Lüksemburg ya da resmi adıyla Lüksemburg Büyük Dükalığı, 2 bin 586 kilometrekarelik yüzölçümü ile Avrupa‘nın en küçük ülkelerinden. Lüksemburg, etkileyici güzellikteki dağları, yemyeşil vadileri ve dolambaçlı nehirleri ile yabana atılacak gibi olmayan şahane doğal güzelliklere sahip.

Sarp bölgelere konuşlanmış şaraphaneler Moselle Nehri boyuna sıralanmış ve başkentte parıldayan camdan gökdelenler ilk bakışta Lüksemburg’u tüm güzelliklerin ve kültürlerin bir arada bulunduğu küçük bir paket gibi gözler önüne sunuyor. İsminin anlamı (Luxembourg) ‘Işıklı Ülke’ olan Lüksemburg, dünyada şu anda bağımsız olarak varlığını sürdüren ve dükalık sistemiyle yönetilen tek devlet.

lüksemburg

Krallık denemeyecek kadar az toprağa sahip olduğundan Büyük Dükalık ismini almış. Neredeyse İstanbul’un yarısı kadar olan yüzölçümü ve yaklaşık yarım milyon nüfusuyla Kuzeybatı Avrupa’da yer alan ülke, Fransa, Almanya, Belçika ile komşu, denize kıyısı olmayan küçük bir ülke. Avrupa Birliği’ne üye olan ülkenin başkenti de Lüksemburg şehri.

Lüksemburg her ne kadar yüzölçümü ile çok küçük bir ülke olsa da Avrupa’nın en zengin ülkesi ve Avrupa Birliği’nin kurucuları arasında. AB’yi kuran ülkelerden biri olması nedeniyle Avrupa’daki hemen tüm politik kararlarda çok güçlü bir konuma sahip ve birçok Avrupa enstitüsüne de ev sahipliği yapıyor.


Lüksemburg, tarih boyunca gösterdiği diplomatik başarılarla anılan bir ülke. Etrafında bulunan büyük ülkelerin arasında kaybolmaması ve lokasyon olarak tam Avrupa’nın kalbinde çok stratejik bir noktada bulunması bu küçük ülkeyi çok güçlü bir konuma getirdi.

Lüksemburg Gezi Rehberi

Lüksemburg’un başkenti ve ülkeyle aynı ismi taşıyan Lüksemburg şehri MS 963 yılında dev bir kale olarak kuruldu ve bu şekilde ülke doğmuş oldu. Bir dönem Lüksemburg şehri Avrupa’nın en güçlü kalesi olarak da biliniyordu.

Ülke 1867’de bağımsızlığını ilan etti ve düklük adına sadece çok küçük bir bölge kaldı. Kalan bu küçük bölgeye ekonomik olarak hayatta kalabilmek için çok iyi bakılması gerekiyordu ve bu görev olabilecek en iyi şekilde başarıldı. Yakın tarihe bakıldığında ise Lüksemburg uluslararası politika konusunda liderliği üstlendi ve Avrupa Birliği’ni kuran 6 devletten biri oldu.

Günümüzde Lüksemburg’un zengin ticaret geçmişi ve kozmopolit yapısının temel taşlarının ne kadar sağlam olduğu ülkenin her bir noktasında çok iyi şekilde anlaşılıyor. Yüzde olarak Avrupa’nın en fazla yabancıya sahip olan ülkesi olma unvanı bir yana, ülkedeki herkesin üç dil konuşuyor olması bile gelişmişlik konusunda fazlaca fikir veriyor.

Lüksemburg’un üç resmi dili var. Fransızca ile Almancanın karışımı bir gramer yapısına sahip olan Lüksemburgca ile Fransızca ve Almanca dilleri ülkenin 3 resmi dili. Ülkede yaşayanların büyük bölümü 3 dili de konuşabiliyor. Fransa sınırına yakın olan bölgelerde Fransızca, Almanya sınırına yakın olan bölgelerde ise Almanca dili baskın bir görünümde.

