Şimdiye kadar hiçbir şehirde kendimi bu kadar güvensiz hissetmemiştim. Sırt çantam ile geçtiğim sokaklarda çöp içerisinde, yol kenarlarındaki duvarlara yaklaştığınızda ise keskin idrar kokusu, aydınlatılmamış karanlık sokaklar, yol kenarlarında uyuyan evsiz insanlar, ev mi dükkan mı bilmediğim yerlerde kapı önlerinde oturan yarı çıplak beni izleyen gözler…

Sokaklar kalabalık, çoluk çocuk bağırışlar içerisinde oradan oraya koşturuyor, oyun onuyorlar, kahkahalar, bağırışlar, çağırışlar. Sakin kendi halinde Borneo’dan sonra bana bu kalabalık, bu gürültü fazla geldi, ürkütmesi de cabası.

Oysa bense kendimden emin halde, Google Map’in bana gösterdiği yoldan, eğlence ve yeme içme merkezi Malate denilen yerdeki otelime yürüyordum. Zaman zaman bana seslenenlere “hello” diyerek, onlara  bakmadan relax halde otelime doğru yürüdüm. Sonradan anladım ki yürünecek en kötü sokaklardan birisiymiş meğer.

Sabah Borneo Adası, Kota Kinabalu şehrinden AirAsia uçağına binmek için havalimanına geçmiştik. Kaldığım hostelde tanıştığım Kiiten’de aynı güne bilet aldığımdan şanslıydım. Onun arkadaşları bizi havalimanına bıraktılar. 2 saatlik bir uçuştan sonra Manila’ya 2 saat uzaklıktaki Angeles Clark Havalimanı’na indim. Havalimanından Manila’ya giden hemen havalimanının önündeki otobüslerden birine atladım (P450). Bu arada 1 TL Filipinler Pesozu yapıyor. 3 saatlik, başlangıçta güzel manzaralı, ama sonrasında sıkışık bir trafikle yolculuktan sonra Pasay Terminali’nde indik. Taksiye atlayıp Kitten’in oteline kadar birlikte gittik. Orada vedalaşıp, çok yakındaki Taft LRT metro istasyonuna geçtim.

İnsanlar akın akın metro merdivenlerinden çıkıyorlardı. Diğer bir metro hattı olan MRT’nin de burada istasyonu olduğundan bu kadar kalabalıkmış. Metro istasyonlarının girişinde güvenlik kontrolleri yapılıyor. İşte orda benim aklıma sırt çantamda bulunan 80cmlik parang bulunuyordu. Sarawak kabilelerinin kafatası avcılığında kullandığı bu geleneksel kılıcı, Sarawak, Marudi kasabasında iken tanıştığım Nancy hediye etmişti. Ne yapıp ettirip çantamı açtırmamalıydım, yoksa yürüdüğüm o kadar yolu ve merdiveni inip, gidip taksiye binmek zorunda kalacaktım. Gezilerimde mecbur kalmadıkça da taksi kullanma düşüncem yok. Görevli memur çantanın içini görmek isteyince, ben henüz havalimanından geldiğimi, üzerinde zaten security bandının hala durduğunu söyledim. Hemen geç deyiverdi. Anlaşılan o ki bu güvenlik kontrolü sadece göstermelik. Bu kalabalığa hakkıyla güvenlik kontrolü yapsalar sanırım bana sıra ancak bir saatte gelirdi.

LRT bilet fiyatı 12 Peso. Manila’daki metrolarda bekleme yerlerinde kadınlara ayrılmış bekleme yeri ver ve bu yerin hemen önünde de diğer bir güvenlik görevlisi bekliyor. Kısa süre sonra gelen metroya kendimi zor attım. Tıklım tıklım dolu ve o kısa sürede binemezseniz kapılar saniyeler içerisinde geri kapanıyor. Sırt çantamı bile indirme fırsatı bulamadım. Google Map’ten takip edip otelim olan Malate Pansiyon’a en yakın LRT istasyonu olan Quirino’da indim.

