Alaçatı, son yıllarda adını sıkça duyduğumuz, herkesin bir şekilde yolunun düştüğü bir Ege kasabasına dönüştü. Kesme taştan yapılmış cumbalı evleri, begonvil, hanımeli ve sardunyalarla süslü sokaklarıyla ilk bakışta modern bir Avrupa kasabasını andırıyor. Kışın yaklaşık sekiz bin kişinin yaşadığı Alaçatı, yaz aylarında elli binleri bulan kalabalığıyla bambaşka bir havaya bürünüyor.
Ege’nin bu lavanta kokulu kasabası; rengârenk kapı ve pencereleri, arnavut kaldırımlı sokakları, hediyelik eşya dükkânları ve mavi tahta sandalyeli kafeleriyle keyifli bir atmosfer sunuyor. Masa örtülerinden duvar süslerine kadar her detayda Ege’ye özgü bir sadelik ve özen hissediliyor.
Alaçatı Gezi Rehberi
Alaçatı’nın geçmişi sandığımızdan çok daha eski. İsmini Osmanlı döneminde bölgede yaşayan Alacaat aşiretinden alan kasaba, Antik Çağdan bu yana kesintisiz yerleşime sahne olmuş. 1850–1890 yılları arasında inşa edilen taş evler, Rum ve Osmanlı mimarisinin izlerini bugün hâlâ taşıyor. Bu da Alaçatı’ya sadece “şirin” değil, karakterli bir doku kazandırıyor.
Evlerin kuzey–güney yönünde, güneşi daha az alacak ve rüzgârdan faydalanacak şekilde yapılması boşuna değil. Yaz sıcağında sokak aralarında dolaşırken bu akıllı yerleşimin farkını hissediyorsun. Mübadele sonrasında kasaba büyük bir değişim yaşamış olsa da mimari anlayış korunmuş.
Alaçatı’yı Alaçatı yapan en önemli detaylardan biri de yüksek katlı ve vahşi yapılaşmaya izin verilmemesi. Gördüğün tüm yapılar, taş ev geleneğine sadık kalınarak inşa edilmiş. Hacı Memiş Mahallesi’nden başlayıp Kemalpaşa Caddesi’ne kadar uzanan geniş alan, ara sokaklarıyla birlikte bütüncül bir estetik sunuyor. Özellikle hafta sonları bu çiçeklerle bezeli sokaklar, fotoğraf çekmek isteyenlerle dolup taşıyor.
Alaçatı’da dolaşırken kaybolmak keyifli bir şey. Arnavut kaldırımlı dar sokakların iki yanında şık butikler, antikacılar, Ege mutfağının en güzel örneklerini sunan restoranlar ve kendine has kafeler sıralanıyor. Her köşe farklı bir renk, farklı bir ruh taşıyor.
Gündüzleri kalabalık sokaklarında adım atmak zorlaşsa da Alaçatı’nın geceleri de bir o kadar hareketli. Geç yapılan kahvaltıların ardından plajlara ve kafelere dağılan kalabalık, öğleden sonra kısa bir molayla dinleniyor. Akşam olunca herkes yeniden sokağa çıkıyor, kasaba bu kez geceye hazırlanıyor.


ALAÇATI NEREDE
Alaçatı, İzmir’in Çeşme ilçesinde yer alıyor. Alaçatı, Çeşme’nin sadece 3 km doğusunda yer alıyor. İzmir Alaçatı arası 79 km, İzmir Adnan Menderes Havalimanı ve Alaçatı arası ise 85 km. Ege’nin lavanta kokan şirin kasabası Alaçatı’nın kuzeyinde Ilıca, güneyinde Ege Denizi ve Alaçatı Marina, batısında Çeşme, doğusunda ise Kutlu Aktaş Baraj Gölü bulunuyor.
ALAÇATI’YA NASIL GİDİLİR
Alaçatı’ya İzmir-Çeşme Otoyolu üzerinden kolaylıkla ulaşılabiliyor. Alaçatı’ya en yakın havalimanı İzmir’de. İzmir Adnan Menderes Havalimanı Alaçatı’ya 85 km. İzmir Adnan Menderes Havalimanına Türkiye’nin ve Avrupa’nın birçok kentinden direkt uçak seferleri bulunuyor.
İzmir Adnan Menderes Havalimanı – Alaçatı ulaşımı için HAVAŞ otobüslerini gayet iyi seçenek. gece 03.00’ten akşam 20.00’ye kadar her iki saate bir sefer düzenleniyor. Yine Çeşme Seyahat firması, Havalimanı-Çeşme arası sefer yapıyor. Yolculuk 90 dakika sürüyor.
İzmir Otogar Alaçatı: Çeşme Seyahat otobüsleri İzmir-Alaçatı-Çeşme güzergahında taşımacılık yapıyor. Nisan-Kasım arasında neredeyse her saat başı, yılın diğer döneminde ise daha seyrek seferler düzenleniyor. Araçlar 141 nolu perondan kalkıyor. İlk araç sabah 06.30 son araç ise 22.00’de kalkıyor. Her yarım saat veya 45 dakikada bir seferler düzenleniyor.
