Tunus, Mağrip coğrafyasının en karakteristik ve belki de en dost canlısı duraklarından biri. Akdeniz’in tuzu ile Sahra’nın tozunun birbirine karıştığı bu ülke, yüzyıllardır Fenikelilerden Romalılara, Osmanlılardan Fransızlara kadar pek çok medeniyetin izini sürebileceğiniz devasa bir açık hava müzesi niteliğinde. Ama maalesef ki ülkemizde hiç de dikkate alınan bir ülke değil. Çoğu gezgin için vizesiz oluşu büyük bir pratiklik sağlasa da, Tunus sadece kolay ulaşılabilir olduğu için değil, sunduğu o kendine has otantik dokusu için dahi ziyaret edilmeyi hak ediyor.
Bu rehberde, başkent Tunus’un daracık dolambaçlı sokaklarından, Sidi Bou Said’in ikonik mavi-beyaz manzaralarına, Kartaca’nın görkemli kalıntılarından güneydeki uçsuz bucaksız çöl rotalarına kadar uzanan kapsamlı bir yol bilgisi vereceğim. Sadece popüler noktaları değil, Tunus’u gerçekten anlamanızı ve keyif almanızı sağlayacak o küçük detayları ve seyahatinizi kolaylaştıracak pratik önerileri bir arada veriyorum.

