Laos dünyanın en fakir bir ülkelerinden birisi. Başkent Vientiane bile, bildik manada şehir kavramından uzakta bir şehir. Şehri yürüyerek kolaylıkla bir uçtan diğer uca gezebilmek mümkün. Sandalın Şehri anlamında gelen Vientiane, 200.000 üzerinde nüfusa sahip olmasında rağmen şehirdeki yabancı ülke elçiliklerini çıkarsanız geriye sanki bir şey kalmayacakmış görünüyor.

Resmi adı Lao Demokratik Hhalk Cumhuriyeti olan Laos nüfusunun % 60’ı Budist, geriye kalan nüfus da eski animist inançlarına devam ediyorlar. Safran renkli kıyafetleriyle Budist rahipleri şehir ve kasabaların herhangi bir yerinde yürürken görebilmek mümkün. Tayland’ın Budist tapınakları gibi dolup taşmasa da Loaslular da sık sık tapınak ziyaretine gidiyorlar.

Ülkenin en büyük tapınağı olan That Luang,  ülkenin de sembolü olduğu gibi aynı zamanda Laos Budizminin de sembolü. Laoslular için bir gurur kaynağı olan tapınağı ülkenin paralarının üzerinde görebilmek mümkün. Geçmişte çok defa tadilat geçirmiş. Bunu kanıtlayacak herhangi bir delil bulunmasa da, Buda’nın göğüs kemiğini korumak için MÖ 3. yüzyılda bir tapınak olarak inşa edilmiş.

Altın renginde, dikdörtgen duvarlar şeklinde yükselen bir tapınak oldukça sade bir görünüm de bulunuyor. Diğer birçok Budist tapınağın aksine şatafatlı bir içyapı ve mimari bulunmuyor. Bir çeşit piramit benzeri bir yapıyı andırıyor. Dini ve ulusal günlerde tapınağı çevreleyen bahçede çimler üzerinde diz çöken halk, yüzlerini tapınağa çevirip dua ediyorlar.

Günlerimi İstanbul Restoranı‘nda geçirir olmuştum. Restoranın sahipleri İdris abi ve Songül abla, Sedat’ı ve beni pikniğe Budha Park’a götürdüler. Şehre bu kadar yakın olmasına ve çokça ziyaret alıyor olmasına rağmen, Budha Park’a giden yolun büyük bir kısmı bozuk ve topraktan oluşuyordu. Sepetimize doldurduğumuz güzel kahvaltılık peynir, zeytin, haşanmış yumurta ve sebzelerle çok güzel bir kahvaltı sofrası kurduk. Parkın hemen yanı başındaki büyük bir ağacın gölgesindeki masada çok keyifli ve güzel bir kahvaltı keyfi yaptık.

Şehrin 25 kilometre güneydoğusunda yer alan Buda Parkı, başkent Vientaine’nin en çok ilgi gören yerlerinden diğer biri. Park, süslü, estetik olduğu kadar, garip, ilginç insan, hayvan, tanrı ve şeytan figürleri ile dolu dev heykellerden oluşuyor.  Parka ilk geldiğinizde kendinizi sanki antik bir keşfin içerisinde dolaşıyor hissine kapılacaksınız, ancak Luang Pu adında bir Budist rahibin henüz 1958 yılında inşa ettiği park, bildiğiniz betondan yapılma. Şiva, Vişnu ve Arcuna ve Buda tasvirleri parkı süslüyor.

Parkın en çok ilgi çeken yeri ise, Dünya, Cennet ve Cehennemi tasvir eden dev balkabağı görünümündeki heykel.  3 metre yüksekliğindeki şeytan kafasını temsil eden yere, heykelin ağzı konumundaki yerden giriyorsunuz. Labirent görünümde olsa da merdivenlerle üst kata çıkılabiliyor. Her merdiven cennete giden yolu tasvir ediyor. Buradan parkta yer alan 200’den fazla heykel ve figürlerin şahane görüntüsü izlenebiliyor. Parktaki ilgi çeken diğer bir heykel ise 120 metre uzunluğuyla yatan Buda.

Milyonlarca ton bombanın düştüğü bu topraklar daha yeni yeni yabancı gezginleri ağırlıyor. Akşamla birlikte havanın serinlemesiyle sokaklar turistlerle dolup taşıyor. Şehrin kalbi Mekong Nehri çevresinde atıyor. Günbatımına doğru işlerini bitiren veya okuldan çıkan Laoslu gençler, Mekong boyunca uzanan yürüyüş yoluna veya parklara akıyor. Laos’taki son günüm de ben de o kalabalığın arasına karışıp Mekong Nehri üzerinden günbatımını izliyordum.

Day 594: Laos:26. Vientiane. 18 Mart 2012 Pazar

1 YORUM

DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞIN, YORUM YAZIN!