İzmir Alaçatı otobüs fiyatı 25 TL ve 1,5 saat sürüyor. Çeşme Seyahat otogar telefon 0232 7126499. Çeşme Seyahat Alaçatı telefon 0232 7166191. Ayrıca yaz döneminde İstanbul, Ankara, Bursa gibi şehirlerden Kamil Koç, Pamukkale, Metro Turizm’in seferleri bulunuyor.
İzmir Merkez – Alaçatı ESHOT: İzmir Büyükşehir Belediyesinin toplu ulaşım firması ESHOT otobüsleri ile İzmir merkezinden 2 otobüs değiştirerek Alaçatı’ya ulaşım sağlanabilir. Öncelikle Urla’ya gitmek için, Fahrettin Altay’dan kalkan 725 numaralı F. Altay-Urla otobüsüne binin. Urla’ya varınca da 760 numaralı Urla-Çeşme otobüsü ile Alaçatı’ya geçebilirsiniz.
Çeşme’den Alaçatı’ya nasıl gidilir: Alaçatı-Ilıca-Çeşme dolmuşları sabah 07.00’den akşam 21.00’e kadar her 10 dakikada bir, 21.00’den 24.00’e kadar her 15 dakikada bir sefer gerçekleştiriyor. Dolmuşlar Çeşme Otogar’dan hareket edip, Ilıca ve Alaçatı merkeze uğruyor. Ücret 3,50TL’den başlıyor ve mesafeye göre değişiyor. Yolculuk yaklaşık 20 dakika sürüyor.
Kiralık veya otomobille Alaçatı’ya gidiş 🚘 İzmir Alaçatı 45 dakika sürüyor, eğer özel aracınız varsa tabi. İzmir-Çeşme Otoyolu üzerinde 79 km uzaklıktaki Alaçatı’ya ulaşım çok kolay. Eski yol üzerinden gitmek isteyenler ise 1 saate yakın bir yolculuğu göze almalı. İstanbul-Alaçatı arası 550 km ve yolculuk 6 buçuk saat, Ankara-Alaçatı arası ise 675 km yolculuk ve 7 buçuk saat sürüyor.
ALAÇATI’DA NEREDE KALINIR
🏡 Alaçatı butik otelleri, dört mevsim ayırt etmeden benzersiz atmosferiyle misafirlerini ağırlıyor. Her biri bambaşka bir kimliğe sahip. Birçoğu 100 yılı aşkın tarihiyle, aslına uygun olarak restore edilen kesme taştan yapılmış Alaçatı otelleri, cumbalarında Türk kahvesi keyfi yapabileceğiniz bir konfor sunuyor. Hele Ege usulü kahvaltısı dillere destan.
Kurabiye Hotel, Alura Boutique Hotel, Alacati Kostem Hotel, Salbakos Salbakos Herakleia Boutique Hotel butik otel seçeneklerine göz atın. Bu otellerin hepsinde de konakladım. Bütçenize uygun olanı seçin. VPN indirerek Booking uygulamasından kredi kartı ile rezervasyon yapabilirsiniz.
ÇEŞME’DE NEREDE KALINIR
Çeşme’de kaldığım On’Live Hotel (★★★★★), her yönüyle şahane bir yıldızlı otel. Çeşme merkeze 6 km uzaklığındaki otelin tüm odaları deniz manzaralı. Balayı için de şahane. Çeşme merkezde kalmak isterseniz, 200 yıllık tarihi binada yer alan Laledan Hotel mükemmel konuma sahip.
Ilıca’da konaklayacaksanız, bölgenin iyi otellerinden Yasos Suites ya da iyi konuma sahip Kalipso Motel, Nars Ilica Hotel ve Destina Hotel seçeneklerine göz atın. Villa Lui Hotel de aklınızda bulunsun. Uygun fiyatlı yer arıyorsanız Villa 19 Apart Otel‘e bakın.
Alaçatı her ne kadar çok sevilen bir tatil beldesi olsa da bazı noktaları bilerek gitmek hayal kırıklığını önler. Özellikle yaz sezonunda Alaçatı fazlasıyla kalabalık. Akşam saatlerinde Kemalpaşa Caddesi ve çevresinde adım atmak zorlaşabiliyor. Sessizlik ve sakinlik arayanlar için Temmuz–Ağustos çok doğru zaman olmayabilir. Daha dingin bir Alaçatı için bahar ayları ve Eylül çok daha keyifli.
Bir diğer konu da fiyatlar. Alaçatı, Çeşme Yarımadası’nın en pahalı bölgelerinden biri. Yeme içme, konaklama ve beach club fiyatları yüksek olabiliyor. Plansız gidersen bütçe kontrolü zorlaşabilir. Bu yüzden önceden rezervasyon yapmak ve alternatifleri bilmek önemli.