Tunus, “ben şöyle harikayım, böyle muhteşemim” diye bağıran ülkelerden değil. Aksine, sessizce zihninize sızan ve sanki bizim zaman dilimimizde değil de başka bir paralel evrendeymişsiniz gibi hissettiren bir yer. Ne klasik bir Arap ülkesi ne de Asya’nın o tanıdık egzotizmi… Burası, attığınız her adımın bir öncekinin üzerine incelikle yerleştiği ve sonunda o pırıltılı, süslenmiş “vitrin ülkelerin” asla veremeyeceği bir tat bırakan nadir duraklardan. İşin üzücü tarafı, dünyada bu tür sahici yerlerin sayısı artık iyice azaldı.
Bir yanda modern kafelerin canlılığı, diğer yanda binlerce yıllık taşların arasındaki o dilsiz ama derin sessizlik insana tuhaf bir denge hissi veriyor. Bu rehberde, Tunus’un sadece turistik yüzeyini değil, o karmaşanın içindeki Akdenizli Mağribi harmanını nasıl iliklerinize kadar hissedeceğinizi, gerçek bir yol bilgisiyle harmanlayarak anlatacağım. Hazırsanız, bu “güney sığınağının” gerçek hikâyesini birlikte çözmeye başlayalım.
Yine de bu kadar övmeme bakmayın, kişisel bakışımı yazıyorum bu satırlara. Tunus’u gezerken beklentiyi doğru yönetmek şart. Burası her köşesi pırıl pırıl, kusursuz işleyen bir Avrupa kenti değil; burası Kuzey Afrika. Kimi zaman sürpriz bir kaosla karşılaşabilirsiniz, kimi zaman beklediğinizden daha yavaş bir tempoya ayak uydurmak zorunda kalabilirsiniz. Ama o karmaşanın içindeki Akdenizli Mağribi harmanının benimsediğinizde, Tunus size başka hiçbir yerde bulamayacağınız kadar derin bir hikâye anlatmaya başlıyor.
📌 Kemal’in Notu: Tunus’ta gerçek bir deneyim yaşamak istiyorsanız, sadece kıyı şeridinde kalmayın. Trenle güneye inin, bitki örtüsünün değişimini izlemek ve çölün o uçsuz bucaksız sessizliğiyle tanışmak, yolda olmanın ne demek olduğunu size tekrar hatırlatacaktır. Plan yaparken esnek olun. Zaman kavramınızın biraz avucunuzdan kaymasına izin verin. Keyif orada başlıyor.
Tunus Nerede 📍
Tunus, Kuzey Afrika’nın en kuzey ucunda, Akdeniz’in kalbinde stratejik bir noktada yer alıyor. Coğrafi olarak Mağrip ülkelerinden biri olan Tunus, batıda Cezayir, güneydoğuda ise Libya ile komşu. Kuzey ve doğu sınırlarını boydan boya Akdeniz’in turkuaz suları çevreliyor; bu da ülkeye yaklaşık 1.150 kilometrelik muazzam bir sahil şeridi kazandırıyor.
Avrupa’ya olan yakınlığı ise oldukça dikkat çekici. Tunus’un en kuzey ucu ile İtalya’nın Sicilya adası arasındaki mesafe sadece 140 kilometre civarında. Bu coğrafi konum, Tunus’un tarih boyunca neden bir köprü görevi gördüğünü ve Akdenizli kimliğinin neden bu kadar baskın olduğunu net bir şekilde açıklıyor. Hem bir Afrika ülkesi olup hem de bu denli güçlü bir Akdeniz ruhu taşımasının temel sebebi tam olarak bu eşsiz konumudur.
Tunus Gezi Rehberi
Tunus, haritada küçük görünüyor ama içine girdiğinde tek tip bir ülke değil. Kuzeyde Akdeniz kasabaları, ortada Roma kalıntıları, güneyde ise tam anlamıyla çöl düzeni var. Yani burası “Afrika gördüm” diyebileceğin bir yer değil; aynı seyahatte birden fazla coğrafyayı yaşıyorsun.
Ama burada çoğu kişinin düştüğü hata şu: Tunus’u ya sadece plaj tatili sanıyor ya da sadece çöl turuna indiriyor. İkisi de eksik. Çünkü bu ülkenin olayı kontrast. Sabah deniz kenarında kahve içip, ertesi gün kendini Sahra’nın ortasında bulabiliyorsun. Aradaki geçişler de öyle yumuşak değil; net ve sert değişiyor.
Tunus, Kuzey Afrika’da ama klasik “Arap ülkesi” kalıplarına tam oturmuyor. Fransız etkisi hâlâ çok güçlü, bu yüzden günlük hayat Avrupa ile Orta Doğu arasında bir yerde duruyor. Sokakta hem modern giyimli insan görürsün hem de daha geleneksel tarzı. Bu durum ilk kez geleni şaşırtıyor ama kısa sürede alışıyorsun.
Şunu net söyleyeyim: Tunus, sandığın kadar egzotik değil; sandığından daha karmaşık. Yani “farklı bir kültür göreyim” beklentisiyle geliyorsan alırsın, ama her şeyi romantize edersen hayal kırıklığı yaşarsın. Ama tanıdıkça, anlamları biriktirdikçe egzotik ve kültür farkı yavaş yavaş şekillenmeye başlıyor. Üzerine Fransız etkisi ile ilginç bir tat veriyor.
- Ülkenin ana dili Arapça, ama pratikte Fransızca her yerde. İngilizce ise turistik alanlarla sınırlı.
- Para birimi Tunus Dinarı (TND) ve dışarı çıkarılması yasak. Yani döviz işini içeride çözeceksin.
- Türkiye’ye göre 2 saat geride (GMT+1), bu küçük fark bile ilk gün ritmini etkileyebiliyor.
Günlük hayatta en kritik konu şu: iletişim ve pazarlık. Özellikle çarşı-pazar tarafında fiyatlar sabit değil. Eğer direkt kabul edersen turist fiyatını ödersin. Biraz geri çekilip düşünürsen, aynı şeyi çok daha ucuza alırsın. Bu, burada sistemin parçası.
Tunus, Arap ülkeleri içinde daha esnek bir sosyal yapıya sahip. Alkol yasak değil, şehir hayatı rahat, insanlar dışarıda vakit geçiriyor. Ama bu seni yanıltmasın; burası hâlâ kendi kuralları olan bir toplum. Özellikle küçük şehirlerde ve kırsalda giyim konusunda daha dikkatli olmak gerekiyor. Fotoğraf çekerken insanlara karşı daha hassas olmanızı tavsiye ederim. Dini ve kültürel alanlarda sınırı zorlamamak lazım.
