Salzburg, Alp Dağları’nın eteğine, Salzach Nehri kıyısına kurulmuş; mimarisi, ölçeği ve atmosferiyle Avrupa’nın en karakteristik şehirlerinden biri. Daha önce sayısız fotoğrafını görmüş olsam da, insanın kendi gözleriyle görmesi bambaşka. Barok mimarinin en zarif örneklerini barındıran ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Altstadt Salzburg sokaklarında dolaşmaya başladığınız anda, şehir çok kısa sürede gönlünüzü fethediyor.

Zarafeti ve masalsı atmosferiyle Mozart’la özdeşleşmiş olan Salzburg, başkent Viyana’nın yaklaşık 320 kilometre batısında yer alıyor. Viyana, Graz ve Linz’ten sonra Avusturya’nın dördüncü büyük kenti. Şehrin adı, burada yaşayan ilk sakinlerin geçim kaynağı olan zengin tuz yataklarından geliyor; zaten Salzburg kelime anlamıyla da “tuz kalesi” demek.

“Alplerin kuzey ucunda konumlanan “Salzburg, bugün yaklaşık 150 bin nüfuslu, küçük ama karakteri büyük bir şehir. Ne çok kalabalık ne de sıkıcı derecede sakin. Tam kararında. Bu da Salzburg’u, kısa sürede sindirilen ama hafızada uzun süre kalan şehirlerden biri hâline getiriyor.

Salzburg

Salzburg, bana göre Avusturya’nın en az Viyana kadar etkileyici şehirlerinden biri. Hatta doğa tutkunları için “büyüleyici” kelimesi bile bazen yetersiz kalıyor. Alp Dağları’nın eteğinde, Salzach Irmağı kıyısına kurulmuş bu şehirden birazcık dışarı çıktığınızda, manzara bir anda değişiyor: ormanların içinde koşuşturan ceylanlar, uzayıp giden yemyeşil çayırlar ve zirveleri karlarla kaplı Alpler… Salzburg’un farkı tam da burada başlıyor.

Salzburg Gezi Rehberi

Almanya sınırına yakın, başkent Viyana’nın yaklaşık 320 kilometre batısında yer alan Salzburg, Alplerin kuzey ucunda konumlanıyor. Yaklaşık 150 bin nüfuslu bu şehir, küçük ölçeğine rağmen güçlü bir karaktere sahip. Adını, çevresinde yüzyıllardır çıkarılan zengin tuz yataklarından alıyor; Salzburg kelime anlamıyla “tuz kalesi” demek. Zaten şehrin tarih boyunca önem kazanmasının temel nedeni de bu tuz zenginliği.

Salzburg’un bilinen ilk yerleşimcileri Keltler. 789 yılında Başpiskoposluk ilan edilmesiyle şehir, uzun yıllar boyunca sadece dini değil, siyasi ve ekonomik açıdan da güçlü bir merkez hâline gelmiş. Öyle ki etkisi bugünkü Hırvatistan ve Macaristan topraklarına kadar uzanmış. Avusturya eyaletleri içinde, bir başpiskopos-prens tarafından bağımsız yönetilmiş tek bölge olması da Salzburg’u tarihsel olarak ayrıcalıklı kılıyor.

Ve elbette Salzburg, Wolfgang Amadeus Mozart’ın doğup büyüdüğü şehir. Onun müziğiyle özdeşleşmiş sokakları, meydanları ve evleri sayesinde Salzburg bugün hâlâ “Mozart’ın şehri” olarak anılıyor. Ancak şehir, sadece müzikle değil; doğası, mimarisi ve sakin temposuyla da ziyaretçisini içine çeken nadir Avrupa kentlerinden biri.

Salzburg’a Gideceklere Önemli Bilgiler & Tavsiyeler ⚠️

Toplu taşıma çok düzenli ama şehir yürüyerek gezilmeli. Salzburg böyle anlam kazanır.
Schengen vizesi gerekiyor. Avusturya bu konuda katıdır, evrak işini hafife almayın.
Şehir çok erken sakinleşir. Akşam 9’dan sonra seçenekler azalır.
Pazar günleri mağazalar kapalıdır, bu bir istisna değil kural.
Restoranlar kaliteli ama pahalı. Su bile ücretlidir, şaşırmayın.

Salzburg Nerede? 📍

Salzburg, Avusturya’nın batısında, Almanya sınırına neredeyse değecek kadar yakın bir konumda. Kuzeyinde Almanya’nın Bavyera bölgesi, güneyinde Alpler var. Haritada bakınca küçük görünür ama tarih, müzik ve doğa açısından Avrupa’nın en yoğun şehirlerinden biri.