Yazın akşam yemekleri için rezervasyonsuz iş zor. Aracın yoksa plajlara ulaşım sınırlı olabilir. Popüler beach club’larda gürültülü müzik ve vıcık vıcık kalabalık kaçınılmaz. Haftasonları pazaryeri ve merkez çok yoğun olur, kaçınılmaz. “Sakin Alaçatı” beklentisiyle gidersen yanlış zamanda hayal kırıklığı yaşarsın.
Bir okuyucumun önerisiyle şu yorumu da ekleyeyim… “Alaçatı çok güzel bir yer ama insanlar mahvetmiş. Çok fazla çöp var her yerde içkisini içen şişelerini en güzel kıyılara bırakıp gitmiş medeniyet içkiyi içmek değil onu çöpe atmak. Kimisi de gördüğü o taş evleri küçümsüyor. Onların hepsi tarih. O duvarların dili olsa da konuşsa keşke. Bir de yazlıkçı gelen insanlarımız her sene aynı şeyden şikayet eder. “
Alaçatı Gezilecek Yerler 📌
Alaçatı gezmesi kolay bir kasaba. Yürüyerek her yerine gidebilirsiniz. Alaçatı’da yapılacaklar listesinin başında, herhangi bir plan yapmadan sokaklara karışmak geliyor. Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda yürümek, cumbalı taş evlerin önünden geçmek, ara sokaklara dalıp kaybolmak bu kasabanın en büyük keyfi. Listeye girmeyen ama akılda kalan anlar genelde burada yaşanıyor. Tavsiyeme uyun, sokaklarda ağır ağır dolaşın.
Alaçatı, sayıları 400’ü bulan konsept butik otelleriyle Türkiye’de benzeri az bulunan bir tatil kasabası. Her birinin kendine ait bir dokusu, küçük ama karakterli bir hikâyesi var. Çoğu 5–15 odalı bu otellerde özellikle yaz aylarında yer bulmak kolay değil. Gürültüden uzak, kapıdan girer girmez insanın üstündeki ağırlığı alan bu mekânlar, Alaçatı’nın ruhunu en iyi hissettiren duraklardan.
Kasaba merkezinde, canlı müzik eşliğinde lezzet sunan restoranlar ve kafeler gün boyu hareketli. Gündüzleri plaj olarak hizmet veren birçok beach club ise akşam saatlerinde eğlence mekânına dönüşüyor. Alaçatı Port, bu tempoyu sevenlerin ilk uğradığı yerlerden biri. Alaçatı Port için ulaşıma ihtiyacınız olacak.
Sörf denince Türkiye’de ilk akla gelen yerlerden biri olmasına rağmen Alaçatı deniz kenarında değil. Deniz ve rüzgâr için birkaç kilometre dışarı çıkmak gerekiyor. Çark Plajı ve Delikli Koy bu bölgenin en bilinen noktaları. Daha sakin ve uzun bir kumsal arayanlar ise Ilıca Plajına doğru rotayı çevirebilir.
Aşağıda, Alaçatı’da mutlaka görmeniz gereken yerleri tek tek anlatıyorum.
1. Kemalpaşa Caddesi

Kemalpaşa Caddesi, Alaçatı’nın en işlek, en kalabalık noktası. Çarşının nabzı burada atıyor. Yel değirmenlerinin olduğu taraftan kasabaya girip kalabalığa doğru yürüdüğünüzde, ister istemez yolunuz buraya düşüyor. İsmi cadde ama trafiğe kapalı, dar ve upuzun bir sokak aslında.
Arnavut kaldırımlarla döşeli bu sokağın iki yanında, iki katlı cumbalı taş evler sıralı. Mavi söveli pencerelerden sarkan çiçekler, Alaçatı’ya özgü mimari detaylar derken insan kendini kartpostal için kurulmuş bir film setinde yürüyormuş gibi hissediyor. Fazla süs yok ama her şey yerli yerinde. Asıl süslü yerler mekanlar burada.
Kemalpaşa boyunca butik oteller, yeni nesil kafeler, “akşam olsa da gelip burada demlensek” dedirten restoranlar ve insanın durup bakmadan geçemediği küçük dükkânlar yan yana dizilmiş durumda. Kapı önlerinde lavanta demetleri, mevsimiyse mor çiçekli enginar tezgâhları… Alaçatı kokusu tam olarak burada başlıyor.
Yaz aylarında özellikle akşam saatlerinde Kemalpaşa’da adım atacak yer yok nerdeyse. Bayram ve hafta sonlarında kalabalığın yolunuz buraya düştüyse, kalabalığın sizi bir o yana bir bu yana sürüklenmesi kaçınılmaz. Öyle ki hayatımda ilk defa yaya yolu sıkışıklığı nedir, bu sokakta öğrendim ben. Akşam bu sokakta oturmayı planlıyorsanız, mekânı önceden seçip rezervasyon yaptırmak iyi fikir bu yüzden.