Tunus’a gelirken beklentini doğru ayarlamazsan, ülke sana eksik gelir. Roma kalıntılarıyla dolu ciddi bir tarih yoğunluğu var. Sahra Çölü’nün fiziksel olarak zorlayan ama etkileyici yapısı ülke turizminin can damarı. Akdeniz kasabalarında sakin bir tempo var.
Tunus tatilinizi planlarken, ülkenin sunduğu çok katmanlı deneyimi doğru yönetmek için şu stratejik noktaları göz önünde bulundurmalısınız:
Deniz, Kum ve Otantik Duraklar
- Akdeniz Sahilleri: Güneş ve deniz tatili arayışında olanlar için Tunus’un kıyı şeridi her yıl turist akınına uğrayan unutulmaz bir deneyim sunuyor.
- Tatil Merkezleri: Modern tesisler Avrupalı turistleri başarılı şekilde ağırlarken, küçük sahil kasabaları çok daha özgün ve muhteşem güzelliklere sahip bir atmosfer vaat ediyor.
- Balıkçı Kasabaları: Yerel yaşamın ritmini yakalamak isteyenler, balıkçıların günlük hasat için yola çıkışlarını izleyebilir ve tüm günü sessiz sakin kumsallarda geçirebilir.
Kültürel Deneyim ve Yerel Ritüeller
- Geleneksel Hamamlar: Tunus’ta bir hamama gidip mermer taş üzerine yatmak ve tüm vücuda kese attırmak, yüzyıllardır yaşayan temizlik kültürüne dahil olmanın en iyi yoludur.
- Pazarlık Kültürü: Sokak pazarlarında naneli çayınızı içerken satıcının verdiği fiyatı pazarlıkla indirmeye çalışmak, Tunus seyahatinin olmazsa olmaz bir parçasıdır.
- Tarihi Rotalar: Medina’nın labirent sokaklarında kaybolabilir, Kairouan’ın camisini keşfedebilir veya El Jem’in dev amfi tiyatrosunda kendinizi bir gladyatör gibi hissedebilirsiniz.
Doğa ve Çöl Maceraları
- Sahra Çölü: Güneyi çevreleyen bu devasa çölde deve sırtında yolculuk yapabilir veya cipli safarilerle çöl kültürünü yerinde tanıyabilirsiniz.
- Doğal Mucizeler: Göz alıcı Chott El Jerid tuz gölü üzerinde yürüyüş yapmak, Tunus’un sunduğu en etkileyici doğa olaylarından biridir.
- Antik Miras: Kartaca, Dougga ve El-Jem, ülkedeki en önemli Roma İmparatorluğu kalıntıları olarak dikkat çekiyor.
Seyahat Zamanlaması ve İklim
- İdeal Yaz Tatili: Kıyı bölgeleri için Akdeniz güneşinin en verimli olduğu haziran – temmuz arası aylar seyahat için en ideal zamanlardır.
- Çöl Sezonu: Sahra Çölü’ne gidecekseniz, yazın dayanılmaz sıcaklarından ve kışın dondurucu soğuğundan kaçınmak için ilkbahar ve sonbahar aylarını tercih etmelisiniz.
- Ekonomik Kış: Aralık – şubat arası düşük sezondur ve otel fiyatları bu dönemde oldukça düşer.
📌 Kemal’in Notu:
Tunus’a gelenlerin yarısı ikiye ayrılıyor: ya “beklediğim gibi değilmiş” deyip erken kopuyor ya da “tam olarak bu yüzden iyiymiş” diyerek adapte oluyor. Aradaki fark bilgi değil, esneklik. Burada plan yap ama plana körü körüne bağlanma. Yoksa ülke seni değil, sen kendini sabote edersin.
Tunus Gezilecek Yerler 📌
Güneş, kum ve deniz tatili arayışında olan turistler için Tunus’un Akdeniz sahilleri unutulmaz bir deneyim sunuyor. Modern tatil merkezleri Avrupalı turistleri ağırlarken, otantik bir tatil deneyimi için ülkenin küçük sahil kasabaları muhteşem güzelliklere sahip.
Tunus’u sadece bir deniz kenarı destinasyonu olarak ifade etmek haksızlık olur. Tunus’ta bir hamama gidip mermer taş üzerine yatıp tüm vücudunuza kese attırabilir ya da pazara gidip bir yandan naneli çayınızı içerken diğer yandan satıcının verdiği yüksek fiyatı olabildiğince pazarlıkla indirmeye çalışabilirsiniz.
Geleneksel olarak güneş ve deniz tatili arayan turistler Tunus’un muhteşem Akdeniz sahilleri için her yıl ülkeye akın ediyorlar. Modern tatil merkezleri çok uygun ve başarılı olsa da daha fazla değişiklik isteyen ziyaretçiler küçük sahil kasabalarını ziyaret edebilir, balıkçıların günlük hasatlarını almak için yola çıkışlarını izleyip tüm günü sessiz sakin bir kumsalda geçirebilirsiniz.
Tunis şehrinin tarihi bölümü Medina’nın labirent gibi sokaklarında kaybolun, Kairouan’ın Mağrip camisini keşfedin ve göz alıcı Chott El Jerid tuz gölünün üzerinde unutulmaz bir yürüyüş yapın. Sokak pazarlarında dolaşıp taze yiyeceklerin kokusunu içinize çekin, El Jem’de kendinizi bir gladyatörmüş gibi düşünerek dev amfi tiyatro içerisinde gezin ve bir devenin sırtına atlayıp çöle doğru yola çıkın.
Tunus’ta yüzyıllar öncesinden kalma gelenekler canlılığını en güzel şekilde koruyor. Güneyde Sahra Çölü Tunus’u çevreliyor. Cipli çöl safarileri Sahra Çölü’nü keşfetmek ve çöl kültürüne tanık olmak için en iyi aktivitelerden. Kartaca, Dougga ve El-Jem ülkedeki en önemli Roma İmparatorluğu kalıntıları.
Tunus’un kuzeyi genellikle tipik Akdeniz iklimine sahip. Yazları sıcak kuru, kışları ise ılık ve yağışlı geçiyor. Türkiye ve Mısır gibi Akdeniz güneşinden güzel bir pay alan Tunus için de haziran – temmuz arası aylar kıyı bölgeleri için ideal seyahat zamanları.
İlkbahar ve sonbahar aylarında turist yoğunluğu yaza göre nispeten daha az oluyor. Güney bölgesindeki çöl arazilerine gidecekseniz en uygun aylar bu zamanlar. Sahra yazın dayanılmaz sıcaklara, kışın ise geceleri dondurucu soğuğa sahip oluyor. Kış sezonu Tunus’un en düşük zamanı ve otel fiyatları aralık – şubat arasında oldukça düşük oluyor.
1. Tunis