Şehir Salzach Nehri’nin iki yakasına kurulmuş. Bir tarafı Barok eski şehir, diğer tarafı daha modern ama hâlâ düzenli ve sakin. Mozart burada doğmuş, Sound of Music burada çekilmiş; ama Salzburg sadece “kartpostal şehir” değil. Doğru gezerseniz karakterli, yanlış zamanda giderseniz fazla steril bile gelebilir.

Salzburg’un olayı şu: az ama net. Büyük şehir gibi davranmaz, köy gibi de değildir. Disiplinli ama ruhsuz değil. Avusturya’nın bu turistik şehri, Almanya’nın Münih şehrine ise 150 km, Venedik’e 280 km, Prag‘a 380 km uzaklıkta bulunuyor. Salzburg’a gelenler, yaklaşık 180 km uzaklıktaki Innsbruck şehrini de ziyaret etmelerini öneriyorum.

Salzburg’a Nasıl Gidilir? ✈️🚆

✈️ Uçakla Salzburg’a Ulaşım: Salzburg’a Türkiye’den en rahat ulaşım uçakla. Türk Hava Yolları, İstanbul’dan Salzburg W.A. Mozart International Airport’a (SZG) direkt seferler düzenliyor. Uçuş süresi ortalama 2 saat 45 dakika. Havalimanı, şehir merkezinin sadece 4–5 km dışında, yani Avrupa standartlarına göre oldukça yakın.

Alternatif olarak Lufthansa, Austrian Airlines ve Eurowings gibi firmalarla Münih veya Viyana aktarmalı uçmak da mümkün ama ilk kez gidenler için direkt uçuş açık ara en konforlu seçenek.

🚍 Salzburg Havalimanından Şehir Merkezine Ulaşım: Havalimanından şehir merkezine ulaşım kolay, hızlı ve net. En mantıklı seçenek otobüs. Havalimanı çıkışında geçen No: 2 ve No: 10 otobüsleri, sizi doğrudan Salzburg Hauptbahnhof (Merkez Tren İstasyonu) ve Mirabell çevresine götürüyor. Yolculuk süresi 15–20 dakika, bilet ücreti yaklaşık 3–4 €. Biletleri otobüs şoföründen ya da mobil uygulamalardan alabiliyorsunuz.

Eskiden kullanılan 27 numaralı hat daha uzun rota yaptığı için artık pek tercih edilmiyor. Hafta sonları çalışan 8 numaralı otobüs ise daha sınırlı ama hızlı bir alternatif. Net tavsiyem, ilk gelişte otobüs + kısa yürüyüş en temiz ve sorunsuz senaryo.

Taksiyle şehir merkezine ulaşım 10–15 dakika sürüyor. Ücret genelde 15–25 € aralığında. Mesafe kısa ama Avusturya fiyatları biraz can yakabiliyor. Uber ve Bolt Salzburg’da kısıtlı çalışıyor, her zaman araç bulamayabilirsiniz. Taksi daha güvenilir. Havalimanında Avis, Europcar, Hertz, Sixt gibi firmalar var. Salzkammergut, Hallstatt ve göller bölgesi planı olanlar için araç kiralamak mantıklı ama şehir içi için kesinlikle gerek yok.

🚆 Trenle Salzburg’a Ulaşım: Salzburg Hauptbahnhof, Orta Avrupa’nın önemli tren duraklarından biri. Viyana, Münih, Zürih, Ljubljana, Zagreb, Budapeşte gibi şehirlerden Salzburg’a direkt tren seferleri var. En popüler rota olan Münih – Salzburg tren yolculuğu yaklaşık 1,5 saat sürüyor ve oldukça keyifli. Tren istasyonu şehir merkezine yürüyerek 15 dakika mesafede.

Yürümek istemeyenler için istasyon önünden geçen 1, 2, 3, 5 ve 6 numaralı otobüsler, sizi UNESCO Dünya Mirası Old Town (Altstadt) bölgesine götürüyor. Rathaus veya Ferdinand-Hanusch-Platz durakları en merkezi noktalar.

🚌 Salzburg İçinde Ulaşım: Salzburg kompakt bir şehir. Merkezdeyseniz çoğu yere yürüyerek gidersiniz. Toplu taşıma ihtiyacı olursa şehir içi otobüsler yeterli. Tek bilet ücreti yaklaşık 2,50 €. Daha çok kullanacaksanız çoklu biletler ya da 24 saatlik kartlar daha mantıklı. 24 saatlik bilet otobüste alırsanız pahalı, büfelerden (tobacconist) alırsanız daha uygun.

Salzburg aynı zamanda bisiklet dostu bir şehir. Şehir genelinde 170 km’den fazla bisiklet yolu var ama kısa süreli geziler için şart değil.

ℹ️ Küçük ama İşe Yarar Tavsiyeler: Tren istasyonunda ve Mozartplatz’ta Turizm Ofisi var, ücretsiz harita alın. Havalimanından taksiye binmeden önce otobüsü kontrol et, çoğu zaman daha hızlı. Merkezde konaklıyorsanız ulaşımı kafaya takma, Salzburg yürüyerek gezilir. Günlük planın Hallstatt veya göller bölgesiyse araç kiralama işini baştan düşünün.