Gündüzleri ise bambaşka bir havası var tabi. Daha sakin, daha dingin. Ben akşamındansa gündüz, hatta öğleden önceki bu sakin halini seviyorum. Fotoğraf çekmek için her köşe ayrı bir fon gibi. Güzel kıyafetlerinizi yanınıza alın, bir de fotoğraf çekmeyi bilen bir arkadaşınızı… Kalabalık yok, fonda sadece siz ve köşe oluyor.
Kemalpaşa üzerinde küçük ama kalabalığı bol bir durak da Alaçatı Meydanı. Etrafı meze kokularının yayıldığı restoranlar ve fondan gelen hafif müziklerle çevrili. Mavi-beyaz detaylarıyla “Ege’deyim” hissini sonuna kadar yaşatan bir nokta.
Meydana yakın İmren Pastanesi, 1941’den beri Alaçatılı. Geleneksel tariflerden ilham alan tatlılarıyla meşhur. Özellikle sakızlı tatlılar ve Çeşme limonlu tart benim favorilerim. Tatlı seviyorsanız burayı pas geçmeyin.
Bir de Alaçatı’da benim ayrı bir yere koyduğum Kirli Çıkı Sanat Galerisi var. Günlük hayatta kullanılan ahşap kaşıklar, tepsiler, terlikler; akrilik, kolaj ve dijital baskı teknikleriyle bambaşka bir kimliğe bürünmüş. Sanata ilginiz varsa, burası Alaçatı’nın en keyifli sürprizlerinden biri.
2. Hacımemiş Mahallesi


Hacımemiş Mahallesi, Alaçatı’nın en nev-i şahsına münhasır köşesi. Şirin kafe ve restoranları, antikacı dükkânları, sanat galerileri, seramik ve cam işçiliği atölyeleriyle son yılların yükselen yıldızı oldu. İlk zamanlarını anımsıyorum, birkaç dükkan birkaç mekan ve çoğu eski, izbe evlerle doluydu. Kimisi yıkıldı yıkılacak gibiydi. Şimdiyse bambaşka ruha sahip ve çok tatlı. Ama bu popülerlik, Kemalpaşa’daki gibi gürültülü değil. Çünkü Hacımemiş hâlâ Alaçatı’nın ruhunu taşıyor. Daha sakin, daha dingin, daha özgün.
Kemalpaşa Caddesi ve meydanın kalabalığından uzaklaştıkça tempo düşüyor. Rahatsız etmeyen bir kalabalığın içinde, sağa sola bakınarak yürümek bile keyifli. Çıkmalı taş evlerin arasından fışkıran begonviller, dar sokaklara yayılan kahve ve fırın kokuları insana iyi geliyor. Her geçen gün yeni bir mekân ekleniyor ama mahalle hâlâ özünü kaybetmiş değil.
Burada sıkış sıkış kalabalıklar, sokağa taşan gürültülü masalar yok. Daha çok ağır ağır gezilen, vitrinlerine bakılan, antikacılarına girilip çıkılan bir mahalle burası. Vaktin varsa dükkânlara tek tek uğra, aceleye gerek yok.
Mahallenin en keyifli duraklarından biri Dutlu Kahve. Asırlık dut ağacının altında, gerçekten sakin. Mezeleriyle ünlü; rakı ya da şarap eşliğinde sohbet uzadıkça uzuyor. İçki içmesen bile sorun değil, burada içilen bir bardak su bile insanın üstündeki yükü alıyor.
Kapari Bahçe, geniş ve ferah bir alanda, eski bir konaktan kalan taşların arasında kurulmuş. Menü Ege’nin iki yakasından ilham alıyor. Hania böreği, Yunan usulü musakka, deniz mahsullü linguine, Santorini fava… Tatlıya yer ayırmayı unutma; tahinli kurabiyesi ödüllü ve boşuna değil.
Tatlı demişken, Dondurmino’yu atlamak olmaz. 40 yıllık dondurma tecrübesiyle, İtalyan usulü dondurmaları seçerken insan kararsız kalıyor. Alaçatı sokaklarında dolaşıp yorulduktan sonra birkaç top dondurma iyi gidiyor.
Bir de Asma Yaprağı var ki adını sonuna kadar hak ediyor. Ferah bahçesinde, yörede yetişen otlarla, süsü püsü fazla kaçmadan yapılan Ege yemekleri sunuluyor. Cam köşkte kurulan uzun sofralarda bol sohbet var. Bir süre sonra kendini turist gibi değil, Alaçatılı gibi hissetmeye başlıyorsun.
3. Alaçatı Pazaryeri ve Pazaryeri Camii
Alaçatı Pazaryeri, kasabanın turistik yüzünün biraz dışına çıkıp günlük hayata karışabileceğin nadir noktalardan. Haftanın belirli günlerinde kurulan pazarda yerel ürünler, otlar, peynirler, zeytinyağları arasında dolaşırken Alaçatı’nın daha sade, daha gerçek halini görüyorsun.