Tunus’un modern başkenti Tunis’te ağaçların sıralandığı sokaklar, modern binalar ve kalabalık kaldırımlar ile kafelerin süslediği mahalleler tam bir Avrupa havasına sahip. Bu Avrupai karakterinin yanı sıra daracık sokakları, dev camileri ve göz alıcı sarayları ile Arap esintisini de hissettiriyor.
Ülkenin en güzel yeri eski Arap surlarıyla çevrili olan ve aynı zamanda Medina olarak da bilinen başkent Tunis. Arap mimarisinin ve canlı pazarların en güzel örneklerini bulabileceğiniz şehirde ev eşyasından altın ve mücevherlere kadar birçok şeyi bulabiliyorsunuz.
732 yılında inşa edilen ve Yunan tanrısı Athena’nın tapınağı üzerine kurulmuş olan Zitouna Camii, Osmanlı İmparatorluğu’nun şehirdeki en önemli eserlerinden biri olan, 1655’te inşa edilen pembe mermer bir çehreye sahip Hammouda Paşa Camii kentte ziyaret edebileceğiniz tarihi yapılardan.
Büyülü bir atmosferde hem yerel halkın gündelik yaşamına katılmak hem de kentteki alışveriş kültürünü tanımak için Tunis’in tarihi çarşılarını keşfedebilirsiniz.
Souk el Attarine (Parfüm Pazarı), Souk de Etoffes (Tuhafiye Pazarı), Souk des Tapis (Halıcılar Çarşısı), Souk des Orfevres (Kuyumcular Çarşısı), Souk de la Laine (Yün Pazarı), Souk de Chechias (Şapka Pazarı) ve Souk des Femmes (Kadınlar Pazarı) uğramanız gereken çarşılar arasında.
Tunis’ten günübirlik olarak Kartaca’ya, Sidi Bou Said’e, Arapça’da dağ anlamına gelen Tell’e ve Roma Dönemi’nden kalma Thuburbo Majus ve Dougga’ya gidip gelinebiliyor.
2. Medina

