Sırtımda küçük sırtçantam var. Laptop, Samsung Tablet’im dışında sadece sarong, bir yedek t-shirt ve bazı temizlik malzemelerim, güneş kremim, sinek kovucu spreyim, şişme yastığım var. Ayağımda ise sadece parmak arası terlik. Üzerimde pantolon ve bir t-shirt. Bense trekking ayakkabısı, baş lambam, yeteri kadar kıyafet olmadan ormanda kampa gitmeye niyetliyim! Ancak şunu diyebilirim ki; büyük sırt çantamı ardımda Kota Kinabalu’da bırakıp, 20 litrelik küçük sırt çantam ve sadece parmak arası terlik ile bir ülkeyi gezmek çok kolay ve rahat. Bir haftadır öylece dolaşıyorum işte. Bu yüzden de otobüs veya taksiye binmeden yarım saate kadar olan yolları yürüyerek gidebiliyorum. Konu birkaç Ringitin daha cepte kalmasından çok eski alışkanlıkların terk edilmesi. Bunu başardığınızda kendinizi daha özgür ve esnek hissediyorsunuz.

Dün Lahad Datu şehir merkezinden havalimanına kadar işte öylesi bir yolu gidip geri gelmiştim. Şimdi de yine o yolu tekrar gitmek zamanı, çünkü dün o uzunca yürüyüşü yapıpDanum Valley Field Centre’e gittiğimde kapalı olduğunu görünce şaşırmıştım, meğer günlerden pazarmış! Yarım saat sonra içerisi buz gibi olan ofisin kapısından içeri giriyordum. Danum Vadisi’ne gitmek istediğimi oradak görevli bayana söyleyince gerekli iznim olup olmadığını sordu. Çünkü Vadi sadece bilim adamlarına açıkmış. Ben veteriner hekimim olmaz mı? diye sorunca gülümseyerek beni hemen bitişikteki Borneo Rainforest Lodge ofisine uğramamı tavsiye etti. Ben de onu dinledim.

Borneo Rainforest Lodge fiyat listesini bana uzatan bayanın yüzüne tepkisiz bir şekilde baktıktan sonra teşekkür edip gerisin geriye Danum Valley Field Centre ofisine geçtim. O ne fiyatlar öyle! Binlerce dolar harcamanız gerekiyor birkaç gecelik konaklamanız ve vadiyi gezmeniz için! Danum Valley Field Centre’deki görevli Susan’a uzun laflar dizerek yardımcı olmasını istedim. Çünkü orada sadece bilim insanlarının ve araştırma öğrencilerinin kaldığı, limitli ziyaretçiye izin verilen daha ekonomik bir konaklama seçeneğinin olduğunu biliyordum. Nihayet ricalarım işe yaradı ve bana fiyat listesini uzattı.

Gelelim dünyanın bu en zengin canlı hayatına sahip ormanlarına gitmenin bedeline: Hostelde gecelik konaklama RM91 (54 TL), Kahvaltı 29, öğlen yemeği 36, akşam yemeği ise RM46, üçünü birden paket olarak alırsanız RM111 (65 TL). Kısaca bir gecelik konaklama ve günlük yemek maliyeti 100 TL. Yatak paylaşımlı dorm odalarında bilim adamlarıyla uyumanın bedeli bununla bitmiyor. Park giriş izni için RM50 (30 TL), transfer için ise gidiş dönüş RM130 (77 TL) ödemeniz gerekiyor. Kısaca 2 gece 3 günlük Danum Vadisi ziyareti 350 TL’ye mal oluyor. Değer mi? Kesinlikle değeceğine inanıyorum. Susan’a “OK” dedikten sonra aldığım cevap hayallerimi yıktı., Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri olmak üzere, haftanın sadece 3 günü ve sadece 7 kişilik transferler imkanları varmış ve bugünkü doluymuş. Çarşamba günü gitmek istersem uygun olduğunu söyledi. Zaten bir gece gereksizce L.Datu’da konaklamıştım, bu gereksiz şehirde 2 gece daha konaklamak istemiyordum. Teşekkür edip oradan ayrıldım.

Kablosuz internet bağlantısı olan bir restoranda oturup araştırmalara başladım. Ne yapsam? Beklesem mi, yoksa atlasam mı Danum Vadisini. Sonra aklıma çadırım geldi. Fiyat listesinde Camping için RM78 yazıyordu. Bir de internetteki araştırmalarımda orada mutfaklarının olunca kendi yemeğimi kendim pişiririm diye düşündüm. Bu arada Danum Vadisinde kalmaya çalıştığım bu yer kütüphanesi, sunum ve toplantı salonları, dinlenme alanlarıyla oldukça konforlu bir ortam sağlanıyor bilim insanlarına. Çadırda kalıp, orman gezisi sonrası bu ortamdan faydalanırım diye düşünüp ofise geri döndüm. Bunun için önce Sabah’taki gezilerimi bitirip Kota Kinabalu’ya geri dönüp, sırt çantamı ve çadırımı alıp buraya dönebileceğimi düşündüm. Düşünmekle kaldım sadece, çünkü kamping fiyatları sadece bir defalığına değil her gece içinmiş. Yani konforlu dorm odasında kalmak RM91 iken çadırda kalırsanız bu RM78 oluyor. Pek de fark yok.

Danum Vadisi’ne gitme planımdan hem maliyeti, hem de 2 gün daha beklemem gerektiğinden vazgeçtim. Yine Lahad Datu’dan ulaşabileceğim Tabin Wildlife hakkında bilgi almak için havalimanında bulunan Tabin Wildlife Resort ofisine gittim. Uzatılan fiyat listesine şöyle bir göz attıktan sonra kapıya yöneldim. Paket şeklinde sunulan ve başka bir konaklama seçeneğinin olmadığı bu vahşi yaşam parkında birkaç gün kalmanın maliyeti, benim herhangi bir Asya ülkesini 1 gezdiğimde harcayacağım bütçenin 2 katıydı.