Pazar yerinin hemen yanında yer alan Alaçatı Pazaryeri Camii, aslında 1874 yılında Yuhannis Halopas tarafından inşa edilmiş Ayios Kostantines Kilisesi. Mübadelenin ardından camiye çevrilmiş ama yapı büyük ölçüde aslına sadık kalınarak korunmuş. Üç nefli bazilika planı, yüksek tavanı ve mimari detaylarıyla dikkat çekiyor. Duvarlardaki ikonalar, namaz vakitlerinde perdeyle örtülüyor. Bu yönüyle Alaçatı’nın çok katmanlı tarihini en net hissettiren yapılardan biri.
Caminin tam karşısında ise Antikacılar Çarşısı yer alıyor. Antika meraklıları için küçük ama keyifli bir durak. Anadolu’dan toplanmış otantik eşyalar, eski tablolar, süslemeli vazolar, kollu şamdanlar, Victoria tarzı çay ve kahve fincanları… Vitrinlere bakarken “bu kimin evindeydi acaba?” diye düşünmeden edemiyorsun. Vaktin varsa dükkânlara tek tek girip sohbet et, bazen hikâyesi eşyanın kendisinden daha kıymetli oluyor.
4. Alaçatı Evleri


Alaçatı Evleri, bu kasabanın bu kadar sevilmesinin en büyük sebeplerinden biri. Çekilen neredeyse her Alaçatı fotoğrafının başrolünde onlar var. Kesme taştan yapılmış, birbirine yaslanmış bu evler; Ege esintili kapıları, renkli söveli pencereleri ve cumbalarıyla hem estetik hem samimi bir hava taşıyor.
Ponza taşını andıran yerel kesme taşlardan yapılan evler, yazın serin, kışın ise sıcak tutacak şekilde inşa edilmiş. Bu akıllı mimari hâlâ işe yarıyor. Bugün Alaçatı’daki birçok butik otel, restoran ve kafe de Rumlardan kalan bu taş evlerin aslına sadık kalınarak restore edilmiş hâli. Yani Alaçatı’da konakladığınız ya da oturduğunuz birçok mekân, aslında kasabanın geçmişinin bir parçası.
Bu evleri “gezilecek yer” gibi düşünmeyin. Sokaklarda dolaşırken kendiliğinden karşınıza çıkıyorlar ve Alaçatı’yı Alaçatı yapan hissi yavaş yavaş yerleştiriyorlar. Fotoğraf albümünüzde bu evlerin kapısında çekilmiş bir fotoğrafınız olmalı mutlaka.
5. Alaçatı Yel Değirmenleri
Alaçatı’nın alamet-i farikası desek abartmış olmayız. 1850’lerden kalma taş yel değirmenleri, kasabanın en eski yapıları arasında. Merkeze yakın küçük bir tepenin üzerine kurulmuş, büyüklükleri farklı dört değirmen var. Bir zamanlar buğdayı una çeviren bu yapılar bugün Alaçatı’nın simgesi.
Alaçatı sokaklarında dolaştıktan sonra buraya çıkmak iyi fikir. Hem kısa bir mola veriyorsun hem de gün batımını izlemek için güzel bir noktaya ulaşıyorsun. Fotoğraf çekmeyi seviyorsan gün batımına yakın saatler tam zamanı. Değirmenlerin yanında uygun fiyatlı bir kafe de var; yorgunluk kahvesi için ideal.
Aşağı inmeden önce küçük bir kaçamak yapmak isteyenler için Kumrucu Şevki de yakınlarda. İzmir kumrusu burada klasik haliyle yapılıyor. Sağlıklı mı, biraz tartışılır bence. Ama tatilde bazen “çok düşünmemek” de gerekiyor. Hem Alaçatı’da en ekonomik karın doyurma yerlerinden birisi burası.
6. Alaçatı Pazarı
Alaçatı Pazarı, her cumartesi kurulan ve kasabanın en canlı duraklarından biri. Geniş bir alana yayılıyor ve sebze-meyve gerçekten çok lezzetli. Fiyatlar da çarşıya göre daha makul. “Eve dönerken nasıl taşırım?” diye düşünmeyin, alın. Değer.
Sebze meyvenin dışında, kaliteli giyim ürünleri, el yapımı reçeller, baharatlar ve yakın köylerden gelen doğal ürünler bulabilirsiniz. Köylü tezgâhlarına özellikle bakın. Reçel seviyorsanız Reçelci Niko’ya uğramadan geçmeyin. Sadece almak için değil, nasıl yapıldığını görmek için bile uğranır.
7. Alaçatı Marina
Alaçatı Marina, kasabanın denize açılan yüzü. Alaçatı Koyu’nun içinde yer alan marinada, Ege maviliğine karşı sıralanmış lüks yatlar ve rüzgâr gülleri manzarayı tamamlıyor. Burası sadece teknelerin bağlandığı bir yer değil, aynı zamanda yaşayan bir alan.