Tunus’un en güzel yeri etrafı surlarla çevrili olan ve aynı zamanda Medina olarak da bilinen eski şehir merkezi. Arap mimarisinin ve hareketli pazar yerlerinin en güzel örneklerini bulabileceğiniz şehirde ev eşyasından altın ve mücevherlere kadar her şeyi bulabiliyorsunuz.
Atmosfer insanın içine işliyor ve 12. ve 16. yüzyıllar arasında Arap yaşamının nasıl olduğu hakkında fikir sahibi oluyorsunuz. Rue Jamaa ez Zitouna, Tunis’in tarihi merkezi Medina’nın ana caddesi. Gün boyu hareketin eksik olmadığı cadde boyunca el sanatları dükkânları, hediyelik eşya satan mağazalar, butikler, kafe ve restoranlar sıralanıyor.
Egzotik tütsü kokuları arasına karışan yemek ve taze öğütülmüş kahvenin kokusu caddenin atmosferi hakkında fikir sahibi olmaya yetiyor. Gümüş işçilerinin çalışma sesleri, insanların hareketliliği ve ezan sesi rengarenk bir harmoni oluşturuyor.
3. Bardo Müzesi

Bardo Müzesi (Bardo National Museum), benzersiz mozaik koleksiyonu ile Kuzey Afrika’nın en görkemli müzelerinden. Başkent Tunis’te bulunan müze, antik dünya sanatının en seçkin eserlerine ev sahipliği yapıyor. Karatca Uygarlığı’ndan İslam medeniyetine kadar Tunus’ta hüküm sürmüş farklı uygarlıkların izlerini görebileceğiniz müzenin en önemli eserleri ise Mö 2. yüzyıldan MS 7. yüzyıla uzanan Roma mozaikleri.
Bardo Müzesi ziyaret saatleri 1 Haziran – 15 Eylül 09.00-17.00; 16 Eylül – 30 Mayıs 09.30-16.30. Bardo Müzesi giriş ücreti 11TND.
4. Chebika

Djebel el Negueb Dağı’nın eteklerinde yatan Chebika, bir vahayı çağrıştıran muhteşem şelaleler, gizemli mağaralar ve taşlı tepelerde yetişen hurma ağaçları ile olağanüstü bir görüntü sunuyor. Daha çok doğa severlerin rotasına giren bölgede yürüyüş, bisiklet ve cipli safari turları düzenleniyor.
Tunus’un eşsiz doğasına tanık olabileceğiniz bölge, sessiz ve huzurlu atmosferi ile gündelik yaşamın her türlü koşuşturmasından uzaklaşıp kendinizi dinleyebileceğiniz bir atmosfere sahip.
5. Hammamet

Limon ağaçlarıyla çevrili bir zamanların mütevazı balıkçı köyü Hammamet, günümüzde çok sayıda otelin bulunduğu muhteşem bir tatil bölgesi. Tunus’un ilk turist destinasyonu olan şehir sıcak deniz suyu, muhteşem plajları ve su sporları meraklılarını tatmin edecek organizasyonları ile yılın her dönemi canlılığını koruyor. Her şey dahil otellerin olmasının yanında Hammamet’in harika bir şehir merkezi de bulunuyor.
6. Sidi Bou Said


Akdeniz’e tepeden bakan görüntüsüyle Tunus’un en sevimli şehri kesinlikle Sidi Bou Said. Geleneksel beyaz evleri ile mavi rengin kusursuz birleşimine sahip şehir geleneksel yaşamla modern dünyayı buluşturuyor. Şehrin sokaklarında sıralanan kafeler, sanat galerileri ve çiçeklerle bezenmiş hediyelik eşya satıcıları ziyaretçilere hizmet veriyor. Sidi Bou Said, Kartaca’yı ziyaret etmek isteyenler için günübirlik gidip gelinebilecek ve kalmak için çok uygun bir yer.
7. Sahra Çölü

Tunus’a her gelenin mutlaka görmesi gereken yerler listesinde bir numarada olmayı hak eden, dünyanın en büyük çölü Sahra Çölü‘ne ülkenin her yerinden turlar yapılıyor. Doğu Kum Denizi olarak da bilinen çöl, Güney Tunus’un çok büyük bir kısmını kaplıyor.
Star Wars ile İngiliz Hasta filmlerinden de hatırlayabileceğiniz gibi muhteşem manzaralara sahip. Çölü en iyi cip ya da deve ile dolaşabilirsiniz fakat geleneksel bir çadırda kalacağınız gecenin romantizmini hiçbir yerde bulamazsınız. En muhteşem kum tepelerinden biri olan Nefta’yı görmeyi sakın ihmal etmeyin.
8. Matmata