Avrupa’nın en düşük işsizlik oranına sahip olan ülkesi Lüksemburg’da, çalışan kesimin büyük bir bölümü de çevre ülkelerden araçlarıyla her gün işe gelip gidiyor. Küçük yüzölçümüne rağmen sunduğu güzellikler ile ziyaretçilere de muhteşem vakit geçirmeyi de garanti ediyor.

Ülkenin güneydoğu kıyısında Almanya sınırına gidildiğinde karşımıza eşsiz bir mikro iklim çıkıyor. Bu iklim Avrupa’nın en küçük şarap üretim merkezlerinden birine birçok ödüllü beyaz ve köpüklü şaraplar kazandırıyor. Sarp yamaç kenarlarını sonsuzluğa uzanırmışçasına üzüm bağları kaplıyor. Yazın ise bu bağlar zümrüt yeşili bir renge bürünüyor.

Moselle nehri Lüksemburg’un en lezzetli şaraplarının üretildiği bölgelerden geçiyor ve bölgedeki birçok şarap üretim merkezi çok küçük ücretler karşılığı ziyaretçilerine bu turları sunuyor. Küçük işletmeleri ziyaret etmeden önce çoğunlukla telefon ederek rezervasyon yapmanız gerekebiliyor. Lüksemburg Hakkında Bilgiler sayfasında da ülke hakkında daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

Lüksemburg Gezilecek Yerler

1. Lüksemburg şehri

lüksemburg rehberi

Ülke ile aynı isme sahip olan başkent Lüksemburg şehri, eski kiliseleri, taş sokakları, tarihi binaları ve Büyük Düklük Sarayı ile ziyaretçilerini mest ediyor. Şehir, Avrupa’da Fransa, Belçika ve Almanya’nın tam kesişme noktalarında yer aldığından dolayı stratejik olarak çok önemli bir yerde ve bu önem çağlar boyunca savaşlara neden oldu.

Pétrusse Vadisi boyunca uzanan tarihi şehrin eski yapıları, 17. yüzyılın başlarında inşa edilen Gotik mimari stiline sahip Notre-Dame Katedrali, Grand Ducal Sarayı ve etkileyici sokak manzarası, Adolphe Köprüsü ve Roosevelt Meydanı Lüksemburg şehrinde görülmesi gereken yerler. William Meydanı’nda çarşamba ve cumartesileri kurulan pazara denk gelirseniz kaçırmayın.

2. Müllerthal

Müllerthal

Lüksemburg’da ‘Küçük İsviçre’ olarak da bilinen Müllerthal, bölgesinin derin ormanları, kristal gibi berrak dereleri ve muhteşem ilginç kaya formasyonları ile doğa yürüyüşleri yapmak şahane bir yer. Ağaçlık vadiler ve parıl parıl nehirlerin bulunduğu yüksek bir platoda bulunduğundan dağ yürüyüşü severler için dünyanın en güzel rotalarından biri olarak biliniyor. Müllerthal bölgesinde Berdorf yakınlarında çok güzel tırmanış yerleri ve tesisleri bulunuyor.

Berdorf, Büyük Lüksemburg Dukalığı’nın en önemli turistik yerlerinden. Black Ernz, Sure ve Aesbach nehirlerine tepeden bakan bir vadide yer alan Berdorf, üç bin hektarlık bir orman arazisi içerisinde çok iyi şekilde korunmuş sayısız patikalar, vadiler ve yarıklar arasındaki yürüyüş yollarını oluşturuyor. Kaya tırmanışçıları için de oldukça popüler bir destinasyon.

Beufort, Mullerthal bölgesindeki platoda yer alıyor. En bilinen yeri ise neredeyse kusursuz bir şekle sahip olan on ikinci yüzyıl yapısı olan Beufort Kalesi ve Neo-Gotik kilisesi. Kalenin büyük bir kısmı günümüzde yaşama elverişsiz olsa da, keşfetmek için muhteşem bir yer. Ormanlık tepeler arasında bulunan birkaç patika yol çevre bölgelerin harika manzaralarını görebileceğiniz tepelere çıkıyor.

Beufort Kalesi ziyaret saatleri yaz dönemi (Nisan – Ekim) 09.00-18.00, kış dönemi (Kasım – Mart) 11.00-16.00. 24, 26 Aralık ve 1 Ocak’ta ziyarete kapalı. Beufort Kalesi giriş ücreti 5€, öğrenci ve çocuklara giriş ücretsiz.