Deniz kenarındaki restoranlar, şık bistro ve kafeler marinayı cazip kılıyor. Kahve içmek, gün batımını izlemek ya da akşam yemeği için iyi bir alternatif. Ayrıca çarşıdan Windsurf Zone’a giden yol üzerinde olduğu için sörf okullarına da oldukça yakın. Denizle bağ kurmak isteyenler için Alaçatı’daki en doğru adreslerden biri.
8. Yumru Koyu ve Alaçatı Windsurf
Rüzgâr sörfü denince Alaçatı’da ilk akla gelen yerlerden biri Yumru Koyu. Tesadüf değil. Alaçatı yılın yaklaşık 330 günü rüzgâr alan bir coğrafyada yer alıyor ve bu özelliğiyle dünyanın sayılı windsurf merkezlerinden biri kabul ediliyor. Uluslararası yarışmalara ev sahipliği yapması da boşuna değil.
Yumru Koyu, rüzgâr yönü ve coğrafi yapısı sayesinde rüzgâr sörfü için son derece elverişli. Profesyoneller için ideal olduğu kadar, bu işe heves edenler için de doğru adres. Koyda, alanında uzman eğitmenlerin ders verdiği çok sayıda sörf okulu bulunuyor. İster ilk kez deneyecek olun ister işin tekniğini ilerletmek isteyin, burada herkes için bir seviye var.
Ben rüzgâr sörfü yapanlardan değilim ama kabul edeyim; sahilde oturup o rüzgârla dans eden insanları izlemek bile başlı başına keyif. Alaçatı’da bazen bir şey yapmamak da planın parçası.
9. Alaçatı Plajları
Alaçatı denizin hemen kıyısında değil ama denize ulaşmak zor da değil. Çeşme Yarımadasının boğaz kısmına kurulu olduğu için, her iki yönde de birbirinden güzel plajlara ve koylara kısa sürede ulaşabiliyorsun. Merkezden 10–15 dakikalık bir yolculukla bambaşka denizlere girmek mümkün.
⛱ Çark Plajı, Alaçatı Yarımadası’nın güneyinde, marinaya yakın konumda. Hem ücretli beach club’lar hem de ücretsiz halk plajı alanları var. İnce kumlu, sığ ve turkuaza çalan rengiyle gerçekten çok güzel. Alaçatı’dan fazla uzaklaşmadan denize girmek istediğimde ilk tercihlerimden biri.
⛱ Delikli Koy, son yılların en popüler noktalarından. Adını denizin içindeki delik formundaki kaya oluşumundan alıyor. Bir zamanlar sakin, hatta kimsenin bilmediği bir yerken; drone görüntüleriyle ünlenip kalabalıklaşmaya başladı. Beyaz kayalıkları, berrak denizi ve sıra dışı manzarasıyla hâlâ etkileyici.
⛱ Kleopatra Koyu, Delikli Koy’un biraz batısında, daha küçük ve bakir bir koy. Ulaşımı biraz zahmetli; araba parkından sonra merdivenlerle iniliyor. Ama aşağı indiğinde karşılaştığın cam gibi deniz ve tertemiz su, bütün yorgunluğu unutturuyor. Burada tesis yok, hazırlıklı gitmek şart.
⛱ Ilıca Plajı, Çeşme’nin en bilinen ve en sevilen plajlarından. Alaçatı’ya da oldukça yakın. Mavi bayraklı, denizi sığ ve şaşırtıcı şekilde ılık. Bunun sebebi denizin altından çıkan sıcak su kaynakları. Uzun kumsalı, temizliği ve olanaklarıyla her zaman güvenli bir seçenek.
⛱ Günizi Beach, Alaçatı’nın kuzeydoğusunda yer alıyor. Çeşme geneline göre fiyatları daha makul. Denizi sığ ve sıcak olduğu için özellikle çocuklu aileler tarafından tercih ediliyor. Plajın hemen arkasında konaklama için bungalovlar da bulunuyor.
⛱ Altınkum Plajı, Çeşme Yarımadası’nın batı tarafında. Suyu serin, hatta soğuk ama bembeyaz, yumuşacık kumu ve berrak deniziyle bunu telafi ediyor. Koy içinde olmadığı için öğleden sonra dalgalı olabiliyor. Hem özel beach’ler hem de ücretsiz halk plajı mevcut.
10. Çeşme
Alaçatı’ya gelmişken Çeşme’yi es geçmek pek akıllıca olmaz. Zaten Alaçatı da idari olarak Çeşme’ye bağlı. Bir gün ayırırsanız, Çeşme’nin daha hareketli, daha denizle iç içe ve biraz da “şehirli” yüzünü görme şansı yakalarsınız. Çeşme hakkında daha fazla bilgi isterseniz Çeşme rehberime göz atın.
