Ana Sayfa Türkiye Tarsus

Tarsus Gezi Rehberi 2026: Tarsus Gezilecek Yerler Tam Liste

Kemal Kaya
Seyahat Yazarı · 29 yıldır dünyayı keşfediyor, 16 yıldır tam zamanlı deneyimle, bizzat gezdiği yerlerin rehberlerini yazıyor
Son Guncelleme ·

Tarsus için “kıymeti bilinmiyor” demem aslında bira kibarlık olur; bu kentin binlerce yıllık hafızasına tamamen yanlış bir pencereden bakıldığını düşünüyorum. Adana ile Mersin arasına sıkışmış, otoyol kenarında sıradan bir “mola yeri” muamelesi görmesi, kadim tarihine yapılabilecek en büyük haksızlık. Tarsus; Silifke ve Mut ile birlikte bu bölgenin tarihi ve kültürel lokomotifi. Şehrin binlerce yıldır vazgeçilmez olmasının sebebi sadece stratejik konumu değil; zengin su kaynakları, verimli toprakları ve İpek Yolu’nun tam kalbinde yer almasıdır. Burası tarih boyunca sadece bir yerleşim yeri değil; Roma’nın kibrinin, Fenikelilerin tüccar aklının ve Türklerin yerleşik düzeninin iç içe geçtiği bir kültür çarpışma noktası olmuş.

Anadolu’da çok eski şehirler var, elbette ama çoğu ya terk edilmiş ya da artık birer müze haline gelmiş. Tarsus ise hâlâ nefes alan, yaşayan bir şehir. Günlük hayatın içinde yürürken, bastığınız taşın altında kaç farklı medeniyetin ayak izi olduğunu düşünmek bile yetiyor. Çoğu turist gibi hızlıca birkaç noktaya uğrayıp “gördük bitti” demeyin. Yoksa Tarsus size sadece tozlu yollar ve anlamını kaçırdığınız taş yığınları gösterir. O imparatorların neden burayı ele geçirmek için can attığını veya St. Paul’un izindeki manevi ağırlığı hissetmeden geçerseniz, bu şehirden aslında hiç geçmemiş olursunuz.

Dürüst olmam gerekirse, yıllar önce ilk gelişimde ben de herkes gibi şehri “tüketilmesi gereken bir liste” üzerinden gezdim. Çok yer gördüm, hafıza kartını fotoğraflarla doldurdum ama akşam olduğunda aslında hiçbirini gerçekten anlamadığımı fark ettim. Bugün bir gezgin olarak aynı sokaklara baktığımda gördüğüm manzara çok farklı: Tarsus, gezilecek yerler listesiyle değil, o yerlerin önünde ne kadar durduğunuzla değer kazanan bir yer.

Özellikle St. Paul’un izlerini sürerken meseleyi sadece “bir kilise ve bir kuyu” görmeye indirgemek, bu kadim coğrafyaya yapılacak en büyük hakaret. “Hadi bir kuyuya baktık, bir de kilise önünde selfie çektik, Tarsus’u hallettik” sığlığına düşmeyin. Burası tarihin en büyük kırılma noktalarından birinin doğum yeri; o binlerce yıllık yorgunluğu ve manevi derinliği hissetmek için telefonu cebinize koyup biraz durmayı öğrenmek gerek.

📌 Kemal’in Notu: Tarsus’ta attığın her adımda aslında 8 bin yıllık bir birikimin üzerinde yürüyorsun. Şahmeran’ın efsanesinden Roma Yolu’nun taşlarına kadar her detay, aslında imparatorların, tüccarların ve hacıların aşındırdığı o taşlar size hızın değil, sürekliliğin önemini anlatacak. Tarsus’u gezmek sıradan bir hafta sonu etkinliği değil, o devasa sürekliliğe şahitlik etmektir. Acele etmeyin, şehrin ağırlığını hissedin. En temel kuralımız bu.


Tarsus Nerede 📍

Mersin’in en doğu ucunda, Adana ile Mersin merkezinin tam ortasında yer alıyor. Haritaya baktığınızda, Çukurova’nın o bereketli düzlüğünün tam kalbinde bulursunuz onu. Konum olarak tam bir kavşak noktası. Adana Şakirpaşa (veya yeni açılan Çukurova Uluslararası) Havalimanı’ndan çıktığınızda, trafik sizi çok hırpalamazsa 20-30 dakikada kendinizi Tarsus’un merkezinde bulabiliyorsunuz. Mersin ve Adana arasında her 15-20 dakikada bir çalışan Raybüs veya minibüslerle ulaşım o kadar kolay ki, burayı bazen sadece bir geçiş güzergahı sanıyoruz.

