Lavanta tarlaları denince uzun süre benim de aklıma sadece Fransa’nın Provans bölgesi gelirdi. Ta ki yolu Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak Köyü’ne düşene kadar. İlk ziyaretimde, Türkiye’de böyle bir mor denizin bu kadar sessiz sedasız büyümüş olmasına açıkçası şaşırdım. Provans kadar gösterişli değil belki ama daha ulaşılabilir, daha tanıdık ve daha içten bir havası var.
Gül kokusuyla özdeşleşmiş Isparta, aslında güçlü bir lavanta coğrafyası da barındırıyor. 2015’ten sonra sosyal medyanın etkisiyle görünür olmaya başlayan Kuyucak Köyü, özellikle Haziran sonu–Temmuz ortası arasında mor renge bürünüyor. Gül bahçelerinin hemen yanı başında yükselen lavanta tarlaları, bölgeye bambaşka bir karakter kazandırıyor.

Fransa’daki lavanta tarlaları fotoğraf açısından güzel olabilir ama Kuyucak Köyü bambaşka bir atmosfere sahip. Doğal taş döşeli sokaklar, kerpiç duvarlar, kaldırım kenarlarından fışkıran dev lavanta çalıları… Köyde yürürken ayaklarınızın altındaki taşlar, yüzyıllardır burada akan yaşamın izlerini taşıyor.
Açık konuşayım, Kuyucak Köyü’nün cazibesi sadece lavanta tarlalarından gelmiyor. Burası hâlâ bir köy; traktör sesleri, tarlada çalışan insanlar ve yol kenarındaki basit tezgâhlar bu hissi diri tutuyor. Turizm var ama her şeyi ele geçirmiş değil. Fotoğraf çekmek isteyenlerle üretimini sürdüren köylüler hâlâ yan yana durabiliyor, bu da Kuyucak’ı sahici kılıyor.
Bir beklenti ayarı yapmakta fayda var: burası gezilecek onlarca noktası olan bir destinasyon değil, daha çok kısa süreli bir kaçamak. Sabah erken saatlerde ya da gün batımına yakın giderseniz ışık daha yumuşak, kalabalık daha az oluyor. Benim için Kuyucak Köyü’nün asıl güzelliği; büyük iddialar taşımadan, mor rengi ve kokusuyla insanı yavaşlatabilmesi. Tam da bu yüzden akılda kalıyor.
Kuyucak Köyü Gezi Rehberi: Lavanta Kokulu Bir Yer
Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak Köyü, lavanta tarlalarıyla ünlü küçük bir köy. Aslında güllerin gölgesinde unutulmuş bir lavanta hazinesiydi burası. 2015 yılında keşfedilmesiyle işler değişti ama köyün ruhu hala o kerpiç duvarların arasında, 150 haneli o sessiz yaşamda gizli.
Köye girdiğinde seni önce keskin bir kekik ve lavanta kokusu karşılar; bu koku sadece havada değil, sanki duvarlara sinmiş bir kimlik gibi. Yaz aylarında köy, mor lavanta tarlaları ve taş döşeli sokaklarıyla adeta bir kartpostal gibi; sabahları lavanta kokusu tüm köyü sarıyor. Yüz elli haneli köyde yaşayanlar, geçimlerini lavanta üretimi ve arıcılıkla sağlıyor, yörede papatya, kekik ve hatmi gibi şifalı otlar da toplanıyor.
Kuyucak’ın lavanta hikayesi 1975’te, Fransa’dan getirilen fidelerle başladı. Bu mor manzara aslında bir “hata” ya da tesadüf sonucu burada. 1975’te bir gül tüccarının Fransa’dan getirdiği 15 kök fidenin, “bir halt çıkmaz” denilen kurak tarlalara dikilmesiyle başlıyor her şey. Bugün Türkiye’nin lavanta ihtiyacının %90’ı bu inatçı topraklardan çıkıyor.
Kuyucak Köyü, bu mor devrimin merkezi. Çevresindeki Kuşçular, Çukurören, Yeşilyurt köyleriyle birlikte Senir ve Kılıç kasabalarına kadar uzanan bir lavanta kuşağı var burada. Köyün havası, özellikle sabah saatlerinde lavanta kokusuyla dolup taşıyor.