Salzburg Gezilecek Yerler 📌

Salzburg, 1996 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilen tarihi kent merkeziyle; daracık sokakları, birbirine açılan meydanları, içinden geçen nehri ve çevresini saran dağlarıyla gezilecek yer açısından oldukça zengin bir şehir. Tarihi bölge (Altstadt) şehrin batı kesiminde yer alırken, tren ve otobüs istasyonlarının bulunduğu Yeni Salzburg olarak anılan bölüm ise şehrin doğusunda kalıyor.

Salzach Nehri’nin bir yakasında Mirabell Bahçeleri, Makartplatz Meydanı ve Mozart’ın yaşadığı ev; diğer yakasında ise Mozart’ın doğduğu ev ve şehrin en ünlü caddesi olan Getreidegasse bulunuyor. Eğer güne erken başlayabilirseniz, listedeki yerlerin büyük bölümünü 1 tam günde rahatlıkla gezmek mümkün.

Salzburg kelime anlamıyla “Tuz Şehri” demek. Kente yüzyıllar boyunca değer katan tuz madenleri, bugün hâlâ Salzburg kültürünün önemli bir parçası. Şehre gelmişken yapılması gerekenlerin başında tuz madenlerini ziyaret etmek geliyor. Kilometrelerce derinliğe inerek maden hayatına tanıklık ederken, aynı zamanda kentin tarihini de yakından öğreniyorsunuz.

Salzburg, Almanya’nın Münih kentine yaklaşık 150 km mesafede yer alıyor. Bu nedenle Salzburg gezi planı yaparken Münih’i de rotaya eklemek oldukça mantıklı. Ben gezimde Salzburg – Fuschl am See – St. Gilgen – Wolfgangsee – Hallstatt hattını 3 günde gezmiştim.

Bir tabloyu andıran gölleri ise beni gerçekten benden aldı. Özellikle Fuschlsee ve Wolfgangsee çevresinde yaptığım yürüyüşleri ömür boyu unutmam mümkün değil. Doğanın ruhunu en derinden hissettiğim yerlerden biriydi burası. Hatta bazı anlarda kendimi Yeni Zelanda’daymışım gibi hissettiğim bile oldu.

Sonrasında rotayı Achensee üzerinden Innsbruck’a çevirdim; ardından Liechtenstein’in başkenti Vaduz ve Almanya’da Bodensee Gölü kıyısındaki Friedrichshafen’a geçtim. Aynı bölgede Meersburg, Lindau, Konstanz şehirleri ile Mainau ve Reichenau adalarını da gezdim. Bana göre efsane bir Orta Avrupa rotası.

1. Getreidegasse Caddesi

Getreidegasse Caddesi, Getreidegasse Caddesi, Salzburg’un kalbi ve tartışmasız en güzel caddesi. Mozartplatz Meydanı’ndan başlayarak Eski Şehir (Altstadt Salzburg) boyunca uzanan bu hareketli aks üzerinde renkli mağazalar, hediyelik eşya dükkânları, marketler, restoranlar ve kafeler sıralanıyor. Günün neredeyse her saati kalabalık olan cadde, Salzburg’un nabzını tutmak için en doğru yerlerden biri. Özellikle St. Blasius Kilisesi’nin bulunduğu bölümden itibaren cadde bambaşka bir karakter kazanıyor.

Getreidegasse’nin en ayırt edici özelliği ise buradaki tüm mağaza tabelalarının ferforje olarak tasarlanmış olması. Global markalar bile bu kurala uyuyor; hatta McDonald’s’ın ferforje tabelasını görmek bile başlı başına ilginç bir detay. Cıvıl cıvıl kafeleri, pasajları ve dükkânlarıyla Salzburg’un en turistik noktası burası. Benim kaldığım Hotel Goldener Hirsch de caddenin tam ortasında yer aldığı için her sabah Salzburg gezime buradan başladım. Özellikle ara sokaklara dalmayı ihmal etmeyin; çok daha sakin ve şirin mekânlar sizi bekliyor.

2. Mozart’s Geburtshaus

Mozart’s Geburtshaus (Mozart’ın Doğduğu Ev), Getreidegasse No: 9 adresinde yer alıyor ve Wolfgang Amadeus Mozart’ın 1756’da doğduğu, 1773’e kadar yaşadığı ev olarak biliniyor. Orta Çağ Salzburg’unda saray bestecisi olan Leopold Mozart ve eşi Anna Maria Pertl’in oğlu olarak dünyaya gelen Mozart, ne yazık ki pek çok sanatçı gibi dehası ölümünden sonra tam anlamıyla anlaşılmış. Bugün Salzburg’da festivalinden çikolatasına, havalimanından üniversitesine kadar her yerde Mozart’ın izine rastlamak mümkün.