3. Echternach

echternach

Müllerthal şehrinden biraz daha doğuya doğru gidildiğinde ise karşınıza Echternach kasabası çıkıyor. İsviçre’nin küçüğü olarak da bilinen şehirde taşlık dağlar, tepeler, ormanlar sürekli birbiri ile kesişen yürüyüş yolları doğa yürüyüşü ve bisiklet sevenler için adeta bir cennet ortamı yaratıyor. B-u film seti havasındaki kasabada tarihi Echternach’ın kuzeyindeki ormanlıklarda yürüyerek keşif yapmanız gerekiyor.

Ülkenin bu en eski şehrinin meydanının harika ve muhteşem de bir manastıra sahip. Buradaki 7. yüzyıla ait Benedictine Manastırı ve St. Willibrord Bazilikası görülmesi gereken yerler arasında. Her Salı günü düzenlenen oldukça renkli bir dini ayine ev sahipliği yapan kasabayı her yıl yüzlerce hacı ziyaret ediyor.

Benedictine Manastırı ziyaret saatleri nisan, mayıs, haziran ve ekim 10.00-12.00, 14.00-17.00, temmuz ve eylülde ise 10.00-17.00. Benedictine Manastırı giriş ücreti 3€, 60 yaş üzeri 1,50€, 21 yaş altına ücretsiz.

4. Ardenler

ardenler

Ardenler’de yüksek platolar, ormanlar, tepeler, gizli vadiler ve sayısız muhteşem manzaralarla karşılaşıyorsunuz. Bu bölgenin en bilinen özelliği II. Dünya Savaşı sırasında Hitlerin son büyük planını yaptığı yer olması. Sayısız kale, hisar ve çevresi taşla örülü çiftlikler her bir tepenin üzerinden yükseliyor. Lüksemburg’un en güzel şehirlerinden biri olan Wiltz, açık hava konserleri ve gösterileri ile de ünlü Ayrıca Wiltz Kalesi’ndeki Bulge Savaş Müzesi’ni de gezebilirsiniz.

Bulge Savaş Müzesi ziyaret saatleri temmuz ve ağustos aylarında haftanın her günü 09.00-18.00, yılın kalan bölümünde ise pazar günleri hariç 09.00-12.00, 14.00-17.00. Bulge Savaş Müzesi giriş ücreti 2,50€, sesli rehberli giriş 3,50€, 21 yaş altı ücretsiz.

Yüksek platolar ve akarsuların bulunduğu ve genellikle küçük İsviçre olarak da adlandırılan Ardenler, bisiklet sürmek, dağ yürüyüşleri ve kaya tırmanışları gibi aktiviteler için şahane bir coğrafya. Özellikle Obersauer ve Our Vadisi doğal parkları tabiat ile iç içe bir tatil yapmak isteyenler için ideal. Bu bölgede yapılabilecek çok sayıda outdoor aktivitesinin yanı sıra, bölgenin içerdiği Vianden, Clerf ve Bourscheid’daki birçok kale de keşfetmeye değer.

Bourscheid Kasabası, yüksek bir platoda, Sure ile Wark Nehirleri arasında yer alıyor. Ardennes’in bu bölgesi çoğunlukla masalsı güzelliğe sahip Bourscheid Kalesi’nin eski kalıntıları ile kaplı. Sure Nehrinin tam 137 metre üzerinde yer alan ve 10 yüzyıldan günümüze dek başarılı bir şekilde korunup restore edilen kaleyi, imkânınız varsa bir de gece görün. Işıklandırmalar eşliğinde asla unutamayacağınız bir görünüm sergiliyor.

Bourscheid Kalesi ziyaret saatleri 1 Nisan – 15 Ekim döneminde haftanın her günü 09.30-18.00, yılın kalan bölümünde ise 11.00-16.00. Bourscheid Kalesi giriş ücreti 2,50€, sesli rehberli giriş 3,50€, 21 yaş altı ücretsiz.