Benim için Tarsus’un yeri sadece coğrafi bir koordinat değil; Akdeniz ile Anadolu’nun kesiştiği o kadim nokta. Mersin’e bağlı bir ilçe olmasına rağmen, aslında her iki komşu şehirden de daha ağırbaşlı, kendi içine kapalı ama bir o kadar da derin bir yer. Otoyoldan geçerken o meşhur tabelayı görüp gaza basmak işin kolayı; asıl mesele o sapağa girip tarihin tam göbeğine park etmek.


Tarsus’a Nasıl Gidilir

Tarsus, Çukurova’nın kalbinde ama kendi içine kapalı bir kutu gibidir. 2026 itibarıyla ulaşım yolları oldukça net:

  • Havayolu: Çukurova Uluslararası Havalimanı (COV) artık ana giriş kapımız. Buradan servislerle veya araç kiralayarak 20-30 dakikada merkezdesiniz.
  • Demiryolu: Bölgenin en keyifli ulaşımı Raybüs. Adana veya Mersin’den bindiğinizde, trafiğe takılmadan doğrudan tarihin orta yerine düşersiniz.
  • Karayolu: Kendi aracınızla geliyorsanız, otoban sizi Tarsus’un kapısına kadar getirir. Ancak merkezdeki o dar sokaklarda park yeri aramanın ciddi bir sabır testi olduğunu hatırlatayım.

Tarsus Gezi Rehberi

Tarsus’un teknik künyesine baktığında karşına çıkan “8 bin yıllık kesintisiz yerleşim” ibaresi, aslında buranın ne kadar ağır bir toprağa sahip olduğunun en net kanıtı. Dünyada çok az şehir, Neolitik Çağ’dan bugüne hiç ara vermeden, üzerine ekleye ekleye yaşamaya devam edebilmiş. Tarsus, bir harabe değil; binlerce yıldır nefes alan, katmanları arasında kaybolacağın devasa bir organizma.

İşte bu yüzden burası sadece Mersin’in bir ilçesi değil; coğrafi konumu, bereketi ve suları sayesinde tarihin her döneminde masanın en stratejik noktasında oturmuş bir başrol oyuncusu.

Tarsus’un dünya çapındaki asıl ağırlığı ise inanç turizminden geliyor. Hristiyanlığın yayılmasında en büyük pay sahibi olan ve İncil’de ismi defalarca geçen St. Paul’un Tarsus’ta doğmuş olması, burayı Hristiyanlar için vazgeçilmez bir hac merkezi haline getiriyor.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan St. Paul Kilisesi ve Kuyusu, sadece birer turistik durak değil; binlerce yıldır korunan bir hafızanın parçaları. Buraya sadece “bir kuyu görmeye” gelirsen yanılırsın; burası inancın ve tarihin nasıl iç içe geçtiğini göreceğin o nadir noktalardan biri.

📌 Kemal’in Notu: Tarsus'u gezerken yapacağın en büyük hata, burayı sadece "Mersin'in bir ilçesi" sanmaktır. Burası bir ilçe değil, kendi başına bir metropol ruhuna sahip kadim bir hafıza. Tarsus'ta acele eden her zaman kaybeder. Eğer o 8 bin yıllık kesintisiz yaşamın tadını almak istiyorsan, adımlarını yavaşlat ve şehrin seninle konuşmasına izin ver.

Tarsus Gezilecek Yerler 📌

Tarsus, tarihi ve doğal güzellikleri ile Anadolu’nun en güzel rotalarından biri. Farklı inanç gruplarına ait kutsal mekanları, farklı uygarlıkların dokunuşlarını görebileceğiniz mimari yapıları ve nefis lezzetleriyle görmeye değer. Anadolu’nun tarihi geçmişinde tarihin ilk dönemlerine uzanan çok sayıda yerleşim yeri bulunmasına rağmen, kesintisiz yerleşimin görüldüğü az sayıdaki yerden.

