Sandakan’a çoğu turist için, Sabah Eyaletinin doğusuna geçiş şehri. Balıkçılık, palmiye yağı ve meşhur kuş yuvaları nedeniyle, dünyanın en çok milyoner çıkan yeri iddiasındalar. Bu kuş yuvalarından dünyanın en pahalı çorbası olan kuş yuvası çorbası yapılıyor.

Yine balmumu ve incileriyle de meşhurlar. 1870lerdeki ingiliz sömürgesi zamanlarında başkentmiş. II. Dünya Savaşında Japonların şehre çok zarar vermesinden sonra başkent şimdiki Kota Kinebalu’ya taşınmış.

Benim Sandakan şehrine geliş amacım ilk olarak Turtle Island’ı görmekti. Sandakan’ın 40 km uzağında ve Filipinlere neredeyse yüzme mesafesi yakın olan Kaplumbağa Adası sahillerine, ağırlıkları 150 kiloyu bulan Yeşil Kaplumbağa cinsi, yılın neredeyse her gecesi, özellikle de Temmuz-Ekim arası gelip yumurtalarını bırakıyorlar Geçmişte yerel halk tarafından bu kamplumbağaların yumurtaları toplanıp besin kaynağı olarak kullanıldığı gibi, kaplumbağaları eti için de avlanmışlar. Şimdilerde kaplumbağaların gece bıraktığı yumurtalar park yetkilileri tarafından toplanıp korunaklı bir yerde tekrar kumlara gömüyorlar. Böylece adada bulunan monitor lizard gibi yırtıcılardan da yumurtaları korumuş oluyorlar. Her bir kaplumbağa bir defada ortalama 60-80 yumurta bırakırken bazıları 150-200’e yakın yumurta bırakabiliyormuş.

Turtles Island National Park olarak geçen bu yeri ziyaret etmek için organize tur almanız şart. Transfer ve park giriş ücreti hariç, fiyatlar RM300’den (172 TL) başlıyor. Bu sadece 1 gece konaklamalı, paylaşımlı banyolu oda fiyatı. Fikrimi yine değiştirmeye yeterli. Kısmet olursa artık bu kaplumbağaları Mersin civarında görürüm artık. Bu kaplumbağaları Akdeniz’de görebileceğiniz birkaç yerden birisi.

Sabah kahvaltıda tanıştığımız Rus cildiye doktoru Yelena’dan da Sepilok ve diğer orman kampları hakkında bilgi aldım. Bunun yanında Türk ve Rus tarihi hakkında da uzun uzun konuşma fırsatımız oldu. Yelena öğlen K.Kinabalu’ya dönüp oradan da Filipinlere doğru gitmek için yola çıkarken, ben ise Borneo Orang-utanlarını görmek için Sepilok’a doğru yola çıktım.

Otobüs terminali hemen şehrin içinde. Daha çok küçük minibüsler var. Hemen yanıma gelen birkaç kişi, Sepilok’a gitmek istediğimi öğrenince bu saatte oraya minibüs olmadığını sabah gelmem gerektiğini veya taksiye binmemi söylediler. Kimisiyse bir yeri işaret edip, saat 1’de gelecek otobüse orada beklememi söylediler. Herkes farklı şeyler söylüyor, İngilizce bilen çok az. Sorup soruşturup bilgi edinmeye çalıştım.Sonunda 14 ve 16 numaralı otobüslerin Sepilok’un 2,5 km dışından geçtiğini öğrenince onlardan birine atladım. Taksiyle gitmek RM40 iken ben sadece RM2.60 ödedim. Bir saat sonra Spilok Orangutan Sancturay’e giden kavşakta inimiş, kavşakta bekleyen taksilere RM10 vermek yerine, sırtımda sadece küçük sırtçantamla, o güzel yolda ne kadar süre yürüyeceğimi umursamadan yolun keyfini çıkararak yürüyordum.

