Bingöl’de beni en çok şaşırtan yerlerden biri Yüzen Adalar olmuştu. Yıllar önce ilk fotoğraflarını gördüğümde “küçük bir göl işte” diye düşünmüştüm. Yanına gidince burayı ilginç yapanın göl değil, suyun üzerinde gerçekten hareket edebilen o küçük adalar olduğunu anladım.
Bingöl-Solhan karayolundan ayrıldıktan sonra yaklaşık 5 kilometrelik dar bir yol, sizi üç tarafı tepelerle çevrili, dış dünyadan gizlenmiş gibi duran küçük bir havzaya çıkarıyor. Haritalarda Turnalar Gölü olarak geçen bu küçük krater göletine ilk baktığınızda sıradan bir göl görüyorsunuz. Biraz dikkat edince ise suyun ortasındaki o garip hareketliliği fark etmeye başlıyorsunuz.
Etrafı sık çayırlarla kaplı krater gölünün ortasında yer alan, üzeri otlarla kaplı üç küçük ada gölün üzerinde serbestçe hareket edebiliyor. Karayla bağlantısı olmayan bu toprak parçalarının üzerindeki bitki kökleri zamanla toprağı öylesine sıkı sarmış ki, kökler ve toprak tek parça hâline gelerek bu yüzen adaları oluşturmuş.
Benim ilk geldiğim yıllarda burası bugünkü kadar düzenli değildi. Köyün çocukları suya girip adaları kıyıya doğru iter, isteyen de üzerlerine çıkıp sopalarla gölün içinde hareket ettirmeye çalışırdı. Bugün ise o günlerden eser yok. Alan koruma altına alınmış, yürüyüş yolları yapılmış ve ziyaretçiler sadece belirlenen bölümlerden gezebiliyor. Bence doğrusu da bu. Çünkü bu kadar hassas bir doğal oluşumun yıllarca aynı şekilde kalabilmesi ancak korunmasıyla mümkün.
📌 Kemal’in Şeffaflık Notu: Solhan Kaymakamlığı ile Fırat Kalkınma Ajansı‘nın hazırladığı proje ile Yüzen Adalar’ın çevre düzenlemesi yapılarak bir tabiat anıtı olarak ziyarete açıldı. Ben de Fırat Kalkınma Ajansı’nın düzenlediği bir geziyle bu doğal şaheseri tekrar görme fırsatı buldum.

Yüzen Adalar Tabiat Anıtı
Yüzen Adalar’ın bulunduğu alanın oluşumunun eski bir heyelan kütlesine bağlı olduğu tahmin ediliyor. Krater gölüne su içmeye gelen canlıların ayaklarıyla taşıdığı tozların zamanla göl yüzeyini kapladığı, sucul bitkilerin de bu toprağa tutunarak kök saldığı düşünülüyor. Böylece göletin yüzeyinde bugün gördüğümüz doğal yapı oluşmuş.
Keçemsi bitkiler, sazlar ve kök sistemleri zamanla birbirine kenetlenerek sudan daha hafif bir kara kütlesi meydana getirmiş. Çayırlık gibi görünen alanda yetişen bir dişbudak ağacını kesmek isteyen bir kişinin köklerin altından su çıktığını fark etmesiyle buranın aslında bir gölet olduğu anlaşılmış. Geçmişte 2.000 metrekareden daha büyük olduğu belirtilen göl alanı bugün yaklaşık 600 metrekareye kadar daralmış.
Eski göl yüzeyinin büyük bölümü zamanla bataklığa dönüşmüş ve sazlıklarla kaplanmış. Tatlı suya sahip olan krater gölü sayesinde adacıkların üzerinde çayır, ayrık otu ve farklı sucul bitkiler yaşamını sürdürüyor.
Yazın en kurak günlerinde bile çevredeki araziler sararıp kururken, Yüzen Adalar’ın bulunduğu alan yemyeşil kalmayı başarıyor. Köylüler zaman zaman buradaki otları biçerek hayvanlarına yem olarak kullanıyor.



Her bir adacığın çapı yaklaşık 10 metre. Üçü de birbirinden bağımsız hareket edebiliyor ve karayla hiçbir bağlantıları bulunmuyor. Adalardan birinin üzerinde birkaç bodur dişbudak ağacı bile yetişmiş.
Üzerine çıktığınızda adacığın ağır ağır hareket ettiğini hissedebiliyorsunuz. İnsan müdahalesi olmasa bile rüzgâr ve su hareketleriyle bu adalar sürekli yer değiştiriyor.
Gölün derinliğinin 110 metreden fazla olduğu tahmin ediliyor. Yer altından gelen sularla beslendiği için yaz ve kış su seviyesi büyük ölçüde değişmiyor. Organik madde bakımından zengin olan gölde balık da yaşayabiliyor.
Bugün Yüzen Adalar’ın çevresi koruma amacıyla çevrilmiş durumda. Adaların yanına yaklaşmak ya da üzerlerine çıkmak artık mümkün değil. Göleti çevreleyen yürüyüş yolundan farklı açılardan izleyebiliyor, en güzel manzara için ise hemen yan taraftaki seyir terasına çıkabiliyorsunuz.
Yamaçlar meşe ağaçları ve çalılıklarla kaplı. Tabiat Anıtı’nın girişinde gölet, arkasında küçük bir amfi alanı, daha ileride ise piknik yapmak isteyenler için mesire alanı bulunuyor.