Sure Vadisindeki Michelau, Wark Vadisi’ndeki Welscheid ve platoda bulunan Kehmen gibi rotaları harika manzaralar eşliğinde takip edebilirsiniz. Yüzmek isteyenler için ise Bourcsheid-Plage ve Dirbach’da olmak üzere iki nehir plajı var.

5. Vianden

Vianden

Başkent dışında en popüler yer olan kuzeydoğudaki ortaçağ şehri Vianden, örme taş sokakları ve tepede bulunan kalesiyle Avrupa’nın birçok şehrini güzelliği ile kıskandırıyor. Vianden, 1,800 nüfusu ile Lüksemburg’un kuzeydoğusunda bulunan ve Oesling’de şehir statüsüne sahip olan bir komün.

Diekirch bölgesinin de parçası olan Vianden eyaletinin başkenti. Olağanüstü kalesi ve Our vadisindeki muhteşem lokasyonu ile biliniyor. Ortaçağ döneminde yapılmış olan kale, 19. yüzyılda restore edilmiş. Kaleye çıkan yollar ve patikalar son derece dikkat çekici olmakla birlikte yükseklik korkusu olanları zorlayacak bir deneyim. Victor Hugo’nun bir dönem kaldığı evi görebilir, Rodin tarafından yapılan büstü de inceleyebilirsiniz.

6. Yukarı Sure Ulusal Parkı

Sure Ulusal Parkı’nda (The Nature Park of the Upper Sûre) platolar, dar vadiler, ağaçlık yamaçlar ve Yukarı Sure Göl Barajı bulunuyor. Parkın rahatlatıcı, huzur veren atmosferinin yanı sıra, hem su sporları hem de vahşi yaşam ile eko turizme elverişliliği burayı popüler hale getiriyor. Rehberli ve rehbersiz sayısız yürüyüş turlarının düzenlendiği bölgede ayrıca Heykel Rotası da yeni eklenenlerden biri.

Diğer yandan dev rezervuarda güneş enerjisi ile çalışan tekne turlarına da katılabilirsiniz. Diğer aktiviteler arasında balık tutma, yüzme, denizcilik ve dalış gibi seçenekler bulunuyor. Kültürel miras konusunda da oldukça zengin olan Sure Ulusal Parkı’nın artık kullanılmayan kumaş değirmeninde, hem park hem de yerel bölge ile ilgili eşyaların bulunduğu müzeyi de ziyaret edebilirsiniz. Sure Ulusal Parkı ziyaret saatleri çarşamba günleri hariç haftanın 6 günü 10.00-18.00. Sure Ulusal Parkı’na giriş ücreti alınmıyor.

Aralarında Su-Sanatı Festivali’nin de bulunduğu, 200’den fazla müzisyenin ‘Rock’ın Klasik ile Buluşması’ temalı etkinlikte bir araya geldiği gösteriye de ev sahipliği yapan parkın yakınlarında görülmesi gereken bir diğer yer ise Esch-sur-Sure.

7. Esch-sur-Sûre

Esch-sur-Sure

Ülkenin kuzey batısında yer alan Sure Nehri’nin kenarına kurulu küçük köy Esch-sur-Sure, ülkenin en güzel tatil merkezlerinden biri. Wiltz Kantonuna bağlı olan köy 314 nüfusa sahip. Köyün el ilgi çekici yeri ise 1927’de yapılmış olan malikâne ve nehre tepeden bakan nefes kesici uçurumları.

Eğer su sporları ile ilgileniyorsanız Upper Sure Ulusal Parkı’nın muhteşem güzelliği içerisinde harika bir yapay göl bulunuyor. Aynı zamanda ülkenin tek içme suyu rezervuarı olma özelliğine de sahip. Lüksemburg’un Esch-sur-Sûre Köyü, el yapımı rengârenk mumları ile ünlü. Dekorasyona ve aroma terapiye meraklıysanız, 1885 yılından bu yana mum imalatı ile ün yapmış olan Esch-sur-Sure kasabasından rengârenk mumlar almak artık buraya gelenlerin bir geleneği gibi.