Tunus’un güneyinde yaklaşık bin 500 kişinin yaşadığı en eski Berberi yerleşimlerinden biri olan Matmata, geleneksel Berberi yaşamını deneyimleyebileceğiniz benzersiz bir fırsat sunuyor. Star Wars hayranları Matmata’nın mağara evlerini görür görmez hatırlar.
Film yönetmeni George Lucas burayı ziyaret ettiğinde o kadar hayran kalmış ki filmin bir bölümünü bu köyde çekmiş. Matmata, Ghorfas adı verilen petek biçiminde tahıl ambarları ve Berberi zamanından kalma mimarisiyle gerçekten başka bir gezegen izlenimi veriyor.
9. Sousse

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Sousse şehri, ülkenin doğu kıyı şeridinde yer alıyor. Eskiden askeri bir limana da sahip olan kent altın gibi kumsalları ile meşhur. Hem çok turistik bir tatil yeri hem de kusursuz bir şekilde korunmayı başarmış. Şehirde aralarında Ftata Camisi’nin de bulunduğu Arap-Müslüman ve Akdeniz mimarisinin enfes örneklerini görebilirsiniz.
10. Tamerza

Tamerza, başkent Tunis’in 480 km güneybatısında, terk edilmiş bir şehir merkezine de sahip, tuz gölü kıyısında yer alan bir yerleşim yeri. Tuz Gölü’nün kuzeyindeki dağlar boyunca uzanan bölge iki şelale, bir vaha ve derin geçitleri ile öne çıkıyor.
Tamerza’ya geldiğinizde bölgenin hemen yakınında bulunan bir diğer dağlık vaha olan ve olağanüstü bir kanyona ev sahipliği yapan Mides’i de ziyaret edin.
11. Kairouan

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Kairouan, ülkenin en önemli kutsal şehirlerinden biri. 670 yılında kurulan şehir, geleneksel çarşısı, hareketli kent merkezi ve tarihi dokusu ile Tunus’un en etkileyici yerleşim yerleri arasında. Şehrin en eski yapılarından Büyük Okba Camii Tunus’taki en büyük ve en eski camilerden biri.
Görülmesi gereken bir diğer yer ise 9. yüzyıla ait olan Üç Kapı Camii (Mosque of the Three Gates). Şehrin İslam mimarisi gökyüzüne yükselen minareler ve ihtişamlı kubbeleri ile oldukça ilham verici gözüküyor. Ancak arka sokaklara gidildiğinde Medina bir anda tüm ilgiyi kendi üzerine çekiyor.
Daracık labirente benzer sokakları, rengârenk evleri ve Kairouan’ın tarihi kent merkezi o kadar büyüleyici bir atmosfere sahip ki kendinizi zamanın içinde kaybolmuş gibi hissediyorsunuz.
12. Bulla Regia

Bulla Regia, Tunus’un kuzeybatısında yer alan, Roma İmparatorluğu Dönemi’nin en önemli antik kentlerinden. Roma’nın Kuzey Afrika’daki eyaletlerinden biri olan Tunus’un sıcak iklimine uyum sağlamak için dünyada eşi benzeri görülmemiş bir mimari anlayışla yeraltına inşa edilmiş.
Antik kent, ziyaretçilerine çok ender bulunan Roma tarzı villaları görme şansı sunuyor. Bulla Regia ziyaret saatleri 1 Haziran – 15 Eylül 08.00-19.00, 16 Eylül – 31 Mayıs 08.30-17.30. Bulla Regia giriş ücreti 8TND.
13. Cap Bon

Ülkenin kuzeydoğusunda kalan Cap Bon Yarımadası, ‘Tunus’un Bahçesi ‘olarak anılan, doğal güzellikleriyle öne çıkan bir bölge. Yılın her dönemi yüzünü esirgemeyen güneşin görüldüğü yarımadada termal kaynaklar, tertemiz masmavi deniz ve palmiye ağaçlarıyla bezeli bir sahil var.
Havanın açık olduğu dönemlerde İtalya’nın Sicilya adasının rahatlıkla görülebildiği yarımadanın ucunda El Haouaria Mağarası da bulunuyor. Yarımada, başkent Tunus’a 120 km uzaklıkta.
14. El-Jem

UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan El-Jem Kolezyumu, ülkenin en önemli tarihi yapısı. 3. yüzyılda yapılan bu heybetli yapı, o yıllarda 35 bin kişilik kalabalık bir seyirci kapasitesine sahipti. Kuzey Afrika’nın en büyük amfi tiyatrosu olan El-Jem Kolezyumu, günümüzde şehrin tam ortasında tüm ihtişamıyla duruyor.
5. Dougga

