Koh Phi Phi Adaları Tayland Körfezinde yer alan en ünlü adalardan birisi. Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi kendisine çeken adanın bu kadar ünlü olmasının arkasındaki sebep ise, adadaki Maya Bay koyunda çekilen Leonardo Di Caprio’nun başrolünde oynadığı The Beach filmi.

Bugün Maya Bay Koyu yanından civardaki diğer adalara düzenlenen bir tekne turu aldım (450THB, 26TL). Saat 9.30’da diğer acentelerce toplanan grupla birlikte tekneye geçeceğimiz, Ton Sai koyuna geçtik. Bizi bir resortun restoranında toplayıp açık büfe kahvaltı ikram ettiler.

Grubun içerisinde birinin yüzü bana tanıdık geliyordu; bir yerde görmüşlüğümden değil, yüzünün detayları bana memleketten olacağı hissi uyandırmıştı ve gidip yanına oturdum. Adada aynı odayı paylaştığım Brezilyalı Vilnisyus da katıldı. Biraz İngilizce sohbet ettikten sonra Türkçe olarak memleketini sordum, sonra da hangi şehirden olduğunu. Türkçe konuşmaya başlayınca şaşırmadı değil.  Tahmin ettiğim gibi memleketliydi, adı Gazi, Sivaslıymış, ancak Almanya’da doğmuş, büyümüş.

Kahvaltı sonrası ayağımıza uygun paletleri seçtikten sonra teknelerimize geçtik. Almanyalı Gazi diğer teknedeydi. Yarım günlük tur alanları da başka bir tekneye aldılar. İlk durağımız hemen koyun doğu ucundaki Ao Poh koyuna oldu. Şnorkelleri alıp sulara daldık. Ani böylesine kalabalık bir adanın bu kadar yakınında bu kadar güzellikte mercanları ve balıkları görebileceğimi sanmıyordum.  Bulunduğumuz koydan yine ada üzerindeki diğer bir koy olan Runtee koyuna geçip aynı şekilde orada da şnorkelle deniz altını keşfetmeye başladık.

Öğlen olunca Koh Phi Phi’nin kuzey batısında bulunan, yarım saat kadar uzaklıktaki Bamboo Adası’na geçtik. Asıl adı Koh Phai Nok olan sadece 700 metre uzunluğundaki, Tayland’ın klasik tropikal adalarının özelliklerini taşıyan bu şahane adada öğlen yemeğimizi aldık. Beyaz kumlar, yemyeşil orman ve kokonat ağaçları, bazı ilginç kayalıklar, kıyıda deniz kabukları, kırık mercanlar, masmavi gökyüzü, türkuaz deniz ve tüm bunların keyfini sürdüren gerek bizim turistler. Klasik tekne turlarıyla gelenler olduğu gibi kendilerine özel lüks tekne ve sürat motorlarıyla gelip adada keyif yapanlar da vardı.

Yüzmek, güneşlenmek, dalış yapmak, şnorkelle deniz altını keşfetmek, plajda keyif yapıp bir şeyler atıştırmak için şahane bir tercih olacağına eminim. Ada üzerinde atıştırmalık bir şeyler alabileceğiniz snack shop ve küçük restoranlar ve tuvalet bulunuyor. Ada çevresindeki mercanlarının iyi olduğu ve leopar köpekbalığını görme şansı yüksekliği nedeniyle dalış için iyi bir yer olduğu söyleniyor.

Mosquito (Sinek) Adası’nda şnorkelin keyfini çıkardık. Asıl adı Koh Yung olan bu adanın ilginç şekildeki kireçtaşı kayaları 700 metreye kadar dik bir şekilde yükseliyor. 3 adet 10-15 metre yüksekliğinde ada üzerinden yükselen kayalıklar bulunuyor. Şnorkelle daldığımız yerin yakınında, ağaçların arkasında, kocaman ağzı olan bir oyuk veya mağara girişi vardı. Bu bölge yine dalış için tercih edilen yerlerden birisi. Zararsız, siyah burunlu mercan köpekbalıkları bu çevrede sıklıkla görülüyormuş. Gün batımı sonrasında adayı kaplayan kara bulutlar şeklinde ortaya çıkan sineklerden dolayı burada kalınması tavsiye edilmiyor.

