayla köprüler yenileniyor, heykeller yerleştiriliyor ve koca meydan yeniden şekilleniyordu.
    Üsküp merkezine yapılan hummalı çalışmalar ve heykellerden yerli halkın çoğu memnun değil. Gereğinden fazla paranın gereksiz yere harcandığını düşünüyor olsalar da Üsküp’ün tanıtımı ve turizmi açısından ilgi çekeceğine eminim.
    Yakında tekrar Üsküp’e gideceğim bakalım yapılan çalışmalar sonucu şehir nasıl bir görünüme bürünmüş.

    • Şehir sanki heykellere boğulmuş gibi ve biraz da eğreti duruyor. Sanayisi emekleyen ülkenin paralarının böylesi prjelere akıtılmasından Üsküplüler şikayetçi. Kaldığım hostelin sahibi de benzer şikayetleri anlatmıştı bana. Diğer yandan belki de bu hali beğeniliri de şehrin turistik cazibesi artar. Görelim bakalım.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!