Tarsus camileri, bedestenleri, mağaraları, şelaleleri ve efsaneleriyle Anadolu’nun binlerce yıllık köklü tarihinin canlı bir kanıtı. Sıcakkanlı insanları, tertemiz havası, birbirinden lezzetli yemekleri ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine en içten tebessümünü sunuyor. Hristiyanlığın yayılmasında büyük emeği olan ve İncil’de de adı geçen, Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olan St. Paul’un kuyusu ve St. Paul Kilisesi Hristiyanların hac rotalarından.

Kuran-ı Kerim’de de bahsi geçen, Anadolu’nun yerlerinde örnekleri görülen Eshab-ı Keyf Mağarası da Tarsus’ta. Bulunduğu semte adını veren ve Tarsus’un en eski camisi olan Ulu Camii’nin doğusundaki türbede, Şit ve Lokman peygamber ile abbasi Halifesi Ma’mun’un makamları yer alıyor.

Osmanlı döneminde ticari hayatın kalbi durumunda olan Kırkkaşık Bedesteni mistik bir atmosfere sahip. Tarsusluların nefes almak için gittiği Tarsus Şelalesi, Makamı Danyal Camii, Antik Yol ve Kleopatra Kapısı Tarsus’ta mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Ayrıca tarihi Tarsus evlerinin bulunduğu sokaklarda keyifli bir yürüyüş yapmadan Tarsus’tan ayrılmayın.

1. St. Paul Kilisesi

St. Paul Kilisesi, İncil’de iki kez Tarsuslu olduğunu yinelenen, İsa’nın 12 havarisinden biri olan ve Hristiyanlığı yaymak uğruna pek çok mücadele veren St. Paul adına yapılmış bir 12. yüzyıl kilisesi. Bazı kaynaklarda, 1198’de bu kilisede Papa’nın elçisi I. Leon’u Ermeni kralı olarak taç giydirdiği anlatılıyor.

Hıristiyanlığı yaymasından rahatsız olanlar tarafından öldürülmek istendiğinde Kudüs’ten kaçarak doğduğu yer olan Tarsus’a gelen ve dini yaymak uğruna pek çok mücadele vererek kilometrelerce yol kat eden St. Paul’un istikameti, sırasıyla Tarsus, Silifke ve Mut ilçelerinden geçiyor. Bu güzergah üzerinde kendisi ve diğer azizlerin anısına yapılmış erken dönem kiliseleri bulunuyor.

Aziz Paul Kilisesi, 460 metre alan üzerine dikdörtgen planlı tasarlanmış. Kemerli ana giriş kapısı ve yanlarda birer penceresi bulunan kilisenin sütun başlıkları korinth tarzda boyanmış. Zemini ise beyaz ve siyah mermer plakalarla kaplı olup dua edilen alanın önündeki üçgen form siyah ve beyaz mermerlerle vurgulanmış.

Kesme taşlardan yapılmış kilisenin, gri renkli granit sütunlarının antik çağdan kaldığı rivayet ediliyor. Tavanın merkezinde Hz. İsa, Doğu kısmında Yohannes ve Mattaios, batıda ise Marcos ve Lucas freskleri yer alıyor. Roma tarzı kalın ve yüksek duvarları olan kilise, 1415’te Ramazanoğlu Ahmet Bey tarafından onarılarak camiye çevrilmiş.

Tarsus’ta bugün müze olarak hizmet veren ve Hristiyanlar için çok değerli olan kilise tarih, kültür ve inanç turizminin Tarsus’taki merkezi konumunda olduğundan ilk görülmesi gereken yerlerden birisi.

⏰ St. Paul Kilisesi ziyaret saatleri yaz döneminde (1 Nisan – 1 Ekim) 08.00-19.00; kış döneminde (1 Ekim – 1 Nisan) 08.00-17.00. Kilise, haftanın 7 günü ziyarete açık. 🔐 St. Paul Kilisesi giriş ücreti 10TL. Müze Kart geçerli.

2. Aziz Paul Kuyusu

St. Paul Kuyusu, Hristiyanlar için önemli bir ruhani merkez. Hristiyanlığın Batı Avrupa’ya yayılmasında büyük rol oynayan ve İncil’de ‘Müjdeleyici’ olarak ismi geçen St. Paul’un evinin yeri olarak kabul edilen bir avluda bulunuyor. St. Paul’un doğum yeri olarak bilinen ve Aziz Paul’a adanan yer, tarihte uzun kara yolculuklarıyla Avrupa’dan Kudüs’e hacı olmak için gidenlerin mola yeriydi.