8. Clervaux

Clervaux
Clervaux Kalesi

Clervaux Kasabası, Lüksemburg gezilecek noktalar arasında. Çok derin ve dar bir vadide yer almasına rağmen 1910’da yapılan St. Maurice Benedikt Manastırı, Romanesk-Burgonya tarzı yapısı ile oldukça ilgi çekici. St. Maurice Benedikt Manastırı ziyaret saatleri pazar günleri hariç haftanın 6 günü 10.00-17.00. St. Maurice Benedikt Manastırı girişi ücretsiz.

Clervaux’daki ortaçağ kasaba pazarında görülecek ilk yer 12. yüzyıla ait bir kale. Günümüzde devlet dairelerine, turist merkezine, küçük bir savaş müzesine ve dünyaca ünlü bir sergisiye ev sahipliği yapıyor. Clervaux’da bulunan Edward Steichen’in ‘Family of Man’ sergisi olağanüstü. Dünyanın farklı yerlerinden çekilmiş 500 insanın fotoğraflarının sergilendiği ve tanıtımlarının yapıldığı sergi dünya mirasları listesinde yer alıyor.

9. Schengen

lüksemburg gezi rehberi

Lüksemburg, Fransa ve Almanya’nın anlaşmaya vardığı yer olarak tüm dünyada ismini duyuran kasaba, hem Almanya hem de Fransa ile komşu. 14 Haziran 1985’te Avrupa ülkeleri içerisinde sınırsız ve pasaportsuz seyahatin kapılarını açan Schengen anlaşmasının 1995 imzalandığı Schengen, küçük bir şarapçılık köyü aslında.

Burası bir anlamda, üç ülkenin topraklarının birleştiği sınırla, sınırsızlık arasında bir yer. Schengen’in, başyapıtlarından biri ise 1390’da yapılmış olan kalesi. Kale, 19. yüzyılda yeniden inşa edilmiş, günümüzde ise otel ve konferans salonu olarak kullanılıyor.

10. Larochette

larochette lüksemburg

Larochette ormanlık ağaçlar, kayalık ve dar bir vadi arasında kalmış eski bir kasaba. Kasabada yer alan iki kale, White Ernz Vadisi’nin tepesinde harika bir manzaraya sahip. Larochette’nin yansıttığı Orta Çağ atmosferi, yıl boyunca açık olan Endüstri Müzesi ve eski caddelerini süsleyen birçok tarihi anıt burayı mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri yapıyor.

Yürüyüş yapmayı sevenler için tam bir cennet olan kasaba her zorlukta yürüyüş yapmak isteyenleri fazlasıyla memnun edecek niteliklere sahip. Eğer yürüyüş sonunda harika bir manzara görmek istiyorsanız sizlere tavsiyemiz Meysembourg ve Nommerlayen Kaleleri’ne doğru gitmeniz. Kaleler ziyarete kapalı ancak avlusuna kadar gidebiliyorsunuz.

11. Moselle

Moselle, Wormeldang, Luxembourg
Moselle, Wormeldang, Luxembourg

Moselle bölgesi Lüksemburg’un doğu tarafında, Moselle Nehri’nin muhteşem görüntüsü eşliğinde misafirlerini karşılıyor. Moselle Nehri’nin kenarına kurulu pek çok sevimli kasabanın yer aldığı bölge, öylesine farklı bir görüntüye sahip ki keşfederken ayrılmak istemiyorsunuz.

Bölgenin bir diğer özelliği de yetiştirilen yöresel ürünlerle yapılan yemekleri. Bir zamanlar Romalılar tarafından da çok tercih edilen bir bölge olmasından dolayı hemen her yerde arkeolojik buluntulara rastlamak mümkün.

12. Mondorf-les-Bains

Mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri de Mondorf-les-Bains adındaki termal kaplıcaları ile meşhur küçük kasaba. Mondorf le Domaine Thermal’in en yeni özelliği, SPA kompleksi. İçerisinde sağlık merkezi, spor salonu ve otel bulunan kompleksin kaplıcaları 24°C sıcaklıkta ve tedavi edici özelliklere sahip.