Garip bir mutluluk yine sarmıştı her yanımı, hani yolda yürürken birden gülümserken yakalarsınız ya kendinizi sebepsiz. İşte öyle bir şey. Çok füzgün asfalt bir yol, yolun etrafında düzgün sırada ağaçlar ve yolu sağlı sollu çevreleyen jungle. Bahar kokusu var, toprak kokusu var.

Öylece salına salına yürürken, yolun sağında Uncle Tan B&B tabelasını gördüm. Broşürünü bir yerlerde görmüştüm, sanırım Semporna’ydı veya Lahad Datu yoksa Lonely Planet kitabında mıydı bilmiyorum. Ayaklarım doğruca beni resepsiyona götürdü. Güzel bir yere benziyordu, oda fiyatlarını öğrenince kalmaya karar verdim. Üç öğün yemek dahil RM39 (23 TL) idi. Çay, kahve, su, meyve ve bisküvi ikramları da var. Dorm odası temiz, yataklar düzgün ve yeteri büyüklükte hem de klimalı ve fanlı. Tamamen doğanın içerisinde bulunnan otelin önünde güzel bir bahçesi var. Kamelyalar, hamaklar, kablosuz internet bile var, daha ne olsun. Bu fiyata Türkiye’de ancak bir ögün yemek yersiniz, üzerine de kahvenizi içersiniz. Buradaysa her şey dahil.

Yerleştiğim bu otel aslında Uncle Tan Wildlife organizasyonunun ana ofisi. Kinabatangan nehri ve ormanına olan organize turuyla ünlü. Gelen gezginler bu jungle trekkinge gitmeden önce veya geldikten sonra burada konaklıyorlar. Danum Valley, Maliau Basin ormanlarının fiyatları ve ulaşımının yüksek ve zor olmasından ziyaret etmeden buraya kadar gelmiştim. Bu defa Borneo’nun ikincil dercede orman alanı olan Kinabatangan nehri kıyısında kurulmuş olan camp alanında 2 gece 3 gün konaklamalı organizasyonu kaçırmak istedemedim. Turtles Island için RM300 fiyatını yüksek bulurken, Uncle Tan Wildlife kampına RM390 (230 TL)’yi gözüm kapalı ödedim.

Bu organizasyonda sizi şu an bulunduğum yerden alıp 1,5 saat yol gittikten sonra Kinabatangan nehrinden 45 dakika daha tekne ile devam ettikten sonra ulaşılıyor. Resepsiyondaki Jeff ile oda fiyatını en azından RM30’ye düşürebilir miyim diye keyifli ve uzun bir pazarlığa girdik ama nafile. Gerçi bu tür pazarlık yapmanın sonuçlarından biri uzun uzun muhabbet edip birbirinizi daha iyi nalıyorsunuz. Tepkiler, refleksler, espiriler, takılmalar. İndirim alamadım ama orada kaldığım sürede iyi bir arkadaş edindim.

Bana bir nick name takmak isterseniz spontane diyebilirsiniz sanırım. Türkçe karşılığını bana uyarlarsak eğer, olsa olsa anı yaşıyan, ne yapacağı yoldayken belli olan,  planlarıyla yola düşmekten çok yolun gösterdiği yöne giden avare olur galiba. Her ne kadar geçmişteki yerleşik profesyonel hayatımda planlı ve organize olarak yaşamış olsam da, şimdilerde yoldayken bunun tam zıttını yaparken buluyorum kendimi.

Bir şeyler planlayıp uygularken, uygulamada önüme çıkan başka yollara, patikalara sapmayı çok seviyorum. Sevdiğim için öyle yapmıyorum, kendimi öyle yaparken buluyorum. Sepilok Orangutan Sanctuary’i görmek için Sepilok’a gelmiştim aslında, ancak yarın kendimi jungle içerisindeki bir klübede uyurken bulacağım.

Day 441, Borneo:29. Sepilok, 19 Ekim 2011, Çarşamba

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!