World Wide traveller dergisi ile önceki hafta bir röportaj gerçekleştirmiştik. Aslında kısa bir röportaj olacağını düşünmüş olsam da oldukça detaylı anlatmayı seven ben uzun uzun düşüncelerimi aktarmıştım. Tabi dergide alan kısıtlaması nedeniyle röportajın bir kısmı yayınlandı.

World Wide traveller dergisinin Mayıs 2015 sayısına verdiğim röportajın tam metnini aşağıda okuyabilirsiniz. Az reklam, çok içerik ile gayet nefis bir seyahat dergisi.

Sırt çantasıyla seyahat

Sırt Çantalı Seyahat Üzerine Bir Röportaj

Ülke gezmek ‘gezgin’ olmak için yeterli mi?

Ülkemizde “gezgin olmak” kavramı sırt çantasını kapıp, daha çok düşük bütçeyle oraya buraya sık giden ve sürekli gözü yolda olana deniyor. Bu noktada yabancıların Budget Traveller dedikleri sınıfta seyahat edenler daha çok anlaşılıyor.

Oysa gezgin kelimesinin arkasındaki felsefe önemli; bana göre o da keşfetme dürtüsüdür. Yani sizi yola çıkaran şey çok sayıda ülke gezmek, çok şehir görmek değil; merak etmek, seyahat ederek öğrenme açlığını gidermek, yeni şeyler öğrenmek, yepyeni deneyimlerin içerisinde olmaktır. Bu tür yaklaşım ile yola düşenler çok şey deneyimleyip öğreniyor, yeni arkadaşlıklar ediniyor, ön yargıları geride bırakıyor.

Tek bir tip seyahat tarzı ile yetinmemek, farklı seyahat deneyimlerini de yaşayıp paylaşmak benim tarzım. İşte bu yüzden ben kendimin gezgin olarak tanımlanmasını pek de tercih etmiyorum.

Evet aynı zamanda bir gezginim, ancak seyahatın her türlüsünü deneyimlemeyi seviyorum. Yani Bussiness Class da uçabilirim, Akdeniz’de bir cruise gemisiyle de seyahat edebilirim veya Avrupa’nın ünlü bir otelinde de konaklayabilirim. Diğer yandan Endonezya’da plajda uyumuşluğum da vardır, Borneo’da çadırda kalmışlığım, otostop yaptığım da, aile yanına misafir olduğumu da sık sık görebilirsiniz.

Eğer seyahat etmeniz, farklı kültürlerle tanışmanız sizi daha iyi, daha bilgili, daha entelektüel, daha paylaşımcı yapmıyorsa bir şeyler eksik demektir.

World Wide Traveller Dergi

Neden sırt çantası?

Çoğunlukla tercihim sırt çantası. Daha dün 17 gün süren Kapadokya, Ankara, Safranbolu ve Fethiye gezimden döndüm. 2 adet küçük sırt çantası taşıyorum. Biri sürekli taşıdığım 20 litrelik Karrimor 20LT ve bunda daha çok günlük eşyalarım, laptop, kameram, pasaport, şarj cihazlarım ve hardisklerim yer alıyor.

Karrimor 40 LT olan çantamda ise çok az kıyafet ve giysim var. Çoğu insan 1 haftalık seyahate kocaman bavullarla çıkıyor. Götürdüğü kıyafetin yarısını da giyinmeden getiriyor. Oysa seyahat ederken kendisi olmalı insan; saçın hali, kıyafet uyumu çok da önemsenmeden keşfetmeye odaklanmalı diye düşünüyorum.

Sırt çantası aslında felsefi olarak daha az şeye sahip olup daha bağımsız olmanın da sembolü. Gittiğiniz yere yerleşmesi ve sonrasında oradan başka yere geçerken de toparlanması kolay, zira az eşya taşıyorsunuz. Bu sizin hareket alanınızı genişletiyor. Uçağa bindiğinizde bagaj beklemek durumunda kalmıyorsunuz. elleriniz de özgür kalıyor.

Kemal-Kaya-Roportaj-World Wide Traveller

Çok okuyan mı bilir çok gezen mi? Tek kelimeyle neden?