Müze olarak kullanılan binada, Mozart ailesinin yaşadığı daire gezilebiliyor. İçeride Mozart’ın beşiği, çocukluk eşyaları, piyanosu, notaları ve kıyafetleri sergileniyor. Müze genellikle haftanın 7 günü açık; ziyaret saatleri sezonlara göre değişmekle birlikte çoğunlukla 09.00–17.30, yaz aylarında ise daha geç kapanıyor. Son giriş kapanıştan yaklaşık 30 dakika önce yapılıyor. Giriş ücreti yetişkinler için yaklaşık 12–14 € civarında; Mozart’ın Yaşadığı Ev ile birlikte alınabilen kombine bilet seçeneği de bulunuyor.

3. Salzburg Katedrali

Salzburg Katedrali (Dom zu Salzburg), Mozart’ın vaftiz töreninin gerçekleştirildiği ve şehrin en görkemli dinsel yapılarından biri. Residenzplatz’ın hemen yanında yer alan katedralin temelleri 774 yılına kadar uzanıyor; yapı bugünkü hâlini ise 1614’teki büyük yenileme sonrasında almış. Zaman içinde yangınlar ve hasarlar geçirse de, her seferinde aslına sadık kalınarak restore edilmiş. Heykelleri, freskleri ve etkileyici kubbesiyle Salzburg’un en güzel yapılarından biri olarak kabul ediliyor.

Barok mimarinin en iyi örneklerinden biri olan Salzburg Katedrali, hem dış cephesi hem de iç mekânıyla oldukça etkileyici. Katedrale giriş ücretsiz, ancak bazı bölümler ve konserler için ayrı bilet gerekebiliyor. Ziyaret saatleri genellikle Mayıs–Eylül arası 08.00–19.00, diğer aylarda ise 08.00–17.00 arasında. Pazar günleri, ayin nedeniyle ziyaretler genellikle 13.00’ten sonra başlıyor; bu detayı plan yaparken göz önünde bulundurmakta fayda var.

4. Mozartplatz

Mozartplatz (Mozart Meydanı), adından da anlaşılacağı üzere Mozart’ın heykelinin yer aldığı çok güzel bir meydan. Salzburg şehrinin ortasında bulunan ve önemini Ludwig von Schwanthaler tarafından yapılan Mozart anıtından alan meydan günün her saati turistlerle dolu. Birbirinden güzel kafelerin, cıvıl insanların, seyyar kütüphanelerin bulunduğu meydanda Mozart’ın ihtişamlı heykeli var.

Eğer bir de sokakta canlı müzik yapan gençlere denk geldiniz mi keyif katlıyor. 1844’te yapılmış ve Mozart’ın oğlunun huzurunda bir törenle açılmış. Salzburg gezisinde görmeniz gereken yerlerden Salzburg Müzesi de bu meydanda.

Salzburg Müzesi, Mozartplatz’da yer alıyor. Alt katında Salzburg’a iz bırakmış önemli kişiler hakkında bilgiler sunulurken, üst katta şehrin tarihi gelişimi gözler önüne serilmiş. Arkeolojik eserler de yine burada sergileniyor. Panorama Müzesinin de dahil olduğu kombine bilet alarak ikisini de gezin.

5. Residenzplatz ve Kapitelplatz

Residenzplatz, Salzburg’un en görkemli meydanlarından biri ve Mozartplatz’ın hemen yanında, Eski Şehir’in tam merkezinde yer alıyor. Meydanın çevresinde Salzburg Katedrali (Dom zu Salzburg), Barok mimarinin güçlü örneklerinden DomQuartier Salzburg ve eski hükümet konutları bulunuyor. DomQuartier’in önünden kalkan faytonlarla kısa Salzburg turları yapmak mümkün; turistik ama meydanın ruhuna yakışan bir deneyim. Tatlı bir mola vermek isterseniz, Avusturya’nın meşhur gofreti için Manner dükkânına uğramayı da unutmayın.

Residenzplatz’tan birkaç adım ötede yer alan Kapitelplatz, ortasındaki altın küre üzerindeki adam heykeli ile hemen dikkat çekiyor. Bu heykel, “Man of Mozartkugel”, yani Mozart çikolatasının üzerindeki figürün üç boyutlu yorumu. 2007 yılında sanatçı Stephan Balkenhol tarafından yapılan eser, Salzburg’un iki güçlü simgesini — Mozart ve Mozartkugel çikolatasını — aynı noktada buluşturuyor. Meydanda ayrıca dev açık hava satrancı, hediyelik eşya tezgâhları ve kısa molalar için oturma alanları bulunuyor.