Biraz rahatladıktan sonra Mondorf Parkı’nda bir yürüyüşe çıkarak ağaçlar ve çiçeklerin arasında huzurlu vakit geçirebilirsiniz. Görülmeye değer diğer yerler arasında on sekizinci yüzyıl eseri olan St. Michael Kilisesi ve şahane freskleri sayılabilir. St. Michael Kilisesi ziyaret saatleri pazar günleri hariç haftanın 6 günü 10.00-17.00. St. Michael Kilisesi girişi için ücret alınmıyor.

Lüksemburg yeme ve içme

Lüksemburg mutfağı, Fransız ve Alman mutfağının harika bir füzyonu ile damaklara hitap ediyor. Leziz f’rell am Reisleck’den Gromperekniddelen’e kadar birçok lezzeti tatmak mümkün. Bu yemeklerin hepsi muhteşem Riesling ya da Pinot Gris şarapları ile pişirildiğinden apayrı bir aromaya sahip. Vianden’in en meşhur yiyeceği ise sadece ceviz ile yapılan cevizli kek ve şekerlemeler. Alternatif olarak da salamura edilmiş ya da kurutulmuş Ardenler jambonu da denenebilir.

Lüksemburg mutfağı, Almanya’nın devasa porsiyonlar ile özel ve ihtişamlı Fransız-Belçika tarzını bir araya getiriyor. Yerel balıkların hazırlanışı ise nereye giderseniz gidin kusursuz denecek kadar başarılı, aynı şekilde hamur işi ve kekler de bir o kadar lezzetli. Nefis tatlılar ise yerel likörler eşliğinde servis ediliyor.

Lüksemburg spesiyaliteleri Fransız ve Alman mutfağının harika bir füzyonu ile damaklara hitap ediyor. Leziz f’rell am Reisleck’den Gromperekniddelen’e kadar birçok lezzeti tatmak mümkün.

Bu yemeklerin hepsi muhteşem Riesling ya da Pinot Gris şarapları ile pişirildiğinden apayrı bir aromaya sahip. Vianden’in en meşhur yiyeceği ise sadece ceviz ile yapılan cevizli kek ve şekerlemeler. Alternatif olarak da salamura edilmiş ya da kurutulmuş Ardenler jambonu da denenebilir.

Restoran ve barlar görünüş bakımından kuzey Avrupa’ya çok benziyor. Almanya’nın Mosel bölgesine yakın olan coğrafi konumuna rağmen Lüksemburg’un beyaz Moselle şarapları Fransa’nın Alsace bölgesini çağrıştırıyor. Genellikle Alsace’da olduğu gibi üzüm olarak Riesling, Pinot Blanc, Pinot Gris ve Gewürztraminer kullanıyorlar. Kalitesi genellikle kusursuz ve her geçen gün uluslararası arenada daha da çok tanınıyorlar.

Beyaz köpüklü şaraplar çok çok kaliteli olmakla birlikte genellikle yemek öncesinde içiliyor. Kırmızı şaraplar, özellikle Pinot Noir, çok az bulunuyor ancak her yıl kalitesini de yükseltiyor.

Küçük şaraphaneler kendi şişeleme tesisleri olmadığından dolayı büyük firmalar aracılığıyla satışlarını yapıyorlar ve o yüzden ülke çapında şarapların üzerinde Domaines de Vinsmoselle etiketini görmek mümkün. Bira da ülkenin bir diğer uzmanlık alanı sayılır ancak komşuları Almanya ve Belçika kadar başarılı olduklarını söylemek güç.

Chiggeri: Şarap çeşitliliği ile Guinness Rekorlar Kitabı’na giren bu restoran-cafe-bar dünya mutfağından çok özel lezzetler sunuyor. Şık ve özenle dekore edilmiş şahane bahçesinde şarap keyfi yapabilirsiniz. (Adres: 15, rue du Nord L-2229

Mosconi: Alzette Nehri’ne tepeden bakan konumuyla, Michelin yıldızlı bir İtalyan restoranı. Öğlen ve akşam saatlerinde hizmet veren restoranın ünlü şefi Illario Mosconi’nin bizzat kendisinin seçtiği ve İtalya’dan getirilen doğal malzemelerden yaptığı yemekleri tadın. (Adres: 13 Rue Munster L-2160)