Elbette ki çok okuyan bilir!. Öyle olmasaydı çocukluğumuzdan itibaren bizi okula değil de seyahat etmeye gönderirlerdi değil mi :). Hep okula gittiğimize göre en çok okuyan bilir (!).

Ancak “çok okumanın” hayatı, insanı ve hatta dünyayı değiştirmesi için, okuduğunuzu, öğrendiğinizi deneyimleniz ve bizzat yaşamanız gerekiyor. İşte o zaman okuduklarınız bir işe yarıyor.

Okuduğumuz kitapları veya yazıları, işte merak eden, araştıran, soran ve deneyimleyip fikirlerini kaleme dökenler yaratıyor. Çok okuyanın yazdığı kitabı okumaktansa, çok gezenin yazdığı kitabı okumayı tercih ederim. Çünkü çok gezen bana ilham verebilir.

Seyahat, para harcayarak sizi zenginleştiren ve öğreten en güzel ve en eğlenceli şey. Ben okumaktan çok seyahat ederek öğrenmeyi seviyorum. En iyisi hem okumak hem de seyahat etmek. İşte o zaman en çok bilen kişilerden biri olursunuz muhtemelen. 

Napoli
Napoli

Bir seyahatin olmazsa olmazı nedir?

Seyahat çok kişiseldir aslında. Bu nedenle sınırlarını koymak veya tarzı oluşturup insanları buna uymaya davet etmek bana pek de akılcı gelmiyor.

Örneğin kimimiz için seyahatin olmazsa olmazı UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ndeki yerleri görmeyi ve müzelerdir, oysa kimisi için böylesi yerler br cazibe noktası değildir. Onun yerine kimimiz gider şehrin sokaklarında kaybolur, rastgele yürür ve bundan daha çok keyif alır. Kimimiz alışveriş yapmayı, dükkan dükkan dolaşıp, en iyi lezzetleri en iyi restoranlarda deneyimlemeyi severiz. Bunun iyisi veya kötüsü de yoktur.

Seyahatin varsa olmazsa olmazı o da merak etmek ve keşfetmektir. Asıl önemlisi ise edinilen yeni deneyim ve bilginin başkaları ile paylaşılmasıdır. İşte o zaman bir değişim ve dönüşüm sağlarsınız bir toplumda. Hem anlattıkça veya yazdıkça bilgileri kalıcı bir şeye dönüştürüyorsunuz. Nasıl gezerseniz gezin, ama mutlaka edindiğiniz tecrübeyi sevdiklerinize anlatın veya yazın derim ben sohbetlerimde.

Milano-Gezisi
Milano

Sizi en çok etkileyen üç yer?

Bu bana çok sık sorulan ancak cevap veremediğim, cevap verdiğimde de diğer bazı ülke veya yerlere haksızlık ettiğim düşündüğüm bir soru. Ben gittiğim her yerden kolay etkilenen biriyim. Üzerimde zaman baskısı olmadığından, daha stressiz ve daha bağımsızım. Bu nedenle şehirlerin bilinmeyen yerlerini keşfetmeye daha çok vaktim oluyor. Kimisine asla gidilmemeli dediği şehirleri ben sevebiliyorum. Hatta geçmişte az vakit geçirdiğim ve hoşlanmadığım şehirleri daha sonraki seyahatlerimde farklı yüzlerini keşfedince sevebiliyorum. Manila buna en iyi örnektir.

Manila’nın sadece karanlık ve güvensiz hissettiren şehirlerinde kısa vakit geçirirseniz bu şehre karşı soğuk olmanız normaldir. Oysa her şehrin mutlaka farklı yüzü vardır, bunu keşfetmeyi engelleyen şey ise zaman ve daha da çok öncesinde oluşan kafamızdaki önyargılardır.

Filipinler’in Palawan Adası’ndaki El Nido; Avustralya’nın Tazmanya Adası ve Avusturya’daki Salzburg ve çevresi en sevdiğim yerler. Bunlara ülke olarak İran, Endonezya ve Yeni Zelanda‘yı da eklemek isterim.

Vietnam-Gezisi

Backpacker olayında Avrupa’nın çok gerisindeyiz. Neden?