Kapitelplatz çevresinde yer alan Residenzgalerie Salzburg, sarayın içinde konumlanan ve 16.–19. yüzyıl Avrupa resim koleksiyonlarını barındıran bir devlet müzesi. Rönesans ve Barok mimarinin iç içe geçtiği galeride, süslü devlet odaları, tablolar ve dekoratif sanat eserleri gezilebiliyor. Müze genellikle 10.00–17.00 saatleri arasında açık; giriş ücretli ve DomQuartier kapsamında kombine biletle ziyaret edilebiliyor. Sanatla aranız iyiyse kesinlikle zaman ayırmaya değer.

6. St Peter’s Manastırı

St. Peter’s Manastırı (Stiftskirche Sankt Peter), Salzburg’un — hatta Almanca konuşulan coğrafyanın — en eski manastırı olarak kabul ediliyor. 969 yılına uzanan tarihiyle Benedikt tarikatının önemli merkezlerinden biri. Saint Peter’e adanmış bu manastır, Roma ve Romanesk mimari öğelerini Rokoko detaylarla birleştiren etkileyici bir yapıya sahip.

Manastırın kilisesine adım attığınız anda tavan freskleri dikkatinizi çekiyor. Rokoko tarzı sütunlar, renkli vitraylar ve zarif duvar süslemeleri, burayı Salzburg’un en etkileyici dinsel mekânlarından biri hâline getiriyor. Kilise bölümü genellikle ücretsiz ziyaret edilebiliyor; sessizliğe ve ibadet saatlerine saygı göstermek şartıyla rahatça gezebilirsiniz.

Manastırın hemen girişinde yer alan Petersfriedhof, Salzburg’un en eski mezarlığı. Kayalara oyulmuş mezarlar ve çevredeki dağ manzarasıyla oldukça etkileyici bir atmosfere sahip. Hohensalzburg Kalesi’ne çıkmadan önce buraya uğramak güzel bir rota oluşturuyor. Manastır kompleksi genellikle Mayıs–Eylül döneminde 10.00–18.00, kış aylarında ise 17.00’ye kadar açık. Bazı bölümler için sembolik bir giriş ücreti (yaklaşık 2 €) talep edilebiliyor; mezarlık ise ücretsiz.

7. Hohensalzburg Kalesi

Hohensalzburg Kalesi (Fortress Hohensalzburg), Salzburg’da beni en çok etkileyen yerlerden biri oldu; hatta gönül rahatlığıyla söyleyeyim, Avrupa’da gördüğüm en etkileyici kalelerden biri. Yaklaşık 900 yıllık bu devasa yapı, tarih boyunca pek çok kuşatma görmesine rağmen hiçbir zaman ele geçirilememiş ve büyük ölçüde zarar görmeden günümüze ulaşmış. Festungsberg Tepesi’nin zirvesine kurulu kale, Salzburg’un tamamını ve Salzach Nehri’ni ayaklar altına seren olağanüstü bir manzara sunuyor.

Kaleye çıkmak için en keyifli yol, Kapitelplatz’dan kalkan ve 19. yüzyıldan kalma füniküler hattı kullanmak. Avrupa’nın en büyük ve en iyi korunmuş Orta Çağ kalelerinden biri olan Hohensalzburg, prens-başpiskoposlar için stratejik ve gösterişli bir noktaya inşa edilmiş. Bir tarafta zirvesi karlarla kaplı Alpler, diğer tarafta yeşil vadiler, hemen önünüzde ise Salzburg’un kırmızı çatılı silueti ve Salzach Nehri… Manzara gerçekten nefes kesici.

Kaleden, nehrin karşı yakasında yer alan Mirabell Sarayı ve Bahçeleri’ni net bir şekilde görmek mümkün. Avluda bol bol vakit ayırıp Alpler fonunda fotoğraf çekmenizi öneririm. Kale oldukça büyük; içerisinde çeşitli müzeler, tarihi odalar ve hatta bir kukla müzesi bulunuyor. Hepsini sindire sindire gezmek için en az 2 saat ayırmak gerekiyor.

Hohensalzburg Kalesi genellikle Ocak–Nisan ve Kasım–Aralık döneminde 09.00–17.00, Mayıs–Eylül arasında ise 08.30–20.00 saatleri arasında ziyarete açık. 24 Aralık’ta erken kapanış (14.00) uygulanıyor. Giriş ücreti tam bilet yaklaşık 12,90 €, indirimli bilet 7,40 € civarında. Füniküler dâhil kombine bilet seçenekleri de var.

8. Mirabell Palace – Mirabell Garden

Mirabell Sarayı (Schloss Mirabell), Salzburg’un daha zarif ve romantik yüzünü temsil eden yapılardan biri. 1606 yılında, İtalyan ve Fransız mimari etkileriyle Barok tarzda inşa edilen saray, Avrupa’nın en güzel bahçelerinden biri olarak kabul edilen Mirabell Bahçeleri’nin tam ortasında yer alıyor. Sarayın ana binası kamu yapısı olarak kullanıldığı için tamamı ziyarete açık değil, ancak içindeki Mermer Salon (Marble Hall), dünyanın en güzel düğün ve konser salonlarından biri sayılıyor.