Yaz-kış suyu hiç eksilmeyen kuyunun ağız taşı silindir şeklinde olmasına rağmen, asıl kuyu gövdesi kare biçiminde tasarlanmış. Derinliği 38 m olan kuyunun çapı ise 1.15 metre kadar. Aziz Paul Kuyusu, ülkemizin UNESCO Dünya Miras Listesine aday olarak gösterilen kültür varlıklarından birisi.

⏰ St. Paul Kuyusu ziyaret saatleri yaz döneminde (1 Nisan – 1 Ekim) 08.00-19.00; kış döneminde (1 Ekim – 1 Nisan) 08.00-17.00. Kilise, haftanın 7 günü ziyarete açık. 🔐 St. Paul Kuyusu giriş ücreti 10TL. Müze Kart geçerli.

3. Tarsus Ulu Cami

Tarsus Ulu Cami

Tarsus Ulu Camii, 1579’de Ramazanoğlu beyi Piri Mehmet Paşa’nın oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılmış. Cami-i Kebir ya da Cami-i Nur diye adlandırılan Ulu Camii, yakın döneme kadar kentin merkezi konumundaydı. Bugün etrafındaki türbe ve imaret ile 1895’de eklenen saat kulesi ile büyük bir külliye görünümünü koruyor.

İnşaatında tümüyle kesme taş kullanılan, dikdörtgen planlı tek minareli camiye, kuzey yönünden, Memluk mimari özelliklerini taşıyan siyah-beyaz mermerlerle süslü taç kapıdan giriliyor. Klasik Osmanlı süsleme sanatının en iyi örneklerinden olan mermerden mihrap enfes. Caminin doğu duvarına bitişik türbede Hz. Şit, Hz. Lokman Hekim ve Halife Me’mun’un sandukaları Tarsus’un inanç turizmindeki yerini sağlamlaştırıyor.

⏰ Tarsus Ulu Camii ziyaret saatleri haftanın 7 günü, 08.00-18.00. Cami ibadet saatleri dışında ziyaret edilebiliyor. 🔐 Tarsus Ulu Camii giriş ücreti alınmıyor.

4. Kırk Kaşık Bedesteni

Tarsus Bedesten

Kırk Kaşık Bedesteni, her dönemde hareketli ticari hayatı olan ve yolların kesişme noktasında bulunan Tarsus’ta, Ulu Cami’nin hemen yanı başında, Ramazanoğulları Beyliğinden Piri Paşanın oğlu İbrahim Bey tarafından 1579’da yaptırılmış.

Kuruluşunun ilk zamanlarında imarethane ve medrese olarak kullanılmışsa da cumhuriyetten sonra kapalı çarşı olarak kullanılmaya başlanmış. Yapının dış cephesinde bulunan kaşık süslemelerinden dolayı bu isimle anılıyor. Batı ve Doğu yönünde uzayan iki kapıdan girilen bedesten 21 oda ve bunları kaplayan 7 kubbeden oluşuyor.

Ulu Camii’nin hemen yanında yer alan Kırkkaşık Bedesteni, yöresel el sanatlarına ait seramik, ahşap, bakır, gümüş, deri, dokuma turistik hediyelik ürünler olmak üzere, yöresel damak tatlarının sunulduğu, kent tarihinin, toplumsal ve kültürel yaşamının anlatıldığı çeşitli yayınların sergilenip satıldığı bir çarşı görünümünde.

Tarsus gezisinde hediyelik eşya ve hatıra alınacak yerlerin en iyisi. ⏰ Kırkkaşık Bedesteni ziyaret saatleri haftanın 7 günü, 08.00-20.00. 🔐 Kırkkaşık Bedesteni ücretsiz ziyaret edilebiliyor.

5. Kleopatra Kapısı

Tarsus Kleopartra Kapısı

Kleopatra Kapısı, Tarsus’un hemen girişinde yer alan ve Deniz Kapısı olarak da bilinen tarihi bir kapı. Bugün denizden içeride olsa da bir zamanlar Tarsus, büyük bir liman kentiydi. Mısır’ın ünlü Kraliçesi Kleopatra’nın denizden kayıklarla gelip, bu kapıdan şehre girerek Romalı General Antonius ile buluştuğu söylenir.