Çeşme merkezde gezilecek yerler birbirine yakın. Çeşme Kalesi ve içindeki Çeşme Arkeoloji Müzesi, ilçenin tarihine hızlı bir giriş yapmak için ideal. Hemen karşısındaki Kervansaray, geçmişin ticaret yollarını hatırlatan önemli yapılardan biri. Buradan sonra yol zaten sizi Çeşme Çarşısı’na atıyor. Hediyelik eşyalar, dondurmacılar, kahveciler arasında kısa bir tur atmak keyifli.
Merkezde günümüze ulaşabilmiş tek kilise olan Ayios Haralambos Kilisesi, mimarisi ve konumuyla dikkat çekiyor. Çoğu zaman sergilere ev sahipliği yapan yapı, Çeşme’nin çok kültürlü geçmişini hatırlatan duraklardan.
Deniz kenarında vakit geçirmek isteyenler için Çeşme Marina iyi bir mola noktası. Yatları izlemek, sahil boyunca yürümek ya da bir kafede oturup denizi seyretmek için birebir. Akşamüstü saatleri özellikle güzel.
Merkeze yaklaşık 5 km uzaklıktaki Ilıca Plajı, Çeşme’nin en meşhur plajı. İnce kumlu, sığ ve ılık deniziyle ünlü. Sezonda ve hafta sonları kalabalık olabiliyor, erken gitmekte fayda var. Buna rağmen İzmir’in en güzel plajları arasında yerini koruyor.
Biraz daha keşfetmek isteyenler için Çeşme’nin çevresi de oldukça zengin. Ildır, Şifne, Germiyan gibi köyler, kalabalıktan uzaklaşıp yarımadanın daha sakin yüzünü görmek isteyenler için güzel alternatifler. Özellikle Germiyan, sokakları ve yerel havasıyla kısa ama keyifli bir mola sunuyor.
ALAÇATI’DA NE YENİR
Alaçatı’da ne yenir, sorusunun cevabı pek zorlayıcı değil. Alaçatı, Ege kültürünü en iyi yansıtan yerlerden. Ege otları ve yerel lezzetlerin eşlik ettiği meze çeşitleriyle süslenen rakı sofraları, canlı müzikle birlikte yüzleri güldürüyor. Küçücük masalarıyla doyumsuz tatlar sunan meyhaneler Alaçatı’yı Alaçatı yapan değerlerden.
Ege mutfağının otlu ve zeytinyağlı mezeleri özellikle denenmesi gerekiyor. Ege mutfağını enfes lezzetlerini sunan restoranları ve sıcakkanlı halkıyla Alaçatı, restoran yönünden de zengin bir çeşitliliğe sahip. Özellikle zeytinyağlı mezeler, ot çeşitleri ve zeytinyağlı atıştırmalıklarla tanınan restoranlarda mola verin.
Bir kere enginarlı bir şey yemeden dönmeyin. Ot çeşitleri konusunda bence rastgele deneme yapabilirsiniz. Pişman olma ihtimaliniz normal diyetiniz ‘etten başka bir şey yiyeni dövsünler’ kıvamında değilse yok! Pek tabii İzmir denilince akla gelen ‘Kumru’ yenmesi gerekenlerden.
Çeşme kumrusu, ‘İzmir kumrusu’ ve ‘Alaçatı kumrusu’ adıyla da tanınıyor. Nohut mayalı susamlı ekmeğe sucuk, domates ve tulum peynirinin eşlik etmesiyle muhteşem bir lezzet şölenine dönüşen kumru, öğle arası atıştırması olarak güzel bir tercih.
Denizden çıkanlar ve gece eğlencesini bitirenler iştah kabartan lezzetiyle kumru yemek için kumrucuya uğruyor. Kumru, ev yapımı salatalık turşusu ve ayran üçlemesine tanıklık etmek için Kumrucu Şevki ve Kumrucu Hikmet en iyi seçenekler arasında yer alıyor.
Sakızlı dondurma, sakızlı muhallebi, sakızlı türk kahvesi gibi bilimum tatları denemek için doğru yer ağacının yetiştiği nadir bölgelerden olan burası. Yemek öncesi sakızlı Türk kahvesi vazgeçilmez, malum karşı yaka Sakız adası ve muhallebiden tutun kahveye kadar bir çok yerde kullanılıyor. 1941’den beri hizmet veren İmren Pastanesinde sakızlı muhallebi, kurabiye ve günlük tatlıları tadabilirsiniz.
İster denizde, ister gece eğlencesinde, midye-bira keyfi denemeye değer. Soğuk bir biraya eşlik eden midye dolma tabağının tadı damakta kalıyor. Lezzetli ve taze midye dolma plajda ya da oturulan mekanda keyifle tüketilebilir. Her daim karşılaşılabilen seyyar midye satıcılarından güvenle alışveriş yapılabilir.