Mirabell Sarayı ve ünlü Melek Merdiveni, genellikle haftanın her günü 08.00–18.00 saatleri arasında görülebiliyor. Mermer Salon, pazartesi, çarşamba ve perşembe günleri 08.00–16.00, salı ve cuma günleri ise 13.00–16.00 saatlerinde ziyarete açık. Diğer odalar belediye meclisi tarafından kullanıldığı için halka kapalı.

Mirabell Bahçesi, Salzburg’un en büyük ve en bakımlı şehir parkı. Prens misafirleri için tasarlanan bahçe, simetrik peyzajı, heykelleri ve çiçek düzenlemeleriyle başlı başına bir açık hava sanat eseri gibi. Papagena Çeşmesi, mitolojik heykeller ve 17. yüzyıldan kalma Roma heykelleri bahçenin öne çıkan detayları arasında. Hemen yakınındaki Cüceler Bahçesi (Dwarf Garden) de kısa ama keyifli bir durak. Mirabell Sarayı ve Bahçeleri ücretsiz gezilebiliyor ve bahçe genellikle 08.00–18.00 saatleri arasında açık.

9. Mozart Wohnhaus

Mozart Wohnhaus, Salzburg’da Mozart’ın izini sürmek isteyenlerin mutlaka uğraması gereken ikinci adres. Ünlü bestecinin doğduğu Getreidegasse No:9’daki evden sonra, ailesiyle birlikte 1773 yılında taşındığı bu ev, Makartplatz No:8 adresinde yer alıyor. Mozart burada yaşadığı yıllarda, çocuk yaşta başladığı konser serüvenini sürdürmüş ve 35 yıllık kısa ömrüne 626 eser sığdırarak müzik tarihine damga vurmuş.

Bugün müze olarak düzenlenen Mozart Wohnhaus, bestecinin kullandığı müzik aletleri, kişisel eşyaları, mektupları ve döneme ait belgelerle dolu. Ziyaret sırasında Mozart besteleri eşliğinde, 1700’lerin Salzburg’una doğru keyifli bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Müze, Mirabell Bahçeleri’nden yürüyerek kolayca ulaşılabilecek bir konumda.

Mozart Wohnhaus, genellikle haftanın her günü 09.00–17.30 saatleri arasında açık (son giriş 17.00). Temmuz–Ağustos aylarında 08.30–19.00, 24 Aralık’ta 09.00–15.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Giriş ücreti yaklaşık 12 €, kombine bilet 18,50 € ve bu biletle Mozart’ın Doğduğu Ev de gezilebiliyor. Müzeyi rahat rahat dolaşmak için 1–1,5 saat ayırmak ideal.

10. Toy Museum Salzburg

Toy Museum Salzburg (Salzburg Oyuncak Müzesi), Avusturya’nın en büyük oyuncak müzesi olma unvanını taşıyor ve özellikle çocuklu aileler için Salzburg’daki en keyifli duraklardan biri. 1978 yılında açılan müzede sergilenen oyuncakların bazıları 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip. Müze, çocuklar düşünülerek tasarlandığı için sergilerin büyük bölümü çocukların göz hizasında konumlandırılmış; bu da mekânı klasik bir müzeden çok etkileşimli bir oyun alanına dönüştürüyor.

Müze içinde çocuklar için yarış pisti, üç boyutlu sinema, küçük bir eğlence parkı alanı ve belirli günlerde sahnelenen kukla tiyatroları bulunuyor. Açık söyleyeyim; burası çocukları alıp “hadi biraz müze gezelim” diyeceğiniz bir yer değil, onları saatlerce oyalayacak tam teşekküllü bir eğlence merkezi. Toy Museum genellikle Salı–Pazar 09.00–17.00 saatleri arasında açık, Pazartesi kapalı. Giriş ücreti yetişkinler için yaklaşık 5–6 €, çocuklar için daha düşük; Salzburg Card varsa ücretsiz.

11. Hangar-7

Hangar-7, Salzburg Havalimanı’ndan şehir merkezine giderken uğradığım ve “iyi ki girmişim” dediğim yerlerden biri. Red Bull’a ait olan bu sıra dışı yapı, cam ve çelikten oluşan modern mimarisiyle daha kapıdan girerken farkını hissettiriyor. İçeride, II. Dünya Savaşı’ndan kalma uçaklardan tutun da akrobasi uçaklarına, helikopterlere, motosikletlere ve Formula 1 araçlarına kadar gerçekten eşine az rastlanır bir koleksiyon sergileniyor.