Danum Vadisi gibi Tabin Wildlife da çok zengin canlı rezervine sahip. 1984 korumaya alınan bölgede yaşıyan hayvan türlerinin bazıları yok olma tehlikesi altındalar. Sabah’ın üç büyük memelilerinden Borneo Pigme Fil, Sumatra Gergedanı ve Bison bunlardan birkaçı ve yoğun olarak burada yaşıyorlar. Bulunduğum şehir olan Lahad Datu’ya 48 km uzaklıkta olan 122 bin hektarlık bu vahşi yaşam parkında 220 çeşit kuş türü bulunuyor. Görülesi yer.

Sabah 8:30’dan akşam saat kadar vaktimi Fajar olarak adlandırılan, havalimanıyla sadece çift şeritli bir yol ile ayrılmış olan işmerkezlerinin olduğu yerde internet kullanarak geçirdim. Bizdeki gözlemeye benzer rati olarak adlandırılan yiyecekten hem kahvaltıda hem de öğlen yemeğinde sipariş verdim. Sabahki yumurtalı ve çayla birlikte güzeldi. Öğleden sonra ise ballı olanını söyledim, ancak anlamamış olmalılar ki yine yumurtalı olanından getirdiler, sorun değil. Bazen uzun uzun ne istediğinizi anlattığınızda size gülümseyerek “okey” diyorlar ama sonrasında siparişiniz geldiğinde aslında anlamamış olduklarını anlıyorsunuz. Sorun değil, afiyetle yedim.

Lahad Datu’dan Sandakan’a gitmeye karar verdim, saat oldukça geç olmuştu. Niyetimse yola çıkıp otostop yapmaktı. Hep derim Çinliler garip insanlar diye. Benzinlikte sırtımda çantam, benzin almakta olan bir Çinli’ye Sandakan’a nasıl gideceğimi sorduğumda, gökyüzüne bakıp epeyce bir düşündükten sonra yola çıkmamı ve sola doğru doğruca yürümem gerektiğini söyledi. Öyle ya Sandakan o taraftaydı! Artık anlamıştım ama ben muhabbeti sürdürüp acaba ne kadar süre yürümem gerektiğini sordum. Yine gökyüzüne bakıp düşündükten sonra “I guess 1 day” cevabını almış oldum. Eğer yola çıkıp sola doğru yolu takip edersem 1 günde varırmışım! Otobüs veya minibüsle ilgili herhangi bir tavsiye işitmedim. Ben de tavsiyesini dinleyip yola çıkıp yürümeye başladım, ancak sadece durağa kadar tabi.

Duran birkaç kamyon farklı yöne gidince, önce camında “Sandakan” yazısını gördüğüm bir jeepi durdurdum. Yoğun bir trafikten sonra Sandakan’daydım. Yol 3 saat sürmüştü. Şöföre RM30 ödedim. Sandakan kasaba havasında küçük bir şehir. Cadde üstünde Sandakan Backpacker tabelasını görünce içeri daldım, odasını inceledim temizdi. Kahvaltı dahil RM30 fiyatı ise başkent Kota Kinabalu’dan bile yüksekti.

Sandakan deniz kenarına kurulmuş oldukça basit bir kasaba. Sahildeki restoranlardan birini seçip oturdum. Gençler ellerinde cep telefonları doldurmuşlardı cafe restoranı. Herkes cep telefonuna odaklanmıştı. Yüksek seste Elvis çalıyordu. Bu ilginç yerde ben de diğer müşteriler gibi kablosuz internetin keyfini çıkararak geçirdim.

Day 440, Borneo:28. Sandakan, 18 Ekim 2011, Salı

3 YORUMLAR

  1. Ben ancak 75-80’den 60 litrelik çantaya inebildim, ona da yığdığım atıştırmalıklar bitince 50 litre filan kalabiliyor çanta ama 50 bile çok aslında yürürken. Bu yüzden tebrik ederim seni; 20 litre, insanın köklerinin olmadığını ve maddi bağımlılıkların gereksizliğini, faydasızlığını göstermesi açısından kesinlikle ideal. Yaşasın basit ama ışıltılı yaşantılar! Yolun uzun olsun! 🙂

    AslıSol

    • 75-80 litrelik çanta mı! Kolay olmamıştır herhalde onu taşımak. Asya gibi tropikal iklime sahip ülkelerde 2 t-shirt/short, parmak arası terlik ile gezebilmek müthiş bir rahatlık.

      Bağımlılıklarımızı azalttıkça, alışkanlıklarımızı değiştirdikçe daha da özgürleşiyoruz. Teşekkürler Aslı

      • Dediğin gibi birkaç tişört, şalvar, terlik, havlu filan yetiyor aslında; ama onlardan başka sinek-böcek önlemleri, ilaçlar, temizlik-hijyen malzemeleri, zor günler için ufak tefek atıştırmalıklar çok yer tutuyor bende nedense. O iklimlere giderken bunlardan vazgeçemedim işte. En son Hindistan’a gittim ve pek sıkıntı yaşamadım ağırlık konusunda. Çünkü taşımadım çantayı! :)) Şehirlerarası yolculukları yataklı otobüsle yaptım ve rikşalardan (üç tekerlekli motor taksiler) inmedim. Yine de azaltmak lazım. Sadece yoldayken değil, tek duraklı yaşantılarda da sadelik şart. Mülkiyet duygumu kitaplarla sınırlamayı deniyorum ben de, zor oluyor ama du bakalım… 🙂

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!