Aslında yukarıda yazdığım satır aralarında kısmen cevap verdim. Biz genellikle önyargılı olduğumuzudan, zamanımız olmadığından, çevremizde sırt çantalı seyahati basite aldığımızdan biraz Backpacker seyahat tarzına yakın değiliz. Kaldı ki anne ve babadan yana da böyle bir miras yok. Bugün bir Avustralya ve Yeni Zelanda’da her doğan çocuk backpacker olarak doğuyor. Ciddiyim, bugün CEO düzeyinde veya milyon liralık serveti olan insanları bu ülkelerde çadırıyla veya sırt çantasıyla gezerken görebiliyorsunuz. Doğaya ait olmak ve doğanın kalbinde olmak valizle ne yazık ki pek örtüşmüyor biraz. Özgür olmanız, hafif olmanız olayın özünde yatıyor.

Avustralya’daki hostellerde çok sayıda 18 yaş ve civarında gençlerle tanıştım. Aileleri lise sonrasında, uçak biletini alıp, ceplerine de az miktar para koyup Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, Amerika gibi ülkelere gönderiyor çocukları. Burada çocuklar hem hayatı öğreniyor, hem para kazanıyor, hem de İngilizce öğreniyor. Daha deneyimli, hayatı ve kendisini keşfetmiş daha özgüvenli olursak bu insanlar ülkesine geri dönüyor ve hangi mesleği seçeceğine karar veriyorlar.

Oysaki bizler öyle güvensiz insanlarız ki, çocukları değil böyle okyanus ötesine, çarşı pazara gönderirken bile denetliyor, baskı kuruyor, sınırlar çiziyoruz. Bu nedenle özgür birey yetişemiyor.

Konfor sınırımız dar kaldığı için hostellerde başkalarıyla ortak oda paylaşmayı veya ortak banyo kullanmayı pek de kabul edemiyoruz. Keşfetme dürtüsü baskın geldiğinde bunların hepsini adım adım aşıyorsunuz. Bu da genellikle gelip paraya sıkışıyor zihnimizde ve çıkmaza giriyoruz. Oysa seyahat etmek sanıldığından daha kolay, güvenli ve ekonomik. Gereken şey araştırmak, okumak ve uygulamak sadece. Esnek olmamız gerekiyor.

Kemal Kaya Sırtçantalı

İlk defa sırt çantasıyla seyahat edecek birine öneriniz nedir?

Geçmişte adım adım bu konuda yazılar yazıyordum, şimdilerde bu konuda yazmalı mıyım diye çok da emin değilim. Çünkü görüyorum ki ihtiyacımız olan tek şey cesaret. Benim anlatacaklarım sadece bilgidir, ama bilgi yola çıkmaya yetmez. Bunun için ilham almak gerekir her şeyden önce.

Seyahat blogları bugün aradığımız bilgiyi bize sağlıyor, hatta bir çok blogger arkadaşım ilham verme noktasında da çok istekliler. Bu yüzden https://yoldaolmak.com/gezi-ve-seyahat-kaynaklari sayfasını oluşturarak Türkiye’nin en iyi seyahat siteleri ve bloglarını, beğendiklerimi listeledim.

Bu sayfada seyahat etmek isteyen birine bilgi olacak tüm kaynaklara giden bir kapı var aslında. Önerim okumaları, araştırmaları, sormaları, bloggerlere mail atıp akıllara takılan sorulara cevap bulmaları ve yola düşmeleri. Gerisi zaten kendiliğinden geliyor.

Seyahatlerinizde olmazsa olmanız nedir?

Olmazsa olmazım yok, çünkü oldukça rahat biriyim. Spontane davranmayı çok severim. Barcelona’ya gidip de kendimi 5 saat sokaklarda rastgele yürürken bulabiliyorum. Ünlü mimari şah eserler ve herkesin görmesi gereken yerlerden uzakta, sadece geziyor ve şehri hissediyor olduğum çok olmuştur.

Fotoğraf ve video çekmeyi seviyorum. Ancak bazen bunları çantamdan hiç çıkarmadan şehri veya anı yaşamak istediğim de olur. Ruhumu beslemeyi seviyorum. Şehrin kişiliğini hissetmek için insanlara yaklaşmayı, yerel insanlarla sohbet etmeyi seviyorum.

