Bazı şehirler vardır hani, adımınızı attığınızda, havasını soluduğunuzda sevmeye başlarsınız hemencecik. Neden olduğunu bilmezsiniz, belki size sevdiğiniz bir şehri hatırlatıyordur farkında değilsinizdir, yada farkında olmadığınız bir özelliği ile kendisini sevdirir size. Benim için Kota Kinabalu böylesi bir şehir oldu.

Miri’den Maswings havayollarına ait ATR 72-500  küçük uçağı ile Brunei semalarından geçip, güzel deniz ve orman manzarası eşliğinde Kota Kinabalu’ya varmıştık. Havalimanından taksiye atlamak yerine ana yola çıkıp oradan bir minibüse atladık, sonrasında şehir içi terminalinde başka bir minibüse. Sumatra’da tanıştığımız, Kuala Lumpur’da birlikte takıldığımız, sonrasında vedalaşıp birbirimizden habersiz gittiğimiz Tioman Adası’nda birbirimizi görünce şaşırdığımız İsviçreli Valentin’in bize tavsiye ettiği, eski bir binanın ikinci katında bulunan oldukça şirin Lucy Backpackers’e yerleştik. Kahvaltı dahil günlük RM23 (14 TL). Güzel bir kütüphanesi, ortalama hızda ücretsiz wi-fi interneti bile var. Odalar küçük ve ranzalar biraz sıkışık olsa da odamızdan bizden başkası olmadığından rahattık. Balkonu sanki botanik bahçesi gibi, harika. Hostelde bir şeyler pişirmek için mutfak olması aslında tercih sebebim olmuştu. Bazı lezzetlerin özlemi dayanılmaz oldu. Sabah kahvaltısında omlet gibi…

İlk akşam günbatımına yakın şehri turlamaya başladık. İşte o zaman ben anladım K. Kinabalu’yu neden sevdiğimi. Kaldığımız hostelden 5 dakika sahile doğru yürüdüğünüzde deniz kıyısına ve güzel ahşap bir iskeleye ulaşıyorsunuz. İskelenin herbir yanında gençler yayılmış günbatımının ve serinliğin keyfini çıakrıyorlardı. Deniz kokusu, evet İzmir’i hatırlamama sebepti, görüntü ise daha çok kordonu anımsatıyordu. Bu benzetmeyi yapmak biraz K.Kinabalu’ya haksızlık olurdu. Tabi biraz da İzmir’e.

Dünya üzerinde acaba kaç şehir (başkent) vardır ki, bir bota atlayıp 20 dakika gittiğinizde, üzerinde kokonat ve palmiye ağaçlarının olduğu yağmur ormanlarına, beyaz kumlu plajlara, denizinde mercanlara, yüzlerce değişik balığa sahip birkaç tropikal adaya sahip olsun?  Tenku Abdurrahman Park olarak adlandırılan adalar topluluğu karşımızda duruyor. Hani İzmir Kordon’un denizini, yeşil-türkuaz renkte bir suyla değiştirip içerisine milyonlarca balık çeşidi koyarsanız, Karşıyaka ve Narlıdere arasındaki çizgiye 3-5 tane irili ufaklı tropikal adalardan yerleştirirseniz birbirlerine benzerler sanırım! Bir de İzmir Kültür Fuar Park’ında başlayıp İran’a kadar da yağmur ormanları ekmeniz gerekiyor. Sıcaklığı da yılın her mevsiminde  32 dereceye sabitlemeniz.

Tabi İzmir’in büyüklüğü karşısında K.Kinabalu ancak bir mahalle olabilir. Şehir merkezinde bir uçtan bir uca yürümeniz yarım saati almaz. Olsun, Çinli, Malay, Hintli ve Filipinlilerin yanında çok çeşitli Sabah etnik grupların yaşadığı bu şehri sevdim, kokusu benziyor İzmir’e ve bu yeterli tek başına  sevdiğim şehri hatırlatması.