Ülkenin UNESCO Dünya Mirası Listesindeki tarihi kalıntılarından olan Dougga, Kuzey Afrika’nın en iyi korunmuş tarihi yerlerinden. Günümüze dek ulaşan kalıntıların tamamı Roma dönemine ait olsa da, Dougga’nın tarihi geçmişi 6 yüzyıla dek uzanıyor.
Tunus Alışveriş
Tunus’un en büyük şehirleri olan Tunis, Kairouan, Sous ve Sfax otantik ürün alışverişi için mağazalar ve geleneksel çarşılarıyla çok sayıda alternatif hediyelik eşyaya sahip. Etiket fiyatının çok altına pazarlık yaparak hediyelik eşya satın alabileceğiniz bu yerlerde eğer pazarlık size çok zor geliyorsa Société de Commercialisation des Produits de l’Artisinat adındaki mağazalara gidebilirsiniz.
Bu mağazalarda sabit fiyatlar üzerinden satış yapılıyor. Hediyelik eşya için ise hemen her yerde dükkânlar var fakat çok kaliteli bir ürün beklentiniz olmasın. Tunus bakır ve gümüş işçiliği, zeytin ağacı oymacılığı, dericilik, parfüm yağları, çanak çömlek ve seramik, gümüş ve nargile konusunda meşhur.
Sidi Bou Said ise dekoratif kuş kafesleri ile biliniyor. Halı ve kilimler için merkez sayılan yer ise Kairouan. Tunus halıları genellikle daha cesur bir geometride tasarlanmış ve diğer benzer ülkelerdeki emsallerine nazaran daha yumuşak renklere sahip. Dokuma ve örme olarak iki farklı türe sahip. Alloucha adı verilen daha geleneksel Berberi modelleri daha yüksek fiyatlara satılıyor.
Tunus Gece Hayatı
Tunus gece hayatı yerel halkın akşamları tüm eğlencesi kafe kültürü üzerine kurulu. Akşam gün batar batmaz en küçük kasabadakiler bile kafelere gidip orada vakit geçiriyorlar. En güzel atmosfer ise müşterilerine sandalye yetiştiremeyen dükkân sahiplerinin nargileleri kaldırım taşlarının yanına koyması ve insanların da oralarda oturup tavla oynayıp eğlendikleri zamanlar.
Tunis, Sfax ve Sousse gibi daha büyük şehirlerde bu tarz geleneksel yerler çoğunlukla medina etrafında bulunuyor. Şehrin yeni bölgeleri çoğunlukla daha modern ve Avrupai tarzda bir atmosfere sahip ve alkol servisi de var. Geleneksel kafede geçireceğiniz güzel bir akşam sizi Tunus kültürünü tanımak için iyi bir fırsat sunuyor.
Sinema Tunuslular tarafından çok seviliyor. Filmler genellikle Arapça ya da Fransızca, aynı şekilde tiyatrolarda da durum böyle. Turistler için eğlence çoğunlukla restoranlar ya da otel barlarındaki canlı müzik ve dansöz eşliğinde oluyor.
En çok turist çeken yerlerden bir diğeri de gece kulüpleri, hem Tunuslu zengin gençlerin hem de eğlenmek isteyen turistlerin en sevdikleri mekânların başında geliyor. Yaz mevsimi sanat festivallerinin başlangıcı demek. Geleneksel ve uluslararası sanatçılar Tabarka, Kartaca, Hammamet ve Nabeul şehirlerine festivallere katılmak için her sene düzenli olarak geliyorlar. Yazın sonuna doğru ise birçok müzik festivali ile mevsim sonlanıyor.
Tunus’ta Ne Yenir