Popüler eğlence mekanlarının bulunduğu Adriatico Caddesi’nde bulunan Malate Pansiyon kalınacak en uygun fiyatlı yerlerden biri ve gecelik dormitory odası ücreti 350P (15TL). Bu oteli seçmemdeki diğer sebep ise 454 gündür ayrı olduğum fotoğraf makineme nihayet kavuşacağım yer olmasıydı. Gezginlerin bilgi alışverişinde bulunduğu Geziyorumları web sayfasından yazıştığım Atıf arkadaşım fotoğraf makinemi getirmiş ve turistik ada Palawan’a gitmeden önce emanet olarak bırakmıştı. Şimdiye kadar çektiğim fotoğrafların birçoğu Iphone ile çekmiştim. Bazılarını ise, 3 ay birlikte gezdiğim yol arkadaşım İran asıllı Hollandalı Farid’in kamerasını ortaklaşa kullanmıştık. Nihayet artık dilediğim gibi fotoğraf çekebileceğim.

Dünyanın en kalabalık şehirlerinden 21 milyonluk nüfuslu Manila’nın karanlık sokaklarında yürüme maceram öylece başlamış oldu.

Day 454: Filipinler:1. Manila, 31 Ekim 2011

1 YORUM

  1. Merhabalar Manila hakkında ben sizinle bir şeyler paylaşmak istedim..

    İlk havalimanında indiğinizde az çok ülkenin durumu hakkında fikir oluşmaya başlıyor. Size uçakta 3 adet form veriyorlar ve bunları doldurmanızı istiyorlar. (Sağlık, giriş, çıkış kağıtları). Bunların içinde ne amaçla geldiğiniz sağlık durumunuz, maddi durumunuz vb. sorular var. Yabancılar için 4 adet pasaport kontrol noktası var. Pasaport memuru size sorular yöneltiyor niye geldiniz nereye gideceksiniz gibi. Daha sonra 30 günlük vizeyi pasaportunuza işlyorlar. Bu işlemleri bitirdikten sonra elinizdeki diğer kağıtları görevlilere veriyorsunuz. Bu arada tuvaletlerin tam bir facia olduğunu görünce nasıl bir ülkede olduğunuzu anlıyorsunuz.

    Kapıdan dışarı çıktığınız an ettafınızı taksiciler sarıyor. Lütfen kimseye inanmayın. Fiyatlar 2100 Peso’dan başlıyor. 1 dolar: 44,50; 1 Euro: 52,50 Peso
    20 m ilerde taksimetreli araçlar var. Yaklaşık 10 km lik yola 300 Peso ödedim. İlk duyacağınız cümle sir, boss, madam… 🙂 İkincisi ise Where are u going ? U be carefull 🙂 Gerçekten dee öyle çok karanlık şehir kötü kokular, elinde silahlı adamlar sizi karamsar düşüncelere sürüklüyor. Denizden gelen o kötü kokuyu unutmam.

    Gündüz gezebileceğiniz birkaç yer var. Rizal park, Çin bahçesi (giriş 10 Peso), Okyanus Parkı (giriş 750 Peso dan başlar). Sahilde Bay Walk’ta yürüyüş yapabilirsiniz. Burda sokak satıcıları, oyun ve karaoke barlar mevcuttur. Otelinize dönerken o sokakta uyuyan insanları ve çocukları görünce ister istemez . Bu sehirden kaçmak isteyeceksiniz. Geceleri yardım kuruluşları yiyecek ve içecek yardımında bulunuyorlar. İnsani olarak çok üzüldüm. 🙁

    Batangas Limanına Buendia terminalinden otobüs kalkıyor (167 peso). Malate’den Buendia’ya gitmek taksiyle (200 Peso). Batangas gemi kalkış noktası buradan diğer adalara yolculuk edebilirsiniz. Liman ücreti 25-30 Peso Batangas için.

    Tatiliniz bitti geri dönüyorsunuz. Üzerinizde Peso var. Havalimanının içinde money changer bulunmuyor. Dışarıda paranızı değiştirebilirsiz. Yalnız ülkeden çıkabilmek için kişi başı 550 peso (Yaklaşık 12,50 $) ödeme yapmanız gerekiyor. İyi tatiller…

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!