Hafta sonları özellikle yöre halkı sabah saatlerinden itibaren buraya geliyor ve günü piknik yaparak geçiriyor. Alanda tuvalet, çeşme ve çay-kahve gibi temel ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz küçük bir işletme de bulunuyor.
Türkiye’de Bingöl Yüzen Adalar dışında da yaklaşık 20’den fazla yüzen ada bulunuyor. Adıyaman Çat Barajı, Erzurum’daki Zökün Gölü, Afyonkarahisar’daki Eber Gölü, Rize’nin Koçdüzü Yaylası, Konya’daki Akşehir Gölü ve Denizli’deki Işıklı Gölü bunlardan bazıları. Ancak doğal çevresi ve yeşil dokusuyla Solhan’daki Yüzen Adalar bana göre en etkileyici örneklerden biri.
Bingöl Yüzen Adalara Nasıl Gidilir
Bingöl Yüzen Adalar, Solhan ilçe merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Bingöl-Solhan karayolunda Muş yönüne doğru ilerledikten sonra ana yoldan ayrılıyor, yaklaşık 5 kilometrelik bir yolun ardından tabiat anıtına ulaşıyorsunuz. Yol genel olarak rahat ve girişte otopark bulunuyor.
Benim tavsiyem buraya hafta sonu yerine mümkünse hafta içi gelmeniz. Özellikle yaz aylarında yöre halkı piknik için burayı tercih ediyor ve öğle saatlerinden sonra oldukça hareketli olabiliyor. Alanda çay, kahve ve temel ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz küçük bir işletme de var.
Bingöl’e kadar gelmişken zamanınız varsa rotanıza Karlıova‘yı da ekleyin. Bana göre Türkiye’de gün doğumunu izlemek için en etkileyici noktalardan biri. Özellikle 15 Temmuz-15 Ağustos arasında güneşin dağların arasından yükselişi ve oluşturduğu ışık oyunları görülmeye değer.
📷 Bu rehberde yer alan tüm Bingöl Yüzen Adalar fotoğrafları tarafımdan Samsung Galaxy S20+ ile çekildi. İzinsiz olarak başka mecralarda kullanılamaz.
🏝️ Bingöl Yüzen Adalar Tabiat Anıtı Sıkça Sorulan Sorular
Bingöl Yüzen Adalar nerede ve ulaşımı kolay mı?
Yüzen Adalar, Bingöl’ün Solhan ilçesine bağlı Hazarşah köyü Aksakal mezrasındaki Turnalar Gölü’nde yer alır. Bingöl-Solhan karayolundan saptıktan sonra yaklaşık 5 kilometrelik bir araç yoluyla alanın hemen yanındaki parka rahatça ulaşabilirsiniz.
Yüzen adaların üzerine çıkmak veya onları hareket ettirmek serbest mi?
Hayır, adalara çıkmak kesinlikle yasaktır. Geçmişte ziyaretçiler adaların üzerine çıkıp sopalarla itebiliyordu ancak 2005 yılında Tabiat Anıtı ilan edildikten sonra hassas ekosistemi korumak amacıyla gölün etrafı çevrilmiştir. Adaların salınımını ahşap seyir terasından izleyebilirsiniz.
Yüzen Adalar Tabiat Anıtı’nda Müzekart geçerli mi?
Müzekart geçmez. Alan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na değil, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) kontrolüne bağlıdır. Girişte cüzi bir alan veya araç giriş ücreti alınabilir; bölgede hat kesintisi yaşanabileceğinden yanınızda küçük miktar nakit bulundurmanız önerilir.
Ziyaret için ne kadar zaman ayırmak gerekir ve tesiste ne var?
Alanı gezmek ve rüzgarla süzülen adaları gözlemlemek için 45 dakika ile 1 saat arası yeterlidir. Çevre düzenlemesi kapsamında alanda yürüyüş yolları, seyir terasları, çay-kahve içebileceğiniz küçük bir dinlenme tesisi ve çardaklar mevcuttur.
Yüzen Adalar’ı ziyaret etmek için en uygun zaman hangisidir?
En ideal dönem Mayıs ve Eylül ayları arasıdır. İlkbahar ve yaz aylarında gölün su seviyesi ideal durumda olduğundan adaların bağımsız hareketi daha net izlenir. Kışın ise bölgedeki yoğun kar yağışı ulaşımı zorlaştırabilir ve su yüzeyi donabileceği için adaların hareketi kısıtlanabilir.