Kapı, Tarsus’ta günümüze kadar ulaşmayı başaran en eski yapılardan biri. Yapılış dönemi konusunda kesin bir bilgi yok. Kullanılan malzemeye göre Bizans dönemi sonları veya Abbasi devrinde tekrar yapıldığı düşünülüyor. Kleopatra Kapısı, Bizans döneminde kentin çevresini saran surların geçiş kapılarından biriydi.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde de adı geçen kapı, Horasan harcı kullanılarak, at nalı şeklinde inşa edilmiş. Tarsus’un surlarından geriye kalan tek ve şehrin batı önüne açılan ana kapısı, Restore edilerek aslından oldukça farklı bir yapıya büründürüldü. Kleopatra Kapısı’nın yüksekliği 8.50 m, genişliği ise 5.60 metre.

6. Danyal Peygamberin Mezarı

Danyal Peygamberin Mezarı ve Makam Cami, Türkiye’deki tek peygamber kabri olan ve Musevi, Hıristiyan ve Müslümanlar tarafından peygamber olarak kabul edilen Danyal’ın naaşının bulunduğu mezar yapısı. Mezar ve yanıbaşındaki cami inanç turizmiyle öne çıkan Tarsus’un en önemli yapılarından biri.

Dikdörtgen planlı, tonozlu ve kemerli bir yapı olan caminin doğusunda yer alan mezarlık, peygamberin na’şının çalınmaması amacıyla Hz. Ömer’in emri ile Berdan Nehrinden gelen ufak bir çayın suyu geçirilerek yapılmış. Böylece naaş caminin arka ve alt kısımlarında suyun giriş yerinde bulunan kalın mazgal demirleri altına defnedilmiş.

⏰ Danyal Peygamberin Mezarı ve Makam Cami ziyaret saatleri haftanın 7 günü, 08.00-18.00. 🔐 Danyal Peygamberin Mezarı ve Makam Cami ücretsiz ziyaret edilebiliyor.

7. Şahmeran Hamamı

Şahmeran Hamamı, yılanların şahı olarak bilinen insan başlı, yılan gövdeli efsanevi Şahmeran‘ın öldürüldüğü söylenen yer. Hamam, Tarsus ilçe merkezinde Vakıf İşhanı’nın hemen yanında yer alıyor.

Romalılardan kalma bir temel üzerine Ramazanoğulları tarafından yaptırılmış hamam, mimari planı ve ölçüleri bakımından bir Türk hamamının özelliklerini taşıyor. 4 eyvanlı yapı, sıcaklık ve halvet kısımlarından oluşan hamam, restore edilerek hizmete tekrar sunulmuş.

Giriş kapısı üzerinde yer alan kitabesinde Mahmut Paşa Vakfına ait olduğu ve 1873’te Mir Mahmut Galip tarafından onarıldığı yazılı olsa da hamam tarihte çok kez onarım görmüş. Uzun bir süre kullanılmayan hamam, 1990’da tekrar onarılarak hizmet vermeye başlamış.

⏰ Şahmeran Hamamı ziyaret saatleri haftanın 7 günü, 08.00-18.00. 🔐 Şahmeran Hamamı’na giriş ücreti ödeyerek hamam olanağından yararlanabiliyorsunuz.

8. Antik Yol

Antik Yol, Tarsus ilçe merkezinde 1993’te otopark yapımı esnasında keşfedilmiş. Yolun Roma döneminde MÖ 1. yüzyıl ile MS 1. yüzyıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. Poligonal teknikle yerleştirilmiş bazalt taşlardan oluşan 60 metrelik yolun en önemli özelliği ise halen kullanılır durumda olan kanalizasyon sistemi. Yolun iki ynında yağmur suyunu tahliye için su kanalları yapılmış.

Şehir içi ulaşımda kullanıldığı düşünülen yolda o dönemdeki araçların tekerlek izleri görülüyor. Tarsus Cumhuriyet Alanında yer alan antik yoldan geçenler arasında tarihin en ünlü isimleri olan Kleopatra, Cicero, St. Paul ve Hadrian yer alıyor. Şehrin en merkezi noktasında konumlanan Antik Yol ile ilgili bir arkeopark projesi bulunsa da yol, günümüzde bakımsız ve ziyarete kapalı.