Yüz elli haneli köyde, yaz kış doksan aile yaşıyor. Köy halkı geçimini lavanta üretimi ve arıcılıkla sağlıyor. Ayrıca yörede doğal yetişen hatmi çiçeği, papatya, kekik gibi şifalı otları toplayıp kurutarak aktarlara gönderiyorlar. Köyde dolaşırken, bahçe duvarlarından taşan kekik kokuları burnunuza çarpıyor.
Lavanta, su istemeyen dirençli bir bitki. Kurak, susuz topraklar bu kadar güzel ve değerli bir ürün veriyor. Bir lavanta kökünden 15-20 yıl boyunca hasat alabiliyorsunuz. On yaşını geçen fidanlar neredeyse 1 metre boyuna ulaşıyor. Tarlalarda dolaşırken, doğanın zorlu şartlara nasıl uyum sağladığını görmek gerçekten etkileyici.
Haziran sonunda tomurcuklanan lavantalar, Temmuz ayında mosmor çiçek açıyor. Bu dönemde tarlalar tam anlamıyla nefes kesici – ama ben “büyülü” demeyeceğim çünkü bu kelime bu atmosferin samimiyetini yakalamıyor. Mis gibi lavanta kokusu kilometrelerce öteden geliyor. Ağustos ayından itibaren hasat başlıyor; lavantalar kökten değil sapının ortasından orakla kesiliyor. Böylece bir sonraki yıl yeniden filizlenebiliyorlar.
Hasat edilen lavantaların bir bölümü lavanta yağı olarak kozmetik sanayine gidiyor. Diğer kısmı ise özenle demetler halinde kurutulup düğün organizasyonlarına satılıyor. Köyde lavanta çayından sabuna, yağından su (tonik) formuna kadar pek çok ürün üretiliyor.
🌸 Lavanta Tarlaları Turu İçin İpuçları & Öneriler
Fotoğraf ve drone kullanımı:
Tarlalar özel mülkiyette olabilir; droneları izinsiz uçurmak sorun yaratabilir. Fotoğraf çekerken tarlaya zarar vermemeye özen gösterin; lavanta bitkileri hassastır.
Zamanlama çok önemli:
Temmuz ayı, lavantaların en yoğun ve mor göründüğü dönem. Haziran sonunda tomurcuklar açmaya başlıyor, Ağustos’ta ise hasat yapılıyor. En etkileyici manzarayı görmek için Temmuz’un ilk yarısı ideal.
Erken saatlerde gidin:
Sabahın erken saatlerinde hem güneşin yakıcılığından korunursunuz hem de tarlarda kalabalık olmaz. Fotoğraf çekimi ve yürüyüş için en uygun zaman sabah 06:30 – 09:00 arasıdır.
Ayakkabı seçimi:
Taş döşeli sokaklar, toprak yollar ve tarlalar için rahat, kaymaz yürüyüş ayakkabısı şart. Topuklu veya düz tabanlı ayakkabılarla dolaşmak hem zor hem de tehlikeli olabilir.


⚠️ Uyarılar
- Yol ve park:
Köyün dar sokakları nedeniyle araçla giriş sınırlı. Park için köye yakın, biraz mesafede uygun bir alan bulunuyor. Araçtan indikten sonra kısa bir yürüyüş gerekiyor. - Hava ve güneş:
Temmuz ayında güneş çok güçlü olabilir; şapka, güneş kremi ve bol su alın. Tarlalarda gölge çok azdır. - Hasat ve köylüler:
Tarlalarda çalışan köylüler olabilir; demet toplamadan veya tarlaya girmeden önce izin alın. Lavantalar, turistik fotoğraf için izin verilen sınırlar içinde kesilmeli. - Çocuk ve hayvanlar:
Tarlalarda küçük çocukları yakından takip edin; taş yollar ve hafif eğimler kaymaya neden olabilir. Evcil hayvanlarla geliyorsanız dikkatli olun, bazı tarlalar hayvanlar için güvenli değil.
💡 Ekstra Tavsiyeler
- Köy kahvesinde mola:
Sabah veya öğleden sonra kısa bir çay molası için köy kahvesi harika; hem manzara hem de köy halkıyla sohbet fırsatı sunar. - Lavanta ürünleri:
Sabun, yağ, tonik veya kurutulmuş demetleri satın almak için küçük üretici dükkanlarına uğrayın. Hem yerel ekonomiyi desteklemiş olursunuz hem de hediyelikler daha özgün olur. - Gün batımı deneyimi:
Akşamüstü tarlaların üst kısmına çıkarak gün batımını izleyin. Mor tarlalar ve altın rengi güneş inanılmaz fotoğraflar ve unutulmaz bir deneyim sunuyor.