Hangar-7’nin en dikkat çekici parçalarından biri de, Felix Baumgartner’ın stratosferden yaptığı tarihi atlayışta kullandığı kapsül ve kıyafet. Havacılık, motor sporları ya da mühendislik merakın varsa burası tam bir görsel şölen. Haftanın 7 günü 09.00–22.00 saatleri arasında açık olan Hangar-7’ye giriş ücretsiz. Salzburg gezinizde “boş zamanım var” değil, özellikle planlanması gereken duraklardan biri.

12. Hellbrunn Palace

Hellbrunn Sarayı (Schloss Hellbrunn), Salzburg merkezine yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta yer alan ve kenti biraz terk edip nefes almak isteyenler için birebir. 1612–1615 yılları arasında yazlık saray olarak inşa edilen Hellbrunn, klasik bir saraydan çok, bahçeleri ve su oyunlarıyla ünlenmiş bir kompleks. Sarayı gezerken her an beklenmedik bir fıskiye şakasına yakalanabilirsiniz; 400 yıl önce yapılmış ama mizahı hâlâ taze.

Bahçe kompleksinde dolaşırken bir anda başlayan su gösterileri, minyatür göletler ve özenle tasarlanmış süs bahçeleri gerçekten etkileyici. Ayrıca bahçede, Avrupa’daki ilk açık hava opera temsillerinin sahnelendiği taş tiyatro da bulunuyor. Hellbrunn Sarayı ve su oyunları genellikle Nisan–Ekim arasında ziyaret edilebiliyor; saatler mevsime göre değişse de ortalama 09.00–18.00 aralığında açık. Giriş ücreti su oyunları dâhil yaklaşık 13–15 € civarında.

13. Hallstatt

Hallstatt, bana göre sadece Avusturya’nın değil, Avrupa’nın en büyüleyici yerlerinden biri. Salzkammergut Göller Bölgesi’nde, Hallstatt Gölü kıyısına kurulmuş bu küçük köy, Avrupa’nın en eski yerleşimlerinden biri ve yüz yıl önce nasılsa bugün de neredeyse aynı duruyor. Salzburg ile Graz arasında, Alp Dağları’nın eteğinde, kartpostallık manzaralar eşliğinde sizi karşılıyor.

Ben Hallstatt’a Salzburg’dan özel araçla, göller bölgesini ağır ağır gezerek gittim. Yol boyunca ormanlar, masmavi göller ve küçük kasabalar eşliğinde ilerlemek, yolculuğun kendisini başlı başına bir deneyime dönüştürüyor. Turist kalabalığını bir kenara bırakırsak, doğayla iç içe, sessiz ve dinlenmek için fazlasıyla ideal bir yer. Bu yüzden günübirlik değil, mümkünse 1 gece konaklamalı bir rota olarak planlamanızı öneririm.

1997 yılında UNESCO Dünya Mirası ilan edilen Hallstatt’ın, Çin’in Guangdong eyaletinde bire bir kopyasının yapılmış olması, buranın ne kadar cazip olduğunun en net kanıtı. Köyün dar sokaklarında dolaşın, gölde elektrikli teknelerle tur atın, Beinhaus (Kemik Evi)’ni ve yamaçlardaki tarihi tuz madenlerini görün. Mutlaka Salzberg (Salt Mountain) üzerindeki Skywalk’a çıkın; manzara gerçekten akılda kalıyor.

Hallstatt, Salzburg’a yaklaşık 80 km, Viyana’ya ise 290 km uzaklıkta. Salzburg’dan otobüsle gitmek isterseniz, Salzburg Hauptbahnhof yanındaki Südtiroler Platz’dan kalkan 150 numaralı otobüs kullanılıyor. Gidiş–dönüş yaklaşık 20–21 € ve bölgesel otobüs biletleri 24 saat geçerli. Yine de bu coğrafyanın hakkını vermek için araba kiralamak en mantıklı seçenek. Fuschlsee, Wolfgangsee, St. Gilgen ve Fuschl kasabaları yol üzerinde zaten insanı yoldan alıkoyacak kadar güzel.

14. Wolfgangsee

Wolfgangsee, Salzburg’dan arabalarla yaklaşık 30 dakika uzaklıkta, Salzkammergut Göller Bölgesi’nin en karakteristik duraklarından biri. “Olağanüstü” kelimesinin gerçekten yerini bulduğu nadir coğrafyalardan. Özellikle sonbaharda, sarının, turuncunun ve kızılın göle yansıdığı o anlar… Doğa burada insanın üzerine konuşmadan konuşuyor. Wolfgangsee Gölü, bana sonbaharın o renkli, dingin ve tok hissini fazlasıyla yaşattı.