9. Tarsus Şelalesi

Tarsus Şelalesi, Berdan Çayı üzerinde, 15 metrelik bir mesafeden Roma döneminde nekropol alanına dökülen nefis bir şelale. Taşıdığı alüvyonlarla Çukurova deltasının ortaya çıkışında önemli rol oynayan Berdan Irmağı, Orta Torosların güneydoğu yamaçları olan Bolkar Dağlarından filizlenen derelerden alıyor.

Bizans İmparatoru Jüstinyen tarafından MS 500’lü yıllarda kenti su taşkınlarından korumak için çayın yatağının değiştirilmesiyle bugünkü şelale oluşmuş. Antik ismi Kydnos olan yerde çoğu tahrip olmuş konalemera olarak adlandırılan yapıya sahip kayalara oyulmuş Roma mezarları bulunuyor.

Yaklaşık 15 metre yükseklikteki kayalıklardan dökülen su, özellikle kış ve bahar aylarında karların erimesiyle en yoğun debisine ulaşıyor. Mart ayında yaptığım Tarsus gezimde şelale çok güçlü bir debiyle akıyordu. Söylentilere göre, Büyük İskender Kydnos’da yıkandıktan sonra zatürre olup, kısa bir süre sonra Suriye’de ölmüş. Halife Memun’un da yine aynı şekilde Tarsus’ta öldüğü söyleniyor.

10. Tarihi Tarsus Evleri

Tarsus Evler

Tarsus evleri, Tarsus’un tarihsel birikiminin ilçedeki en iyi yansımaları. Kerpiç, taş ve ahşaptan iki katlı olarak yapılan evlerin çok azının geçmiş yüzyıla ait olduğu biliniyor. Tarihi ve kültürel dokusuyla ilgi çeken ve bugün hala zamana direnen evlerin büyük çoğunluğu, Cumhuriyet dönemi mimarisini yansıtıyor.

Bütün evlerin en vazgeçilmez parçalarını rengârenk çiçeklerle ve serin gölgeli ağaçlarla süslü olan avlular oluşturuyor. Türk geleneksel mimarisinin en belirgin özelliklerinden biri olan bu avlular, sıcak iklimleri katlanılır kılan unsurlar olarak Tarsus evlerinde de yerini alıyor.

Tarihi Tarsus evlerinin 300’e yakını tescillenmiş. Henüz tescil edilmemiş evlerle birlikte sayıları 600’den fazla olan evlerin, uzun kenarlarının sokağa dik ve paralel yerleştirildiği, ağırlıklı olarak alt katların işlik olarak düşünüldüğü için yüksek tutulduğu gözleniyor.

Roma Hamamı (Altından Geçme), Roma döneminde kente kemerlerle su getirilmesinden sonra inşa edilmiş. Tarsus’un merkezinde yer alan hamamdan günümüze yalnızca duvarlarının bir kısmı ulaşabilmiş. Altından motorlu araçların da geçebileceği büyük kemer ve hamam duvarlarının bir kısmı, 19. yüzyıla ait konutların içinde kalmış.

Tarsusluların ‘Altından Geçme’ olarak adlandırdığı ‘Roma Hamamı’ kalıntılarının arkasında uzanan cadde olan Kemeraltının bir özelliği de rengârenk şemsiyelerle süslenmiş oluşu. Siptilli Çarşısı da taş döşeli sokakların bulunduğu Kemeraltında yer alıyor.

11. Yedi Uyurlar Mağarası

Eshab-i Kehf Mağarası

Eshab-ı Kehf Mağarası, Hıristiyan ve Müslümanlarca kutsal bir ziyaret yeri olarak kabul ediliyor. Tarsus’a, 14 km uzaklıktaki Dedeler köyünde yer alıyor. Dünyanın birçok yerindeki yedi uyurlar inanışının Anadolu’daki en önemli merkezi Tarsus’taki Eshab-ı Kehf Mağarası, Tarsus inanç ve kültür turizminin önemli bir parçası.

Encülüs Dağının eteklerindeki çöküntü mağarası oluşumuna 15 basamaklı bir merdivenle iniliyor. Kuran-ı Kerim’de Kehf Suresinde sözü edilen mağaranın içerisinde 4 mezar bulunuyor. Burada yatan şehitlerin Tozkoparan Müfrezesine mensup oldukları söyleniyor. Tarsus’tan Çamlıyayla’ya giden yolun solunda kalan mağaranın üstüne, 1873’te Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan kitabe ve cami eklenmiş.