Kamakura: Avrupa’nın göbeğinde Japon mutfağından lezzetler deneyimlemek isteyenler için en iyi mekanlardan biri. Ödüllü şefleri ve sıradışı sunumlarıyla farklılık yaratıyor. (Adres: 4 rue Munster, Luxembourg City)

Clairefontaine: Çok özel peynir çeşitleri ve ödüllü şarapların sunulduğu bu alakart restoranın menüsündeki her bir yemek adeta sanat eseri. Michelin yıldızlı bu restorana gitmek için önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. (Adres: Place de Clairefontaine 9 L-1341)

Golden Bean: Şehrin en iyi kahvesini, lezzetli pasta ve keklerini tadabileceğiniz bir mekan. (Adres: 23, rue Chimay L-1333)

luksemburg gezi blogu
Lüksemburg Şehri

Lüksemburg gece hayatı

Lüksemburg gece hayatı, bol bol dans edilebilecek kalabalık partilerin düzenlendiği gece kulüplerinden, yerel bira evlerinden ve İngiliz, İrlanda ve İskoç temalı spor barlarından oluşuyor.

Genel olarak renkli ve canlı bir atmosfere sahip olan Lüksemburg’da eğlencenin odak noktası Hamilus ve Kirchberg meydanları ile Hollerich ve Clausen bölgeleri. Açıldığı yıl olan 2008’den beri şehrin en popüler gece kulübü olan Rives de Clausen’in yanı sıra, The Tube, M Club, Seven Club, Magnum Club ve Marx Luxembourg da şehri ziyaret edenlerin uğrayabileceği prestijli eğlence mekânlarından bazıları.

Lüksemburg alışveriş

Hediyelik eşya almak için ise Asselborn stüdyolarında hazırlanmış olan cam üfleme ile yapılmış sanatsal parçalar ve işlemeli kâseler oldukça ilgi çekiyor. Nospelt ’in küçük mavi-beyaz toprak işi seramikleri kesinlikle çok ilgi çekecektir, aynı kuş düdüğü şeklindeki geleneksel aşk simgeleri gibi. Lüksemburg’un mutfak tadı çoğunlukla meyve ağırlıklı ve en üst düzey Moselle şaraplarına sahip. Şehir dışına çıktığınızda tekrar bulmak çok zor o yüzden yanınıza almayı unutmayın.

Porselen ve kristal satışı konusunda büyük bir isim olan Villeroy & Boch’un porselen fabrikası 2010 yılında kapanarak Asya’ya taşındı ancak dükkân ikinci el ve seri sonu ürünlerin satışı için halen açık. Villeroy & Boch’un şehir merkezinde bir dükkânı da bulunuyor.

Daha lüks alışveriş ve moda alışverişi için adres Lüksemburg’un merkezindeki Grand Rue. Uluslararası meşhur firmaların da bulunduğu bu bölge aynı zamanda 60’dan fazla dükkân ile en geniş alışveriş merkezi olma unvanına da sahip. Esch-sur-Alzette, Lüksemburg’un en büyük ikinci şehri, Belval Plaza adında bir alışveriş merkezine de sahip ve bu merkez de oldukça geniş ve büyük.

Pazartesileri 12.00-18.00 (dükkândan dükkana değişiyor). Lüksemburg’da ki bazı dükkânlar ve büyük AVM’ler daha geç saatlere kadar açık kalabiliyor. Daha küçük kasaba ve köylerdekiler ise 1-2 saatliğine öğle yemeği aralarına çıkıp dükkânı kapatabilir.

Lüksemburg’a ne zaman gidilir

Lüksemburg’un kesin olarak tanımlanabilen bir iklimi yok. Atlantik bölgesinin okyanus iklimi ile Doğu Avrupa ovasının kara iklimi arasında değişiyor. Kara iklimi etkisi kışın kuru ve sert soğuklar getirirken, okyanusun etkisi her mevsimde yağışlara neden oluyor. Mayıs’dan Ekim ortalarına kadar iklim ılıman, Haziran, Temmuz ve Ağustos en sıcak, Temmuz ve Ağustos genelde en güneşli aylar. Eylül ve Ekim Lüksemburg’da kendine özgü pastırma yazı olarak biliniyor.