Teknemiz bizi bir sonraki durak olan Monkey Beach’e ulaştırdı. Koh Phi Phi Don üzerinde bulunan bu plaj çevresinde çok sayıda maymun var. Bu çılgın maymunlar ne bulursa yiyen türden. Kolanızın, muzunuzun, hamburgerinizin peşindeler her zaman. Yasal olarak maymunlara muz dışında bir şeyler vermek yasak. Tabi konu turistler olunca kim umursuyor ki. Maymunları kedi gibi sevmek, okşamak ve birlikte fotoğraf çektirmek isteyen çok sayıda aptal turistin başına gelen kötü şeylerin başınıza gelmemesi için dikkatli olmanızı öneririm. Özellikle bebekleri olan maymunlar oldukça agresif olabilirler. Ne besleyin, ne de dokunun, sadece fotoğraflarını çekin ve her zaman dikkatli olun, her an bir şeyinizi araklayabilirler.

Monkey plajında tekrar Almanyalı Gazi ile karşılaşıp sohbet ettik. Burada kendime mısır ve Gazi’nin ısmarladığı kolayla bir şeyler atıştırdım. Gazi’nin hikâyelerini dinlemek doğrusu plajdan ve oradaki maymunlardan daha da ilgi çekiciydi.

Phi Phi Leh Adası üzerindeki diğer bir yer olan Viking Cave görülmeye değer. Bu mağara içerisinde antik boyalarla boyanmış duvar resimleri Viking gemilerini andırdığından Viking Mağarası olarak adlandırılıyor. Bu mağara aynı zamanda dünyanın yenilebilir en pahalı ve nadir bulunan ürünlerinden biri olan “bird nest” yani kuş yuvalarıyla da ünlü. Toplanan bu yuvalardan hazırlanan çorba Çin mutfağının bir ürünü. Beyaz renkli kuş yuvalarının kilosu 2000$ iken, kırmızı renkli yuvaların fiyatı 10.000$ fiyatını bulabildiği söyleniyor.

Maymun Plajı sonrası gittiğimiz Peleh adındaki güzel bir koyda şnorkelle dalarken, diğer teknenin gelmesiyle Gazi ile karşılaşınca onla sohbet etmeye dalmışım. Benim tekneyi koydan ayrılırken fark ettik. Ben de Gazi’nin olduğu teknede kaldım. Loh Samah adındaki koyda kısa bir mola sonrası bu yörenin en popüler koyu Maya Koyu’ndaydık. Doğrusu etkileyici bir yer. Yemyeşil dik ve yüksek kayaların arasından koya ulaştığınızda sizi yarım ay şeklinde beyaz kumlu bir plaj ve ardında da bir orman bekliyor.

Koh Phi Phi Adalarının bu kadar ünlü olmasının sebep bu koy; ve bu koyda çekilen Leonardo Di Caprio’nun başrolünde oynadığı The Beach filmi. Bu kadar popüler bir yer olunca burayı ziyaret eden turist sayısı da çok fazla olduğundan plaj çok kalabalık. Doğrudan tekneyle buraya gelip gününü burada geçiren çok sayıda turist bulunuyor. Plajın arkasındaki ormanın içerisine yürüyüş yaptık. Buradan adanın diğer kıyısındaki koya ulaşmanızı sağlayan bir patika ve tepenin üzerinde de bir geçit var.

Biz Gazi’yle plajda sohbet ederken yanımıza biri yaklaşıp “Siz Türk müsünüz? Türkçe konuşuyorsunuz da!” diye soran Eda ile tanıştık. Beyoğlu’ndan Eda tatildeymiş, tek başına Tayland’ı keşfediyormuş. Aslında bugün benim için bir ilkti. İlk defa gezimde Türkiye’den birileriyle karşılaşıyordum. Lakin Gazi artık Almanyalıydı, Eda’da tatilci. Yani hala memleketten bir backpacker ile gezimde karşılaşamadım.