Fotoğraf çekmek, video çekmek, sokakları gezmek, yerel insanlarla tanışmak hatta onlara misafir olup onların kültürlerine yaklaşmak, tarihi ve kültürel değerleri olan yerleri ziyaret etmek tercihim. Bir blogger olduğum için bu seyahat tarzımı etkiliyor. https://yoldaolmak.com içerikleri, tamamen benim gezip gördüğüm yerlere ve deneyimlerime göre oluşuyor. Bu nedenle fotoğraflamak, videoları çekmek ve deneyimleri yazıya dökmek için bilgilere ihtiyaç duyuyorum. En önemlisi de gezip gördüğüm yerlerin duygularıma dokunması için ona yakın olmam gerekiyor.

Hostel-Nedir
Phuket Old Town’da bir hostel

Sırt çantalıların kendilerini ait hissettikleri bir mekan var mıdır?

Yol ve yolda olmak sırt çantalı seyahatin özünde yatan şey. Hostel nedir sırt çantalıların en gözde mekanı aslında. Burada kendileri gibi merakları peşinde olan insanlarla tanışma ve arkadaş olma fırsatı yakalıyorlar. couhsurfing.org, helpx.net gibi siteler yine gezginleri birleştiren bir çatı.

Ülkemizde ne yazık ki henüz gezginleri bir çatı altında toplayıp birlikte güzel şeylere imza atan bir oluşum ne yazık ki yok. Bu rolü üstlendiğini söyleyenlere baktığımızda dahi bir kaç sosyal medya paylaşımından ötesini göremiyoruz. Çünkü birçok kişi mevcut hayatını ve işini yaparken, kalan zaman üretim ve insanlara yardımcı olmaya yetmiyor.

Burada asıl görev üniversitelere ve sivil toplum örgütlerine düşüyor. Gelecekte seyahat etmeyi sevenleri tek açtı altında toplayacak, üretip, deneyimlerini paylaşamaları için organizasyonların olacağım bir şeyler düşünüyorum.

Çok yer gezip görmek tutkusu yanında; gezginlerin bana göre diğer bir sorumluluğu, edindiği deneyimlerle gençlerin elinden tutup onlara yol gösterme görevidir. Paylaşarak ilerleyebiliriz ve birlikte daha iyi işler başarabiliriz.

11 YORUMLAR

  1. Mükemmel bir röportaj olmuş. Bence gezmeyi seven biri bir yolunu bulup dünyanın bir ucundan diğer ucuna gitmeli.

  2. Aslolan niyet yani, öyle.

    Bizim toplumumuz için yaptığınız şu yoruma katılmamak mümkün değil… “Oysaki bizler öyle güvensiz insanlarız ki, çocukları değil böyle okyanus ötesine, çarşı pazara gönderirken bile denetliyor, baskı kuruyor, sınırlar çiziyoruz. Bu nedenle özgür birey yetişemiyor.

    Konfor sınırımız dar kaldığı için hostellerde başkalarıyla ortak oda paylaşmayı veya ortak banyo kullanmayı pek de kabul edemiyoruz. Keşfetme dürtüsü baskın geldiğinde bunların hepsini adım adım aşıyorsunuz. Bu da genellikle gelip paraya sıkışıyor zihnimizde ve çıkmaza giriyoruz. Oysa seyahat etmek sanıldığından daha kolay, güvenli ve ekonomik. Gereken şey araştırmak, okumak ve uygulamak sadece. Esnek olmamız gerekiyor.”

    Bir rahat bıraksalar çarşıya pazara giderken bile ufaktan gezgin olabilecez 🙂

  3. “Eğer seyahat etmeniz, farklı kültürlerle tanışmanız sizi daha iyi, daha bilgili, daha entelektüel, daha paylaşımcı yapmıyorsa bir şeyler eksik demektir.” işte bu kesinlikle doğru… Belki de o yüzden yalnız ya da 1-2 kişi ile gezmeyi seviyoruz biz gezginler…

  4. O kadar özgür hissederim ki her şeyi unuturum yolda küçük sırtçantamla:) küçücük dünyamı paylaşırım yolda tanıştıklarımla kocaman olurum severim yolda olmayı ben hem de cok.

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!