İğne yapraklı ağaçlar, ayaklarımın altında hışırdayan yapraklar, yüzüme vuran yumuşak güneş, tertemiz bir dağ havası ve neredeyse cam gibi sakin bir göl… Göl çevresindeki normalde 10 dakikada yürünecek kısa parkuru ben yaklaşık 1 saatte tamamladım. Yorulduğumdan değil; yol boyunca yerleştirilmiş banklara sık sık oturup manzarayı içime çekmek, fotoğraf ve video çekmek, sadece orada olmak için durdum.

Açık konuşayım: mutluluktan uçuyordum. Betonun, ruhsuz binaların arasında ömür tüketiyoruz. Oysa biz doğaya aitiz. Bunu yeniden hatırlamak için Salzburg’a uçun, arabayı kiralayın ve Salzkammergut bölgesini ağır ağır gezin. Ne demek istediğimi kelimeyle değil, hisle anlarsınız.

Wolfgangsee kıyısındaki St. Wolfgang Köyü, ahşap evleri, göl manzaralı yürüyüş yolları ve sakin atmosferiyle özellikle zaman ayırmayı hak ediyor. Eğer vaktiniz uygunsa gölde tekne turu, köy merkezinde kısa yürüyüşler ve göl kenarında bir kahve molası yapmadan dönmeyin.

SALZBURG NE YENİR
Salzburg’da, haşlanmış bir et yemeği olan ‘tafelspitz’, patates köftesi olan ‘knödel’, bir çeşit un kurabiyesi ‘vanillekipferl’, elmalı kurabiye çeşidi ‘strudel’ ve elbette bira, en çok tüketilen lezzetler arasında. Kentin kekleri de çok lezzetli.

Benim favori yerim ise memlekette yediğim daha lezzetli menülere sahip Sofra Restoranı oldu. Rainerstraße 23 sokağında, Salzburg Tren istasyonunun tam karşısında şahane Anadolu lezzetleri sunuyor.

Salzburg’un en iyi gurme restoranlarından biri olan Döllerer Restaurant’ta yerel tatlar üzerine uzmanlaşmış, buraya özgü mutfak kültürünü tanımak isteyenler için birebir. Goldene Kugel restoranın şnitzeli oldukça meşhur Salzburg’da. K+K Restaurant Holzmeisterstube ise geleneksel Avusturya mutfağını denemek isteyenlerin gözdesi.

Et yemeği olan tafelspitz ve göl balıklarıyla yapılan topfenknödeli deneyin. Bir diğer mekan Triangel, en iyi lezzetleri ise organik etleri, goulash denen Macar çorbası ve çikolatalı suflesi sunuyor.

Daha sakin bir yer düşünenler Andreas Hofer Weinstrube geleneksel mutfağı ile sizi bekliyor. Avrupa’nın en eski restoranlarından biri olan St. Peter Stiftskeller de yine Avusturya’nın özel lezzetlerini buluşturuyor. Kafe tercihinizi Afrikalı tasarımcılar tarafından yapılan Afro Café, Cafe Mozart, 220 Grad, Kaffee Alchemie, Cafe Bazar, Cafe Sacher ve Cafe Tomaselli’yi tercih edebilirsiniz.

SALZBURG ALIŞVERİŞ
Alışverişten pek anlamasam da Salzburg gezi rehberi yazıma dahil ettim. Benim pek sevdiğim Getreidegasse Caddesi Salzburg’un alışveriş merkezi. Her bir mağazaya girmeyi ve fotoğraf çekmeyi çok sevdim bu caddede. Eski şehir merkezinin dar sokaklara sahip ana alışveriş bölgesinde pek çok ünlü mağaza, hediyelik eşya dükkânları, pasajlar, marketler, restoran ve kafeler var.

Daha yerel seçenek isteyenler Residenzplatz’da bulunan Jahn-Markl’da Salzburg’a özel geleneksel kıyafetler ve en önemlisi de bu bölgede eski dönemlerde sıkça tercih edilen; deri kayışlarla tutturulan kısa deri şortlardan oluşan geleneksel Alman kıyafeti lederhosen’i alabilir.

Ben genelde çikolata dışında hiçbir şey almayı tercih ettim. Salzburg’un çikolatası pek bir meşhur ne de olsa. Salzburg’a özgü alınabilecekler arasında ilk sırada Mozart çikolatası ve Mozart likörü gelir bana göre. Dünyaca ünlü Mirabell markasının ürünlerini buradaki her yerde.

Salzburg meydanlarında kurulmuş minik pazarları gezerek tezgâhları karıştırmak da keyifli. Gelmişken alışveriş merkezi tarzında bir yerler de göreyim derseniz, 140’tan fazla mağazaya ev sahipliği yapan Designer Outlet Center’a gidin.

Salzburg ve Friedrichshafen’a Türk Hava Yolları direk seferler düzenliyor. Salzburg gidiş Friedrichshafen dönüş şeklinde 1 haftalık bir gezide burayı gezebilme fırsatım olmuştu. Mozart’ın şehrini ben çok sevdim, eminim siz de seversiniz.