Böylesi ilginç ve şahane bir tur sonrası artık adamıza, Koh Phi Phi’ye dönerken teknede yerimde duramıyordum artık. Elimde fotoğraf makinem defalarca gün batımı fotoğrafları çektim. Sadece gün batımlarını izlemek için adada tekne turları bulunuyor. Biz aslında dönüş için biraz geç kaldığımızdan günbatımını tekne üzerinde izleyebilme fırsatı yakalamıştık. Şanslıydık.

Day 530: Tayland:19, Koh Phi Phi, 15 Ocak 2012

15 YORUMLAR

  1. Çok güzel yazı olmuş, tebrikler, biz de seyahatimizi yazdık, gidecekler okuyabilir: livelovethank.com/koh-phi-phi-den-koh-lanta-ya-tekbirlerle/

  2. Tayland hakkında ne kadar çok okursam o kadar görme isteğiyle doluyorum. Ne zaman yazılarınızı okusam Tayland aşkım depreşiyor. Özellikle Koh Phi Phi adası bu aralar rüyalarımda 🙂 Umuyorum ki yaşlanmadan göreceğim.

  3. Pattaya’da ayak masajı yaptırdım, 1 saat sürüyor ve 150 baht. Ayağınızı uzatıyorsunuz tam 1 saat boyunca ayağınıza masaj yapılıyor. Royal Garden Plaza Pattaya’da yüz masajı ve maskesi yaptırın 300 Baht’a. Yüzünüze 5 farklı maske yapıp tek tek siyah noktaları alıyorlar, şahane. Ben Türkiye’ye geri gelince herkes gençleştiğimi iddia etti. Cilt bakımının etkisinden miydi, yoksa güzel bir Tayland gezisi yüzünden miydi anlamadım. 🙂

  4. En Merak ettiğim sorum şu 😉
    Backpacker olarak herzaman yalnız gezmeyimi yeğlersiniz yoksa Birgün Yoldayken yine sizin gibi kafa dengi bir Backpacker’lamı yola devam etmek istersiniz ?

    • Ben yalnız seyahat etmeyi seviyorum. Çünkü seyahat tarzım belki biraz farklı gelebilir. Gitiğim yerde uzun süre kalmayı seviyorum. Bazen yaptığım sadece sokaklarda, çarşıda ve pazarda dolaşmak. Bir şeyler yapma ve zamana karşı yarışma baskısı altında seyahat etmek hoşuma gitmiyor. Böyle seyahatlerde sanki her yer aynılaşıyor ve her farklı coğrafyanın verdiği o farklı hisler ıskalanıyor.

      Diğer yandan hem gezip hem de yazan birisiyim. Bazen sırf yazmak için günlerce otelde kaldığım oluyor. Böylesi zamanlarda günlerim laptop başında geçiyor, ara ara şehir yürüyüşlerine çıkıyorum. Bazen öyle durumlar var ki; kalmaya değmez ve pek özelliği olmayan yerlerde hızlı bir internet bağlantısı yakalıyorum ve orada uzun süre kalabiliyorum.

      Rotasız ve plansız seyahat ediyorum. Bir sonraki rotamın neresi olduğunu genelde kestiremiyorum.

      Bunalr gibi özgürce hareket etme yeteneğinizi bir başkasıyla seyahat ettiğinizde kullanmanız zor. Buna ayak uyduracak birilerini bulmanız da zor.

      Bali’de tanıştığım bir Hollandalı arkadaşlar 3 aydan fazla birlikte seyahat ettim. İkimiz de esnek ve uyumlu olmaya çalıştık ve çok keyifli zaman geçirdik. Birlikte seyahat etmek de çok keyif verici. Yaşadığınız anlara birinin şahit olması ve anın keyfini birisiyle paylaşmak güzel. O dönem yazmak ve web sitelerim ile bu kadar ilgilenemiyordum. Şimdiyse hayatımın merkezinde yoldaolmak.com var. Seyahatimde en çok web sitem yön veriyordu.

  5. Merhabalar,
    Anılarım tazelendi. Bir haftadır işi gücü bırakıp sizin yorumlarınızı okuyorum. Ben de zaten var olan sırt çantamı alıp gitmek arzusu sizin yazılarınızı okuduktan sonra daha da arttı.
    Helal olsun size!

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!