İskelede herkes bize bakıyor, gülümsüyor, el sallıyorlar. Halbuki K.Kinabalu birçok turistin Borneo’da ilk indiği veya ayrıldığı şehir. Kuala Lumpur’dan sonra ülkenin en yoğun havalimanına sahip. Biz iskelede dolaşmaya başlarken bile uçaklar hemen başımızın üzerinden yükselmeye başlıyorlardı. Yürürken bazıları bizi durdurup fotoğraf çektirirken kimisi facebook adresimizi not ediyordu. Tanıştığımız lokal arkadaşlarla meşhur Filipino Market’ine gidip yemek yedik.

Deniz kıyısındaki yürüyüş yolundan batıya doğru yürüdüğünüzde ilk olarak Central Market, sonrasında Filipino Market ve oradan da yürümeye devam ettiğinizde Night Market’e ulaşabiliyorsunuz. Central Market akşam 6’ya kadar açık, burada balık ve sebze ve küçük el işleri bulabilirsiniz. Filipino Market ise ucuz tekstil, inci ve hediyelik eşyaların satıldığı küçük ve sıkışık sokaklardan oluşan kapalı bir çarşıya benziyor.

Sadece Borneo’nun değil, Güney Asya’nın da en güzel marketlerinden biri olan Night Market ise akşama doğru açılıp gece yarısında kapanıyor. Her yerden dumanların yükseldiği bu açık hava restoranlarını deniz ürünlerini sevenler bayılacaktır. Çeşit çeşit balıklar, karides ve ıstakozlar mangallarda pişirilmekte ve anında servis edilmekte. Salaş ve ucuz. Yeteri kadar balık, salata ve pilav yedik ve yanında kola. Kişi başı hesap 11 TL oldu.

Muhteşem denizi ve günbatımı manzarası, deniz kokan havası, ağız tadınıza hitap eden çeşit çeşit lezzetler, sakin ve düzenli oluşu, güleryüzlü arkadaş canlısı insanları ile bu şehir benim kalbimi çaldı.

Day 425: Borneo:13 Kota Kinabalu, 3 Ekim 2011

8 YORUMLAR

  1. Kemal Bey
    Tezgahların arasında gezen kedi kadar fareleri yazmayı unutmuşşusunuz….

    Çok pisler hemde çok…
    Ayrıca bir koyunu yutabilecek yılanları ve daha birçok tehlikeli hayvanla karşılaşmadığınız için şanslısınız…
    Sonra ava giderken av olmayın…

  2. Kemal merhaba, Kota Kinabalu’dan Tunku Abdulrahman Milli Parkına gidip dalış yaptın mı? Konu hakkında bilgi ve yönlendirmelerin çok işe yaracak. teşekürler

    • Hayriye ben Milli parka sadece şnorkelle dalış ve kamp için gittim.
      Palau Tiga ve Palau Gaya Adalarında dalış yapılıyor. Ben Mabul Adası’nda dalış yaptığım içi, bu park bölgesinde dalış yapmadım.

      Sipadan veya Mabul’da dalmayacaksan eğer burası alternatif olabilir.

      • Kemal merhaba, ben Kota Kinabalu yerine Tunku Abdulrahman Parkı’ndaki adalardan birinde kalmayı istiyorum ama resort tarzı 3-4 yer var ve fiyatlar yüksek, bana hitap etmiyor. Kamp konusunu nasıl organize ettin ve bunun için neler gerekli?

  3. Merhaba Kemal Bey,
    Blogunuzu couchsurfing sitesinden buldum ve bir bakayim dedim. Gördüklerim ve bulduklarim ise harika. Benim daha ilerde inşallah gidecegim yerleri siz gidip görmüşsünüz, dogrusu kiskandim biraz 🙂 Şu ana kadar ancak Thailand ve Kota Kinabalu’ya gidebildim. Seneye ksimet olursa ben de insallah uzun bir yolculuga güney Asya’ya cikabilecegim.

    Oralar gercekten cok harika ve insanlari cok temiz kalpli ve karşilaştirdiginiz zaman maaliyet olarak o paraya Türkiye’yi bile gezemezsiniz. O nedenle benim icin degisik insan ve kültürü tanimanin artik hic bir engeli yok. Hayirlisiyla seneye yolculuk 🙂
    Yolculuklarinizda umarim böyle devamli güzel insanları görüp, güzel görünümleri yaşayabilirsiniz. Blogunuz da muhteşem. Kendinize iyi bakin.

    Almanya’dan selamlar.
    Murat Demirtaş

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!