Alaçatı’ya özgü cumbalı taş evlerin bulunduğu şirin sokaklardan birinde hizmet veren Asma Yaprağı akşam yemeği için benim tavsiyem. Rezervasyonsuz yer bulmak zor. Kapari Bahçe, Barbun, Roka ve Agrilla sevdiğim restoranlar. Alaçatı dışında yemek için ise Dalyan’da Cevat’ın Yeri favorim. Şerefe Meyhane ve Şişarka, rakı ve meze severlere tavsiye.
ALAÇATI’DAN NE ALINIR
Alaçatı birçok tasarımcının atölyesinin bulunduğu bir merkeze dönüştü. Hemen hemen her sokakta karşınıza çıkan tasarım atölyelerinde özgün tasarımları görmek mümkün. İster küçük bir buzdolabı süsü, ister deri bir çanta, Alaçatı’da her bütçeye uygun hediye bulunabiliyor. Ayrıca yan yana tezgahların açıldığı gece pazarı öğleden sonra ziyaretçilerini ağırlamaya başlıyor.
1874’de inşa edilmiş bir kiliseden dönüştürülmüş olan Pazaryeri Camii’nin yanındaki Antika Pazarı cumartesi ve pazar günleri kuruluyor ve ve Türkiye’nin ilk antika pazarlarından biri olarak anılıyor.
Her geçen gün bir yenisi eklenen restoranlarıyla gastronomi açısından da oldukça geniş bir yelpazeye sahip olan bu tatil beldesine gittiğinizde damla sakızlı dondurma, sakız reçeli gibi aperitiflerin dışında tazecik deniz mahsullerinin ve Ege mezelerinin tadına bakmalısınız.
Ayrıca yaz dönemlerinde düğün fotoğrafı çektirmek için bölgeye gelen gelin ve damatların favori mekanı olan Değirmenlere uğrayıp, manzaraya karşı sıcak bir Türk kahvesi yudumlamayı da ihmal etmeyin.
ALAÇATI GECE HAYATI
Son yıllarda özellikle İstanbullu yatırımcıların da ilgi gösterdiği Alaçatı’da çok sayıda eğlence mekanı açıldı. Bazıları gündüz beach club, gece ise eğlence mekanına dönüşen bu yerlerde zaman zaman ünlü şarkıcılar ve DJ’ler de sahne alıyor. Birbirinden güzel plajları, akşam üstü happy hour’larla başlayıp sabahın ilk ışıklarına kadar süren Alaçatı gece hayatı kendinden sık sık söz ettiriyor.
Sabahın ilk ışıklarına dek süren eğlenceli bir gece için Aya Yorgi Koyu’na dilerseniz uğrayın. Buradaki mekânların en ünlüleri Babylon, Sole Mare ve Marrakech. Gece uzun diyerek devam etmek isteyenler için Alaçatı Port’ta yer alan Club 29, Öküz, Tren; Çark plajında yer alan Otto Alaçatı gece hayatı için gidilecek yerlerden. Kum Beach’te yer alan Deli Deli, Alaçatı koyunda yer alan Riders Mood diğer gözde mekanlar.
Alaçatı Ot Festivali, ünü Alaçatı sınırlarını aşan bir etkinlik. Efsanelere göre binbir çeşit ot yetişen Alaçatı’nın şifalı otları ile yapılan yemeklerin sergilendiği, çeşitli yarışmaların düzenlendiği festivale çok sayıda turist katılıyor. Alaçatı’ya ve Ege Bölgesi’ne özgü otlarla yapılacak birbirinden leziz yemekleri tadabileceğiniz bu festival kapsamında atölye çalışmaları, paneller ve ödüllü yarışmalar da düzenleniyor.
Bölgede tatil sezonunun başladığını temsil eden bu festivale gitmeyi düşünenlerin, konaklama ve uçak bileti konusunda önceden rezervasyon yapmasında yarar var. Eğer geç kalırsanız, yoğun ilgi yüzünden yer bulmakta zorlanabilirsiniz. Nisan ayının ilk haftasında gerçekleşen festivalde yapılan yemeklerde beldede üretilen zeytinyağı kullanılıyor.
Alaçatı, İzmir’e yaklaşık bir saat uzaklıkta; kısa bir kaçamakla bile insanın üstündeki yükü alabilen bir rota. Gündüz denizi, rüzgârı ve sokaklarıyla, akşamları ise lezzetli sofraları ve hareketli havasıyla başka bir yüzünü gösteriyor. Taş butik otelleri, özgün mekânları ve Ege mutfağının en güzel örnekleriyle her gelişte farklı bir tat bırakıyor.
Eşsiz kumsalları ve koyları, rüzgâr sörfü kültürü, renkli gece hayatı ve kendine has mimarisiyle Alaçatı, sadece popüler bir tatil beldesi değil; doğru zamanda, doğru beklentiyle gidildiğinde gerçekten iyi hissettiren bir yer. İzmir’in göz bebeği olmasının sebebi bence tam olarak bu işte.