⏰ Eshab-ı Kehf Mağarası ziyaret saatleri haftanın 7 günü, 08.00-19.00. 🔐 Eshab-ı Kehf Mağarası ücretsiz ziyaret edilebiliyor. Dileyenler bağış yapabiliyor.

12. Roma Yolu ve Kilikya Zafer Takı

Roma Yolu, Tarsus’a 15 km uzaklıktaki Sağlıklı Köyü’nün yukarı kısmında bulunuyor. Roma Yolu’nun MS 1. yüzyılda yapıldığı ve yaklaşık MS 4. yüzyıl ortalarına kadar kullanıldığı düşünülüyor. Genişliği 2.94 ile 3 metre arasında değişen Antik Roma Yolu, Tarihi İpek Yolunun da uzantısıydı.

Roma Yolunun sağlam kalan bölümlerinde yapılan incelemelerde yola dikdörtgen kireç taşı bloklar ve her iki kenarına arabaların dışarı çıkmasını engelleyen yüksek tretuvarlar yerleştirildiği anlaşılmış. Araç çıkışını kolaylaştıran kavisler ve iki arabanın karşılaşabilmesi için daha geniş bırakılan alanlar, yolun sağlam kalan bölümlerinin en ilginç noktaları.

Yol güzergahı üzerinde Roma ve Bizans devirlerine ait mezarlar ve yolla ilgili yazılı onarım kitabeleri bulunuyor. Tarsus’un yaklaşık 2 bin önceki ihtişamını gözler önüne seren yol, St. Paul, Cicero, Julius Casear, Athenedoros, Nestor, Kleopatra, M. Antonius, Augustus ve Hadrian tarafından kullanılmış. Siz de yürüyün.

TARSUS MUTFAĞI
Doğu Akdeniz’in ve Torosların kaynaştığı Çukurova’nın bu bereketli topraklarında ne yetişirse çok lezzeti oluyor. Tarih boyunca birçok uygarlığın kaynaştığı, Anadolu’nun en önemli bölgelerinden biri olan Tarsus’un bu özelliği elbette mutfak kültürüne de yansımış. Süzme yoğurt, ayran ve şalgam suyu yöre sofrasının değişmeyen asli unsurlarından.

Bir de Tarsus’a özgü bildiğimiz lahmacunlardan daha farklı küçük, fındık lahmacun olarak adlandırılan meşhur lahmacunu var. Mersin ve Tarsus’un en özgün tatlısı olan cezerye, havuç kullanılarak yapılan özel bir tatlı. Zaten ismi de Arapça havuç anlamına gelen, ‘cezer’den geliyor. Tarsus Şelalesinin etrafındaki restoranlarda Tarsus’a özgü bu lezzetleri tatmanız mümkün.

Şelale Restoran’a gittiğinizde mutlaka, sıcak humus, fındık lahmacun ve kocaman saçlarda servis edilen, yumuşacık ve çık lezzetli olan sac kebabını deneyin.

Tarsus, sahip olduğu coğrafî konum nedeniyle, tarihî süreç içerisinde yerli Anadolu kültürünün yanı sıra hem doğu hem de batı kültürüne ev sahipliği yapmış olduğundan, şehirde bu kültürlerin izlerini taşıyan çok sayıda başka tarihi eser ve yapı bulunuyor.

Tarsus gezilecek yerler listesi uzayıp gidiyor aslında. Geçmişi oldukça zengin olan ilçede Eski Camii, Kubatpaşa Medresesi, Şahmeran Heykeli, Bac Köprüsü, Roma Hamamı, Donuktaş Roma Tapınağı, Bilal Habeşi ve Mencik Baba Türbesi, Gözlükule Höyüğü, Taşkuyu Mağarası, Gülek Kalesi, Sungurlar Konağı, Tarsus Müzesi ve Nusrat Mayın Gemisi Tarsus’ta gezilip görülecek diğer yerler arasında yer alıyor.

Köklü medeniyetlerin mirasını taşıyan Tarsus, tarihi ahşap konakları, lezzetli yemekleri, doğal güzellikleri, farklı kutsal kitaplarda ismi geçen mekanları ve tarihi rotaları ile kültür, doğa ve gastronomi turizminin bileşenlerini bir arada sunuyor.