Kuyucak Köyü Nerede 📍
Kuyucak Köyü, Türkiye’nin güneybatısında, Isparta ilinin Eğirdir ilçesine bağlı, lavanta tarlalarıyla ünlü küçük ve sevimli bir köy. Eğirdir Gölü’nün kuzeydoğusunda, yaklaşık 20 km mesafede yer alıyor. Köy, yamaçlara serpiştirilmiş evleri, sakin taş yolları ve mor lavanta tarlalarıyla çevrili; adeta bir Provans kartpostalını andırıyor.
Haritada bakarsanız, Isparta şehir merkezinden yaklaşık 40 km uzaklıkta, Eğirdir üzerinden ulaşabileceğiniz bir rota üzerinde. Buraya gelirken yol boyunca dağların arasından geçiyor, bölgenin doğal ve kırsal dokusunu ilk adımda hissediyorsunuz.
Lavanta balı, süzme yada petek türleri ile sofralarda yerini almaya başlamış. Güzel kokusu ve damakta bıraktığı değişik aroması ile oldukça leziz. Lavantadan doğal ve faydalı bir çok ürün yapılıyor. Lavanta çayı, lavanta kurusu, lavanta yağı, lavanta suyu (tonik), sabun ve dahası…
Gül hasatının yöre turizmine ve ekonomisine katkısını gören Kuyucaklılar, lavanta tarlalarının da turizme kazandırılabilmesi için çeşitli girişimlere başlamışlar. İlk yabancı ziyaretçileri Haziran 2015‘de köylerine getirmeyi başarmışlar. Isparta, gül ve lavanta üretimi ile deniz, kum ve güneş turizmine alternatif bir rota olma yolunda. Gezi ajandanıza şimdiden not düşün; Temmuz ayının özellikle ilk 2 haftası Isparta’nın lavanta tarlaları mutlaka görülmeli.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Anadolu Efes stratejik ortaklığında gerçekleştirilen Gelecek Turizmde programı ile desteklenen köy, Türkiye’de kırsal turizmin uygulandığı ilk noktalardan. Sürdürülebilir turizm açısından değerli bu üretime destek olmalı.

Kuyucak Köyü’ne Nasıl Gidilir ve Nerede Kalınır? 🚗
Nasıl Gidilir?
Kuyucak Köyü, Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı ve şehir merkezine yaklaşık 25 km uzaklıkta yer alıyor. Eğer İstanbul’dan geliyorsanız, TEM otoyolu üzerinden Afyon ve Eğirdir’i geçip Keçiborlu’ya ulaşabilirsiniz; yol yaklaşık 7 saat sürüyor. Ankara’dan geliyorsanız, Afyon üzerinden yaklaşık 4,5 saatlik bir araç yolculuğu ile köye varabilirsiniz.
Havalimanı ile ulaşım için en yakın seçenek Isparta Süleyman Demirel Havalimanı; buradan araç kiralayarak 1 saat civarında Kuyucak Köyü’ne ulaşabilirsiniz. Toplu taşıma seçenekleri sınırlı; Keçiborlu otogarından köye minibüs veya taksiyle ulaşmak mümkün. Köy yolu asfalt ve tabelalarla işaretlenmiş, araçla giriş kolay ancak köy içinde dar sokaklar bulunuyor.
Nerede Kalınır?
Kuyucak Köyü küçük bir yerleşim olduğundan konaklama seçenekleri sınırlı; çoğunlukla pansiyon ve butik evler var. Yakın çevrede Keçiborlu veya Isparta merkezde daha fazla otel ve pansiyon alternatifi bulabilirsiniz. Köyde birkaç butik pansiyon ve köy evinde konaklamak hem lavanta tarlalarının içinde olmanızı sağlar hem de sabah erken saatlerde mis gibi lavanta kokusuyla uyanmanıza imkan tanır.
💡 Kuyucak’ta rehberlik ve konaklama
Köyü ve lavanta tarlalarını gerçekten hissetmek, en güzel fotoğrafları yakalamak ve tüm rotayı sorunsuz tamamlamak istiyorsanız, Hüseyin Avcı’yı mutlaka not edin: 0542 611 65 70. Yıllardır Kuyucak’ta yaşayan Hüseyin Bey, profesyonel olarak rehberlik yapıyor ve konaklama imkânı sağlıyor. Onun rehberliğinde, hem köy hayatını, hem de lavanta sezonunu en gerçek haliyle deneyimlersiniz benden söylemesi.
Kuyucak Köyü, günübirlik geziler için de ideal. Sabah köye varıp tarlalarda yürüyüş yapabilir, lavanta ürünlerinden alışveriş yaptıktan sonra akşam Isparta veya Keçiborlu’ya dönebilirsiniz. Lavanta sezonu Temmuz’da zirve yapıyor; bu dönemde konaklamayı önceden ayarlamakta fayda var.
📷 Oya Yıldız – www.benimlegez.com