Tunus mutfağı, zengin Arap ve Berberi mutfağı yanında Avrupa ve Orta Doğu lezzetlerinin harmanından oluşuyor. Yemekler zeytinyağı, anason, kişniş, kimyon, karaman tohumu, tarçın, safran ve nanenin yanında portakal çiçeği suyu ya da gül suyu ile harmanlanıyor.
Tüm yemeklerin yanında harissa adı verilin baharatlı ve sarımsaklı bir çeşni de bulunuyor. Kıyı şehirlerinde çoğunlukla taze deniz ürünleri servis ediliyor. Sahra Çölü’nde ise Berberi kültürünün etkisiyle et ağırlıklı menüler ön plana çıkıyor. Kızarmış tavuk ve fırında kuzu ülkenin en sevilen ve bilinen yemeklerinin başında geliyor ve hepsinin yanında kuskus pilavı da bulunuyor.
Çeşitli ot ve baharatlarla hazırlanan lezzetli salatalar eşliğinde servis ediliyor. Eğer tatlı seven biriyseniz Tunus tam size göre. Ortadoğu usulü fındıklı, şerbetli tatlılar Tunus’ta çok poğüler. Hatta Fransız döneminden bu günlere kadar gelen birçok hamur işi tatlı da halen çok sevilerek tüketiliyor.
Ağızda eriyen kruvasanlar ve çikolatalı tatlılar kendinizi tutmazsanız biraz kilo almanıza sebep olabilir. Tunus mutfağında öne çıkan geleneksel yemekler ise şunlar:
- Kuskus: Genellikle et, balık ya da sebze sote sosu ile servis edilir.
- Harissa: Acı biber, domates, baharatlar ve zeytinyağı ile hazırlanan bir ezme.
- Salade mechouia: Kızartılmış sebze salatası, çoğunlukla biber, bazen de dilimlenmiş haşlanmış yumurta ekleniyor.
- Tajine: Soğuk servis edilen baharatlı bir tür kiş. Aynı isimde bir Fas yemeği var, onla karıştırılmamalı.
- Brik: Türk böreğinin Tunus versiyonu. Genellikle içinde ton balığı, yumurta, soğan, maydanoz bulunuyor ve derin yağda kızartılıyor.
- Merguez: Çok baharatlı bir biftek sosu
- Filfil Mahshi: İçinde biftek ve harissa olan biber.
- Lablabi: Sarımsak ve kimyonun içine iyice yedirildiği bir nohut çorbası.
- Marqa: Domates ve zeytin eşliğinde yavaşça pişirilen bir et ve sebze yahnisi.
- Ojja: Yağda yumurta. İçinde ek olarak harissa, domates, biber ve bazen de et bulunabiliyor.
Tunus’ta en popüler olan alkolsüz içecek nane çayı. Şehrin hemen her yanında kolayca bulunan çay ocaklarında, geleneksel nane çayını otantik demlik ve bardaklarda geleneksel olarak sunuluyor. Tunus’ta sevilerek tüketilen bir içecek ise yakından tanıdığımız boza. Taze meyve suları, limonata ve badem sütü de, Tunus’ta içilebilecek alkolsüz seçenekler. Kola ile karıştırılarak ikram edilen hurma likörü olan thibarine ve boukha adı verilen fındık brendisi denenebilecek alkollü içeceklerden. Yerel bira markası Celtia da oldukça lezzetli bir içime sahip.
Tunus, kaliteli şarap üretimiyle zaman zaman ön plana çıkıyor. Romalılara ev sahipliği yapmış coğrafyada, üzüm yetiştiriciliği ve şarap üretimi çok eski zamanlara kadar uzuyor. Haut Mornag, Magon ve Sidi Saad rağbet gören kırmızı şarap markaları. Beyaz şarapta ise Thibar, Koudiat, Muscat de Kelibia ve Blanc de Blanc oldukça ünlü.
Tunus, sadece bir harita noktası değil, Akdeniz’in güneyinde kendine has bir sığınağa dönüşen, zamanın katmanları arasında yolculuk yapabileceğiniz nadir coğrafyalardan biri. Güneşin ve denizin tadını Akdeniz kıyılarında çıkarırken, bir yandan da binlerce yıllık Roma kalıntıları ve Sahra Çölü’nün sessizliğiyle ruhunuzu dinlendirebilirsiniz. Unutmayın; Tunus’u gerçekten keşfetmek, o sürprizli kaosa direnmek yerine onun ritmine ayak uydurmaktan ve Medina’nın labirentlerinde kaybolmayı göze almaktan geçiyor.
Yolunuzu bu Mağrip hikâyesine düşürdüğünüzde, sadece bir turist gibi değil, her detayı hisseden bir gezgin gibi hareket edin. Yasemin çayınızı yudumlarken, çölün kumlarına dokunurken veya antik tiyatroların basamaklarında geçmişi hayal ederken Tunus’un size fısıldadığı o derin hikâyeyi duyacaksınız. B planınız her zaman cebinizde olsun ama Tunus’un size sunduğu o “yanlışlıkla” keşfedilen ara sokakların keyfini de sürmeyi unutmayın. Yolunuz açık, keşifleriniz bol olsun.