Sıcak hava genellikle Mayıs ayından Eylül ayına kadar sürüyor. Kar ise çoğu zaman kış aylarında görülebiliyor, özellikle yüksek Ardenler bölgelerinde ve ülkenin kuzey yarısında. Eskiden daha fazla kar olduğundan günümüzde bu bilgi biraz daha değişti ve eski güvenini kaybetti. Tüm ülkede yapılan kayakçılık da yavaş yavaş yok olmaya yüz tuttu.

Kuzey bölgeler yıl boyunca güney bölgelere göre biraz daha yağışlı ve soğuk oluyor. Diğer tüm bölgelerde de görülen beklenmedik hava değişimleri artık ülkenin ikliminin ortalama bir tahminini çıkartmayı neredeyse imkansız kılıyor bu yüzden ziyaretçiler her ne zaman gelirse gelsin her türlü hava koşuluna hazır olmalılar.

Restoranlar, oteller ve turistik etkinlikler Lüksemburg şehrinde hemen hemen tüm yıl boyunca aktif ve belli bir düşük ya da yüksek sezon bulunmuyor. Ancak Haziran ayında düzenlenen Ulusal Gün, Easter ve Noel gibi günlerde her yer erken rezervasyon ile dolabiliyor, bu yüzden erken davranmak gerekiyor. Ülkenin diğer bölgeleri çok belirgin bir şekilde Ocak ve Şubat aylarında düşük sezon yaşıyor. Küçük oteller ve restoranlar kış boyunca kapalı kalıyor ve işletmelerin bazıları da günün sadece belli saatlerinde açık oluyor.

Sonbahar ayı özellikle ülkenin kuzey bölgelerini ziyaret etmek için çok güzel bir dönem olabiliyor. Yaprakların sararması, doğanın değişimi ve restoranların mevsimsel menüleri sunuyor olması bu dönemde gelmenin en büyük artıları olarak göze çarpıyor.

Lüksemburg nerede

lüksemburg haritası

Lüksemburg’a nasıl gidilir

Türkiye‘den Lüksemburg’a Türk Hava Yolları ve Lüksemburg’un resmi havayolu şirketi LUXAIR ile direkt uçuşları bulunuyor. İstanbul Havalimanı çıkışlı yolculuk yaklaşık 3 saat 30 dakika sürüyor. Pegasus ile Brüksel’e uçup Brüksel’den 3 saatlik tren yolculuğu ile Lüksemburg’a ulaşabilirsiniz. Ayrıca özellikle ucuz uçuşlar için kullanılan Almanya Frankfurt’da bulunan Hahn Havaalanı’ndan da Lüksemburg’a shuttle otobüsleri ile gidiliyor. Flibco firmasına ait bu otobüsler direkt Lüksemburg garına götürüyor.

Lüksemburg şehir merkezine 6 km uzaklıktaki Lüksemburg Havalimanı’ndan merkezine ulaşmak için otobüs, taksi ve araç kiralama seçenekleri bulunuyor. En uygun seçeneklerden toplu taşımada iki farklı otobüs hattı yer alıyor.

Biletlerinizi terminal binası önüne bulunan bilet makinesinden alın. 16 nolu Eurobus otobüsü hafta içi 10 dakika, hafta sonu 20 dakika arlıkla kalkıyor. 29 numaralı otobüsler ise hafta içi 15 dakika, hafta sonu 30 dakika arayla hizmet veriyor. Havalimanından merkez tren istasyonuna ortalama taksi ücreti ise 30€. Lüksemburg Nasıl Gidilir blog yazısımda ulaşım hakkında daha fazla bilgiler yazdım.

Lüksemburg‘a diğer Avrupa birliği ülkeleri gibi Schengen vizesi ile gidilebiliyor. Eğer bir Avrupa şehrindeyseniz Lüksemburg’a tren, otobüs veya uçak ile geçiş yapmanız mümkün.

💬 DÜŞÜNCELERİNİZİ BENİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!

Lütfen yorumunuzu yazın
Adınızı buraya yazın